T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : REYHANLI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2022
DAVACI : K1-N1
VEKİLİ :
Av.
K2
DAVALI : K3- -N2
VEKİLİ :
Av.
K4
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Önalım Hakkından Kaynaklanan)
Reyhanlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/12/2022 tarih ve 2022/243 Esas 2022/601 Karar sayılı dosyasında verilen karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; “Müvekkil Reyhanlı ilçesi Uzunköy A1 köyü 122 ada 7 parsel nolu tarla vasfında ki taşınmaz da hissedardır. Bu hissedarlığı 2016 yılından bu yana sürmek te ve bu taşınmaz da tek başına zilliyet olarak kullanmaktadır. Kısacası söz konusu taşınmaz da fiili veya rızai bir taksim söz konusu değildir. 2-Davalı K3 Müvekkilin hissedar olduğu dava konusu Uzunköy A1 köyü 122 ada 7 parsel nolu tarla vasfında ki taşınmazda 25.04.2021 tarih ve 5989 yevmiyeli satış işylemi ile 280.000 TL bedelle hisse satın almıştır. Dinleteceğimiz şahitler ve Sayın Mahkemenin yapacağı keşif sonrası ayrıca diğer deliller ile ispat edeceğiz ki davalı da taşınmazı 200.000 TL bedelle satın almış ve fakat şufa hakkını engellemek için satış bedelini 280.000 TL olarak göstermiştir. 3-Sayın Mahkemenin takdir edeceği üzere Müvekkil söz konusu taşınmaz da hissedar olarak ön alım hakkı sahibidir. Zira satın alan davalı dahi bu güne kadar söz konusu taşınmaz da zilliyet olmamış veya olma girişiminde dahi bulunmamıştır. Kısacası müvekkil ön alım hakkı sahibi olarak hakkını kullanmak istemektedir. Sayın mahkemece yapılacak keşif ve alınacak bilirkişi raporları ile birlikte dinlenecek tanık beyanları ile de değerinin tespit edilmesi üzerine Sayın Mahkemece verilecek süre içerisinde, müvekkil şufa bedelini ve diğer bedelleri ödemeye hazırdır. Arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Mahkemenin resen dikkate alacağı nedenlerle dava konusu edilen Reyhanlı ilçesi Uzunköy A1 köyü 122 ada 7 parsel sayılı taşınmazda davalı adına yapılan 25.04.2021 tarih ve 5989 yevmiyeli satış işleminin iptali ile taşınmazın bu hissesinin müvekkil adına kayıt ve tesciline, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz.” demiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davaya konu Reyhanlı ilçesi Uzunköy A1 köyü 122 ada 7 parsel sayılı taşınmazın daha önce Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/227 esas ve 2022/161 sayılı ilamı ile davacı tarafın feragat dilekçesi ile davanın kapatıldığını ve kararın 12/05/2022 kesinleştiğini, feragatin kesin hüküm sonuçlarını doğurduğunu, bu nedenle davanın usulden reddi ile yargılama giderleri ve ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Yerel Mahkeme yaptığı yargılama neticesinde;
”
114/1-i uyarınca “Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması” gerekmekte olup, iş bu eldeki davanın
Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/227 esas ve 2022/161 Karar sayılı ilamı ile kesinleşmiş olduğu” gerekçesi ile,
”
1-Davanın Dava Şartı Yokluğu Nedeni ile Reddine,
” dair hüküm tesis etmiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk açılan davadan feragat edilmiş olması nedeniyle davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verildiğini, mahkemece feragatin yanlış değerlendirildiğini, davacı vekilinin iradesinin davadan feragat etmeye yönelik olmadığını, duruşma açılmasını isterken amacının yargılamaya devam edilmesi olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava Tapu İptali Ve Tescil ( Önalım Hakkından Kaynaklanan ) davasıdır.
Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;
Dava; önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali istemine ilişkindir.
Önalım hakkı; paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda payın 3. kişiye satılması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın 3. kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Türk Medeni Kanunun 734. maddesi uyarınca önalım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilmeden önce satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini hakim tarafından belirlenen süre içinde hakimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür.
Davalının payın devrine ilişkin resmi senetle yapılan satış akdinin tarafı olduğundan kendi muvazaasına dayanamayacağından gerçek satış bedelinin tapuda gösterilen bedelden daha fazla olduğu yönündeki bedelde muvazaa savunması dinlenemez. Bu nedenle davalının resmi senette ödemiş olduğu gösterilen satış bedeli ile tapu harç ve masraflarından oluşan önalım bedelini ödemek suretiyle davacıya önalım hakkı kullandırılabilir.
Gerçek bir satışın söz konusu olmadığı, satım niteliğinde olmayan temliklerde ise 20/03/1957 tarih 1956/12 Esas 1957/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca miras hukukundan kaynaklanan amaçlarla yapılan bedelsiz satışların gerçekte bağış işlemi olmasına rağmen satış işlemi olarak gösterildiği, “Müşterek mülkün hissedarı hissesini karı, kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik etmesi halinde şeklen satış akdi bulunsa bile hakikatte satıştan gayrı miras hukukuna müteferri maksatların veya hibe gibi mülahazaların hakim olduğu ahvalde Medeni Kanunun hakiki satışlarda kabul eylediği şufa hakkının cereyan etmeyeceğine” ilişkin içtihat metni de göz önünde bulundurulduğunda bedel karşılığı olmayan satışların akrabalık münasebeti sebebiyle bağış kabul edilmesi gerektiği, bağış amacıyla yapılan bu satışlarda ise önalım hakkının kullanılamayacağı anlaşılmaktadır.
Önalım davasına konu olan payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilerek her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yerin ve bu yere tekabül eden payın bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarih ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemecede kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için, taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşlar tarafından fiilen kullanılan bölümleri olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edilmektedir.
Somut olayda, önalım davasına ilişkin yukarıda belirtilen açıklamalar yapıldıktan sonra dosya kapsamında yapılan incelemede ilk derece mahkemesince davacı tarafından açılan davanın daha önce yetkisiz mahkeme olan Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı ve Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davadan feragat edilmesi nedeniyle kesin hükmün dava şartlarından olup kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından yetkisiz Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış olan davadan feragat edildiği ve bu sebeple açılan bu davanın feragat nedeniyle reddedildiği anlaşılmış ise de Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/227 Esas sayılı dosyası uyap dosya inceleme menüsü aracılığı ile incelenmiş davacı vekilinin feragat talebine ilişkin dilekçesi incelendiğinde yetkili mahkemeye başvurmak üzere açılan davadan feragat edildiğine ilişkin beyanda bulunulduğu görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nun 307.maddesi uyarınca feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu şeklinde düzenlenmiştir. HMK’nun 309.maddesinde ise feragat ve kabulün şekli başlığı ile “Feragat ve Kabul dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve Kabulün hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde feragat edilen veya kabul edilen kısmın dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul kayıtsız ve şartsız olmalıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede ise davacının açmış olduğu ilk davada yetkili mahkemeye başvuracağını beyan ederek yapmış olduğu feragat beyanı kayıtsız ve şartsız feragat niteliğinde olmadığından kesin hüküm nedeniyle dava şartı bulunmadığından davanın reddine ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı görülmüştür.
Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece verilen kararın yukarıdaki açıklamalar ile usul ve yasalara uygun olmadığı görülmüş olup, daha önce açılan dava sebebiyle kayıtsız ve şartsız bir feragat beyanı olmadığından kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceğinden davacının yeniden açtığı bu davada delillerinin toplanarak talebinin değerlendirilip yargılama sonucunda oluşacak kanaate göre karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK’nın 353/1-a-4. maddesine göre kararın kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/: Gerekçesi Açıklandığı Üzere;
1-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun
KABULÜ ile HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince Reyhanlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/12/2022 tarih ve 2022/243 Esas 2022/601 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
2-
Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine
İADESİNE,
3-
Davacı tarafça yatırılan 671,90 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4-
Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin yeniden yargılama yapacak ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
5-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair; dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliğiyle HMK 362/1-a maddesi gereği kesin olmak üzere karar verildi.20/11/2023
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe