Adana BAM, 3. HD., E. 2020/566 K. 2021/503 T. 9.3.2021

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 49, TBK Madde 51, TBK Madde 58
İlgili madde: TMK Madde 4

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:

ADANA 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

05/11/2019

NUMARASI :

2017/251 Esas, 2019/170Karar

DAVACI :K1N1 – A5

VEKİLİ:

Av. K6

A7

DAVALI :K7-N4 – A2

VEKİLLERİ:

1- Av. K2- A3

2- Av. K3 – A4

DAVA :

Manevi Tazminat (Kişilik Haklarına Saldırı Nedenli)

Adana 7. Asliye HukukMahkemesinin 05/11/2019 tarih ve 2017/251 Esas, 2019/170 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile yaklaşık 10 yıllık duygusal bir birliktelik yaşayan davacının davalıdan ayrılması ve bir süre sonra başka birisiyle nişanlanması üzerine davalının durumu kabullenemediğini, bazen telefonla bazen de davacının işyerine gelerek galiz küfürler ettiğini, davalının aynı zamanda davacının o dönemde nişanlısı hali hazırda kocası olan K4’yu da telefonla arayarak ölümle tehdit ve hakaret ettiğini, davalının, davacıyı ve eşini ölümle tehdit etmek ve hakaret suçlarından ayrı ayrı cezalandırıldığını, mahkumiyet hükmünün kesinleştiğini, davacının anılan haksız eylemler olduğu sırada büyük korku ve endişe yaşadığını, müteaddit defalar 3-4 günlük sürelerle işyerini kapatmak zorunda kaldığını, işyerinin çevresinde saygınlığını kaybettiğini ve nihayetinde işyerini kapatmak zorunda kaldığını, davalının, davacıya ait işyerinin içinde ve önünde, alenen ve herkesin duyabileceği şekilde tahkir ve tezyif edici sözlerle, hakaret ve tehdit etmesinin davacının nişanlısına da aynı şekilde tehdit ve hakaret şeklinde haksız eylemde bulunması nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bildirilen olaylarda davalının bir kusuru bulunmadığını, davacı ile davalının geçmişte olan duygusal bağları nedeniyle tanıştıklarını, tarafların sekiz yıl süren ilişkilerinin dava tarihinden yaklaşık iki yıl önce sona erdiğini, tarafların gönül ilişkilerinin bitmesinin ardından davalıyı arayarak borç olmak kaydı ile Şanlıurfa’da satışa çıkan bir aracı satın almak istediğini, araç bedelinin bir kısmını davalının ödemesini, kendisine kredi çıktığı anda borcunu ödeyeceğini bildirdiğini, davalının yaşadığı il olan Şanlıurfa’da bulunan F2 İnşaat Otomotiv unvanlı bir firma aracılığıyla satılığa çıkarılmış olan N3 plakalı 2012 model X2 marka aracın alınmasına davalının böylece dahil olduğunu, davalının F2 Otomotiv’e araç bedelini ödediğini, sonuç olarak adı geçen firma çalışanlarının vekaleti ile alım-satım işlemlerinin gerçekleşmesi ile aracın davacı üzerine tescil edildiğini, davacının aracı otomotiv firması çalışan ve sahipleri ile hiç karşılaşmadan tüm işlemleri davalının halletmesi ile teslim edildiğini, davacının borç kaydıyla olmasına rağmen ödeme yapmadığını, bu nedenle Adana 8. İcra Müdürlüğünün 2015/5535 sayılı icra takibinin başlatıldığını, davacı tarafın ise davalı aleyhine şikayetlerde bulunarak açılan takibe borçlu olmadığından bahisle itiraz ettiğini, davalının, ilişkileri devam ettiği süreçte pek çok kere davacıya maddi destekte bulunduğunu, davalıya işyeri açtığını ve yıllarca kirasını ödediğini, istediği her şeyi satın aldığını ve her parayı verdiğini, dava edilen tutarın ise taraflar ayrıldıktan sonra ve borç olarak alınan meblağ olduğunu, davacının başka biri ile birlikte iken tarafların bir yıl önce ayrılmış iken davalının, davacıya bağış yapması için bir neden bulunmadığını, davalının kışkırtıldığını, adeta suç işlemeye teşvik edildiğini, davacının taleplerinin yerinde olmadığını, manen yıpranma iddiasının gerçeği yansıtmadığını, manevi tazminat şartlarının gerçekleşmediğini, davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; 1.500,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili süresi içerisinde verdiği istinaf dilekçesinde; tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları dikkate alındığında mahkemece hükmolunan manevi tazminatın çok düşük olduğunu, belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Karara karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ile davalı geçmişte olan duygusal bağlantıları nedeni ile tanıştığını, tarafların sekiz yıl süren ilişkileri yaklaşık dava tarihinden iki yıl önce sona erdiğini, davalı müvekkilini arayarak borç olmak kaydı ile şimdilik araç bedelini müvekkilin ödemesini istediğini kendisine kredi kuruluşu tarafından ödeme yapıldığı anda borcunu ödeyeceğini bildirdiğini, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu davalıya borç olarak vermiş bulunduğu takip konusu miktarı geri talep ettiğini ve akabinde ceza dosyası içeriğine girdiğini, müvekkilinin tahrik edildiğini, kışkırtıldığını ve suç işlemeye teşvik edildiğini, şuç işleme kastı ile hareket etmediğini, müvekkiline olan borcunu bir ay sonra ödeyeceğini bildiren davacının ödeme yapmadığını, taraflar arasındaki süreçte manen yıpranan tarafın müvekkili olduğunu, bu nedenle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi için yasal şartların mevcut olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, haksız fiil nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; 1.500,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş,
Davalı vekilinin manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede;

Davalı vekili istinaf dilekçesinde her ne kadar taraflar arasındaki süreçte manen yıpranan tarafın müvekkili olduğunu, bu nedenle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi için yasal şartların mevcut olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiş ise de, Adana 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/298 Esas 2016/336 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davalının davacıya yönelik tehdit ve hakaret eylemini gerçekleştirdiği, davalınnı hakim huzurunda vermiş olduğu ifadesinde davacı K5’e yönelikleri haksız fiil niteliğindeki eylemleri gerçekleştirdiğini kabul ettiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 6098 Sayılı TBK 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 58. maddesine göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir
Türk Medeni Kanunu’nun 24. Maddesi ve Borçlar Kanunu’nun 49.ve TBK 58. Maddesi gereğince kişisel değerlere saldırı halinde manevi tazminata hükmedilmesi için; Kişilik haklarına saldırının bulunması, saldırının hukuka aykırı olması, kişinin haksız olan eylemden dolayı manevi zarara uğramış olması gerekir. Bu üç şartın bir arada olması halinde kişinin kişilik haklarına haksız saldırı nedeniyle manevi tazminat sorumluluğu doğabilecektir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davalının davacıya yönelik söylemlerinin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu bu kapsamda davacının davalıdan manevi tazminat istemekte haklı olduğu anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı ve davalı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede,
Tarafların takdir edilen manevi tazminatın tutarına yönelik istinaf başvurusu incelendiğinde, kişilik hakları saldırıya uğrayan kimse Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmü uyarınca manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanunun 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür.

Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Somut olayda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, paranın satın alma gücü, olay tarihi,olayların gelişim şekli davalını kastının yoğunluğu TMK 4 maddesindeki hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında mahkemesince takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu anlaşılmakla belirlenen tazminatın arttırılması gerektiği kanaatine varılmış, bu nedenle davacı vekilinin manevi tazminat miktarının düşük olduğu yönündeki istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HMK 353/1-b-2 maddesine göre” Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında” duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE;

1-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, Adana 7. Asliye HukukMahkemesinin 05/11/2019 tarih ve 2017/251 Esas, 2019/170 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere
KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;

2-
DAVANIN KABULÜ İLE;

5.000,00 TLmanevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 25/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 341,55 TL harçtan peşin alınan 85,39 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 256,16 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

4-Davacı tarafından yatırılan 85,39 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

5-Davacı tarafından yargılama aşamasında harcaması yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 47,00 TL tebligat gideri ve 42,70 TL posta gideri olmak üzere toplam 121,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6- Davacı yan kendisini bir vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT gereğince belirlenen 4.080,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine

7-HMK’nın333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri bakımından;

8-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

9-Harçlar Kanunu gereğince alınması davalıdan alınması gereken gereken 341,55-TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 80,40 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 261,15 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

10-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

11-Kesin olan iş bu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

12-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

13-Davacı tarafından harcaması yapılan tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 119,00 TL istinaf giderinin giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş sekiz bin altı yüz otuz (78.630,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.09/03/2021

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!