İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA :
Manevi Tazminat
Mersin 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/07/2019 tarih ve 2018/200Esas, 2019/246 Kararsayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
20/11/2014 tarihinde davalı K1’in sevk ve idaresindeki N2 plakalı otobüs ile davacının sevk ve idaresindeki N1 plakalı aracın çarpışması sonucu davacının yaralandığını, davalı K1’in bu kaza sebebi ile Mersin 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/139 Esas sayılı dosyasında yargılandığını ve ceza aldığını, davacının X1 Üniversitesi X2 Tıp Fakültesi Başhekimliğinden aldığı 27/11/2015 tarihli maluliyet raporu ile maluliyet oranının % 23 olarak belirlendiğini, davacının kaza sonrasında hem bedenen hem de ruhen çöküntüye uğradığını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı K1 cevap dilekçesinde özetle;
20/11/2014 tarihinde davalı taraf ile karışmış olduğu trafik kazası neticesinde hakkında ceza davası açıldığını, yerel mahkeme tarafından karar verildiğini, kararın tarafınca temyiz edildiğini, dosyanın kesinleşmediğini, ceza dosyanın Yargıtay’dan döşününün beklenmesini talep ettiğini, davacı tarafından istenilen tazminatın fahiş olduğunu, davacının talep ettiği tazminata hükmedilmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, ceza davasında yeterince örselenmiş olduğunu, hakkaniyete aykırı bilirkişi raporuyla henüz kesinleşmemiş ise de ceza verilmeşi olmasının şahsını hezimete uğrattığını, bu durumun özel hayatını etkilediğini, dava konusu olayda davacının mağduriyetini aşmış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı
F1 B ilişim Taş. Tur. Tem. Gıda İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle;
20/11/2014 tarihinde davalı şirket firmasına ait olan N2 plakalı K1’in sevk ve idaresindeki N1 plakalı araç ile çarpıştığını, yaralamı trafik kazası meydana geldiğini, Mersin 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/139-2015/444 E.K. Sayılı dosyası ile diğer davalı K1’in yargılandığını ve ceza aldığını, dosyanın davalı tarafından temyiz edildiğini, kesinleşmediğini, davacının maluliyete ilişkin aldığı raporun oluşa ve dosya kapsamına uygun olmadığını, davacının kaza nedeniyle yaralanmasının vücut bütünlüğünü bozmadığını, herhangi bir organının işlevini bozmadığını ya da zayıflamasına neden olmadığını, talep edilen manevi zarar tutarının göz önüne alındığında amacın manevi huzuru gerçekleştirmeye yönelik olmadığını, fahiş olduğunu, ceza dosyasında yargılama sırasında alının kusur durumuna ilişkin rapordan davalı şirketin haberinin olmadığını, davacının günlük hayatında dahi her türlü ihtiyacını hiçbir zorluk çekmeden karşıladığını, maluliyet durumunun isabetli olmadığının açık olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı asil K1 süresi içerisinde verdiği istinaf dilekçesinde; açılan ceza davası ile ilgili Mersin 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/139 Esas 2015/444 Karar sayılı dosyası temyiz edilmiş olup, henüz temyiz incelemesinde olduğunu, Ankara Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığından alınan 19/03/2018 tarihli kusur oranlarının tespitine ilişkin raporun eksik ve objektiflik yetkisinden yoksun olarak düzenlendiğini, söz konusu raporda ceza dosyası içerisinde bulunan bilirkişi raporu, beyanlar esas alınarak kusur oranı tespiti yapıldığını, mahkemece tayin edilen manevi tazminat miktarının yüksek ve fahiş olduğunu, davacıyı zenginleştirici nitelikte olduğunu, mahkemece mali ve sosyal durum araştırılırken hataya düşüldüğünü belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı F1 Bilişim Taş. Tur. Tem. Gıd. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti vekili süresi içerisinde verdiği istinaf dilekçesinde;
Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığınca düzenlenen 19/03/2018 tarihli bilirkişi raporunun eksik ve objektiflik yetkisinden yoksun olduğunu, söz konusu raporda ceza dosyası içerisinde bulunan bilirkişi raporu, beyanlar esas alınarak kusur oranı tespiti yapıldığını, açılan ceza davası ile ilgili Mersin 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/139 Esas 2015/444 Karar sayılı dosyası temyiz edilmiş olup henüz kesinleşmediğini, ayrıca söz konusu raporda iki tarafında kusurlu olduğunu gösterir kaza tespit tutanağının dikkate alınmadığını, mahkemece hükmolunan manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinaf dilekçelerine karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR:
Meydana gelen kazada tarafların kusur oranlarının ne olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı ve hükmolunan manevi tazminatın amacına ve ilkelerine uygun olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
DELİLLER:
Tarafların sosyal ekonomik araştırmaları, Mersin 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/389 Esas sayılı dosyası ile Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Bilirkişi Kurulunca düzenlenen 15/08/2017 tarihli maluliyet raporu, Mersin 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/10/2015 tarih, 2015/139-2015/444 E. K. sayılı dosyası, Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen 25/08/2015 tarihli rapor, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen 23/01/2019 tarihli rapor.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/2.maddesi uyarınca davacının yaralanması nedeniyle açılmış olan manevi tazminat davasıdır.
Davalı şirket ve davalı K1’in 20/11/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında tarafların belirlenen kusur oranlarına yönelik olarak yapılan istinaf incelemesinde;
20/11/2014 tarihinde davalı K1’in sevk ve idaresindeki otobüsün davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması neticesinde davacının yaralandığı, kazanın oluşumunda kaza sonrasında yapılan soruşturma neticesinde açılan kamu davasında davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, davacının ise kusursuz olduğu Mersin 21. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasında alınan kusur raporundan anlaşılmaktadır. Kaza sırasında davalı K1’in kendi sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken sola dönüş yapmak istediği sırada durup yolun sol tarafını kontrol etmeksizin kontrolsüz bir şekilde yolun soluna doğru hareket etmesi neticesinde kendi istikametinde seyir halinde bulunan davacının sevk ve idaresindeki düz devam etmekte olan aracın önünü kapatması neticesinde kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Söz konusu husus Mersin 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/139 – 444 Esas Karar sayılı dosyasında da maddi olgu olarak kabul edilmiştir. Kazanın bu şekilde gerçekleştiğinin kabul edilmesi karşısında davacının kendi sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken önündeki davalı sürücü tarafından seyir halinde olan aracın birden bire kendi şeridini kapatması neticesinde meydana gelen kazada davacı sürücünün kusurlu olarak kabulü mümkün değildir. Bu yönü ile mahkemesince bu husus kabul edilerek davalının tam kusurlu davacının ise kusursuz olarak kabulünde herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır. Öte yandan davalı şirket ve davalı sürücü K1 tarafından ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında kusur durumun kabul etmediklerini beyan etmiş iseler de kazanın asliye ceza mahkemesinde kabul edildiği halinden farklı bir şekilde gerçekleştiğine ilişkin olarak herhangi bir delil ve tanık beyanı sunmamışlardır. Ayırca davalılar Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde verilen hükmün kesinleşmediği ileri sürülmüş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin kararı hukuk hakimini bağlamaz ve hukuk hakimi ceza dosyasında belirlenecek kusur oranı ve beraat kararı ile bağlı değildir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre H.A.G.B. kararları teknik anlamda mahkumiyet ilamı değildir. Bu sebeple söz konusu karar hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte değildir. Bu kapsamda hukuk hakiminin delilleri serbestçe değerlendirmesi gerekmektedir. buna göre eldeki dosyaya baktığımızda Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde dosya davacısı bakımından beraat kararı verilmiş olup, davalımız yönünden ise neticeten taksirle yaralamaya sebebiyet vermekten 1 yıl 8 ay hapis cezası verilmiş olup bu ceza ertelenmiştir . Asliye Ceza Mahkemesince verilen söz konusu karar davalı K1 tarafından temyiz edilmiş olup davacı Kazım hakkında verilen beraat kararı ise kesinleşmiştir. Anılan ceza dosyasında davalının sadece kusur durumuna yönelik itirazlarının olduğu kazanın oluşumuna dair farklı bir iddiasının bulunmadığı anlaşılmakla Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı K1 ve davalı şirket vekili tarafından manevi tazminatın miktarına yönelik yapılan istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6098 TBK’nın 56/2. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olayda 20/11/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, maluliyetinin olmadığı, 6 ay iyileşme süresinin olduğu, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, yaralanmasının niteliği, paranın satın alma gücü, davacıda kalıcı bir maluliyetin bulunmaması ve TMK 4 maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yüksek olduğu, bir miktar indirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davalı K1 ve davalı F1 Bilişim …. Ltd. şti’nin bu yöndeki istinaf sebebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davalı asil
K1 ve davalı
F1Bilişim
TaşımacılıkTurizmTemizlikGıdaİnşaatSanayiveTicaretLtd. Şti vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE;
1-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, Mersin 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/07/2019 tarih ve 2018/200Esas, 2019/246 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere
KALDIRILMASINA,
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
2-
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
-10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 683,10 TL harçtan peşin alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile fazla yatan 170,78 TL harcın takip kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP sisteminde belirtilen 853,88 TL peşin harç, ile 564,50 TL adli tıp fatura bedeli ile 330,60 TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 1.748,98 TL yargılama giderinden kabul ret oranı dikkate alınarak 349,79 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca davacı lehine 3.400,00 TL vekalet ücreti takdirine, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı F1 Bilişim Taş. Tur. Tem. Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti kendisini vekille temsil ettirdiğinden, manevi tazminatın reddolunan kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı F1 Bilişim Taş. Tur. Tem. Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti’neverilmesine,
7-HMK’nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri bakımından;
8-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-Kesin olan iş bu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
10-Davalı F1 Bilişim Taş. Tur. Tem. Gıda İnş. San. Ve Tic. Ltd. Ştitarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
11-Davalı K1 tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
12-Davalı F1 Bilişim Taş. Tur. Tem. Gıda İnş. San. Ve Tic. Ltd. Ştitarafından harcaması yapılan 40,50 TL istinafa dosya gönderme giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 32,40 TL’sinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.22/06/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe