Adana BAM, 3. HD., E. 2019/1357 K. 2020/418 T. 3.3.2020

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 165, TBK Madde 164, TBK Madde 168

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVA :

Tazminat (Trafik Kazası Nedenli)

Erzin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 05/03/2019 tarih ve 2014/1524 Esas ve 2019/51 Kararsayılı kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının sevk ve idaresindeki N1 plakalı aracın müvekkile ait motorlu bisiklete çarpması neticesinde müvekkilin yaralandığını, kaza nedeniyle müvekkilin uğradığı maddi ve manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilin kusuru bulunmadığını, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 55.869,96 TL nin kaza tarihi olan 10/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00TL nin kaza tarihi olan 10/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı

K1 vekilinin süresi içerisinde vermiş olduğu istinaf dilekçesi ile; kusur raporlarında müvekkilinin asli % 75 kusurlu bulunduğunu, mahkemede ısrarla müvekkili aracı ile her ne kadar kendi istikametine göre soldaki sokağa dönüş yapmak istese ve bunun için davacının motorsikletinin şeridinden geçerken kaza meydana gelse de olayın akşam vakti hava kararmışken ve davacı hurdaya ayrılmış ışıkları ve fren tertibatı da bulunmayan motorsiklette üç kişinin bindiğini ve süratli bir şekilde müvekkilinin aracına çarpması sebebi ile davacının motorsikleti karanlık bir vakitte görünmeyen bir araç durumda bulunması sebebi ile bu durumun tarafların kusur oranlarına etkisi konusunda rapor alınmamış olduğunu ve eksik inceleme yapıldığını, davanın F1 sigortaya ihbarını talep etmeleri üzerine davanın F1 Sigortaya ihbar edildiğini, davacının F1 Sigortadan ödeme aldığının anlaşıldığını, yalnız bu ödemeyi alırken hangi hukuki işlemi yaptığının anlaşılamadığını, davacının dava açarken sigorta şirketine karşı da dava açmamasını ve bu konuda dava dilekçesinde hiçbir beyanda bulunmaması delillerinde de belirtmemesi sebebi ile bu durumun aydınlanması için taleplerde bulunmalarına rağmen bu konunun aydınlanmadığını, davacının Erzin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/170 esas sayılı davasında müvekkilinin aracının sigorta şirketine karşı yaptığı feragatin müvekkili hakkında da geçerli bir hukuki sonuç doğuracağını, manevi tazminat miktarının tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına da uygun olmasının değerlendirilip haksız zenginleşmeye sebep olmayacak bir manevi tazminat miktarı belirlenmesi gerekirken müvekkili ve davacı açısından çok yüksek bir miktar teşkil edecek manevi tazminata hükmedildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili cevap dilekçesinde; yerel mahkemenin manevi tazminata ilişkin kararının kaldırılarak yeniden davacı lehine artırılarak hüküm kurulmasını, manevi tazminata ilişkin reddedilen miktar üzerinden hükmedilen karşı yan vekalet ücreti yönünden hükmün kaldırılmasını ve davalının istinaf daleplerinin tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:

Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususların eksik inceleme ile karar verilip verilmediği, davacının sigorta şirketinden açmış olduğu davadan feragati nedeniyle işbu davanın reddinin gerekip gerekmediği, manevi tazminat miktarının yerinde olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.

DELİLLER:

Erzin Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/161 Esas sayılı ceza dosyası, Erzin Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/170 Esas sayılı dosyası, sigorta poliçesi, kusur, maluliyet ve aktüerya raporu vs.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 50, 54/1-3, 55, ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat ve manevi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, maddi ve manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.

Davalı vekilinin maddi tazminattan sorumluluklarının kalmadığına ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;
6098 sayılı TBK. madde 163 gereğince; alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun tamamen veya kısmen tahsilini isteyebilir. Borcun tamamen tahsiline kadar bütün borçluların sorumluluğunun devam edeceği de aynı 6098 sayılı TBK. 163/2 maddesinde açıklanmıştır. Müteselsil borçlulardan birinin alacaklıya karşı sürebileceği def’iler varsa bunu diğer borçlulardan bağımsız olarak ileri sürmesi mümkün olup, bu defi sonucu kurtulduğu borç miktarını diğer müteselsil borçlulara karşı da ileri sürebilir. Bu def’iler 6098 sayılı TBK. madde 164 gösterilen ve şahsi ilişkiler veya müteselsil borcun sebep veya konusundan doğan def’iler olup bunların dışında ileri sürülen def’iler müteselsil borçlular arasındaki rücu hakkını kaldırmaz.

BK’nun şimdiye kadar sözü edilen düzenlemeler alacaklıya karşı dış ilişkilerle ilgili olup, borcun ödenmesinden sonra müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkilerde 6098 sayılı TBK. madde 165 düzenlenmiştir. Buna göre müteselsil borçlular arasında aksine bir sözleşme bulunmadığı takdirde borçlulardan biri diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Dış ilişkide alacaklıya karşı sonuç doğurabilen böyle bir işlem, iç ilişkide rücu hakkını kısmen veya tamamen kaldırıcı etkiye sahip değildir. Diğer taraftan davadan feragat, öncelikle bir usul işlemidir. Dava konusu olayda, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan davacı tarafın davalılardan birisi hakkındaki feragati usul hukuku bakımından diğer davalı aleyhine bir sonuç doğurmaz ise de, davadan feragat aynı zamanda bir maddi hukuk işlemi olduğundan,
Yukarıda açıklandığı üzere, davalılar alacaklıya karşı borçtan müteselsilen sorumludurlar. 6098 sayılı TBK müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır.

Bunun yanında, 6098 sayılı TBK. madde 166 göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde diğerleri bu oranda borçtan kurtulur. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri için alacaklının bil fiil tatmin edilmiş olması gerekir. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için alacaklının açıkça davadan feragat etmiş olması veya böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır.

Yine 6098 sayılı TBK. madde 168 hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceğine dair hükmüne havidir.

Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davalı K1 kazaya karışan N1 plakalı aracın hem işleteni hemde kaza esnasında sürücüsü olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan, dava dışı F1 Sigorta A.Ş ile davacı arasında görülmekte olan Erzin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/370 esas sayılı yargılama sırasında davacı 19.08.2013 tarihli dilekçesiyle davalı F1 Sigorta A.Ş hakkındaki davadan feragat ettiklerini bildirmiş ve feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. O halde mahkemece, 6098 sayılı TBK. madde 166 ve 168 uyarınca, davacının feragati ile davalı işleten Zeki satılmış tüm borçtan kurtulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür. (Yargıtay 17. Hd. 2015/18396 esas ve 2018/3849karar sayılı ilamı)

Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;
6098 TBK’nın 56/2. maddesi hükmüne göre
“Ağır bedens el zarar veya ölüm hâlinde, zarar g örenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

Aynı Yasanın 51.maddesinde de
“Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.

Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

Somut olayda, 10.11.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı sürücüsü ve işleteni olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının %40 oranında malul kalacak biçimde yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 75 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları göre; davacının kaza tarihi itibariyle bekar ve aylık asgari ücret kadar gelir elde ettiği, davalının, kaza tarihi itibariyle evli 3 çocuklu, işçi olduğu, aylık gelirinin 2.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Buna göre kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın fazla olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

Söz konusu maddi ve manevi tazminat miktarı yönünden yanılgı bir değerlendirme yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hatalı olduğu kanaatine varılmakla davalı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun duruşma yapılmadan bu yönüyle kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğinden, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı K1 vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL – KISMEN REDDİ ile,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere
Erzin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
’nin 05/03/2019 tarih ve 2014/1524 Esas ve 2019/51 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA
,

2- Davacının maddi tazminat talebinin
REDDİNE,

3- Davacının manevi tazminat talebinin kısmen
KABULÜ İLE;
20.000,00 TL’ nin kaza tarihi olan 10/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısmın
REDDİNE
Harç yönünden;

4- Maddi tazminat yönünden alınması gereken 54,40 TL harcın, peşin alınan 871,00 TL harçtanmahsubu ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

5- Manevi tazminat yönünden alınması gereken 1.366,20 TL harcın, peşin alınan (871,00 TL harçtan maddi tazminat için alınan 54,40 TL harç düşüldükten sonra kalan ) 816,60 TL peşin harç ile 192,75 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.009,35 TL harçtan mahsubu ile eksik 356,85 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
Yargılama gideri yönünden;

6- Davacı tarafından sarfedilen 1.063,75 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

7- Davacı tarafından sarfedilen 400 TL bilirkişi ücreti, 611,90 TL müzekkere, tebligat, posta gideri olmak üzere toplam 1.011,90 TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan 191,15 TL’sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,

8- Davalı tarafından sarfedilen 100,00 TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan 81,10 TL’sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,

9- HMK’nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
Vekalet ücreti yönünden;

10- Maddi tazminat yönünden; davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

11- Manevi tazminat yönünden; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 3.400,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

12- Manevi tazminat yönünden; davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat üzerinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
İstinaf giderleri yönünden
;

13-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
14

Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

15- Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

16-Davalı tarafından sarfedilen 43,00 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.03/03/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!