T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ADANA 7. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ
: 10/07/2018
DAVACI
:K1-TC.NO: -N1 A1
VEKİLİ
: Av. K2 A2
DAVALI
:K3-TC.NO: -N2 A3
VEKİLİ
: Av. K4- A4
DAVA KONUSU
: Mal Rejiminden Kaynaklanan Katkı Payı ve Artık Değer Katılma Alacağı
KARAR TARİHİ
: 01/12/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
:01/12/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacı erkek vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP
:
Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özet ile;müvekkili ile davalı tarafın Adana 6. Aile Mahkemesi’nin 2013/36-1207 E-K sayılı ilamı ile boşandıklarını, kararın 05/05/2015 tarihinde kesinleştiğini, evlilik birliği devam ederken davacı müvekkilinin çalışıp kazandığı paralar ile ev hanımı olan davalı adına Adana ili, Yüreğir ilçesi, A5 9765 ada, 4 parselde kayıtlı taşınmazın alındığını ve davalı adına tescil ettirildiğini, ancak bahsi geçen dava konusu taşınmazın, davalı tarafından müvekili yurtdışına çalışmaya gittiğinde müvekkilinin haberi olmadan evlilik birliği devam ederken K5 isimli şahsa 16/08/2007 tarihinde satıldığını, satış bedelini alan davalının satış parasını ne yaptığının hesabını da müvekkiline veremediğini, söz konusu bu taşınmazın alımına davalının hiç bir katkısının bulunmadığını, bu nedenlerle Adana ili, Yüreğir ilçesi, A5, 9765 ada, 4 parselde kayıtlı taşınmazın edinilmesinde müvekkili tarafından yapılan katkı alacağının davalıdan talep edilebilmesi için davacı tarafından yapılan katkı alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili, 16/02/2016 tarihli açıklama dilekçesi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve şimdilik kaydı ile taşınmazın satılmasında dolayı payına düşen 1/2 kısım için 4.500,00TL taşınmazın satın alınması sırasında davacının yaptığı katkıdan dolayı 500,00TL değer artış payı talep ettiklerini beyan ettiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet ile;tarafların resmi nikahlarının 18/03/1987 yılında kıyıldığını, davacı Arabistan’da iken davalının davacının ailesi ile birlikte yaşadığını, davacının başlangıçta davalıya düzenli para gönderdiğini, davacının geçimlerinden arta kalan paraları biriktirmek ve altınlarını da satmak suretiyle bir arsa satın aldığını, yavaş yavaş eline geçen paralarla evin birinci katını yaptırdığını, ikinci katın yapımına başlandığı sırada davacının para göndermediğini, ikinci katın davalının ailesinin yardımları ile bitirildiğini ama hiçbir şekilde davalının ailesine bu paranın geri ödenmediğini, zamanla davacının Türkiye’ye gelişinde ve gönderdiği paralarda gecikmeler olmaya başladığını, davalının evin birinci katını kiraya vererek ve ailesinden destek alarak çocukları ile geçinmeye çalıştığını, ne var ki çocuklar büyüyüp 2003 yılında kızları K7 il dışında üniversiteyi kazanınca davalının hayatının biraz daha zorlaştığını, davacı ara ara para gönderse de bu paranın geçinmeleri için yeterli olmadığını, davacının 2005 yılından 2010 yılına kadar Türkiye’ye gelmediğini, 2007 yılında müşterek çocuk K6’un da üniversiteyi kazanması ile borçlarını ödemek ve çocuklarını okutmak için eşine bilgi vererek evi sattığını, Mersin’de okuyan kızı K7 için ev kiralayıp oraya taşındığını, geri kalan parayı bankaya yatırdığını, geçimleri, kira ve iki çocuğun üniversite masraflarını bu paradan karşıladığını, davacının 2009 yılından boşandıkları 2013 tarihinde kadar davacıya ya da çocuklara para göndermediğini, evin ve çocukların geçimine katkıda bulunmadığını, satılan evin parasının evlilik biriliği içerisinde harcandığını, bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
A dana 7. Aile Mahkemesi’nin 10/07/2018 tarih, 2015/924 Esas ve 2018/594 Karar sayılı ilamında özet ile;davacının katkı payı ve değer artış payı davasının reddine karar verildiği, davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özet ile; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, evlilik birliği devam ederken davacının kazandığı paralarla ev hanımı olan davalı adına Adana ili, Yüreğir ilçesi, A5 9765 ada, 4 parselde kayıtlı taşınmazın alındığını ve davalı adına tescil edildiğini, ancak bu taşınmazın davalı tarafından davacı yurt dışında çalışırken davacının haberi olmaksızın evlilik birliği devam ederken K5 isimli şahsa 16/08/2007 tarihinde satıldığını, satış bedelini alan davalının satış parasını ne yaptığının hesabını davacıya vermediğini, davacının yurt dışında çalıştığını, davalının ise ev hanımı olup taşınmazın alımında hiçbir katkıda bulunmadığını, görgüye dayalı tanık beyanları ve dosyadaki diğer delillere göre dava konusu taşınmazın edinilmesinde davacının katkısının olduğunun ispatlandığı ve hesap yapılması gerektiği halde katkı payı alacağının bulunmadığını tespitinin kabul edilemez olduğunu, davacının davalıya sürekli para gönderdiği ve bu paralarla taşınmazın satın alındığının sabit olduğunu, davalının babasından borç aldığını, altınlarını bozdurduğunu dahi ispatlayamadığı gibi satış bedelini bankaya yatırarak bu parayı kullandığı sabit olduğu halde davacının katkı payı alacağı olmadığı yönündeki bilirkişi görüşünü ve mahkeme kararını kabul etmelerinin mümkün bulunmadığını, davalının evin diğer katlarını nasıl yaptırdığını ispat edemediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK 355. maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı ve artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Katkı payı alacağı ise; 01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (EBK mad.544, TBK mad.646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vb.) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir.
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davacı vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; tarafların 18/03/1987 tarihinde evlendikleri, Adana 6. Aile Mahkemesinin 2013/36 Esas 2013/1207 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları, boşanma dava tarihinin 11/01/2013-21/03/2013, boşanmanın kesinleşme tarihinin 05/05/2015 olduğu, taraflar arasında evlendikleri tarih olan 18/03/1987 tarihinden 01/01/2002 tarihine kadar mal ayrılığı, 01/01/2002 tarihinden 11/01/2013 tarihine kadar kadar başkaca mal rejimini seçmediklerinden edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, dava konusu Adana ili, Yüreğir ilçesi, A5 9765 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından 12/12/2001 tarihinde satış sebebiyle edinildiği, zaman içerisinde taşınmazın üzerine 1. Katın ve 2. Katın yapıldığı, bu katların yapım tarihi konusunda dosyada bir açıklık bulunmadığı, daha sonra dava konusu taşınmazın 16/08/2007 tarihinde üçüncü kişiye devredildiği, davalının F1 Bankası Karşıyaka şubesinde 16/08/2017 tarihinde 45501 nolu hesaba 5.000,00TL yatırdığı, 05/10/2007 tarihinde bakiye 180,00TL’nin çekilerek hesabın kapatıldığı, davalının satış bedelinin 65.000,00TL’sini 16/08/2007 tarihinde aynı bankada 45502 nolu hesaba yatırdığı 24/09/2007 tarihinde 66.096,17TL olarak çekerek hesabı kapattığı ve 24/09/2007 tarihinde açtığı 45503 nolu hesaba 65.000TL’yi yatırdığı ve zamanla bu paradan parçalar halinde çekerek harcadığı en son 07/01/2013 tarihinde 2.300,00TL çekerek hesabı kapattığı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26/02/2915 tarih 2013/21219 Esas 2015/5285 karar sayılı kararında vurgulandığı gibi TMK 235. madde gereğince eşlerden birine ait mal varlığının katkı payı alacağına esas tasfiyeye dahil edilebilmesi için TMK 251. Maddesindeki eklenecek değer olarak gösterilen istisnalar dışında mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olmasının gerekeceği, dava konusu taşınmazın boşanma dava tarihinden yaklaşık 6 yıl önce satıldığı gözetildiğinde dosya kapsamından davacı tarafından satış parasının mevcut olduğunun ve/veya satış parası ile ikame mal edinildiğinin iddia ve ispat edilemediği, aksine davalının celp edilen banka kayıtlarında satış parasının davalı tarafından zaman içerisinde ortak ihtiyaçlar için harcandığının ve boşanma dava tarihi itibariyle satış bedelinin tamamının tüketildiğinin ispatlanmış olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya, hakkaniyet ilkesine uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. Maddesi gereğince esastan reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davacı erkek vekilinin, Adana 7. Aile Mahkemesi’nin 10/07/2018 tarih, 2015/924 Esas ve 2018/594 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğinden alınması gereken 54,40.TL istinaf karar-ilam harcının peşin alınan 85,39.TL karar ve ilam harcından mahsubu ile bakiye 30,99.TL daha harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-
İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafın yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
4
-Davacı tarafın istinaf nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
5-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından takdiren davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
Kararın 359/4. Maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 ve 362/1-a maddeleri gereğince
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 01/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe