T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA
NIN KONUSU
:
Elatmanın Önlenmesi (Yıkım)
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Asıl dosya bakımından;Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin Osmaniye ili, Merkez ilçesi, A1 Köyü, 1317 ada, 7 nolu parsel sayılı taşınmaza davacılardan K1 31352591/63948442 hisse oranında malik olduğunu, taşınmazın geri kalan 32595851/63948442 hisse oranına ise diğer davacı K2 malik olduğunu, dilekçesinde açıklanan nedenlerle davalı şirketin, davacılara ait Osmaniye ili, Merkez ilçesi, A1 Köyü, 1317 ada, 7 nolu parsel sayılı taşınmaza yaptıkları fiili müdahalenin önlenmesine ve kal ile davacılara teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/86 Esas sayılı dosya dava dilekçesinde özetle:
Dava konusu Osmaniye Merkez A1 Köyü 1317 ada 7 nolu parsel sayılı taşınmazda müvekkillerinin hisseleri oranında malik olduklarını, davalının ise komşu taşınmazdaki 4 numaralı parselin maliki ve aynı zamanda kullandığını, davacıların dava konusu taşınmaz içerisinde inşaat yapmak istediklerini, ancak davalının davacıların taşınmazının içerisine duvar çekerek, dükkanlarının sundurmalarını uzatarak, direk dikerek ve kurulu fabrikasının makinalarını dava konusu taşınmazın içerisine montaj ederek ve bir takım yapılar yaparak dava konusu taşınmaza tecavüz ettiğini müvekkillerinin dava konusu taşınmaza yapılan tecavüzün önlenmesi için ve kali için Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/174 Esas sayılı dosyası ile tecavüz edilen bir kısım yerle ilgili olarak yani aynı ada 1 numaralı parsel ile ilgili olarak bu parselin maliki ve kullanıcı üçüncü şahıs olan F1 Araç Kiralama Nakliyat ve Turizm Kağıt Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine dava açtıklarını, davalı K3’in sonradan davaya dahil edildiğini, davalının tecavüz ettiği yer ile Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi davalısı olan şirketin tecavüzde bulunduğu yerin aynı yer olmadığını ve birlikte dava konusu taşınmaza tecavüzde bulunmadıklarını, davalı hakkında usulü dairesince açılmış bir dava olmadığını ve bu nedenle davalının haksız müdahalesinin meni ile dava konusu taşınmazın içindeki yapıların kaline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Birleşen
Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/217 Esas sayılı dosya dava dilekçesinde özetle;
Davacılar Osmaniye ili A1 Köyü 1317 ada 7 numaralı parselin tamamına hisseli halde malik olduklarını, davalılardan K3’in davacıların taşınmazına sınır komşusu olan Osmaniye ili A1 köyü 1317 ada 4 numaralı parselin maliki olduğunu, Diğer davalı F1 Araç Kiralama Nakliyat ve Turizm Kayıt Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti. İse yine davacıların taşınmazına sınır komşusu olan Osmaniye ili A1 Köyü 1317 ada 1 numaralı parsellin maliki olduğunu, Osmaniye ili A1 Köyü 1317 ada 1 numaralı parselinin bir kısmını, davacıların taşınmazına tecavüz edecek şekilde fabrika işletmek sureti ile yıllarca haksızca kullandığı gibi kullanmaya da devam ettiğini, bu nedenlerle oluşan belirsiz miktardaki ecrimisil alacakları ile ilgili olarak şimdilik 500,00 TL alacağın işleyecek yasal faizi ile bilikte davalı K3’den alınarak davacılara verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/86 Esas sayılı dosyasında birleştirilmesi konusunda HMK’nin ilgili hükümleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme ile Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/86 Esas sayılı dava dosyasının Mahkememiz 2015/174 Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek gönderilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davalılar ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu Osmaniye ili Merkez ilçesi A1 Köyü 1317 ada, 1 nolu parsel sayılı taşınmaza, davalı F1 Araç Kiralama Nakliyat ve Turizm Kağıt Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti. 14.06.2012 tarihinden itibaren malik olduğunu, müvekkil şirket taşınmazın ikinci sahibi olup, dava konusu taşınmazın üzerinde ki inşaatı yapan kişi olmadığını, dava dilekçesinde açıklanan nedenlerle yapılacak yargılama, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda asıl olarak iyi niyetinin korunacağını ve irtifak veya temliken tescil haklarının kabulü kanaatiyle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Dava, el atmanın önlenmesi ve kal’i istemine ilişkindir.
Dava konusu anlaşmazlıklarla ilgili olarak yapılan keşif ve her türlü delilleri toplanan Osmaniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/174 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesinin usul ekonomisine uygun düşeceğini, bu nedenle dosyanın Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/174
Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilerek birlikte görülmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkememizce aldırılan 15.08.2019 tarihli bilirkiş raporunda 1 nlolu parsel sahibinin ödeyeceği ecrimisil 2578,54 TL 4 nolu parsel sahibinin ödeyeceği ecrimisil 1699,21 TL olarak hesaplanmış, Fen bilirkişi raporunda A 3.16 m²’ lik alan 1nolu parsel tarafından tecavüz değeri 3.160,00tl duvar var yıkılabilir diyor bunun sökülüp 1 nolu parsele taşınmazın bedeli 3000 TL olduğu, B 22.00 m²’lik alan 1 nolu parsel tarafından tecavüz değeri 22.000,00 TL duvar olduğu sökülemeyeciği söküldüğü zaman makinaların zarar göreceği, C 9,37 m²’lik alan 4 nolu parsel tarafından tecavüz değeri 9.370,00 TL duvar olduğu, sökülemeyeciği söküldüğü zaman makinaların zarar göreceği, D 7.21m2′ lik tecavüz 4 nolu parsel taraından tecavüz değeri 7210,00tl 1500tl’ye yıkılabileceği, 1317 ada 7 nolu parsel malikleri taşınmaza davalıların müdahalisi var iddiası, Birleşen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/86 esas sayılı dosyası ile 1317 ada 7 nlou parsel malikleri 4 nolu parsel sahibinin müdahalesinin olduğunu, Mahkeme A B C D ile gösterilen yerlerin müdahalesinin men’ine ve yıkmına karar vermiş, BAM istinaf sonucunda iyiniyetli kişinin yapı malzemesi taşınmazdan değerli ise tescil kararı verelebilir veya kötü niyetli ise muhik bir tazminat karşılığında veya levazım bedelini ödeyip ödemeyeceğini yapı sahibine sor öderim derse yapı sahibine ver diyor Belediyeden ifraz edilebilir diye raporu gelmiş yine mahkememizce aldırılan 25.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda yıkılabilir denilmiş B ve C alanlarında davlılara ait fabrikayı çevreleyen duvar olması burayı davacı adına tescil edildiğinde davacıya her hangi bir ekonomik getirisinin olmayacağı ve hiç bir işine yaramayacağı bilakis davalıların bu defada burayı bedava olarak kullanacağı gibi bir durum ortaya çıkacağı, Belediye’den gelen yazıda buranın ifraz edilemeyeceği ve tapu kayıtlarının aleni oluşu aksini bir durumun iddia edilemeyeceği belediyenin yaptığı bir hatanın (davalıların bahsettiği yapı izni)davacının mülkiyet hakkını etkilemiyeceği yönünde kanaat oluşmuş ve asıl dava, Birleşen 1. dosya ve Birleşen 2. dosya bakımından davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalılar vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalı müvekkili şirketin, dava konusu Osmaniye ili, Merkez ilçesi, A1 köyü, 1317 ada, 1 nolu parsel sayılı taşınmaza 14/06/2012 tarihinden itibaren malik olup, müvekkil şirket taşınmazın ikinci sahibi olduğunu, dava konusu taşınmazdaki inşaatı yapan taraf olmadığı ve iktisap ettiği tarihten itibaren de taşınmazda herhangi bir değişiklik ve inşaat yapmamış olduğunu, yapılan yargılamanın 4. Celsesinin 1 nolu ara kararı gereği Osmaniye belediye başkanlığına yazılan yazının 10/05/2016 tarihli cevabında
“yaveriye köyü 1317 ada 7 nolu parselin bilirkişi raporunda taşan kısmın ifraz edilerek komşu 1 ve 4 nolu parsele tevhidinin mümkün olduğu” belirtildiği, müvekkil şirketin bu iyiniyetli olması ve taşan kısmın ifrazının mümkün olduğu gözetilmeden müvekkillerin temliken tescil talepleri kabul edilmeyerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, 25/04/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda bilirkişi hesaplamalarını beyan ve taleplerimizi dikkate almayarak eksik ve hatalı olarak yapıldığını, önceki düzenlemiş olduğu raporu kopyalayarak yıkımın yapılmasının fahiş zarar vermeyeceği beyanında bulunduğunu, bu beyanında usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, duvarda yer alan elektrik hattı, duvarın yıkılması halinde yıkılmayacak duvarların hasara uğrayacağı ve duvar yıkımı sebebiyle yıkılan duvardaki molozların tekrar kullanılamayacağı gibi hususlar göz önüne alınmadığını, ayrıca bilirkişi taşan kısımlardaki yapı bedelini 57.150,00 TL olarak bulduğunu, 5.000,00 TL de yıkım masrafı hesaplanmış olduğunu, bu miktarlar asıl değerin altında olduğu, buna rağmen önceki raporlarda zemin değeri 41.740,00 TL olarak belirlendiğini, (Bu miktar ise değerinden fazladır.)
Dolayısıyla yıkım sebebiyle doğacak zararın zemin değerinden fazla olacağı açıktır.
Asla kabul anlamına gelmemekle beraber dava konusu taşınmaza yapılan tecavüzlü kısımların bedeli toplam 57.150,00 TL olarak belirlenmiş, yıkım bedeli 5.000,00 TL olarak belirlendiği, taşan kısımların bedelinin yıkım bedelinden aşırı şekilde fazla olması ve B ve C harfi ile gösterilen kısımların ifrazının mümkün olduğu gözetilmeden davanın kabulü ile yıkım kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Asıl davayla birleştirilen, Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/217 Esas sayılı dosya kapsamında davacılar tarafından davalı müvekkilleri aleyhinde ecrimisil davası açıldığını, ecrimisil davasının açılmasının da usul ve yasaya aykırı olacağını, davacılar ecrimisil davasını dayanağını kesinleşmiş bir dava olduğu gerekçesiyle asıl davaya bağlı olarak haksız işgalde bulunulduğunu belirtmiş olsalar da asıl davaya ilişkin kesin bir hüküm olmadığı için haksız bir işgal de söz konusu olmadığını, ayrıca asla kabul anlamına gelmemekle beraber iddia edilen işgal alanı 41.71 m2 olup 5 dönümden fazla bir alan söz konusu olduğunda bu denli küçük bir alanın davacı açısından ekonomik getirisinin de bulunmamakta olduğunu, bu zamana kadar da dava konusu yer boş arsa olarak durmakta ve davacılar buradan herhangi bir gelir elde etmediğini, bilirkişi hesaplama yaparken yıllık kira bedelini herhangi bir veri göstermeksizin fahiş olarak belirlenmiş olduğunu, dolayısıyla kira bedeli toplamında fahişlik söz konusu olup mahkemece bilirkişinin hangi verilerden faydalandığı ve bu verileri hangi gerekçeyle raporunda göstermediği hususları bilirkişiye sorulması gerektiğini, bu nedenlerle bilirkişi raporunun dikkate alınmamasını, bütün bu açıklananlarla birlikte 2018/311 Esas sayılı dosyanın istinaf incelemesi (Adana BAM 1. Hukuk Dairesi E:2018/977) neticesinde meni müdahalenin varlığının söz konusu olmadığının apaçık ortada olduğunu, işbu sebeplerle ve incelemeleriniz sırasında re’sen görülecek nedenlerle, yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı olarak vermiş olduğu kararların ortadan kaldırılması (lehimize bozulması) için sayın mahkemenize (istinaf kanun yoluna) başvurulması zorunluluğunun hasıl olduğunu, TMK, HMK, TBK ve İlgili Yasal Mevzuat ile Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/311 Esas sayılı ve birleşen dosyalarda yer alan deliller ile dilekçelerde belirtmiş olduğumuz deliller, arz ve izah edilen sebepler ile incelemeleriniz sırasında re’sen görülecek nedenlerle; İstinaf Talebimizin Kabulüne, Yerel Mahkemenin vermiş olduğu usul ve yasaya aykırı kararlarının ortadan kaldırılmasına ve Davanın Reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, veya mahalli ilk derece mahkemesince usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararların bozulmasına ve dosyanın yeniden lehimize karar verilmek üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Dava, el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilşkin olup, davalılar temliken tescil talebinde bulunmuşlardır.
Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi uyarınca birşeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
Davalının iddiası TMK.722 vd maddeleri uyarınca taşkın yapı, taşkın, ağaç dikme nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali tescil talebine ilişkindir. Bilindiği gibi; Türk Medeni Kanun’un 684 ve 718. maddeleri gereğince yapı üzerinde veya altında bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüz’ü) haline geleceğinden o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Yasa koyucu bu konumdaki taşınmaz maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi genel hükümlere bırakmamış, Türk Medeni Kanun’un 722, 723, 724. maddelerinin özel bölümleri ile düzenlemiştir.
Bir kimse kendi malzemesi ile başkasının taşınmazına sürekli, esaslı ve tamamlayıcı (mütemmim cüz’ü) nitelikte yapı yapmış ise ve Türk Medeni Kanun’un 724. maddesine göre “yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.” söz konusu madde hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmazın mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyi inançtır. Öngörülen iyi inancın Türk Medeni Kanun’un 3. maddesinde hükme bağlanan subjektif iyi inanç olduğunda kuşku yoktur.
Bu kural, el attığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşın bilebilecek durumda olmamasını, ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebin bulunmasını ifade eder. Böyle bir davada iyi inançlı olduğunu iddia eden kişinin 12/04/1951 tarih 17/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında belirtildiği gibi bu iddiasını ispat etmesi gerekir.
İkinci koşul ise; yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. Bu koşul dava gününe ve objektif esaslara göre saptanmalı fazlalık ilk bakışta kolayca anlaşılmalıdır.
Üçüncü koşul olarak da yapıyı yapan, taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemelidir.
Bu durumda 04/03/1953 tarih 10/3 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararının gerekçesinde benimsenen ve uygulamada kararlılık kazanmış ilke uyarınca, aşırı zarar sebebiyle yapı yıkılamıyorsa iyi veya kötü niyete göre, haklı (muhik) tazminat veya en az levazım bedelini ödeyip ödemeyeceği arsa malikinden sorulmalı, kabul ettiği takdirde bu bedel, karşılığı yapının taşınmaz malikine aidiyetine karar verilmeli, aksi halde yıkım isteği reddedilmelidir. (Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 04.07.2005 tarih 2005/7730 Esas, 2005/8312 Karar sayılı ilamı).
Yasada öngörülen bu koşulların gerçekleşmesi halinde malzeme sahibinin mülkiyete yönelik isteğinin kabulü için, daha önce inşaatın kaldırılmasının talep edilmemiş veya talebin reddedilmiş olması ve malzeme malikinin Türk Medeni Kanun’un 723. maddesi uyarınca tazminat talep etmemiş olması gerekir. (Prof.Dr.M.Kemal Oğuzman-Prof.Dr.Özer Seliçi, Eşya Hukuku İstanbul 1982 S.497) Anılan hükümler esas itibariyle, BK 61 vd maddelerinde TBK 77 vd maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmenin özel bir halidir ve zenginleşmeyenin iade borcu doğmaz.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda her iki dava dosyası yönünden men’ine ve kal’e diğer dosya yönünden ecrimisile karar vermiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı müvekkilinin Osmaniye ili, Merkez ilçesi, A1 Köyü, 1317 ada, 7 nolu parsel sayılı taşınmazın tamamına malik olduğunu, davalı şirketin ve diğer davalının davacılara ait Osmaniye ili, Merkez ilçesi, A1 Köyü, 1317 ada, 7 nolu parsel sayılı taşınmaza 1 ve 4 nolu parsellerin maliki ve kullanıcısı oldukları bina yapmak ve duvar yapmak suretiyle tecavüz ettikleri nedeniyle yaptıkları fiili müdahalenin önlenmesine ve kal’e karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalılar iyiniyetli olduklarını taşınmazı ve işyerini 2012 yılında aldıklarını belirterek temliken tescil talebinde bulunmuşlardır.
Mahkememizden verilen 24/04/2018 tarih ve 2015/174 Esas 2018/140 sayılı kararı Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 17/10/2018 tarih ve 2018/977 Esas 2018/1022 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin iş bu dosyasına kaydının yapıldığı anlaşıldı.
Mahkemece men ve kal’e karar verilmiş, davalıların istinafı üzerine Adana BAM 2018/977 esas sayılı ilamı ile, mahkeme men ve kal’e karar vermiş ise de Belediye’den gelen yazı cevabına göre ifrazın mümkün olduğu, davalıların TMK 722-724 vd maddeleri uyarınca temliken tescil ve tazminat hususunda karar vermemesi usul ve yasaya aykırı olup ayrıca birleşen dosya ile ilgili HMK 297 vd. Maddeleri uyarınca kararda ve başlığında gösterilmediği usule aykırı davranıldığı anlaşılmakla davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4 ve 6 bentleri uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş olup, mahkemece yapılan yargılama toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın A harfi ile gösterilen 3,16 m2 ve B harfi ile gösterilen 22 m2’lik alanlarına davalı F1 Şirketi tarafından müdahalede bulunulduğu, 29/01/2016 tarihli fen bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen 9,37 m2 ve D harfi ile gösterilen 7,21 m2’lik alanlara davalı K3 tarafından duvar, alüminyum camekan, kompozit panel yapmak suretiyle müdahalede bulunulduğu, dava konusu taşınmazın kadastro görmüş kadastrosu kesinleşmiş, sınırları belirlenmiş çaplı taşınmaz olduğu, 1953 yılında 103 kadastro parseli olarak tapuya tescil edilip çapa bağlandığı, 1993 yılında yapılan imar uygulaması ile 7 nolu parselin daha sonradan tevhitle davacılar, 1 nolu parselin davalı şirket, 4 nolu parselin davalı K3 adına tescil edildiği anlaşılmakla, kural olarak çapa bağlı taşınmazlarda mülkiyet hakkının kapsamının Türk Medeni Kanunu’nun 719 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20.maddeleri uyarınca çap kaydı belirleyeceğinden, davacının çap kaydı dışına çıkarak taşkın inşaat yapması iyiniyetli bir davranış olarak kabul edilemez. Kısaca söylemek gerekirse olayda iyiniyet koşulu gerçekleşmediğinden davanın kabulü olanağı yoktur. Bu kapsamda davalının iyiniyetli olduğunu da iddia edemeyeceği, sırf taşkın kısmın değerinin zemin değerinden yüksek olmasının tescil hakkı vermeyeceği bu kapsamda davalıların tapu iptal ve adlarına tescil talep edemeyecekleri anlaşılmakla davalıların tapu iptal tescil talebinin reddine, davacıların davasının kabulüne dair yazılı şekilde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalıya ait 492 parselin tecavüzlü kısmının davalıya teslimi ile ilgili talebin men davasında karar verileceği anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca miktarına göre kesin olarak esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27/02/2020 tarih ve 2018/311 Esas, 2020/80 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca,
ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalılar vekilinin asıl dava ve birleşen davalar yönünden istinaf başvuruları reddolunduğundan: a-
Asıl dava yönünden (davalı sıfatıyla); Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken
2.049,30 TL istinaf karar harcından peşin alınan
512,35
TL harcın mahsubu ile bakiye 1.536,95 TL harcın istinafa gelen davalı F1 Araç Kiralama Nakliyat ve Turizm Kağıt Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti.den alınarak Hazine’ye irat kaydına, b-
Birleşen 1. Dosya bakımından (davalı K3 sıfatıyla); Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken
681,30 TL istinaf karar harcından peşin alınan
170,35 TL harcın mahsubu ile bakiye
510,95 TL harcın istinafa gelen davalı K3’den alınarak Hazine’ye irat kaydına, c-
Birleşen 2. Dosya bakımından (davalı F1 Araç Kiralama Nakliyat ve Turizm Kağıt Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti. Ve davalı K3; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken
68,31 TL istinaf karar harcından peşin alınan
54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye
13,91 TL harcın istinafa gelen davalı F1 Araç Kiralama Nakliyat ve Turizm Kağıt Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti. Ve davalı K3’den alınarak Hazine’ye irat kaydına,
3-
Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,
5
–
Gider avansından artan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
6-
Kararın, yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.28/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe