T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI:
K1
DAVALILAR :
1- K2 (Ölü) -N1
Mirasçıları :
K3
K4
K5
2- K6
3-K7
VEKİLİ :
Adana Barosu Avukatı – Av. K8
DAVA
NIN KONUSU
:
Geçit Hakkı
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Adana ili, Ceyhan ilçesi, A1 Mahallesi hudutları dahilinde 112 parsel sayılı taşınmazın tarlası olduğunu, tarlada narenciye bahçesi yapmak üzere etrafını çit ile çevirip elektrik su sondajı işlemleri yaptırdığını, ancak davalıların tarlasına gitmek üzere yol vermediklerini ve bu nedenle mağdur olduğunu, tarlasının kuzey istikametindeki yolu kullanmak zorunda kaldığını belirterek, davalıların kendisine yol hakkını tanımadıkları nedeniyle kendisine geçit hakkının tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı duruşmadaki beyanında; “K9 yönünden davamızdan feragat ediyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı K9 duruşmalardaki beyanlarında; “davanın reddini talep ediyorum.Feragata bir diyeceğim yoktur.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı K6 duruşmadaki beyanında; “diğer davalı yönünden davacı davasından feragat etmiştir, davalı K9 ile benim arazim bitişiktir. Bu nedenle benim yönümden de feragat etmesi gerekmektedir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı K2 duruşmadaki beyanında; “kanunen geçit hakkı verilsin, raporu tebliğ almadım, tarafıma tebliğ edilmesini talep ediyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu’nun 748/3 ve 1012. maddesi ile Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine yazılması da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.(Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 30/09/2013 tarih 2013/9108 Esas, 2013/12358 karar sayılı ilamı.)
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu parselin 60.000,00 m² olduğu, davacının hissesinin 5/12 hisseye düşen miktarın 25.000,00 m² olduğu, dava konusu olan taşınmazın yola cephesinin bulunmadığı, taşınmazın tarla vasfında olduğu, arazinin taşlılık sorunun bulunmadığı ve kuru koşullarda yaygın olarak tarımı yapılan buğday, pamuk ve ayçiçeği bitkilerinin yetiştirilebildiği, dava konusu parsellerin bulunduğu yer, konumu, mevkii, toprak yapısı, arazinin ulaşım durumu ve ana yola olan yakınlığı ve hali hazır kullanış şekli göz önünde alındığında mahalli rayiçlere ve çevrede alım satım fiyatlarına göre tarla olarak zeminin m² kıymetinin dava tarihi itibariyle 10.00 TL edebileceğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Davalı K2 vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde kamulaştırılan parsellerden ve kamulaştırma bedelinden bahsetmiş olup, Mahkemece dava konusu yer ile bahse konu geçen kamulaştırma yapıldığı yerin farklı olması nedeniyle itirazın reddine karar verilmiştir. 10/06/2017 tarihli fen bilirkişisinin raporunda en uygun alternatif geçit hakkının K2’nın taşınmazından geçtiğini belirtmesi üzerinde eldeki iş bu dava dosyamız hakkında davalı K2 yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar K6 ve K7 aleyhine açılan davanın reddine, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece rapora karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı parseli ile kendisine ait parsel arasında başka parseller olduğunu, değerin düşük hesaplandığını, diğer parsellerden verilmesi gerektiğini belirterek başka parselden geçit kurulmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Dava, geçit hakkı kurulması ve tapuya tescili isteğinden ibarettir.
4721 sayılı TMK’nın 747. maddesinde “Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu’nun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olayda; davacı Adana ili, Ceyhan ilçesi, A1 Mahallesi Hudutları dahilinde 112 parsel sayılı taşınmazın tarlası olduğunu, tarlada narenciye bahçesi yapmak üzere etrafını çit ile çevirip elektrik su sondajı işlemleri yaptırdığını, ancak davalıların tarlasına gitmek üzere yol vermediklerini ve bu nedenle mağdur olduğunu, tarlasının kuzey istikametindeki yolu kullanmak zorunda kaldığını belirterek, davalıların kendisine yol hakkını tanımadıkları nedeniyle kendisine geçit hakkının tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı K2 başka parselden yol verilmesini talep etmiş mahkemece, 10/06/2017 tarihli fen bilirkişisinin raporunda en uygun alternatif geçit hakkının K2’nın taşınmazından geçtiğini belirtmesi üzerinde eldeki iş bu dava dosyamız hakkında davalı K2 yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar K6 ve K7 aleyhine açılan davanın reddine, davalı K2 adına kayıtlı Adana ili Ceyhan ilçesi A1 Mahallesi 113 parselden toplam yüzölçümü 627,45 m² olan yerden Fen bilirkişisi ve Harita Bilirkişisi K10 ve K11’ın tarafından tanzim edilen 29/06/2017 tarihli rapor ve krokide belirlenen güzergahta davacı yararına
GEÇİT HAKKI TESİSİNE, davacı tarafından Mahkememiz Veznesine depo edilen 6.274,00 TL’nin karar kesinleştiğinde davalı K2’ya ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı K2 istinaf yoluna başvurmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillerve rapora göre; davacıya ait taşınmazın mutlak yola ihtiyacının olduğu, bilirkişiler tarafından 3 farklı alternatif tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu’nun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususta karar verilmemiştir.
Mahkemece mahkeme veznesine depo edilen 6.274,00 TL’nin karar kesinleştiğinde davalı K2’ya ödenmesine karar verilmiş, davalı yargılama sırasında ölmekle miras hisselerine göre ödeme kararı verilmemiştir.
Mahkeme kararının hüküm fıkrasında lehine geçit hakkı tesis edilen taşınmaz ada parsel tapu bilgileri yazılmamış olup bu husus HMK 297 maddesine aykırıdır.
Yine hüküm kısmında hangi alternatife göre geçit hakkı kurulduğu belirli olmayıp, bu durum kararın icra edilmesinde taraflar arasında yeni ihtilafların çıkmasına sebep olacağından hatalıdır.
Dava konusu taşınmazların nitelikleri, yüzölçümleri üzerindeki muhdesatlar ile rapora göre tespit edilen alternatifte; (b) harfi gösterilen 627,45 m² olan alanda ve 6.274,00 TL bedel karşılığında geçit hakkı (irtifakı) tesis edilmesi halinde karşı taraf yönünden en az zarar ve üzerinde en düşük maliyetle geçit hakkı kurulabileceği, geçit hakkı bedelinin bilirkişi raporuyla belirlendiği, mahkemece objektif esaslara uygun olarak, taşınmazların niteliği, davalı taşınmazın kullanım şekli ve miktarına göre bütünlüğünün bozulmayacağı komşuluk hukukuna uygun en az giderle genel yola çıkılabilecek alternatif yol olduğu dosyadaki delillerden anlaşılmakla, ancak yukarıda belirtilen hususların düzeltilmesi ile geçit hakkı tesisi gerektiğinden davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendi uyarınca kabul edilip, yeniden karar verilmesi reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun, HMK’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca
KABULÜ ile Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19/02/2018 tarih ve 201
6
/
277 Esas,
201
8
/
77 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yerine aşağıda hükmün tesisine;
Davanın
KISMEN KABULÜ İLE, a
– Davacının paydaş ve maliki olduğu Adana İli, Ceyhan İlçesi, A1 Mahallesi, maliki olduğu 112 nolu taşınmazının ana yola çıkabilmesi için bu parsel lehine davalılara ait Adana ili, Ceyhan ilçesi, A1 Mahallesi, 113 parselden toplam yüzölçümü 627,45 m² (3×209,15 m²) olan yerden Fen bilirkişisi ve Harita Bilirkişisi K10 ve K11 tarafından tanzim edilen 29/06/2017 tarihli rapor ve krokide sarı ile gösterilen B ile işaretli belirlenen güzergahta 112 parsel lehine 6.274,00 TL bedel karşılığında TMK 747 maddesi uyarınca daimi irtifak
GEÇİT HAKKI TESİSİNE, b
-Diğer davalılar K6 ve K7 aleyhine açılan davanın
REDDİNE
, c-
Kurulan geçit hakkının TMK.’nun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Sicil Müdürlüğü’ne bildirilerek beyanlar hanesine şerh edilmesine, Fen bilirkişisi ve Harita Bilirkişisi K10 ve K11 tarafından tanzim edilen 29/06/2017 tarihli rapor ve krokinin kararın eki sayılmasına, d-
Davacı tarafından Mahkeme Veznesine depo edilen 6.274,00 TL’nin karar kesinleştiğinde 113 parsel maliki davalılar K3, K4 ve K5ya tapu kaydındaki hisseleri oranında ödenmesine, e-
Alınması gerekli 428,57 TL harçtan, peşin alınan 119,55 TL’nin mahsubu ile bakiye 309,02 TL’nin davacıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına, f-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, g-
Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerden sonra bakiye gider avansının davacıya iadesine,
2-
İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından istinaf incelemesine ilişkin taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,
3-
Davalıların istinaf talebinin HMK’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabul edilmesi nedeniyle davalılar tarafından istinaf başvurusu sırasında yatırılan
44,40 TL istinaf nispi karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran davalılara iadesine,
4-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.09/01/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe