Adana BAM, 1. HD., E. 2019/1083 K. 2019/1187 T. 5.11.2019

İlgili maddeler: TMK Madde 737, TMK Madde 24

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

HATAY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

07/03/2019

NUMARASI :

2017/168 Esas, 2019/72Karar

DAVACI:

K1
– N1-A1

VEKİLİ:

Av. K2

DAVALILAR:

1 -K3 – N2-A2

VEKİLİ:

Av. K4-A3
:

2 -K5 – N3-A4

VEKİLLERİ:

Av. K6- Av. K7-A5
Av. K8-A5

DAVANIN KONUSU :

Tazminat (Komşuluk Hukukundan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ :

25/05/2017

DAİRE KARAR TARİHİ :

05/11/2019

KARAR YAZIM TARİHİ :

05/11/2019
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekili ve davalı K3 vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle
; tarafların Hatay İli, Antakya İlçesi, A6 Mahallesi 343 parsel sayılı taşınmazın hisseli maliklerinden olduklarını, söz konusu parsel içerisinde yan yana inşaa edilmiş olan evlerde yaşadıklarını, davalılar tarafından söz konusu parselde büyükbaş ve küçükbaş hayvan besleyiciliği yapıldığını, davalıların her geçen gün besledikleri hayvan sayısını arttırdıklarını, imar mevzuatına aykırı olarak ahır niteliğinde yapılar inşaa ettiklerini, evlerinin zemin katında hayvan beslediklerini, davacının evine çok yakın mesafede bulunan davalılarca gerek inşaa edilen gerekse daha sonra hayvan ahırı olarak kullanılmaya başlayan üç ayrı alanda büyük ve küçükbaş hayvan besleyiciliği yapılması nedeniyle davacının rahatsızlık duyduğunu, sağlıklı ve huzurlu bir şekilde evinde yaşayamadığını, davacının, özel sağlık sorunları bulunduğunu, hastalığın seyrinin kötüleştiğini ve bu durumun ruhsal açıdan davacının fazlasıyla yıpranmasına neden olduğunu belirterek, davalılara ait ahırların çevreye zarar vermesi ve davalıların eylemlerinin komşuluk hukukuna aykırılık oluşturması, komşunun katlanma yükümlülüğü sınırlarını aşması nedeniyle davalıların Hatay İli Antakya İlçesi A6 Mahallesi 343 parsel sayılı taşınmazdaki sahada ve ahırlarda büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği yapmalarının ve hayvan beslemelerinin men’ine, açıkta depo edilen yemlerin ve gübrenin kaldırılmasına, mümkün olmadığı takdirde, bilirkişilerin belirteceği önlemlerin alınmasına, davacının bugüne kadar katlanmak zorunda kaldığı kokular ve yaşadığı sağlıksız ortamdan kaynaklı manevi çöküntünün kısmen de olsa tazmini için davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve dava tarihinden itibaren davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı
K5 vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın tüm iddia ve beyanlarının haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bahse konu alanın imara kapalı zirai alanda kaldığını, çiftçilik yaptıklarını, davacının iddialarını kanıtlayıcı hiçbir bilgi ve belgeyi ibraz etmediğini, davalının işletmesinde 26 kayıtlı ve canlı hayvan bulunduğunu, davacının sağlık problemlerinde davalının herhangi bir kabahatinin bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı K3 vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı K3’ın, dava konusu hayvancılık faaliyeti ve hayvanlarla bir ilgisinin olmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacı yanın iddialarını kabul etmediklerini, davacının kötü niyetli olarak tüm komşularını bu tür iddialar ile huzursuz ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan muarazanın men’i ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı ve davalılar Hatay İli, Antakya İlçesi, A6 Mahallesi 343 parsel (yeni 103 ada 29 parsel) sayılı taşınmazda müştereken malik durumundadırlar. Söz konusu parsel 41.645,00 m² yüzölçümüne sahip olup parsel üzerinde 70’in üzerinde ev ve yapı bulunmakta, parsel başlı başına bir mahalle oluşturmaktadır. Davacı ve davalılar tarafından konut olarak kullanılan yapılar, söz konusu parsel içerisinde yer almaktadır. Davacının evinin arka kısmının yaklaşık 1 m yüksekliğindeki briketten örülen duvarla davalı K3’a ait ev ve ahırın bulunduğu kısımdan ayrıldığı, duvarın üst kısmının binanın yüksekliği boyunca gerilen bir muşamba ile kapatıldığı, K3 tarafından kullanılan binanın hemen yanında bir adet ahır olduğu, içerisinde 9 tane inek bulunduğu, ahırın hemen yanındaki kısımda davalı K5 tarafından yaptırılan etrafı örülü üzeri sac levhalarla kapatılmış ahır niteliğinde bir bölüm ve burada da 13 adet inek bulunduğu, açıkta depo edilen yem ve gübre bulunmadığı, mahkemece yapılan keşifte gözlemlenmiştir. Dava konusu besi ahırlarının meskun mahal sınırları içerisinde yer aldığı, ruhsatsız olarak inşaa edilen ahırlarda davalılarca hayvan beslendiği, besi ahırlarının meskun mahal dışında kurulması gereken tesislerden olduğu, mahkememizce yapılan keşif sonrası düzenlenen tıbbi teknolog bilirkişi raporuna göre, besi ahırlarının gayri sıhhi şartlarda faaliyet gösterdiği, sivrisinek, haşere vb.’nin üremesine sebep olunduğu, besi ahırlarının mevcut durumu ile insan ve çevre sağlığını olumsuz etkileyecek nitelikte olduğu anlaşılmakla, davacı yanın, davalıların, dava konusu taşınmazda büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği yapmalarının men’ine ilişkin talebin haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalı K3 vekili tarafından, hayvanların tamamının K9 adına kayıtlı olduğu belirtilerek husumet itirazında bulunulmuş ise de, K9 ile davalı K3’ın baba-oğul oldukları, mahkemece yapılan keşifte görüldüğü ve davacı tanıkları yanında davalı tanıklarının beyanlarından da anlaşıldığı üzere, K9’a ait olan hayvanların, davalı K3’ın evinin hemen yanında yer alan ve davalı K3’a ait olan ahır niteliğindeki yapıda beslendikleri, bu bağlamda, davalı yanın husumet itirazının haklı olmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de; davalılarca, davacının vücut bütünlüğüne, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir davranışta bulunduğundan söz etmenin mümkün olmadığı, manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, Hatay İli, Antakya İlçesi, A6 Mahallesi 103 ada 29 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi K10’nin 05/06/2018 tarihli raporundaki krokide yeşil renk ile işaretlenen alandaki davalılar K5 ve K3 tarafından ahır ve ev olarak kullanılan kısımlarda davalıların büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği yapmalarının men’ine, manevi tazminat talebinin reddine, yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

A-) Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
– Davalıların büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği yapmalarının men’ine ve müvekkil lehine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılardan alınarak müvekkil/davacıya verilmesinin hukuka, usul ve yasaya uygun olup söz konusu kararı bu yönlerden kabul ettiklerini,
– Ancak yerel mahkemece verilen kararı diğer yönlerden; manevi tazminat talebinin reddine, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderleri yönünden hukuka, usul ve yasaya (6100 sayılı HMK’nun 353/1-a.6 hükmüne), Yargıtay’ın emsal nitelikteki içtihatlarına da açıkça aykırı olup, istinaf başvuru gerekçelerinin incelenerek kararın bu yönlerden kaldırılmasını talep ettiklerini,
– Müvekkilin evinin bitişiğinde; beslenen onlarca hayvanın kötü koku yaydığı, gürültü çıkardığı, hayvan dışkıları yakın mesafeye bırakıldığı, hayvan gübreleri gelişi güzel bir şekilde açıkta ve çok yakın mesafeye bırakıldığı burada bir sürü sinek, haşere vb. nitelikte böcek ürediği, hayvan temizliğinin yapılmadığı, ahırda ve yemlerin bulunduğu bölgede, haşere vb. zararlı ve tehlikeli böcekler barındığı, hayvanların yaş gübrelerinin parsel içine dökülmesi nedeni ile burada sinek vb. böcekler fazlasıyla ürediği ve tüm bu nedenlerle müvekkilim ve ailesi evinin içerisinde ve dışarısında temiz hava soluyamadığını, kokudan dolayı pencere dahi açamadıklarını, tüm bu nedenlerle manevi olarak müvekkilinin ruhsal sağlığının bozulduğunu, müvekkilin ruh bütünlüğünün bozulmuş olduğu ve kişilik haklarına zarar verildiği aşikar iken yerel mahkemece; müvekkil lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekir iken bunun yapılmamış olmasının kanuna ve hukuka ve de vicdana açıkça aykırı olduğunu,
– Dava açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, hakkını savunması, devletin amacının bireyin haklarının korunması olduğu, görevini gereği gibi yerine getirmemesinin külfetinin bireye yüklenemeyeceği açık iken, dava açılmasına sebebiyet verenin davalılar olduğu açık iken vb.tüm hususlar göz önünde bulundurulduğunda müvekkili aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,
– Yerel mahkemenin kararının sadece manevi tazminatın reddine dair verilen kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ile, davalılar lehine hükmedilen yargılama gideri ile vekalet ücreti ödemesine dair verilen kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, istinaf başvuru gerekçelerinin incelenerek kararın sadece bu yönlerden kaldırılarak dosyanın yerel mahkemeye iadesi veya talepleri doğrultusunda manevi tazminat taleplerinin kabülüne karar verilmesini talep etmiştir.

B-)

Davalı K3 vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin bahsi geçen hayvancılık ile ilgisi olmadığını, davanın tüm aşamalarında ifade etmelerine rağmen davanın, müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddi gerekirken müvekkili yönünden bu iddialar etraflıca irdelenmeden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
– Yerel mahkeme kararının gerekçesinde müvekkili ile asıl hayvancılığı yapan dava dışı K9’ın baba oğul olmasını yeterli bulduğunu, oysa hukukumuzun cezai ve hukuki sorumluluk şahsi olduğunu, bu nedenle müvekkilinin oğlundan dolayı sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle de kararının kaldırılması gerektiğini,
– Yerel Mahkemenin sadece Tıbbi Teknolog bilirkişi raporunu esas alarak karar verdiğini, veteriner hekim raporunun dikkate alınmadığını,
* Bu nedenlerle kararın kaldırılması gerektiğini, davacının kötü niyetli olarak tüm komşularını bu tür iddialar ile huzursuz etmekte olduğunu, davacının kendisi de hayvancılık yapığını,
* Davacının açtığı davanın hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, davacının sosyal yaşamında olumsuz hiçbir değişiklik bulunmadığını, müvekkilime atfedilecek bir kusur da olmadığını,
* Müvekkilin bu davayla ve hayvancılıkla bir ilgisi olmadığını,
Bu nedenle davanın reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hakkaniyete aykırıdır. Yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Dava, Muarazanın giderilmesi ve manevi tazminat (Komşuluk Hukukundan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.

TMK m. 683 deki “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.

Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın “komşu hakkı” başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.

TMK-Madde 737 –
* Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
* Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. * Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.

TMK’nın 738. maddesiyle, 737. maddeye benzer daha özel bir düzenleme getirilmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre “Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır. Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.”

Bilindiği gibi Türk Medeni Kanunu’nun 742. maddesi uyarınca, taşınmaz maliki üst taraftaki araziden kendi arazisine doğal olarak akan suların ve özellikle yağmur, kar ve tutulmamış kaynak sularının akışına katlanmak zorundadır. Komşulardan hiçbiri, suların bu akışını diğerinin zararına değiştiremez.

Aynı yasanın 743. maddesi 1. ve 2. fıkrası gereğince de “bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir şekilde akmakta ise, alt taraftaki arazi maliki, üst taraftaki araziden fazla suyun boşaltılması sırasında da bu suları… kabul etmek zorundadır. Alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısıyla akan sulardan zarar görmekte ise gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere, kendi arazisinden yapılacak mecra ile suyun akıtılmasını isteyebilir.”
(Bknz.

Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2014/13963
Esas,
2014/13254
Karar sayılı ilamı)

Somut olayda ise, davacı ve davalılar Hatay İli, Antakya İlçesi, A6 Mahallesi 103 ada 29 parsel (eski 343 parsel) sayılı taşınmazda müşterek hisseli maliktirler. Taraflar dışında parselde daha birçok paydaş bulunmakta ve parsel üzerinde 60’dan fazla bina bulunmaktadır. Parsel şerleşim yeri haline gelmiş ve meskun mahal kapsamında değerlendirilmesi gereken bir yerdir. Davalılar parsel içerisinde bulunan evlerin altında, yada bitişiğinde ahır yaparak hayvan besiciliği yapmaktadırlar. Davacı taraf, davalıların sahada ve ahırlarda büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği yapmaları nedeniyle kötü koku ve gürültülerden rahatsız olduğu, hasta olduğu ve hastalığının ilerlediği iddialarıyla davalıların hayvan beslemelerinin men’ine, açıkta depo edilen yemlerin ve gübrenin kaldırılmasına, mümkün olmadığı takdirde, bilirkişilerin belirteceği önlemlerin alınmasına, davacının bugüne kadar katlanmak zorunda kaldığı kokular ve yaşadığı sağlıksız ortamdan kaynaklı manevi çöküntünün kısmen de olsa tazmini için davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davalıların dava konusu 103 ada 29 parselde ahır ve ev olarak kullanılan kısımlarda davalıların büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği yapmalarının men’ine, manevi tazminat talebinin şartları gerçekleşmediğinden reddine, yönelik karar verildiği, verilen kararı davacı vekili ile davalı K3 vekilinin istinafa taşıdığı görülmüştür.

TMK m. 683 de belirtildiği şekilde bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.

Yukarıda belirtildiği şekilde; malik, kendisine ait taşınmazda yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır.

Tarafların ayrı ayrı parselleri bulunmasa da aynı parselde paydaş oldukları, paydaşların kendi yerleri olarak bildiklere yerlere ev yaptıkları, bu nedenle TMK.nun 737.md uyarınca komşuluk hukuku kurallarına uymak zorunda oldukları, arasındaki uyuşmazlık komşuluk hukuku hükümleri uyarınca çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlıktır.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmiş ve sadece manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek manevi tazminat yönünden verilen kararın kaldırılması talebinde bulunmuş ise de; TBK’nun 58. maddesine göre, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya maruz kalan kişi, uğradığı manevi zarar karşılığında bir miktar para hüküm altına alınmasını isteyebilir. TMK’nun 24.maddesinde düzenlenen ve TBK’nun 58. maddesinde doğrulanarak yaptırımı gösterilen yasal düzenleme gereğince kişilik haklarının zarar görmesi durumunda manevi tazminat istenebilir. Eldeki davada, davacının evine yakın yerde davalıların hayvan beslemesi nedeniyle davacının hastalığı ilerlediğini ve ruhsal durumu zarar görmesini gerektirecek manevi bir zararın ispat edilemediği gibi dosya kapsamına göre de herhangi bir manevi zararın tespit edilemediği, bu nedenle manevi tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf talebin reddine karar verilmesi gerekir.

Davalı K3 vekili istinaf dilekçesinde yazılı nedenlerle ilk derece mahkemesi kararını istinafa taşımış ve kararın kaldırılması talebinde bulunmuş isede; ilk derece mahkemesince tarafların delillerinin toplandığı, mahallinde keşfin yapıldığı, bilirkişilerin raporlarını ibraz ettikleri, kararın usulu ve yasaya uygun olduğu, davalı K3 ile oğlu K9’un aynı evde/binada birlikte yaşadıkları anlaşılmıştır. Davalı K3’in de hayvancılıkla ilgili kaydının bulunduğu, davalı tanıkları her ne kadar hayvan’ın K9’a ait olduğunu beyan etmiş iseler de tanıkların davalı tarafın çok yakın akrabası olup yanlı olarak beyanda bulundukları kanaati hasıl olmuştur. Yine tanık beyanına göre davalı K3’ın da hayvancılıkla uğraştığı ve hemde çiftçilikle uğraştığı belirtilmiştir. Aynı şekilde köy yerlerinde aynı binada birlikte yaşayıp birlikte hayvancılık yapmak ve sürdürmek sıkça karşılaşılan ve hayatın olağan akışına da uygun bir durumdur. Bu beyanlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup davalı K3vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar yerinde değildir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Hatay 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 07/03/2019 tarih ve 2017/168 Esas, 2019/72 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekili ile davalı K3 vekilinin istinaf başvurularının,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1- b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç her iki taraftan da peşin alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına,

3-
Talep eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.05/11/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!