TMK Madde 3 İyiniyet

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TMK 3, iyiniyetin hukuki sonuçlarını ve iyiniyet karinesini düzenlemektedir.

Resmi Metin

İyiniyet

Madde 3- (1) Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.

(2) Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, iyiniyetin hukuki sonuçlarını ve iyiniyet karinesini düzenlemektedir. Birinci fıkra, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda iyiniyetin varlığının asıl olduğunu belirleyerek bir âdi karine öngörmüştür. Bu karine, iyiniyetli olduğunu iddia eden tarafı ispat yükünden kurtarmakta ve karşı tarafın iyiniyetin bulunmadığını kanıtlamasını gerektirmektedir.

İkinci fıkra, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağını hükme bağlamıştır. Bu düzenleme, iyiniyetin korunmasını belirli bir özen yükümlülüğüne bağlayarak sınırlandırmaktadır. 4721 sayılı Kanun’un gerekçesine göre iyiniyetin rolü yalnızca hakların doğumu alanıyla sınırlı tutulmamış, kanunun hukuki bir sonuç bağladığı tüm durumlara genişletilmiş ve İsviçre Medeni Kanununun aslına daha uygun bir ifade tercih edilmiştir.

Gerekçe

Yürürlükteki Kanunun 3. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin kenar başlığı “iyiniyet” olarak değiştirilmiştir. Burada 1984 tarihli Ön Tasarıdaki düzenleme aynen benimsenerek, iyiniyetin rolü, yalnız hakların doğumu alanına indirgenmemiş, kanunun hukuki bir sonuç bağladığı durumlara teşmil olunmuştur. Ayrıca ifade düzeltilmek suretiyle birinci fıkra, kaynak İsviçre Medeni Kanununun 3. maddesinin Almanca metnine uygun hale getirilmiştir.

İlgili Önemli Yargı Kararları

  • İyi Niyetin Korunması: Yargıtay, bir kimsenin hukuki bir işlemde iyi niyetli olduğu varsayımının, aksinin ispat edilmediği sürece geçerli olduğunu belirtmiştir. Örneğin, bir taşınmazın satın alınmasında, alıcının satıcının mülkiyet hakkına sahip olup olmadığını bilmemesi durumunda, alıcı iyi niyetli kabul edilir.
  • İyi Niyetin İspatı: Yargıtay, iyi niyetin varlığının kanıtlanmasında dürüstlük kuralına uygun davranmanın önemli olduğunu vurgulamıştır. Özellikle taraflardan biri, diğerinin kötü niyetli olduğunu iddia ediyorsa, bu iddiayı ispat etmek zorundadır.
  • Hak Kazanımında İyi Niyet: Bir kişinin, başkasının hakkına zarar vermeden kazandığı haklarda iyi niyetli olduğu kabul edilir. Ancak Yargıtay, bir kimsenin sahip olduğu hakka zarar verme kastıyla hareket ettiğini tespit ederse, bu durumda Medeni Kanun Madde 3 kapsamında iyi niyetli kabul edilmez.
  • İyi Niyetin Sınırları: Yargıtay kararlarına göre, bir kişi, sahip olduğu hakkı kullanırken diğer kişilerin haklarına zarar verecek şekilde davranıyorsa, bu durum iyi niyetli olmadığını gösterir. İyi niyetin sınırları, kişinin mevcut durumu ve olgulara bakış açısıyla değerlendirilir; yani kişi, zarar verme ihtimalini bilecek konumda ise iyi niyet iddiasında bulunamaz.
  • Mülkiyet Hakkında İyi Niyet: Yargıtay, taşınmaz malların alım-satımında, alıcının, tapu kayıtlarına güvenerek işlem yapmasının iyi niyetli sayıldığını vurgular. Ancak, alıcının kötü niyetini ortaya koyacak açık bir durum varsa, bu durumda taşınmazın mülkiyetini kazanma hakkı ortadan kalkar.
Bu sayfada yer alan “Türk Medeni Kanunu’nun 3. maddesi” direkt olarak “mevzuat.gov.tr” isimli Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının paylaşıldığı resmi web sitesinde yer aldığı gibi aynen paylaşılmaktadır. Maddeyi etkileyen kanun değişiklikleri takip edilmekte ve tarafımızca güncellenmektedir.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş HGK içtihatları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/2267 K. 2015/1352 Onama

Halefiyetin gerçekleştiğini bilmeyen ve bilmesi gerekmeyen (subjektif iyiniyetli) tazminat borçlusu, halefiyetten habersiz olarak eski alacaklıya (sigortalıya) sorumluluk tazminatını ödemekle borçtan kurtulur.

Detaylı özeti gör

Asıl uyuşmazlık, kasko sigortacısının sigortalısına hasar bedelini ödedikten sonra, hasara neden olan araç malikine (davalıya) karşı TTK m.1301 halefiyetine dayalı rücu hakkının devam edip etmediğidir; zira müteselsil borçlu olan araç sürücüsü, sigortalıya sonradan bir protokolle ayrıca ödeme yapmıştır. HGK, müteselsil borçlulardan birinin (sürücü) ödemesiyle diğer borçlunun (davalı malik) de borçtan kurtulduğunu kabul ederek direnme kararını oyçokluğuyla onamış ve sigortacıyı sebepsiz zenginleşme yoluna yöneltmiştir. TMK m.3, bu çözümün merkezinde olan halefiyet/müteselsil borç ekseninin değil; halefiyetten habersiz iyiniyetli borçlunun eski alacaklıya ödeme ile kurtulmasını açıklarken BK m.165 yanında parantez içi atıfla anılan destekleyici subjektif iyiniyet ilkesidir. "Sigortacının ödemesinden haberdar olduğu ispat edilmeyen iyiniyetli hasar sorumlusu" ifadesi karara taşındığı için ilke işlevseldir, ancak m.3 kararın bağımsız taşıyıcı dayanağı değildir.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2019/1853 K. 2020/615 İstinaf Kabulü / Kaldırma

TMK m.3 anlamında iyiniyetli (vekilin görevini kötüye kullandığını bilmeyen/bilemeyecek) üçüncü kişiyle vekilin yaptığı sözleşme geçerlidir. BAM, alıcı K2'nin vekil K7 ile işbirliği ispatlanamadığından iyiniyetli sayıldığını, tapu iptali talebinin reddi gerektiğini belirtmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, kardeşi K7'ye satış için verdiği vekaletin kötüye kullanılarak taşınmazının gerçek değerinin çok altında bir bedelle davalı K2'ye satıldığını, K2'nin de kötüniyetli olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi davanın tapu iptali yönünden kabulüne karar vermiştir. Adana BAM ise, alıcı üçüncü kişi K2 ile vekil K7 arasında çıkar ve işbirliği bulunduğunun ispatlanamadığını, K2'nin vekilden olan alacağını satış bedelinden mahsup etmesinin tek başına kötüniyet sayılamayacağını, dolayısıyla tapu iptali talebinin reddi gerektiğini; ancak tazminat yönünden ıslah, hak sahibi ve satış tarihindeki gerçek değer araştırması yapılması gerektiğini saptamıştır. Bu nedenle davalı K2 vekilinin istinaf başvurusunu kısmen kabul ederek kararı kaldırmış ve dosyayı mahkemesine göndermiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2019/1651 K. 2020/297 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Vekilin görevini kötüye kullanmasında, son devralanın TMK m.3 anlamında iyiniyeti korunur. Adana BAM, davalı K2'nin vekille çıkar/işbirliği içinde olduğunu veya kötüniyetini gösteren tespit bulunmadığından, tapu iptali tescil talebinin onun yönünden reddini yerinde bulmuştur.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, vekil tayin ettiği kişinin vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmazlarını muvazaalı şekilde devrettiğini ileri sürerek tapu iptali, tescil ve alacak istemiş; ilk derece mahkemesi son kayıt maliki davalı K2 yönünden tescil talebini reddedip alacak talebini vekil ve ona devreden yönünden kabul etmiştir. Adana BAM, son devralan K2'nin vekille çıkar ve işbirliği içinde olduğunu veya vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bildiğini gösteren bir tespit bulunmadığını, TMK m.3 anlamında iyiniyetinin korunması gerektiğini saptamıştır. Bu nedenle ilk derece kararını usul ve yasaya uygun bularak davalı K3'ün istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. Bilgilendirme amaçlıdır.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!