TMK Madde 432 Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması: Koşulları

Özet 3 fıkra · ~2 dk okuma

TMK 432, ergin bir kişinin himayesi başka şekilde sağlanamadığı takdirde elverişli bir kuruma yerleştirilmesini veya orada alıkonulmasını üç fıkra üzerinden düzenler.

Resmi Metin

Koşulları

Madde 432- (1) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin kişi, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde, tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir. Görevlerini yaparlarken bu sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu görevlileri, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.

(2) Bu konuda kişinin çevresine getirdiği külfet de göz önünde tutulur.

(3) İlgili kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Madde, ergin bir kişinin himayesi başka şekilde sağlanamadığı takdirde elverişli bir kuruma yerleştirilmesini veya orada alıkonulmasını üç fıkra üzerinden düzenler. Birinci fıkra beş alternatif sebep sayar: akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık ve serserilik; bu sebeplerden biriyle toplum için tehlike oluşturan ve himayesi başka biçimde sağlanamayan ergin kişi tedavi, eğitim veya ıslah için kuruma yerleştirilebilir. Aynı fıkra kamu görevlilerine bu sebeplerden birini öğrendiklerinde durumu yetkili vesayet makamına derhal bildirme yükümü getirir. İkinci fıkra kararın verilmesinde kişinin çevresine getirdiği külfetin de göz önünde bulundurulmasını öngörür; aile, bakım yükümlüleri ve vasi gibi yakın çevre, takdirin ek bir bileşeni olarak değerlendirmeye katılır. Üçüncü fıkra ise kişi özgürlüğü ilkesinin gereği olarak ilgilinin durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılmasını emreder. Hüküm İsviçre Medeni Kanunu 397a maddesinden aynen alınmıştır.

Gerekçe

Madde kenar başlığıyla birlikte İsviçre Medeni Kanununun yeni 397 a maddesinden aynen alınmıştır.

Bu ve bunu izleyen maddelerde, kişinin korunması amacıyla özgürlüğünün kısıtlanması söz konusu olup, bu denli önemli bir konunun koşulları, hüküm ve sonuçları özel hükümlerin konulmasını gerektirmiştir.

Maddede kişinin bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulması belli sebeplere bağlanmıştır. Bunlar toplum için tehlike oluşturan akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik halleridir. Ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalıkların neler olduğunun belirlenmesi tıp biliminin işi olmakla beraber, buraya AİDS, kolera, ilerlemiş verem ve veba gibi hastalıkların geleceği söylenebilir.

Madde sadece toplum için tehlike oluşturan ergin kişilerin kuruma yerleştirilmesi veya kurumda alıkonulmasını öngörmektedir. Ergin olmayan kişiler bu maddenin kapsamına girmemektedir. Bu kişilere ilişkin koruma önlemleri daha önceki maddelerde hükme bağlanmıştır. Ergin kişinin bu madde gereğince kuruma yerleştirilmesi ya da kurumda alıkonulması için kısıtlı olması ya da olmaması önem taşımamaktadır. Kısıtlı olmamasına rağmen maddede sayılan sebeplerden biri varsa toplum için tehlike oluşturan bu kişiler bir kuruma yerleştirilebilecek veya kurumda alıkonulmaya devam edilecektir.

Maddenin ikinci fıkrası kişinin koruma altına alınmasında çevresine getirdiği külfetlerin de göz önünde tutulmasını öngörmektedir. Buna göre koruma kararı verilirken bu unsur da etkili olacaktır. Buradaki “çevre” kavramına, kişinin ailesi, kendisine bakmakla yükümlü olanlar ve vasisi gibi kişiler girer. Bu hallerde dahi kişinin bir kuruma yerleştirilebilmesi için bakım ve tedavisinin başka şekilde sağlanamaması şartı aranacaktır.

Maddenin üçüncü fıkrası, kişi özgürlüğünün önemli olması nedeniyle, koruma altına alınan kişinin durumu uygun hale gelir gelmez hemen kurumdan çıkarılmasını, yani özgürlüğünün geri verilmesini öngörmektedir.

İlgili Yargıtay Kararları

Seçilmiş 2.HD içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2011/5506 K. 2012/1336 Bozma

TMK m.432 ile koruma amaçlı özgürlüğün kısıtlanmasında sağlık raporları çelişkiliyse, çelişki Adli Tıp'tan rapor alınarak giderilmeli ve vesayet altına alınmanın gerekip gerekmediği saptanmalıdır.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, davacı babanın 1976 doğumlu oğlunun TMK m.432 uyarınca koruma amacıyla özgürlüğünün kısıtlanarak elverişli bir kuruma yerleştirilip alıkonulması (ve kısıtlanması) talebine ilişkindir. Dosyadaki Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi raporları çelişkilidir: 28.4.2010 tarihli rapor, ilgilinin silahla tehdit fiilinin anlam ve sonuçlarını algılama ile davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azaldığını ve ceza ehliyetinin bulunmadığını belirtirken; 1.10.2010 tarihli rapor, uygunsuz duygulanım, regresyon, sosyal izolasyon ve gerçeği değerlendirme yeteneğinde bozukluk saptamakla birlikte TMK m.432 çerçevesinde değerlendirilmesine gerek olmadığını ifade etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, iki rapor arasındaki çelişki Adli Tıp İhtisas Dairesinden rapor alınarak giderilmeden ve kısıtlanması istenilenin vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği saptanmadan, eksik araştırma ile karar verilmesini doğru bulmamıştır. Bu sebeple yerel mahkeme hükmü BOZULMUŞ, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına oybirliğiyle karar verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2009/3089 K. 2009/13890 Bozma

TMK m.432'ye göre akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık ya da serserilik nedeniyle toplum için tehlike oluşturan ergin, kişisel korunması amacıyla bir kuruma yerleştirilebilir.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, zeka geriliği ve epilepsi hastalığı bulunan 1985 doğumlu ergin kişi hakkında 2828 sayılı yasa uyarınca "korunma kararı" verilmesi isteminde görevli mahkemenin Aile Mahkemesi mi yoksa vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi mi olduğuna ilişkindir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi oyçokluğuyla, 4787 sayılı Kanun'un 6/1-c maddesi uyarınca görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, işin esası incelenmeden verilen görevsizlik kararını bozmuştur. Kararda yer alan karşı oylar ise TMK m.432, 433, 435 ve vesayet dairelerini düzenleyen m.397 birlikte değerlendirildiğinde ergin kişinin koruma altına alınmasının vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) görev alanına girdiğini ve 4787 sayılı Kanun'un 5133 sayılı Kanun'la değişik 4/1 maddesiyle TMK ikinci kitabının üçüncü kısmındaki (vesayet) davaların Aile Mahkemesi görevinden çıkarıldığını savunarak yerel mahkemenin görevsizlik kararının onanması gerektiğini belirtmiştir. Bu yönüyle karar, TMK m.432'ye dayanan ergin kişinin koruma amacıyla bir kuruma yerleştirilmesi isteminde görev ve vesayet makamının yetkisi tartışmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2022/7896 K. 2022/7376

TMK m.432 kapsamında kişinin elverişli kuruma yerleştirilerek tedavisi için izin istemiyle açılan davada doğan yetki (merci tayini) ve daireler arası iş bölümü uyuşmazlığı, esasa girilmeksizin usulen çözülür.

Detaylı özeti gör

TMK m.432 uyarınca bir kişinin yatarak tedavisi için izin verilmesi talebiyle açılan dosyada Biga Sulh Hukuk Mahkemesi yetkisizlik kararıyla dosyayı Avanos Sulh Hukuk Mahkemesine göndermiş, Avanos Sulh Hukuk Mahkemesi de karşı yetkisizlik kararı vererek yetkili mahkemenin Biga Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna karar vermiş; bu olumsuz yetki (merci tayini) uyuşmazlığının giderilmesi için dosya Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi esasa girmeksizin, merci tayinine ilişkin inceleme görevinin Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 26.01.2022 tarih ve 1 sayılı iş bölümü kararı gereğince Yargıtay 5. Hukuk Dairesine ait olduğunu belirlemiştir. Dosyanın, inceleme görevinin Daireye ait olduğu gerekçesiyle Yargıtay 8. Hukuk Dairesince kendilerine gönderildiği anlaşıldığından, Daire iş bölümü uyuşmazlığının çözümü için Yargıtay Kanunu m.60 uyarınca dosyanın Hukuk İş Bölümü İnceleme Kuruluna oy birliğiyle gönderilmesine karar vermiştir. Karar, TMK m.432 esasına ilişkin bir değerlendirme içermemekte olup, bu madde uyarınca açılan tedavi amaçlı korunma davasında ortaya çıkan yetki/merci ve daireler arası iş bölümü sorununun usuli çözümüne ilişkindir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2015/9193 K. 2015/10825

TMK m.432, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasını düzenler; toplum için tehlike oluşturan veya kişisel korunması başka şekilde sağlanamayan kişinin tedavisi, eğitimi ya da ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulması bu madde kapsamındadır.

Detaylı özeti gör

Davaya konu uyuşmazlık, TMK m.432 kapsamında koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması isteğine ilişkin olup, mahkemece de talep bu şekilde vasıflandırılmıştır. Bu vasıflandırmaya göre inceleme görevinin önce Yargıtay 18. Hukuk Dairesine ait olduğu düşünülmüş; ancak Yargıtay Kanunu'nda 6644 sayılı kanunla yapılan ve 11.04.2015 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik gereğince dosyanın 18. Hukuk Dairesine değil, işbölümü uyuşmazlıklarını çözmekle görevli Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulu'na gönderilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir. Dolayısıyla bu karar, işin esasına girilmeksizin verilmiş bir işbölümü (görev) belirlemesi niteliğinde olup, TMK m.432 hükmünün esasına ilişkin bir değerlendirme içermemektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2012/2726 K. 2012/20646 Bozma

TMK m.432, akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya benzeri sebeplerle korunması gereken kişinin tedavi ve bakımı amacıyla özgürlüğü kısıtlanarak elverişli bir kuruma yerleştirilmesini düzenler.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, TMK m.165 uyarınca akıl hastalığına dayalı boşanma davasında davalı kadının akıl sağlığına ilişkin çelişkili raporların nasıl giderileceğine ilişkindir; zira Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi raporu davalıda m.165 çerçevesinde akıl hastalığı bulunduğunu, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi raporu vasi tayinini gerektirir bir hastalık olmadığını, Dr. Ekrem Tok Adana Ruh Sağlığı Hastanesi raporu ise davalı hakkında TMK m.432 uyarınca verilmiş kısıtlılık kararının kaldırılması gerektiğini belirtmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, raporlar arasındaki çelişkinin 2659 sayılı Kanun m.15/f uyarınca Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınarak giderilmesi ve çıkacak sonuca göre boşanma istemi hakkında karar verilmesi gerekirken mahkemenin eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurmasını usul ve yasaya aykırı bularak hükmü BOZMUŞ, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir. Bu kararda TMK m.432 müstakil bir uyuşmazlık konusu olmayıp yalnızca dolaylı biçimde yer almakta; davalı hakkında daha önce m.432 uyarınca verilmiş bir kısıtlılık kararının bulunması ve psikiyatri raporunda bu kararın kaldırılması gerektiğinin ifade edilmesi, davalının akıl sağlığına dair raporlar arasındaki çelişkiyi ortaya koyan unsurlardan biri olarak değerlendirilmiştir.

Karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tam karar metni esas alınmalıdır. Kaynak: Yargıtay Karar Arama.

İndeks
Bize WhatsApp'tan ulaşın!