Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/262
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. K. m. 34, 134, 141, 144, 158) [KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nun 07.06.2007 gün ve 2006/Ş.531 Esas, 2007/582 karar sayılı kararı ile “CMK avukatları listesinde yer almadığı ve CMK uygulama servisi tarafından görevlendirilmediği halde sanık M.B.’nin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca alınan 16.05.2006 günlü ifadesinde bu sıfatla hazır bulunduğu ve bu nedenle Avukatlık Yasasının 34, 134. maddelere aykırı davrandığı” iddiasıyla açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat, sorgusuna katıldığı sanık M.B.’nin ne kısıtlı ne de hükümlü olmadığını, reşit olan sanığın istemi ile savunmasında hazır bulunduğunu, CMK seminerlerini almadığı gibi, görev de almadığını, CMK listesinde isminin olmadığını, 16.05.2006 günlü ifade zabtında “İstanbul Barosu Avukatlarından 27443 sicil numaralı Av. Y.T. Baro tarafından müdafi tayin edildi. Şüpheliden müdafisi huzurunda savunma ve delilleri soruldu” sözlerinin matbu olmakla hatanın matbu evraktan kaynaklandığını, sanığın Sulh Ceza Mahkemesi sorgusuna katılmadığını, Savcılık ve Sulh Ceza Mahkemesi ifadelerinin aynı olmakla kendisinin suçu üstlenmesi hususunda sanığa baskı yaptığı yönündeki iddianın doğru olmadığının saptandığını, ifadede şu veya bu hususu bildirmesi hususunda baskıda bulunmadığını, dosya sanıklarından K. Ç.’nin önceki vekâlet ilişkisi nedeniyle savunmasını üstlendiğini, yasa ve meslek kurallarına aykırı davranmadığını bildirmiş, suçsuz olduğunu savunmuştur.
İncelenen dosya kapsamından 16.05.2006 günü Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli M.B.’nin sorgusunda bulunmak üzere avukat istendiğine ilişkin bir belge olmadığı gibi, Şikâyetli Avukat Y.T’nin CMK uygulama servisi listesinde isminin bulunmadığının bildirildiği görülmektedir.
Baro Disiplin Kurulu “dosyada mevcut yakınan ve yakınılan avukatın yazılı ve sözlü beyanları, tanık anlatımları ve incelenen Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/287 esas sayılı ve Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/130 esas sayılı dosyaları kurulca değerlendirilmiş ve yakınılan avukatın CMK uygulama servisince görevlendirilmediği halde ve diğer şüphelilere yardımda bulunduğu halde, şüpheli M.B.’nin savcılık ifadesine katılmasının meslek ilke ve etiğine aykırı eylem teşkil ettiği sabit görülmüş ve yakınılan avukat hakkında hüküm kurulmuştur” gerekçesi ile eylemin Avukatlık Yasasının 34, 144 maddelere aykırı olduğunu saptamış ve Avukatlık Yasasının 158. maddesindeki takdir hakkıda kullanılarak şikâyetli avukatın üç ay süre ile işten yasaklama kararı verilmiştir.
Avukatlık Yasasının141.maddesi hükmüne göre disiplin kovuşturması Yönetim Kurulu tarafından verilen bir kararla açılır. Disiplin Kurulu, Yönetim Kurulu’nun "disiplin kovuşturması açılmasına" dair kararı çerçevesinde kovuşturmayı yürütmek, sonuçlandırmak ve gereken kararı vermekle görevlidir.
İncelenen dosya kapsamından, disiplin kovuşturmasının İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nun 07.06.2007 gün ve 2006/Ş.531 Esas, 2007/582 karar sayılı kararı ile “CMK avukatları listesinde yer almadığı ve CMK uygulama servisi tarafından görevlendirilmediği halde sanık M. B.’nin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca alınan 16.05.2006 günlü ifadesinde bu sıfatla hazır bulunduğu ve bu nedenle Avukatlık Kanunu 34, 134. maddelere aykırı davrandığı” iddiası ile açıldığı görülmektedir.
O halde, sadece Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda kovuşturma yapılmalı ve eylem sabit ise ona göre disiplin cezası tayin edilmelidir.
Şikâyetli avukat 16.05.2006 günlü ifade zabtında, Baro tarafından görevlendirilmiş olduğunun yazılmasının matbu hatadan kaynaklandığını savunmakta ise de; Uygulamada Cumhuriyet Başsavcılıkları’nca savcılık ifadelerinde görev alan avukatların işin acilliğine müsteniden Baro tarafından telefonla görevlendirildiği, görev yazısının bilahare gönderildiği tartışmasızdır. Sanık M.B.’nin sorgusuna Baro sicil numarasını da vermek suretiyle katılan şikâyetlinin, Baro tarafından görevlendirilmediği ve sanık istemi ile duruşmaya katılması halinde, durumunu Cumhuriyet Savcısına açıklaması ve zabtın ona göre tutulmasına yardımcı olması yasa ve meslek kuralları gereğidir.
Bu nedenle Baro tarafından görevlendirilmediği halde bu sıfatla sanık savunmasını üstlenme eyleminin disiplin suçu oluşturduğu tartışmasızdır. Disiplin kovuşturması dosyasına yansıyan ve karar gerekçesinde tartışılan diğer olaylar ayrı bir disiplin kovuşturmasına konu olabileceği, ancak 158. maddedeki ilkelerin uygulanarak tayin ve takdir olunun disiplin cezasının artırılmasına neden olamayacağından, eylemle tayin olunan disiplin cezası arasında adaletli bir denge sağlanamadığı anlaşıldığından üç ay süre ile işten çıkarma cezasının kınama cezasına çevrilmek suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak, Şikâyetli Avukat Y.T’nin itirazının kabulü ile, İstanbul Barosu Disiplin Kurulu’nun “üç ay süre ile işten yasaklama kararı verilmesine” ilişkin kararın “kınama” cezasına çevrilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA yeniden inceleme ve araştırmayı gerektirir bir husus bulunmadığından Şikâyetli Avukat Y.T’nin KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe