TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2022/1 K. 2022/49

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1333

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

[ÖZET] * Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, yargı denetiminden de geçen kararlarında, şikâyetlinin disipline konu eylemi nedeniyle yargılandığı, maddi gerçeği araştırmakla görevli ceza mahkemesinin değerlendirmesine paralel olarak, mahkemece öngörülen ceza miktarını bir değerlendirme kriteri olarak almaktadır. Bu kapsamda Şikâyetlinin silahlı terör örgütünün hiyerarşisine dâhil olduğu, eylemlerinin çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz ettiği ve silahlı terör örgütü üyesi olduğu Ceza Mahkemesi kararı ile sabit olduğu dikkate alındığında, Baro Disiplin Kurulu’nca şikâyetli hakkında eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilip alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilen işten çıkarma cezasının süresinin, ölçülülük ilkesine uygun olduğu değerlendirilmiştir.
(Av. Yas. m. 5/1-a, 34, 134, 158, TBB Mes. Kur. m.3, 4)

[KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.
…  Ağır Ceza Mahkemesinin 31.08.2021 tarihli yazısı ile Şikâyetli avukat hakkında; “… Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan açılan kamu davası sonucu verilen kesinleşmiş karar örneğinin Baro Başkanlığı’na bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Soruşturma ve kovuşturma aşamasında şikâyetli Avukat savunma vermemiştir. Disiplin davasına konu eylem nedeniyle yargılandığı ceza mahkemesinde alınan savunmasında, “Ben ayrıntılı olarak bu olayla ilgili ifade vermiştim, soruşturma aşamasında vermiş olduğum savunmalarımı aynen tekrar ederim. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istiyorum. Suç işleme kastı ile hareket etmedim. Bu nedenle terör örgütü üyeliğini kabul etmiyorum. Üniversite döneminde o tarihte cemaat olarak bilinen yapıya ait evde kalırken ablalık yaptım fakat örgütsel anlamda herhangi bir faaliyetim olmadı. İlgilendiğim çocuklara olumsuz bir şey anlatmadım. Ben 2013 yılı Haziran ayında evden ayrılmıştım, 2014 yılında okulum bitti, sadece 3 dersim kaldığı için ailemin yanından okuluma gidip geldim, 2014 yılında da Hâkimlik sınavlarına çalıştığım için bu evde kalmıştım. O dönemde derslerim çok yoğun olduğu için öğrencilere ablalık çoğu zaman yapamıyordum, ancak gelen öğrencilere Allah rızası için sohbet yaptığım olmuştu, anne babaya saygı konusunda, tesettür ve namaz konularında sohbet veriyordum, kesinlikle siyasi hiçbir sohbette bulunmadım ve yapmadım, benim örgütsel herhangi bir faaliyetim olmadığı için beraatime karar verilmesini talep ederim. Aksi halde lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını istiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 01.09.2021 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle …  Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/71 esasına kayden açılan kamu davasında Mahkemenin 24.06.2021 gün ve 2021/179 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 314/2, Terörle Mücadele Kanunu’nun 3, 5/1, TCK’nın 221/4-2 cümlesi, 62/1.maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 6 Ay 22 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, kararın itirazın reddi ile 23.08.2021 günü kesinleştiği,
Mahkemenin, “Sanığın bahsi geçen yıllarda örgüt ile olan irtibatını ikrar etmesi, irtibatlı olduğu bazı şahısları teşhis etmiş olması, tanık beyanları, örgüt içerisinde BLM-BTM gibi görevler alması, 2014 yılı sonunda örgüte ait Hâkimlik Sınavına hazırlık evlerinde kalmış olması, araştırma ve tespit tutanakları bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu hali ile sanığın … silahlı terör örgütünün yasa dışı yapılanmasına dâhil olarak örgütün hiyerarşik yapısı içinde bulunduğu, örgüt ile olan organik bağını 2014 yılı sonunda örgüte ait hâkim-savcı sınavları çalışma evlerine giderek devam ettirdiği anlaşılmış ve üzerine atılı suçu işlediği kanaatine varılmıştır.…
Sanık soruşturma aşamasından itibaren etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini, örgüt ile nasıl tanıştığını, bulunduğu yerlerde ne şekilde temasa geçtiklerini, örgütün yapısı, örgüt içerisindeki konumu itibari ile hiyerarşik yapıya dâhil olan ve kendisinin tanıyabileceği kişileri örgütün çözülmesi adına soruşturma ve kovuşturma işlemlerini kolaylaştıracak şekilde belirtmiş olduğundan ve bu bilgiler sanığın konum ve faaliyetleri ile uyumlu olduğundan sanık hakkında hükmolunan cezadan üst sınırdan etkin pişmanlık indirimi uygulanmıştır.” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca, “…Somut olayda; şikâyetli Avukatın, kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olan ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma’ suçundan mahkûmiyet kararı almış olması karşısında her ne kadar hakkında HAGB kararı verilmiş olsa da, T.C. Danıştay 8. Dairesinin Esas:2012/6690, Karar: 2013/3715 sayılı ve 08.05.2013 tarihli kararı ve Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 2020/728 E., 2020/779 K. sayılı ve 06.11.2020 tarihli kararı, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 2020/705 E., 2020/772 K. sayılı ve 06.11.2020 tarihli kararları gereğince;  eylemin maddi delillerle sabit olması sonucu mahkûm olan şikâyetlinin disiplin hukuku açısından sorumluluğu ortadan kalkmayacağından – eyleminin aynı zamanda mesleğin onur, şeref ve saygınlığını rencide eder mahiyette olduğundan- Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kurallarına (Madde 3-) ‘Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.’ Madde 4-) ‘Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.” Madde 11-) ‘Avukat, Türkiye Barolar Birliği’nce kabul olunan mesleki dayanışma ve düzen gereklerine uygun davranmak zorundadır.” hükümlerine aykırılık teşkil ettiği; eylem ve davranışın niteliği, ağırlığı ve doğurduğu sonuçlar, oluş şekliyle de şikâyetli avukatın kovuşturma konusu disiplin suçunu işlediği mahkeme kararı ile sabit olmakla, suç tarihi itibarı ile tekerrüre esas daha önce almış olduğu disiplin cezalarının bulunmaması nedenleriyle hakkında Avukatlık Kanunu’nun 136/2 ve 158/2 maddelerine göre eylemine uygun bir ceza verilmesi hükmü karşısında şikâyetli avukatın “işten çıkarma cezası” ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.”  gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli Avukatın 27.12.2021 kayıt tarihli duruşma talepli itiraz dilekçesinde özetle, ceza mahkemesindeki savunmalarını aynen tekrarla, staj dönemi dâhil 2015 yılından bu yana mesleğini aralıksız olarak severek icra ettiğini, silahlı terör örgütü olduğu sonradan ortaya çıkan büyük şehre okumak için gidip ekonomik zorluklar ve dini hassasiyetler nedeniyle dâhil olduğu cemaatin silahlı bir terör örgütü olduğunu bilmesinin imkânsız olduğunu, samimi olarak olaya ilişkin bildiklerini anlattığını, ceza yargılamasının temel ilkelere aykırı yürütüldüğünü neticeten hakkında HAGB kararı verildiğini, HAGB kararının CMK’da sayılan hükümlerden olmadığını, hukuki ve cezai sonuç doğurmadığını, bu nedenle verilen kararın telafisi imkânsız zararlar doğurduğunu ve hakkaniyete uygun olmadığını belirterek mezkûr kararın bozularak iptal edilmesini talep ettiği görülmüştür.
Şikâyetli avukat hakkında, disipline konu eylem nedeni ile, yapılan ceza yargılaması sonucunda, …  Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/71 esasına kayden açılan kamu davasında Mahkemenin 24.06.2021 gün ve 2021/179 sayılı ilamı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 314/2, Terörle Mücadele Kanunu’nun 3, 5/1, TCK’nın 221/4-2 cümlesi, 62/1.maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 6 Ay 22 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5.maddesi gereğince Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği sabittir.
Ceza Mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de,  HAGB kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, açıklanmayan hüküm; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler”, 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır”, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”, 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Şikâyetli avukatın yargılamaya konu eylemi, Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesine göre; mesleğe kabulü engelleyen suçlardan olmasına rağmen, maddede  “…suçlarından mahkûm olmak” dendiği ve şikâyetli hakkında verilen HAGB kararının da bir mahkûmiyet kararı olmadığı açıktır. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu yargı denetiminden de geçen kararlarında, meslekten çıkarmayı gerektiren bir suçtan dolayı, yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararı nedeniyle, eylemin karşılığı olan cezadan bir alt ceza verilmesi gerektiği konusunda istikrar kazanan görüşünü sürdürmektedir. Avukatlık Kanunu’nun 135/4 maddesinde, meslekten çıkarma cezasının bir alt cezası olarak “İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetlerinin yasaklanmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, yargı denetiminden de geçen kararlarında, şikâyetlinin disipline konu eylemi nedeniyle yargılandığı, maddi gerçeği araştırmakla görevli ceza mahkemesinin değerlendirmesine paralel olarak, mahkemece öngörülen ceza miktarını bir değerlendirme kriteri olarak almaktadır. Bu kapsamda Şikâyetlinin silahlı terör örgütünün hiyerarşisine dâhil olduğu, eylemlerinin çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz ettiği ve silahlı terör örgütü üyesi olduğu Ceza Mahkemesi kararı ile sabit olduğu dikkate alındığında, Baro Disiplin Kurulu’nca şikâyetli hakkında eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilip alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilen işten çıkarma cezasının süresinin, ölçülülük ilkesine uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Bu nedenle, Avukatlık Kanunu’nun 158.maddesinin “Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler. Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.” hükmü ile avukatlık mesleğinin önem ve özelliği de dikkate alınarak, Şikâyetli Avukatın örgüt içerisinde BLM-BTM gibi görevler alması, 2014 yılı sonunda örgüte ait Hâkimlik Sınavına hazırlık evlerinde kalmış olması, araştırma ve tespit tutanakları bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu hali ile sanığın … silahlı terör örgütünün yasa dışı yapılanmasına dâhil olarak örgütün hiyerarşik yapısı içinde bulunduğu, örgüt ile olan organik bağını 2014 yılı sonunda örgüte ait hâkim-savcı sınavları çalışma evlerine giderek devam ettirdiği gözetildiğinde, toplanan kanıtlar doğrultusunda verilen kararda ve ceza miktarında hukuki isabetsizlik görülmediğinden, itirazın reddi ile Baro Disiplin Kurulu kararının onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“1 Yıl 6 Ay 22 Gün Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 15 Ocak 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!