TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2021/958 K. 2022/2

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1287

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 5, AVK Madde 134, AVK Madde 158
[ÖZET] *
Silahlı Terör Örgütünün Zincirleme Propagandasını Yapmak”
suçunun Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a kapsamında, avukatlığa engel suçlardan olmadığı tartışmasızdır. Bu nedenle Baro Disiplin Kurulu’nun eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin değerlendirmesi yerinde ise de; cezanın nitelendirmesinde ve verilen cezanın miktarında hukuka uyarlık olmadığı görülmüştür.
(Av. Yas. m. 5/1-a, 134, 158, TBB Mes. Kur. m.4)

[KARAR METNİ] İtirazların süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
Şikâyetli avukat hakkında; “… Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan soruşturma açılması üzerine re’sen başlatılan disiplin kovuşturmasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli savunmasında özetle; hakkında örgüt üyeliği suçundan soruşturma yürütüldüğünü, hakkındaki soruşturmanın gizli olduğunu, hakkındaki iddiaları kabul etmediğini, hiçbir şekilde terör örgütüne üye olmadığını, suç işlemediğini beyan etmiştir. Disiplin davasına konu eylem nedeniyle yargılandığı ceza mahkemesindeki savunmasında, “Benim bu … örgütü ile herhangi bir üyelik bağım yoktur herhangi bir faaliyetlerine de katılmadım iddianameye konu sosyal medya paylaşımlarını ben yaptım ancak o tarih itibari ile darbe teşebbüsünde bulunan yapının … olduğunu anlamamıştım kısa bir süre de bu durumu anladıktan sonra bu paylaşımları yapmayı bıraktım demokrasilerde seçim ile iş başına gelenin seçim ile gitmesini savunanlardanım. Seçilmiş meşru hükümetin hangi sebeple olursa olsun demokratik yollar dışında değiştirilmeye çalışılması as tasvip etmediğim bir olgudur söz konusu paylaşımları bu durumu kavramadan önce yaptığım içinde pişmanım. Büroda ele geçen … ait kitaplar aksiyon dergisi ve o guruba ait gazete nüshaları benim örgüte olan sempatimi ifade etmez bu yayınların yasak olmadığı dönemde alınmış okuyup neyin ne olduğunu anlamak için temin edilmiş yayınlardır …’nün geçmişte milli eğitimde etkin olduğu dönemler de dâhil çocuklarımı bu yapının okullarına ve dershanelerine göndermedim. Devlet okullarına gönderdim. … ile ilgisi olmayan dershaneye gönderdim. Tekrar ediyorum. Sosyal mesaj paylaşımların kafa karışıklığının yaşandığı zamanlara aittir. Ancak gelinen süreçte darbe teşebbüsünün bu … yapılanması tarafından yapıldığını anladım ve lanetliyorum. Ben bunu insanlığa karşı suç olarak karşılıyorum darbe teşebbüsünü.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 26.12.2017 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle …  Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/359 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 10.04.2019 günlü ve 2019/117 sayılı kararı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan “Silahlı Terör Örgütünün Zincirleme Propagandasını Yapmak” suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2-birinci cümlesi, ikinci cümlesi, TCK’nın 43/1, 62/2. maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 6 Ay 22 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, CMK’nın 213/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 19.04.2019 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Her ne kadar sanık hakkında atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması ile kamu davası açılmış ve suçlamaya dayanak olarak özetle; sanığın … yayın organlarından olan … gibi yayınlara aboneliğinin bulunduğu, örgüte … Derneği’ne 300 TL kadar bağışta bulunduğu, aramada … gibi yayınlara ait nüshalar, … Derneği’nden verilen teşekkür belgesi, elebaşına ait 3 adet kitap ele geçtiği ve sanığın kendisine ait Facebook sayfasından örgüt lehine paylaşımda bulunduğu noktasındaki delillere dayanılmışsa da yerleşik uygulama uyarınca silahlı terör örgütüne üyelik için sanığın örgütle sürekli, yoğun ve çeşitli bir etkileşim içinde olmasının, örgütün faaliyetlerine katılmasının, bu örgütle organik bağının bulunmasının gerektiği, bunlar olmaksızın bir örgütün övülmesinin, ona sempati duyulmasının örgüt üyeliği suçunun oluşumuna vücut vermediği,…
Sanık yönünden somut olayda … yayın organlarından olan … gibi yayınlara aboneliğinin bulunmasının, … Derneği’ne 2014 yılında 300 TL kadar bağışta bulunmasının, aramada … gibi yayınlara ait nüshaların. … Derneği’nden verilen teşekkür belgesinin, elebaşına ait 3 adet kitap ele geçmesinin silahlı terör örgütüne üyelik suçunu oluşturmadığı, sanığın örgüte ait gizli yazışma programlarını kullandığının iddia ve ispat edilmediği, dijital materyal incelemesinde bir delile ulaşılamadığı, Bank Asya hesabının bulunmadığı, örgütün sohbetlerine katıldığının iddia ve ispat edilemediği hususları nazara alındığında sanık yönünden silahlı terör örgütüne üyelik için gerekli olan amaç ve hedef doğrultusunda sürekli, yoğun, çeşitli eylem ve faaliyetlerde bulunduğu hususunun örgüt üyeliği yönünden cezalandırmaya yeter nispette kanıtlanamadığı ancak sanığın herkese açık Facebook sayfasından yaptığı ve iddianameye konu edilen aşağıda sıralanan;
-Sayın Cumhurbaşkanı askeri üniformalı fotomontaj olarak yapılmış bir fotoğrafı üzerine ‘Darbe tiyatrosu’ yazılı paylaşımı,
-11 Temmuz 2016 tarihinde ‘Peki hem milletin hem hizmetin hakkını kim ödeyecek’ şeklindeki paylaşımı,
-18 Temmuz 2016 tarihinde elebaşısının basın toplantısı canlı olarak Facebook hesabından yayınlaması,
-19 Temmuz 2016 tarihinde Y.B.O. adlı grupta paylaşılan gönderiyi paylaşması,
-17 Temmuz 2016 tarihinde ‘… darbe açıklaması’ başlıklı bir yazı paylaşması,
-3 Temmuz 2016 tarihinde MİT tırları olayı ile alakalı yaptığı paylaşım,
-31 Ekim 2015 tarihinde ‘Kasımla gelen kasımla gider, bu film burada biter’ yazılı içerisinde Sayın Cumhurbaşkanı …’ın resmi olan bir gönderi paylaşması,
-8 Kasım 2015 tarihinde … terör örgütüne ait olduğu değerlendirilen ‘İftiralara Cevaplar’ isimli paylaşımı,
-11 Kasım 2015 tarihinde ‘17-25 Aralık büyük soygun davasının…’ şeklinde başlayan paylaşımı,
-15 Kasım 2015 tarihinde ‘Eğer hizmet hareketi bir terör örgütüyse…’ şeklinde başlayan ‘Buyurun Kim haklı kim haksız çok yakın bir zamanda iliklerinize kadar göreceksiniz, şimdi %49’luk zaferi hissedin ve bakalım mevlam görelim neyler neylerse güzel eyler…’ şeklindeki paylaşımı,
-27 Ocak 2017 tarihinde ‘A./M.F.G.’ başlıklı bir şiir paylaşımı,
-17 Ocak 2017 tarihindeki paylaşımı,
-24 Mart tarihinde Cumhurbaşkanı Sayın … ve oğlu ….’ın birlikte oldukları fotoğraf üzerine ‘Sabır taşma benzedim diye aptal sanma günümü bekliyorum’ ve ‘Yanına mı kalır sandın sıra bana gelecek, bakalım o zaman seni kim kurtaracak’ şeklindeki paylaşımı,
-17 Mart tarihinde ‘E.E.: Süreç bize cemaatin tertemiz olduğunu gösterdi’ etiketli paylaşımı,
-15 Nisan tarihinde ‘Her kışın bir baharı vardır elbet sabret gönül sabret, Şurada ne kaldı ki Allah’ın izni ve inayetiyle duaya ve fetihe devam inşallah’ şeklindeki paylaşımı,
-16 Temmuz tarihinde ‘Darbe Oyunu’ başlıklı paylaşımı,
-18 Temmuz tarihinde M.S. isimli yazarın ‘istisnasız cemaate yakın tüm medya, sosyal medya hesapları ve tabiki … #DarbeyeHayır diyor ama darbe cemaate yıkılıyor! Oyun çok büyük’ şeklindeki paylaşımı,
-3 Temmuz tarihinde ‘Mesela her gün E.’ı yazmak yerine sadece on gün düzenli bir şekilde ‘17-25 Aralık yolsuzluktur, bundan darbe mi çıkar insan aklı ile alay mı ediyorsunuz’ şeklinde yazılar yazılsaydı Bu dosyalar öyle kolay kapatılabilir miydi? Kapatılmasını belki E. istedi fakat o kapatmadı! Siz kapatanlara hiç odaklanmazsanız, E. gittiğinde gelecek olan başka siyasilerinde 17-25’leri kapatılır’ şeklindeki paylaşımı,
-9 Ekim tarihinde ‘Hizmet hareketine uygulanan soykırım unutmayın ki henüz başlangıç ve tüm bu olanları umursamayanlar olacakların vebalini de peşinen sırtlanmak zorunda. Olacakların sadece yüklenilecek veballe mi gelip kapılarına dayanacağı yoksa kapılarını kırıp içeriye mi gireceğini ise yaşayıp hep birlikte ibretle göreceğiz. Öyleyse gelin sıranızın gelmesini beklemeyin. İş işten iyice geçmeden önce zulümlere ve ahlaksız zalimlere karşı bir ses verin. Zulüm karşısında tarafsız ve sessiz kalmanın en kesitinden namussuzluk olduğunu da sakın unutmayın. Haksızlıkları, işkenceleri, cinayetleri görmek ve zulümlere tepki koymak konusunda A.İ.’nin Cinayet Saati şiirindeki kör kayıkçı kadar bile olamazsak insan olmamız neye yarar ?’ şeklindeki 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrasında herkese açık sosyal medya hesabından yaptığı bu paylaşımların bir bütün olarak değerlendirildiğinde … silahlı terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren nitelikte bulunduğu (benzer mahiyette Yargıtay 16. C.D.’nin 2017/3458 E. 2018/4187 K. sayılı kararı), profesyonel olarak avukatlık yapan ve hukuku bilen sanığın bu paylaşımlarının örgütü ve faaliyetlerini meşru gösterme amacında olduğu, sanığın bunu bilebilecek durumda olduğu, bu sebeple düşünce ve düşünceyi açıklama hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği, zincirleme olarak silahlı terör örgütü propagandası suçunu oluşturduğu anlaşılmakla” gerekçesiyle karar verdiği,
Baro Disiplin Kurulu’nca “…İlgili avukat hakkında mahkemece hükme bağlanan suç Avukatlık Kanunu madde 5/1-a kaldığı ancak hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı değerlendirilerek Avukatlık Kanunu madde 135/4 gereğince 3 Ay İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına karar verilmiştir.”  gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
O yer Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2021 günlü itiraz dilekçesinde özetle, alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle şikâyetli Avukatın disiplin cezası ile cezalandırılması gerektiği halde alt sınırdan ceza tayininin dosya kapsamı ile uygun olmadığı belirtilerek Baro Disiplin Kurulu kararının itirazen incelenmesinin kamu adına talep olunduğu,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği,
Şikâyetli Avukatın 12.11.2021 kayıt tarihli duruşma talepli itiraz dilekçesinde özetle, ceza yargılamasında verilen kararın kesin hüküm niteliği taşımadığını, hukuki sonuç doğurmadığını, disiplin hukuk açısından da sonuç doğurmayacağını, aksi durumun adil yargılanma ve masumiyet karinesine aykırı olacağını, ayrıca Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde sayılan bir suçtan hakkında hüküm verilmediğini, genel hükümler çerçevesinde yargılama yetkisinin Baro Disiplin Kurulu’nda olmadığını, terör örgütü propagandası yapmak suçuna ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunmasının istenmediğini, belirterek kararın kaldırılmasını ve hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettiği,
Kurulumuzca talep gibi duruşma günü tayin edilerek taraflara usulüne uygun davetiye gönderildiği, yapılan yoklamada taraflardan gelen olmadığı,
Şikâyetlinin 07.01.2022 tarihli dilekçesi ile; duruşma günü tebligatı ekinde Kurulumuzca görevlendirilen raportörün raporunun kendisine gönderilmediğini, raportör raporunun ceza yargılaması açısından iddia makamının esas hakkındaki mütalaası hükmünde olduğunu, raporun duruşma gününden en az 15 gün önce kendisine tebliğ edilmesi gerektiğini, bu nedenle savunma için ek süre verilmesi gerektiğini bu nedenle duruşmada mazeretli sayılmasını ve raportör raporun kendisine tebliği sağlandıktan sonra yeni duruşma günü tayin edilmesini talep ettiği görülmüştür.
Avukatlık Kanunu madde 157/2 ve devamı fıkraları, “Birlik Disiplin Kurulu, disiplin davalarını dosya üzerinde inceler. Ancak, işten veya meslekten çıkarma cezasına yahut işten yasaklanmaya dair kararların incelenmesi sırasında, ilgili avukatın isteği üzerine veya kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.
145 ve 146. maddeler, birlik disiplin kurulu hakkında da uygulanır.
Birlik disiplin kurulunda duruşmaya raportör üyenin işi izah etmesiyle başlanır. Bu üyenin duruşmadan önce raporunu imzalayıp dosyaya koymuş bulunması gereklidir.
Raportör üyenin izahından sonra ilgili avukat ve varsa vekilleri gerekli izahlarda bulunurlar. Bunlardan itirazı yapmış olan taraf önce dinlenir. Son söz, hakkında disiplin kovuşturması yapılanındır.” hükmünü amirdir.
Kurulumuz uygulamasında ve emredici hüküm gereğince “duruşmalı” işlerde raportör üye tarafından disiplin dava dosyasının
izahını içeren raporun hazırlanarak duruşmadan önce imzalanıp dosyaya konulacağı
, raporda dosyada verilmesi gereken karar hakkında mütalaa içeren herhangi bir ibarenin yer almaması gerektiği dikkate alındığında, şikâyetli Avukatın mazeret dilekçesinin reddi ile dosya üzerinden karar verilmesi gerekmiştir.
İncelenen dosya kapsamında; şikâyetli avukat hakkında her ne kadar “… Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; …  Ağır Ceza Mahkemesinin 10.04.2019 gün 2017/359 esas ve 2019/117 sayılı kararı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan
“Silahlı Terör Örgütünün Zincirleme Propagandasını Yapmak”
suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2-birinci cümlesi, ikinci cümlesi, TCK’nın 43/1, 62/2. maddeleri gereğince neticeten 1 Yıl 6 Ay 22 Gün Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, CMK’nın 213/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 19.04.2019 günü kesinleştiği sabittir.
Ceza Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, ceza yargılamasından bağımsız olarak, yargılamaya konu eylem konusunda disiplin kovuşturması yapılmasına ve yapılacak kovuşturma sonucunda disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmemektedir. Disiplin kovuşturmasına konu eylemin maddi delillerle sabit olması halinde, açıklanmayan hüküm; şikâyetlinin bu fiil sebebiyle sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, disiplin kovuşturması neticesinde verilecek ceza bakımından da bağlayıcı değildir.
Silahlı Terör Örgütünün Zincirleme Propagandasını Yapmak”
suçunun Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a kapsamında, avukatlığa engel suçlardan olmadığı tartışmasızdır. Bu nedenle Baro Disiplin Kurulu’nun eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin değerlendirmesi yerinde ise de; cezanın nitelendirmesinde ve verilen cezanın miktarında hukuka uyarlık olmadığı görülmüştür.
Buna göre 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrasında herkese açık sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımların bir bütün olarak değerlendirildiğinde silahlı terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren nitelikte olduğu, Şikâyetli Avukatın bu paylaşımlarının örgütü ve faaliyetlerini meşru gösterme amacında olduğu, bu sebeple düşünce ve düşünceyi açıklama hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği, silahlı terör örgütü propagandası yaptığı tartışmasızdır.
Avukatlık Kanunu’nun 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”,
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.
Bu nedenle; Şikâyetli avukatın “silahlı terör örgütü propagandası” yaptığı sabit olup Avukatlık onuruna, düzen ve geleneklerine uymayan eylemi, Avukatlık mesleğinin önem ve özelliği de dikkate alındığında, aynı zamanda disiplin suçu oluşturmaktadır.
Baro Disiplin Kurulu’nun eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin hukuksal değerlendirmesi yerinde ise de; şikâyetli avukatın eylemi Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde, ‘Avukatlık Mesleğine Kabulde Engeller’ başlığında düzenlenen eylemlerden olmayıp meslekten çıkarma cezasını gerektirmemektedir.
Bu yönüyle, Baro Disiplin Kurulu tarafından şikâyetli avukatın meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekirken hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı göz önüne alınarak 3 ay süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılması isabetli bulunmamış, şikâyetli avukatın sicil özetinde tekerrüre esas cezasının bulunmaması ve Avukatlık Kanunu’nun 158. maddesindeki ilkeler nazara alınarak şikâyetli avukatın itirazının kabulüne, o yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının reddine; kararın düzeltilerek onanmasına Avukatlık Kanunu’nun 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4.maddesine aykırı eylemi nedeniyle Avukatlık Kanunu’nun 135/2.maddesi gereğince şikâyetlinin kınama cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının kabulüne, o yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“3 Ay İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ilişkin kararının kınama cezasına çevrilmek suretiyle
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Şikâyetli avukatın
KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Ocak 2022
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!