Adana BAM, 3. HD., E. 2025/1893 K. 2025/2204 T. 16.10.2025

İlgili TBK madde: TBK Madde 72

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1893 – 2025/2204
T.C.

ADANA

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1893

KARAR NO : 2025/2204

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

MAHKEMESİ : …. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2024/97 Esas, 2024/353 Karar

DAVACI : … –

VEKİLİ : Av

DAVALI : … SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ ADANA ŞUBESİ

VEKİLİ : Av.

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2025

…. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/03/2024 tarih ve 2024/97 Esas, 2024/353 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/01/2016 tarihinde yaya olarak yürüyen …’e sürücüsü … olan … plaka sayılı aracın çarpması maddi ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin ağır bir tedavi süreci geçirdiğini, kaza tespit tutanağına göre sürücünün kusurlu olduğunu belirterek kalıcı ve geçici iş görmezlik süresinden kaynaklanan ve tedavi giderlerinin tespiti halinde şimdilik 3.000,00TL maddi tazminatının temerrüt tarihinden itibaren ticari faizinin davalı sigorta şirketin tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı ve davacının ileri sürdüğü tazminat taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, bu sebeple davanın zamanaşımı itirazlarının doğrultusunda reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; Yerel mahkemenin vermiş olduğu söz konusu hükümde; davamız “şüpheli olan dava dışı …’ün ifadesinin soruşturma aşamasında kolluk tarafından alındığı, şikayet yokluğu nedeniyle takipsizlik kararı verildiği ve ceza zamanaşımını kesen herhangi bir halin de bulunmadığı, davacı tarafından davalı sigorta şirketine 28/12/2023 tarihinde başvuru yapıldığı, taraflar arasında 10/01/2024 tarihinde başlayan arabuluculuk sürecinin 24/01/2024 tarihinde sona erdiği, böylelikle dava zamanaşımının 04/02/2024 tarihinde dolduğu, ancak davanın zamanaşımı süresinden sonra 07/02/2024 tarihinde ikame edildiği ve davalı tarafça zamanaşımı def’i ileri sürüldüğü anlaşılmakla” gerekçesi öne sürülerek zamanaşımı nedeniyle reddedildiğini, ancak hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirtilen şekilde zamanaşımına uğrama hususu gerçeği yansıtmadığını, somut olay 21.01.2016 tarihinde gerçekleştiğini, söz konusu olay neticesinde müvekkilin yaralandığını, tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” Maddede belirtilen ceza zamanaşımı “dava zamanaşımı”dır. Zamanaşımını kesen ve durduran haller dosya kapsamında mevcut olduğunu, dava açmadan önceki dava şartlarından biri olan sigortaya başvuru şartı taraflarınca 29.11.2023 tarihinde … Sigorta A.Ş’nin kurumsal e-posta adresine yapılan başvuru ile gerçekleştirildiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında da sigorta şirketine başvuru tarihlerininde yanlış yazıldığını ve dava süresinde sigorta şirketine başvuru şartı yerine getirildiğini ve zamanaşımının durdurulduğunu belirterek resen gözetilecek sebeplerle ve her türlü yasal başvuru hakkımızı saklı tutmak kaydıyla; istinaf dilekçelerinin ve istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini, istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, yeniden yapılacak yargılama ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, maddi (kalıcı ve geçici maluliyet) tazminat istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, davanın zamanaşımı nedeniyle karar verilmiştir.

Hükmü, davacı Vekili istinaf etmiştir.

Davacı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;
2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.” denilmektedir.

Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, “Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Yine kaza tarihinde yürürülükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 72. maddesinde de; “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. Zamanaşımının oluşması için zararın ve tazminat sorumlusunun birlikte öğrenilmesi gerekir.

Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.

Bu açıklamalara göre, kazanın 21.01.2016 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin normal şartlarda 21.01.2024 tarihinde dolacağı, ancak 7226 sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanlığının 2480 sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Kararına istinaden Coronavirüs (Covid19) salgını nedeniyle HMK’deki başvuru sürelerinin 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında, yani 93 gün ve 06 Şubat 2023 depremi nedeniyle 11.02.2023 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de adli sürelerin 2 ay durmasına karar verildiği dikkate alındığında, davanın 07.02.2024 tarihinde başka deyişle zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğu anlaşıldığından mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Eksik inceleme ile karar verilemez. Davacı vekilinin zamanaşımı yönünden yaptığı istinaf yerindedir.

Bu durumda mahkemece davalının zamanaşımı itirazı reddedilerek davanın esasına geçilmesi ve tarafların tüm delilleri toplanarak buna göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.

HMK’nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, HMK’nın 353/1-a-6. bendine göre gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davacı vekilinin istinaf taleplerinin, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KABULÜYLE, kararın kaldırılarak, sair istinaf nedenleri incelenmeksizin dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1.a-6. maddesi gereğince KABULÜ İLE,
…. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/03/2024 tarih ve 2024/97 Esas, 2024/353 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,

4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,

5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-HMK’nın 359/3. maddesi gereğince harç iade ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK’nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK’nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 16.10.2025
Başkan Üye Üye Katip
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!