Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/4274 K.2025/3273

İlgili TBK madde: TBK Madde 632

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1913 E., 2024/2850 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/747 E., 2023/833 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davalılar arasında inşaat işi yapmak üzere … – … inşaat adi ortaklığı kurulduğunu, bu adi ortaklık çerçevesinde tapuda kayıtlı arsa ve içindeki eski eser niteliğindeki köşkün paydaşları ile 19.02.2002 tarihinde noterde yüklenici sıfatıyla sözleşme ve bu sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi ile yürürlüğe girecek arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin çözümsüz aşamaya gelmesi üzerine konuya ve projeye sağlayacağı bireysel katkısı nedeniyle müvekkilinin adi ortaklık yapısına dahil edildiğini ve davalılar tarafından arsa sahipleri ile yapılan tüm sözleşmelere müvekkilin ortak olması hususunda şifahi olarak adi ortaklık sözleşmesinin kurulduğunu, bu şifahi sözleşmeye göre müvekkiline adi ortaklıkta %20 pay verildiğini, bu kapsamda inşaat proje izni alınması ve projenin tamamlanması ile ilgili kurumlar ve üçüncü kişiler nezdinde yoğun emek mesai ve %20 ortaklık payı ile uyumlu sermaye harcadığını, müvekkilin adi ortaklık hakkından kaynaklanan bilgi alma yönündeki taleplerinin karşılanmadığını, müvekkiline kâr payı dahil hiç bir ödeme yapılmadığını, müvekkiline hak ve alacaklarının ödenmesi için 09.12.2020 ve 24.12.2020 tarihli ihtarnameler gönderildiği halde davalıların ihtarnamelere cevap vermediğini ileri sürerek; müvekkili ile davalılar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğunun tespitine, bilgi alma ve inceleme taleplerinin yanıtsız bırakılması ve kâr payı da dahil olmak üzere hiç bir ödemenin yapılmaması nedeniyle adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, adi ortaklıktaki %20’lik katılım payı hakkına ilişkin alacakları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen kâr payı alacağının şimdilik 10.000,00 TL’sinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının hiç bir dönemde davalılar arasında kurulan kat karşılığı inşaat yapımına ilişkin adi ortaklığın tarafı ve ortağı olmadığını, adi ortaklıkta herhangi bir emeğinin veya mesaisinin bulunmayan davacının sunduğu imzasız sözleşmenin taşınmaz pay satışına ilişkin sözleşme taslağı olduğunu, 2011 yılında arsa sahiplerinden … tarafından adi ortaklığın ortakları olan davalılar aleyhine açılan davalarda davacının taraf olmadığı gibi taraf olma iddiasında da bulunmadığını, davalıların kendi aralarında kurdukları adi ortaklığın tapuya kayıtlı arsa üzerinde inşaat yapımı ile ilgili olup 2009 yılında inşaatın iskan hariç tamamlanması ve arsa sahiplerine teslimi ile sonuçlandığını, taşınmazda kat irtifakı kurulduğunu, arsa sahiplerinin sözleşmede kararlaştırılan bağımsız bölümleri adi ortaklığa devrettiklerini, adi ortaklık tarafından da üçüncü şahıslara satılarak elde edilen gelirin davalılar arasında ortaklık payları oranında paylaşıldığını, davalılardan İhsan’ın aralarındaki harici anlaşmaya göre davacıya kendi gelirinden bir miktar pay verdiğini, davalılardan İhsan ile davacı arasındaki harici borç alacak ilişkisinin 2009-2010 yıllarında tasfiye ve eda edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının mevcut adi ortaklığa dahil olduğunu gösteren bir delil ve belgeye rastlanmadığı ve bu noktada davacı ve davalılar arasında adi ortaklık sözleşmesinin oluştuğuna dair bir netlik olmadığı, aralarındaki varsayılan sözleşme gereği davacının ortaklık yapısındaki payı olup olmadığının da değerlendirilemeyeceği, davacının dava konusu sözleşmede belirtilen oran ve paylaşım hakkında da isminin geçmediği, davacı tarafça teklif edilen yeminin davalılar tarafından eda edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı …’in “davacı ile resmiyette ortaklığım yoktur” şeklinde yemin ettiğini, esasen müvekkil ile olan ortaklığını dolaylı yoldan kabul ettiğini, davalı …’in işbu yemini, gayriresmi olarak müvekkilin adi ortaklıkta payı olduğuna karine olduğunu, ayrıca bu yeminin ikrar niteliği taşıdığını, davalı …’ın ise “dava konusu (…) projede, benim payımın %20’sine ortaktır” şeklinde yemin ettiğini, davalı … yemin ile müvekkilin dava konusu projeye ortak olduğunu doğrudan ikrar ettiğini, davalılardan biri dolaylı olarak diğeri ise doğrudan ortaklıklığı kabul ettiğini, Mahkeme tarafından yemin sırasında verilen beyanlar dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verildiğini, Mahkeme tarafından davalı … açısından davanın tefrik edilerek kendi ortaklık payı hesabının bilirkişiler tarafından yapılması suretiyle müvekkilin %20 hissesinin hesaplanması gerektiğini, dosyaya yazılı delil başlangıcı niteliğinde belgeler sunulduğunu, söz konusu belge içerikleri dinlenen tanıkların beyanları ile de sabit olduğunu, adi ortaklık sözleşmesinin davalı …’in yetkili vekili Avukat … tarafından, “Sözleşme” başlığı ile yazılı olarak müvekkile e-posta yolu ile iletildiğini, tüm tanık beyanlarında, müvekkilin kâr payı alacağını kanıtlamış iken, tanzim edilen bilirkişi raporunda bu hususlara değinilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklığın tespiti ile fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.

Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, davada dayanılan ve delil başlangıcı olduğu ileri sürülen belgelerin delil başlangıcı niteliğinde bulunmamasına, bu itibarla davanın ispat için tanık dinlenemeyecek olmasına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 632. maddesi uyarınca ortaklığa yeni bir ortak alınmasının, bütün ortakların rızasına bağlı bulunmasına, davacının adi ortaklığa ortak olduğu hususunu ispat edememesine, davanın davalı … yerine davalıların ortak olduğu adi ortaklığa karşı açılmış olmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 08 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!