T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI :
K1
VEKİLLERİ:
Av. K2
Av. K3
DAVALI :
F1ANONİM
ŞİRKETİ
– A1
VEKİLİ:
Av. K4
DAVA :
Destekten Yoksun Kalmaya Dayalı Tazminat
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Mütevaffanın K5’ın
16.05.2016 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında sürücü konumunda bulunduğunu ve kazanın tek taraflı olarak yoldan çıkmak suretiyle A2 Mahallesi A3 mevkiinde meydana geldiğini, kazaya konu aracın davalı F1 Sigorta A.Ş. tarafından 05.02.2016 tarihinde sigorta ettirildiğini, 16.05.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sürücü K5ın hayatını kaybettiğini, murisin mirasçıları olan müvekkil K1 için destekten yoksun kalma tazminatı açısından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, talebin reddedildiğini, beyan ile şimdilik 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına ödenmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, zarar teminat dışı olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karara karşı davacı vekili; üçlü ilişkinin tarafları sigortacı, sigorta ettiren ve zarar gören üçüncü kişi olduğunu, olayda da müvekkilinin eşinin ölmesiyle ekonomik destekten mahrum kaldığını ve ekonomik anlamda uğranılan bu zararın destekten yoksun kalma tazminatıyla karşılanmasını talep ettiğini, ZMMS kapsamında zarar gören üçüncü kişinin sigortacıdan zararını doğrudan talep ve dava edebileceğini, söz konusu poliçe tarihinin 05.02.2016 olup poliçe yürürlükte bulunan hükümler gereğince tanzim edildiğini ve müvekkilinin işbu poliçe hükümleri gereğince tazminat hakkının doğduğunu, müteselsil sözcüğü dava dilekçesinde yer almasa bile alenen teselsüle dayanıldığının ortada olup sigorta şirketinin poliçedeki limit ile tamamen sorumlu olduğunu, teselsül hükümlerine dayanılmadığından bahisle davanın reddinin yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın kusurundan dolayı da tazminat hesaplamasında indirim yoluna gidilemeyeceğini, yerel mahkemenin kararının hukuka, yasalara ve usule aykırılık teşkil ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
İstinaf dilekçesine karşı cevap verilmemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususların trafik kazasında ölen murisin kazada kusurlu olmasına rağmen destekçilerinin tazminat talep edip edemeyecekleri, zararın teminat içinde olup olmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/4407 Soruşturma sayılı dosyasının bir örneği, Ankara Trafik İhtisasis Dairesi Adli Tıp Kurumu Başkanlığı kusur raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, tek taraflı trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir.
Mahkemece toplanan delillere göre; destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat dışında olması ve somut olayda desteğin % 75 kusuru ile kazaya sebebiyet vermiş olup desteğin kusuruna denk gelen tazminat talebinin poliçe teminatı dışında olduğundan davanın reddine kararverilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartların ancak 2918 sayılı Kanunun değiştiği 26/04/2016 tarihinden sonra meydana gelen kazalara uygulanabileceğini ve %25 yol kusurundan da olsa teselsül gereğince davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.
Karayolları Trafik Kanununun 93. maddesi gereği zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır. Böylece Hazine Müsteşarlığı kanundan aldığı yetki ile zorunlu sigorta genel şartlarını belirler. Sigortacılık Kanunu’nun
“Sigorta Sözleşmeleri” başlıklı 11. maddesi birinci cümlesinde
“Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir.”
İfadesi ile yapılacak sözleşmeler (poliçeler) genel şartlara uygun olmak zorundadır. Bu nedenle zorunlu sigorta genel şartlarını Türk Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen genel işlem koşulu kapsamında değerlendirmek mümkün değildir. TBK 20. maddede belirtildiği üzere önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri genel işlem koşulu kapsamındadır. Oysa Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları, sözleşmede taraf olmayan Hazine Müsteşarlığı tarafından kanundan aldığı yetkiye dayalı olarak belirlenir. Ayrıca genel şartlar, Türk Borçlar Kanunu 20. maddesinin son fıkrasında “
Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır.” düzenlemesi kapsamında düşünmek de mümkün değildir. Çünkü kanunda açıkça belirtildiği üzere kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmeler yürütmekte oldukları bir hizmet ile ilgili olmalıdır. Oysa Hazine Müsteşarlığı, zorunlu mali sorumluluk sigortası hizmeti veren bir kuruluş olmadığı gibi hizmeti alan taraf ile bir sözleşme ilişkisi içinde bulunmamaktadır.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları, yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenen poliçelerde geçerli olacağından, poliçenin düzenlendiği tarih itibarı ile Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası’nın kapsamı tüm taraflarca bilinmektedir. Sigortacı, işletenin sorumluluğunu poliçe ve genel şartlar kapsamında üstlendiğine göre, sonradan bir değişiklikten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Kaldı ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1423 maddesine göre sigortacı, sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerinden oluşan aydınlatma yükümlülüğünü sigortalıya karşı yerine getirmese dahi sigortalı, sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlar ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlar kapsamında yapılmış olur.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde
“Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir.
Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “
İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri
” ve (d) bendinde “
Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri”
Zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatının dışında kalan hallerden sayılmıştır.
Yeni Genel Şartların C.11. maddesine göre; yeni genel şartlar, genel şartların yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların, yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatının kapsamı, poliçe ve poliçenin ayrılmaz bir parçası olan genel şartlara göre belirlenir.Nitekim Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde yapılan değişiklikle zorunlu sigortacının kapsamındaki tazminatları belirlemede Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının göz önüne alınması esası getirilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.1. maddesi, A.3. maddesi, A.5. maddesinin (ç) bendi, yine A.6. maddesinin (c) ve (d) bentleri birlikte değerlendirildiğinde bir motorlu aracın işletilmesi sırasında destekten yoksun kalınan zararın, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamında olması için motorlu aracın işletilmesinden dolayı ölen kişinin üçüncü kişi olması gerekir. İşleten ve işletenin sorumlu olduğu şahısların dışında bir üçüncü kişinin ölümü neticesi, destek zararlarından sigortacının sorumluluğu bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak, poliçede taraf olan işleten (sigortalı) yada işletenin eylemlerinden sorumlu bulunduğu kişilerin ölmesi durumunda ölen kişi, üçüncü kişi sayılmayacağı için desteğinden yoksun kalanların zararından sigortacı sorumlu olmayacaktır. Yine sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı teminat kapsamı dışındadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2018/1163 E, 2019/12097 K ; 2018/1316 E, 2019/12413 sayılı kararı; Hukuk Genel Kurulu’nun 2017-17/1315 E, 2017/1239 K sayılı kararı)
Somut olayda, davacı, desteğinin tek taraflı olarak %75 oranında kusurlu olarak sebebiyet verdiği kaza sonucunda vefat etmesi nedeniyle tazminat talebinde bulunmuşsa da, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 93. Maddesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edileceği ve Resmi Gazetede yayımlanacağının düzenlendiği, buna dayalı olarak
01.06.2015 tarihinde
ZMMS Genel Şartlarının yürürlüğe girdiği, poliçenin bu tarihten sonra 07/09/2015 tarihinde düzenlendiği, kazanın ise 25/11/2015 tarihinde meydana geldiği, yeni genel şartların yürürlüğe girdiği tarihten sonraki poliçelere uygulanacağı,
KTK’nın 90. Maddesi ile ”
Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” düzenlemesi, Genel Şartlar’ın A.6/b maddesi uyarınca ”
Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri” teminat dışı bırakılması karşısında davacıların davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamayacakları ortadadır.
Açıklanan sebeplerle davacı, desteğinin % 75 oranında kusurlu olarak sebebiyet verdiği kaza sonucunda vefat etmesi nedeniyle tazminat talebinde bulunmuşsa da, müteveffanın kusuruyla kazaya ve ölüme sebebiyet verdiği kazada, kendi kullandığı araç sigortacısına dava açtığından ve zarar teminat dışında olduğundan, yukarıda belirtilen açıklamalar gereğince davacı davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamayacaktır. Mahkeme de desteğin kendi kusuruyla kazaya ve ölüme sebebiyet verdiğinden kusuruna denk gelen tazminat talebinin poliçe teminatı dışında olduğundan davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece yapılan tespitler dosya kapsamına, usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan neden ve içtihatlar doğrultusunda, İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 44,40 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 10,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-
Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY’A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.17/03/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe