T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVACI:
F1
İNŞTURVEDAHİLİTİC. LTD. ŞTİ.
-A1
VEKİLLERİ:Av.
K1
–
A2
Av.
K2
-A3
DAVALI:
F2
BANKANONİMŞİRKETİ
VEKİLLERİ:Av.
K3
-Av.
K4
–
A4
Av.
K5
-A5
DAVANIN KONUSU :İade (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan ve Haksız Kesintiden)
İSTİNAF KARARININ
YAZIM TARİHİ : 23/11/2020
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24/01/2019 tarih ve 2016/211Esas, 2019/26 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankadan ticari kredi kullandığını, davalı banka tarafından kredilerin ödemesi esnasında, sonrasında ve kapatılması sırasında hukuki dayanağının bulunmamasına rağmen ipotek fek yazısı, ekspertiz masrafı, erken kapatma komisyonu gibi soyut açıklamalarla kendisinden tahsilat ve kesintiler yapıldığını, yapılan kesintilerin bir kısmının haksız ve hukuka aykırı bir kısmının ise fahiş olduğunu, davalı bankanın yaptığı muamelelerin ”Türk Borçlar Kanununun Genel İşlem Koşulları” başlığı altında yer alan 20. ve takip eden maddelerin muhteviyatına da aykırı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak üzere haksız kesinti ve masrafların şimdilik 1.000,00.TL’nin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 14.11.2017 tarihli ıslah dilekçesi ve 21.11.2018 tarihli ıslah dilekçesini açıkladığı dilekçesi ile; 1.000,00.TL olan taleplerini 25,00,TL dosya ücreti, 88,10,TL ipotek tesisi ücreti, 1.740,84.TL tahsis ücreti, 68,75.TL ipotek fekki ve 5.238,70.TL olmak üzere toplam 7.161,39.TL arttırmış ve harçlandırdığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili, davacı vekili tarafından müvekkilinin ticari kredi kullandığını, bu kredileri kullanırken alınan masrafların fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile 1.000,00-TL’nın kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesini talep ettiklerini, usule ilişkin cevabında kısmi dava açma şartlarının oluşmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, HMK 109-1 maddesinde talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmı da dava yoluyla istenebileceğini belirtmekte ise de bu hükmün mutlak ifadelerle davacıya dava açma hakkı vermediğini, dava dilekçesinde buluması gereken unsurların yer almadığını bu kapsamda dava dilekçesinin reddi ile davacıya bir haftalık kesin süre verilerek talebini ve dayandırdığı hukuki ilişkiyi somut olarak delilleriyle birlikte ortaya koyması gerektiğini, bu süre içerisinde gerekli açıklamaların yapılmaması halinde davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, esasa ilişkin cevaplarında ise dava konusu edilen tutarın zamanaşımına uğradığını, dava konusu ücretlerin Türk Ticaret Kanunu ve Bankacılık Kanununa uygun olduğunu, davacının bankanın komisyon, ücret hakkını akdedilen kredi sözleşmesi ile kabul ettiğini, tacir olan davacının imzalamış olduğu sözleşmelere bağlı olduğunu, sözleşmede erken kapama komisyonu oranının belirlendiğini, tacir olan davacının dava konusu ücret ve komisyonu itirazi kayıt ileri sürmeden kendi özgür iradesi ile ödediğini savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece verilen karar ile; 6102 sayılı TTK’nın 20. maddesinde tacirin ticari işletme ile ilgili bir iş veya hizmet görmesi halinde uygun bir ücret isteyebeliceği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 144. maddesinde; Bakanlar Kurulu, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr veya zarara katılma oranlarını, özel câri hesaplar dahil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkili olduğu, Bakanlar Kurulu’nun bu yetkilerini Merkez Bankasına devredebilir hükmünün yer aldığı, 2006/11188 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bankaların kredi işlemlerinde sağlayacakları faiz dışındaki menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ile azami miktar ya da oranları ve bunların kısmen veya tamamen serbest bıkarılması T.C. Merkez Bankasınca yayınlanacak tebliğlerle düzenlenebileceği, T.C. Merkez Bankasının 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesinde; bankalarca faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların niteliklerinin ve sınırlarının serbestçe belirleneceği, davalı banka tarafından davacıya 30.01.2015 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesi ile 750.000,00.TL kredi tanımladığı, davacı tarafından 30.000,00.TL ve 268.000,00.TL olmak üzere iki ayrı ticari kredi kullanıldığı, 02.02.2015 tarihinde kullanılan 268.000,00.TL’lik kredinin 26.10.2015 tarihinde ödenmek suretiyle kapatıldığı, 30.01.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 1.4. maddesinde “…
Erken ödeme bakiyesinin %5’i (yüzde beş) oranında erken ödeme komisyonu tahsil edilecektir
” hükmünün yer aldığı, davalı banka tarafından bu oranın T.C. Merkez Bankasına bildirildiği, davalı bankanın bu hükme istinaden erken ödeme komisyonu tahsil ettiği, diğer kesintiler bakımından davalı bankanın sözleşmeyle belirlediği bir oranın bulunmadığı, davacıdan dosya ücreti, ipotek tesis ücreti, tahsis ücreti, ipotek fekki ve erken kapama komisyonu tahsil edildiği, bilirkişi tarafından verilen ek raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu cihetle yaptığı hesaplamada; 16.04.2015 tarihinde 25,00.TL dosya ücreti, 04.05.2015 tarihinde 88,10.TL ipotek tesis ücreti, 02.02.2015 tarihinde 1.740,84.TL tahsis ücreti, 26.10.2015 tarihinde 68,75.TL ipotek fekki ücreti olmak üzere diğer bankaların aritmetik ortalamasından toplam 1.922,69.TL fazla tahsilat yapıldığı, davacının ise toplam 7.161,39.TL talep ettiği gerekçeleriyle davacının talepleri arasında yer alan erken kapama komisyonu dışındaki diğer taleplerdeki fazla tahsilatın kısmen kabulü ile; 25,00.TL dosya ücretinin 24.04.2014 tarihinden, 88,10.TLipotek tesisi ücretinin 02.02.2015 tarihinden, 1.740,84.TL tahsis ücretinin 02.02.2015 tarihinden, 68,75.TL ipotek fekki talebinin 26.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Karara karşı red edilen kısım yönünden davacı vekili ve kabul edilen kısım yönünden davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuşlardır.
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda erken kapama komisyonu ile ilgili banka uygulamalarının aritmetik ortalamasının hesaplandığını, buna göre 3.054,56.TL kısmın iadesine karar verilmesi gerektiğini, hesapların her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı hesap yapılmasının doğru olmadığını, banka uygulamalarının TBK’nın 20. maddesinde düzenlenen genel işlem koşullarına aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak belirtmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; müvekkili banka ile davacı arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 14. maddesindeki ve müvekkil bankanın merkez bankasına bildirim yaptığı % 5 oran üzerinden erken kapama komisyonu aldığını, uygulamanın yasaya uygun olduğunu, mahkemece kabul edilen 1.922,69.TL’lik kısım için kesin tarihlerinden faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Borçlar Kanunu gereğince müvekkili bankanın temerrütünün oluştuğu dava ve ıslah tarihlerinin dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiğini istinaf sebepleri olarak belirtmiştir.
Dava “Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan ve Haksız Kesintiden Kaynaklanan İade” talebine ilişkindir.
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden;
Somut olayda davacı vekili 7.161,39.TL yönünden iade istemiyle dava açmış, yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 1.922,69.TL yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, kabül edilen 1.922,69.TL yönünden davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf konusu miktar 1.922,69.TL’dir.
02/12/2016 tarih ve 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasanın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 Sayılı HMK’nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00.TL’ye çıkarılmıştır. Bu miktar 2018 yılı için 3.560,00.TL, 2019 yılı için 4.440,00.TL ve 2020 için 5.390,00.TL’dir.
İstinafa konu dava değeri 1.922,69.TL olup, anılan yasanın yürürlüğünden sonra 24/01/2019 tarihinde verildiğinden karar miktar itibariyle kesin niteliktedir.
Bu nedenle davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 341/2 maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK’nun 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden;
Taraflar arasında düzenlenen, 30.01.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 1.4. maddesinde “…
Erken ödeme bakiyesinin % 5’i (yüzde beş) oranında erken ödeme komisyonu tahsil edilecektir
” hükmünün yer aldığı, davalı banka tarafından bu oranın T.C. Merkez Bankasına bildirildiği, davalı bankanın bu hükme istinaden erken ödeme bakiyesinin % 5 i oranında erken ödeme komisyonu tahsil ettiği, bu konuda sözleşmede açık hüküm bulunması nedeniyle, diğer banka uygulamalarının ortalamasının esas alınamayacağı anlaşılmıştır.
Somut olayda, tacir olan taraflar arasında imzalanan 30/01/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca davacıya kredi kullandırılmış, söz konusu kredi vadesinden önce ödenmek suretiyle kapatılmıştır.
Tarafların tacir, kullanılan kredinin ticari kredi olması hasebiyle somut olaya mülga 4077 veya 6502 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. 6098 Sayılı TBK’nın 96. maddesinde (mülga BK’nın 80. maddesi) “Sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlu, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebilir. Ancak, kanun veya sözleşme ya da âdet gereği olmadıkça borçlu, erken ifada bulunması sebebiyle indirim yapamaz.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca kural olarak borcun erken ifasına engel bir durum bulunmamakla birlikte borcun erken ifası nedeniyle aksi sözleşme, kanun veya adet gereği olmadıkça indirim talep edilemeyecektir. TBK’nın 20-25. maddelerinde de genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup sözleşmelerde; taraflardan birinin üstün veya avantajlı konumunu kullanarak, karşı tarafa dayattığı, karşı taraf aleyhine düzenlemeler içeren ve iyi niyet kurullarına aykırı olan bölümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dava konusu kredi sözleşmesinin 1.4. maddesinde ” 1.4. maddesinde “…
Erken ödeme bakiyesinin % 5’i (yüzde beş) oranında erken ödeme komisyonu tahsil edilecektir
” denilmek suretiyle erken ödemeye dair düzenlemelere yer verilmiştir. Bankaların gelir kaynaklarından birisi de müşterilerine sunduğu krediler nedeniyle elde ettiği faizlerdir. Kredinin erken ödenmesi halinde bankanın faiz gelirinden mahrum olacağı, erken ifanın bankanın mali tablolarını olumsuz etkileyeceği de tartışmasızdır. Bunun yanında ticari krediler bakımından erken ifa halinde indirim talep edilmesini gerekli kılan bir düzenleme veya adet bulunmadığından esasında erken ifa hali kredi borçlusunun lehine bir durumdur. Zira borçlu ödemek zorunda olduğu faizden kurtulacak veya daha düşük faizli veya daha uygun vadeli krediyle borcunu yeniden yapılandırabilecektir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 1.4 maddesi erken ifa halinde her iki tarafın menfaatlerini korumaya yönelik bir düzenleme olduğundan bu haliyle genel işlem sartı olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
(Yargıtay 11. HD.’nin 25/01/2016 tarih ve 2015/9945 Esas, 2016/691 Karar)
Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince erken kapama komisyon bedelinin iadesi talebinin reddine ilişkin kararın usul, yasa ve sözleşme kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve 6100 sayılı HMK’nın 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasanın 38. maddesi ile değişik 359/3 maddesi gereğinceaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-
6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun
ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 341/2 maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK’nun 352/1-b maddesi gereğince
USULDEN REDDİNE,
3-a)-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 54,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye
10,00.TListinaf karar harcının istinaf eden davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
b)-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 54,40.TL istinaf karar harcından peşin alınan 481,00.TL harcın mahsubu ile bakiye
426,60.TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,
4-
6100 sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince istinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerine
BIRAKILMASINA,
5-
6100 sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
6-
6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
7-
6100 sayılı HMK’nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerlerinin 72.070,00.TL’nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere karar verildi.23/11/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe