DAVACI:
K1 – N1 A1
DAVALI:
F1 Unlu Mamülleri Gıda Su Tarım Turizm İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd. Şti. – A2
DAVANIN KONUSU :
Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
İlk derece mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuş olmakla, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. maddesi gereğince kamu düzeni ve istinaf edenin taraf sıfatına göre istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak dosya ve inceleme raporu okundu. Gereği düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili, hamurkar olarak 1.800,00 TL ücretle 08/11/2006-04/11/2016 tarihleri arasında çalışan davacının, ücretlerinin elden ödendiğini, çalışma saatlerinin, haftanın 7 günü, akşam 20:00 ile sabah 09:00 arasında olduğunu, hafta tatillerinde, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını, fazla mesai ve asgari geçim indirimialacağı ödenmediğini iddia etmiş, kıdem tazminatı, asgari geçim indirimi, yıllık izin, ulusal bayram genel tatil günleri, fazla çalışma ve normal çalışma ücretinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak görülemeyeceğini, taleplerinin zamanaşımına uğradığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davalı şirkette 23/12/2011 tarihinde çalışmaya başladığını, 08/11/2006-06/12/2010 ile 01/03/2011-05/12/2011 tarihleri arasında K2 adlı işyerinde çalıştığını, K2 borçları yüzünden zor duruma düştüğünü, bu nedenle işletmesini kapattığını, davacının kalp hastası olmasından dolayı iş bulamadığını, bu nedenle davalı davacının ekonomik durumundan dolayı işe aldığını, asgari geçim indirimin davacıya imza karşılığında ödendiğini, asgari ücretle çalıştığını, yıllık izinlerini kullandığını, hafta tatillerinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, iş sözleşmesi davacının malulen emekliliği nedeniyle 04/11/2015 tarihinde feshedildiğini, davacının hak ettiği kıdem tazminatı, yıllık izin, ödenmemiş cari ücret, asgari geçim indirimi ve diğer işçilik alacaklarına davacının bankadaki hesabına yatırıldığını, çalışma saatleri akşam 21:00’da başlayıp sabah 05:00’te bittiğini savunmuş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece
“…
Fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil çalışması yaptığı iddiasının ispat külfeti davacıya ait olup işçinin imzasını taşıyan bordrolar sahteliği kanıtlanıncaya kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla davacının imzasını taşıyan bordroların sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma karşılığının ilgilisine ödendiği varsayılır. Dosyaya sunulan bordro kayıtlarında davacının imzası bulunmaması halinde işçi fazla mesai yaptığını her türlü delille ispat edebilir. Fazla çalışma yapıldığının ispatı yazılı belgelerle kanıtlanamaması halinde tanık beyanları esas alınır.
Davalı tarafça 20.000 TL yatırılmış olup davacı tarafça bu miktarın geri çekildiği ispatlanamamıştır. Dolayısıyla, 20.000 TL”nin işçilik alacaklarından mahsubu gerekmektedir. Bu kapsamda, 8.329,69 TL fazla mesai, 5.949,82 TL hafta tatili ve 1.229,80 TL UBGT alacakları toplam 15.509,31 TL yapmakta olup mahsup nedeniyle davacının anılan alacakları kalmamıştır. Mahsup işlemi, anılan alacakların net ve hakkaniyetli miktarlarının yatırılan 20,000″den çıkarılmasıyla yapılmıştır.
Bu durumda, mahsup işlemi sonucu, geriye 4,490,69 TL kalmaktadır. Bu miktar, 10.998,24 TL”den mahsup edilince davacının 6.507,55 TL net kıdem tazminatı alacağı kalmaktadır. Ancak, taleple bağlı kalınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
-50,00 TL net kıdem tazminatının, iş akdinin fesih tarihinden (04.11.2015) itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
– 5.500,00 TL brüt yıllık izin alacağının; 50,00 TL’sinin dava tarihinden, bakiye miktarın ise ıslah tarihinden (20.04.2018) itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
– Ulusal bayram genel tatil, fazla mesai ve hafta tatili alacakları talebinin mahsup nedeniyle REDDİNE,
-Asgari geçim indirimi ve ücret alacağı talebinin REDDİN
E,
…” karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili, dosya kapsamında toplanan delillere göre Mahkemenin vermiş olduğu kararın yerinde olmadığını, mahsup işleminin doğru yapılmadığını, davalının yatırdığı paranın aynı saatte bankadan çekilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunmuş Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Taraflara ait SGK kayıtları, davacının iş yeri sicil dosyası, imzalı ücret bordroları, banka hesap cetvelleri dosyadadır. Tarafların tanıkları dinlenilmişlerdir.
DEĞERLENDİRME VE KABUL:
Davacının, bankaya davalı tarafından yatırılan 20.000,00 TL tutarındaki paranın davalı tarafından alındığı yönündeki iddiası sabit olmamıştır. Bu yöndeki istinaf talebi isabetsizdir. Zira bu iddia ile ilgili ceza soruşturmasında takipsizlik kararı verilmiş, söz konusu paranın mobil bankacılık aracılığıyla ödendiği, ödemeden yarım saat sonra çekildiği görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle aşağıdaki bentler dışında kalan istinaf talepleri yerinde olmayıp reddine karar vermek gerekmiştir.
“…Taraflar arasında davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin mahsup edilmesinde, öncelik sırası hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’nun mahsubu düzenleyen 101. ve 102. maddeleri çerçevesinde öncelikle muacceliyet ve temerrüt kavramlarının açıklanmasını gerektirmektedir.
Muacceliyet, alacaklının borçludan borçlanılan edimi talep ve dava edebilme yetkisidir. Borç muaccel olmadan borçlu temerrüdü söz konusu olmaz.
Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir. Kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer (BK. m. 101/1). Başka bir ifadeyle, temerrütten söz edilebilmesi için, öncelikle muaccel bir borcun ve alacaklının o borca yönelik ihtarının bulunması gerekir. Kural böyle olmakla birlikte, borçlunun temerrüde düşmesi için alacaklının ihtarının gerekmediği bazı durumlar da vardır: Örneğin, ifa gününün taraflarca birlikte kararlaştırıldığı (BK. m.101/2), borçlunun borcu ifa etmeyeceğini bildirmiş olduğu veya hal ya da durumundan bu sonuca varılabildiği (BK. m.107/1) durumlarda, temerrüdün gerçekleşmesi için alacaklının ihtarına gerek yoktur.
Tek bir borç ilişkisinin söz konusu olduğu durumlarda, borçlu para borcunun faiz ve masraflarını ödemede temerrüde düşmemişse yaptığı kısmi ödemeyi anapara borcuna mahsup etme hakkına sahiptir. Ancak, para borcunun bir kısmı için kefalet, rehin veya benzeri bir teminat verilmişse, yapılan kısmi ödemenin teminatlı olan borca mahsubu istenemez. Bu durumda, kısmi ödemenin teminatsız olan ya da teminatı daha az olan borca mahsubu gerekir. Borçlu, faiz ve masrafları ödemede temerrüde düşmüşse yaptığı kısmi ödeme öncelikle gecikmiş faiz ve masraf borçlarına mahsup edilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2000 tarih ve 2000/12-1148 esas, 2000/1193 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, Borçlar Kanunu’nun 84. maddesi gereğince, ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Gecikme ve alacaklının iradesini açıklaması halinde, ödenen kısmın öncelikle faizden düşülmesi gerekir. İcra takibi, ödemeye ihtirazi kayıt konulması irade açıklamasıdır.
Birden fazla borcu bulunan borçlunun yaptığı ödeme, ifa zamanında beyan ettiği borca mahsup edilir. Borçlu, ödeme sırasında, yapılan ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu beyan etmemiş veya alacaklının makbuzda belirttiği borca derhal itirazda bulunmamışsa makbuzda belirtilen borca mahsup edilmelidir.
Birden fazla para borcunun bulunduğu bir borç ilişkisinde, borçlunun, yapılan kısmi ödemenin hangi borç için mahsup edildiğini belirtmemesi, alacaklının da ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu makbuzda göstermemesi durumunda, kısmi ödemenin hangi borca mahsup edileceği sorunu Borçlar Kanunu’nun 102. maddesine göre çözümlenmelidir. Bu gibi durumlarda, kısmi ödeme öncelikle muaccel olan borç için yapılmış sayılır. Ödeme zamanında birden fazla borç muaccel hale gelmişse, ödeme ilk takibe konulan borca mahsup edilir. Muaccel olan borçlardan hiçbiri takibe verilmemişse kısmi ödeme ifa zamanı önce gelen borca mahsup edilmiş sayılır. Borçların ifa zamanları (vadeleri) aynı günde gelmişse yapılan kısmi ödeme borçların miktarlarıyla orantılı olarak mahsup edilir. Borçlardan hiçbirinin ifa zamanı gelmemişse, kısmi ödeme alacaklı için güvencesi en az olan borca mahsup edilmiş sayılır.
İş sözleşmesinden doğan para borçlarının kısmi ifasında, mahsubun ne şekilde yapılacağı ile ilgili 4857 sayılı İş Kanunu’nda özel bir düzenleme bulunmadığından, Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri kapsamında sorun çözümlenmektedir. İşçinin işverenden bir alacağının, örneğin sadece kıdem tazminatı alacağının bulunduğu durumlarda, kısmi ödeme nedeniyle mahsup işlemi Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi çerçevesinde yapılacaktır. Dairemiz uygulamasına göre, temerrüde düşmüş olan işverenin yaptığı kısmi ödeme işçinin bu hususta beyanda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmelidir.
Borcun taksitle ödenmesi konusunda yapılan anlaşma aksi öngörülmemişse, kural olarak, işçinin faiz talebinden vazgeçtiğini kapsar. Ancak, bu sonuç işverenin taksit anlaşmasına uygun hareket etmesine bağlıdır. İşverenin taksitlerden birini zamanında ödememesi halinde, işçinin faizle ilgili feragati geçersiz hale gelir ve sadece ödenmeyen taksit için değil, tüm alacak için faiz talep hakkı doğacaktır. Bu durumda ödenmiş olan önceki taksitlerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu gerekecektir. Kuşkusuz taksit sözleşmesinin işçinin serbest iradesi ile meydana gelmesi gerekir.
İşçinin birden fazla alacağının söz konusu olması halinde, yapılan kısmi ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu işveren tarafından ödeme sırasında belirtilmemiş ve işçi tarafından da bu husus makbuzda gösterilmemiş ise, mahsup işlemi Borçlar Kanunu’nun 86. maddesine göre yapılacaktır. İş Kanununda işçinin sözleşme ve kanundan doğan alacaklarının muacceliyet ve vade zamanları konusunda değişik hükümler öngörülmüştür.
4857 sayılı Kanun’a göre ücret en geç ayda bir ödenir (m.32/5). İş Hukuku Mevzuatımızda Basın İş Kanunu’nun 14. maddesi hariç, ücretin peşin ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle ücret, çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hale gelmektedir. Fazla mesai, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri normal aylık ücret gibidir. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelir.
Mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 ve 4857 sayılı Kanun’un 120. maddesi uyarınca, işveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Yukarıda belirtilen diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdü gerçekleşir…”
(Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 04.07.2017 Tarih 2015/16029 Esas, 2017/15950 Sayılı İlamı)
Yargıtay ilamındaki açıklamalar göz önüne alındığında, Mahkemece mahsup işleminin kanuna ve yargı uygulamalarına uygun olmadığı görülmektedir.
Bankadan yapılan ödemenin tazminat ödemesi adı altında yapıldığı, kayıtlarla sabittir. Bu haliyle yapılan ödemenin ilk önce kıdem tazminatına sayılması gereklidir. Hesaplanan kıdem tazminatı tutarı 10.998,24 TL olmakla, davacının kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmelidir.
Yapılan ödemeden, kıdem tazminatına sayılan tutar düşüldükten sonra arta kalan tutar 9.001,76 TL dir. Bu tutar, öncelikle muaccel olma tarihi önce olan alacaklara karşılık sayılmalıdır. Hüküm altına alınan çalışma ücreti alacakları, çalışıldıkları ayı takip eden ay muaccel olduklarından, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil günleri ücretlerine sayılmalıdır. Yıllık izin ücreti fesih tarihinde muaccel olduğundan, muaccel olma tarihi daha sonradır.
9.001,76 TL tutar, çalışma ücreti alacaklarına, oransal olarak bölüştürmelidir. Bilirkişi raporunda hesaplanan çalışma ücreti alacakları, 8.329,69 TL net fazla çalışma ücreti, 5.949,82 TL net hafta tatili ücreti ve 1.229,80 TL net ulusal bayram genel tatil günleri çalışma ücreti olmak üzere toplam 15.509,31 TL dir. Oransal olarak hesap yapıldığında, 15.509,31 TL nin, 8.329,69 TL si, fazla çalışma tutarı ise, 9.001,76 TL nin kaç TL si fazla çalışmaya sayılmalıdır şeklinde hesap yapıldığında, 9.001,76 x 8.329,69 / 15.509,31 = 4.834,63 TL fazla çalışma alacağına sayılmalıdır.
Bakiye 3.495,06 TL net ( brüt 4.888,81 TL) fazla çalışma ücreti davacı lehine hüküm altına alınmalıdır.
Aynı hesaplama yöntemiyle, 3.453,33 TL ödeme hafta tatili ücretine sayılmalı, bakiye 2.496,49 TL net ( brüt 3.492,03 TL ) hafta tatili çalışma ücreti davacı lehine hüküm altına alınmalıdır.
713,80 TL ödeme ulusal bayram genel tatil günleri çalışma ücretine sayılmalı, bakiye 516,00 TL net ( brüt 721,77 TL) ulusal bayram genel tatil günleri çalışma ücreti davacı lehine hüküm altına alınmalıdır.
Mahkemece mahsup usulünde hataya düşülerek farklı tutarlar üzerinden verilen hüküm kanuna ve yerleşik yargı uygulamalarına uygun değildir.
Net tutarlar 0.71491 katsayısına bölünmek suretiyle brüt tutarlara çevrilmiştir.
Bu tutarlar, brüte çevrilerek hüküm altına alınmalıdır. Islah talebinde brüt tutarlar üzerinden ıslah yapılmıştır.
Bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HMK 353/1-b2. Maddesi gereğince mahkeme hükmünün kaldırılarak anılan gerekçelerle yeniden hüküm vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışındaki istinaf taleplerininesastan reddine.
2-
HMK 353/1-b.2 ve 355. Maddeleri gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünün aşağıdaki şekilde düzeltilmek üzere
ORTADAN KALDIRILMASINA.
3-
Davanın Kısmen Kabul, Kısmen Reddine; a-
Brüt 4.888,81 TL fazla çalışma ücreti alacağının, 50,00 TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihi olan 20.04.2018 Tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, b
– Brüt 3.492,03 TL hafta tatili çalışma ücreti alacağının, 50,00 TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihi olan 20.04.2018 Tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, c
– Brüt 721,77 TL ulusal bayram genel tatil günleri çalışma ücreti alacağının 50,00 TL sinin dava tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihi olan 20.04.2018 Tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, d-
5.500,00 TL brüt yıllık izin alacağının; 50,00 TL’sinin dava tarihinden, bakiye miktarın ise ıslah tarihinden (20.04.2018) itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-
Kıdem tazminatı, asgari geçim indirimi ve ücret alacağı taleplerinin reddine, f-
Alınması gerekli 997,50 TL harçtan davacının peşin olarak yatırdığı (ıslah dahil) 434,20 TL nin düşülmesi sonucu kalan 563,30 TL harcın davalıdan tahsiline, ile hazineye gelir kaydına, g-
Davacı lehine hesap ve takdir edilen karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, h-
Davalı lehine hesap ve takdir edilen karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-
Alınması gerekli 54,40 TL istinaf karar ve ilam harcından harçtan peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-
Davacı tarafından yapılan toplam 577,45 TL yargılama giderinin kabul ve talep oranına göre 346,47 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-
Davacı tarafından yatırılan 434,20 TL peşin harcın (ıslah dahil) yargılama gideri olarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-
Davalı tarafından yapılan toplam 50,00 TL yargılama giderinin kabul ve talep oranına göre 20,00 TL nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-
HMK’nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansı bulunması durumunda yatırana iadesine,
9-
Kararın taraflara tebliği ile harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda miktar itibari ile KESİN olmak üzere 05/03/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe