Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1638
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m.5/1-a, 136/1, 154/1) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
Şikâyetli Avukat hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 06.05.2014 günlü “Olur”u ile; “Müştekinin temsilcisi olduğu … San. Ticaret Limited Şirketi vekili sıfatıyla, müvekkili şirkete ait ‘…’ adresinde kiracı olarak bulunan …’dan birikmiş kira alacaklarına istinaden 13.11.2012 tarihinde haricen 5.800 TL nakit ve 25.12.2012 keşide tarihli, 7.500 TL bedelli çek karşılığı toplam 13.300 TL tahsil ettiği hâlde, müvekkili şikâyetçiye vermeyerek uhdesinde tuttuğu” iddiası ile soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında eylem sabit görülerek şikâyetlinin “Meslekten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına” ve “Tedbiren İşten Yasaklanmasına” karar verilmiştir.
Soruşturma ve kovuşturma aşamasında şikâyetli Avukat savunma vermemiştir. Disiplin davasına konu eylem nedeniyle yargılandığı mahkemedeki savunmasında; “Ben suçlamayı kabul etmiyorum, müştekiyi uzun süredir tanıyorum, kiralarını uzun süredir toplu olarak tahsil edip kendisine vermekteydim, son olarak 2012 yılında kirayı tahsil ettim, müştekiye bu parayı borç olarak almak istediğimi söyledim, o da kabul etti, ancak ben bu borcu ödeyemedim, yerine senet verdim, vadesinde senedi de ödeyemeyince müşteki icra takibi başlattı. Sanırım o aşamadan sonra da şikâyetçi oldu. Ödeme planını belirlemiştik hattı bir miktar ödeme de yapmıştım ama işlerim bozulduğu için borcun tümünü ödeyemedim. Şimdi işlerim düzeldi, ben zararın giderilmesini istiyorum, bu hususta süre talep ediyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 25.12.2014 günlü toplantısında; Şikâyetli hakkında Avukatlık Kanunu’nun 134.maddesi uyarınca disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli Avukatın disiplin davasına konu eylemi nedeniyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/144 esasına kayden “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında Mahkemenin 26.09.2016 gün ve 2016/254 karar sayılı ilamı ile; sanık şikâyetli Avukatın eylemine uyan TCK’nın 155/2, 62/1, 52/2. maddesi gereğince neticeten 6.000,00 TL ve 80,00 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına, müştekinin zararı giderilmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın istinaf kararı ile 08.12.2016 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “Sanığın parayı aldığının dosya içerisinde bulunan 13.11.2012 tarihli makbuz ile sabit olduğu, sanığın da bu hususu kabul ettiği, hatta tahsil ettiği parayı borç olarak almak istediğini katılana söylediğini, katılanın da bu durumu kabul ettiğini, daha sonrasında borcu ödeyemediğini, borcu yerine senet verdiğini, senedi de ödeyemediği savunmasına rağmen katılanın ise kendisinin sanık tarafından oyalandığı, kiracı ile görüştükten sonra sanığın parayı uhdesinde tuttuğunu anladığı, kiracı ile görüşene kadar sanığın kendisinden borcu tahsil ettiğini gizlediği, bu aşamadan sonra sanığın kendisine senet verdiğini beyan ettiği, sanığın katılan ile aralarında paranın tahsilinden sonra borç ilişkisi doğduğuna ve katılan tarafın buna rıza gösterdiğine dair herhangi bir delil sunmadığı, katılanın beyanı ile de savunmanın doğrulanmadığı, bu durumda sanığın başkaca delil ile desteklenmeyen ve oluşa aykırı olan inkara yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği,
Sanığın 02.03.2016 tarihli oturumda katılanın zararını gidereceğini bildirmesine rağmen 26.09.2016 tarihinde yeniden dinlenen katılanın ifadesinden anlaşıldığı üzere paranın ödenmediği, sanığın katılanın zararını kovuşturma sonuçlandırılıncaya kadar karşılamadığı.
Sanığın parayı tahsil ettiği, katılanın paranın tahsilinden sonra sanıkla görüştüğünde sanığın parayı tahsil etmediğini bildirerek aldığını gizlediği, katılanın borçlu kiracı ile görüşerek paranın ödendiğini öğrenmesiyle suçun açığa çıktığı anlaşılmıştır.
Sanığın avukat olduğu, sanık ile katılan arasında vekalet ilişkisi bulunduğu, bu ilişki kapsamında sanığın katılan adına aldığı parayı tahsil ettiğini gizleyerek kendi nam ve hesabına kullandığı sabittir. Her ne kadar sanığın görevi kötüye kullanmak suçundan cezalandırılması talebiyle son soruşturmanın açılmasına karar verilmiş ise de eylemin hizmet ilişkisinin varlığı nedeniyle tevdi ve teslim edilmiş eşya üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmak şeklinde gerçekleştiği, avukat olan sanığın kamu hizmeti yapmasına rağmen Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisi olmadığı, bu durumda eylemin TCK’nın 247. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, olayda TCK’nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ve sanığın bu suçu işlediğinin sabit olduğu sonuç ve kanaatine varılmış ve sanığın değişen suç vasfına göre bu madde gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.” gerekçesiyle hüküm kurulduğu,
Baro Disiplin Kurulu’nca “şikâyetli Avukat hakkında TCK 155/2 maddesi uyarınca güveni kötüye kullanma suçundan hüküm giydiği ve bu suçun avukatlığa kabule engel hallerden olduğu göz önüne alınarak” karar tesis edildiği,
Şikâyetli Avukatın sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetlinin 26.07.2023 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; hakkında tayin edilen cezanın haksız olduğunu, şikâyetçinin kira alacağının tahsilinden başından beri haberi olduğunu, mevcut paranın şikâyetçiden borç olarak alındığını, zamanaşımı sürelerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Şikâyetli Avukatın, “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği dosya kapsamı ile sabittir.
Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde; “Güveni Kötüye Kullanma” suçundan kesin hüküm giymiş olmak avukatlığa engel durum olarak sayılmıştır.
Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesinde, anılan Kanun’un 5.maddesinin a bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde, meslekten çıkarma cezası uygulanacağı; anılan Kanun’un 154/1.maddesinde haklarında meslekten çıkarma cezası verilen avukatların işten yasaklanmalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Şikâyetli Avukatın eylemi aynı zamanda Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları çerçevesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçu olduğundan Baro Disiplin Kurulu tarafından yapılan hukuksal değerlendirme isabetli bulunmuş ve itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli Avukatın itirazının reddine, Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Meslekten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ve
“Tedbiren İşten Yasaklanmasına”
ilişkin kararının
ONANMASINA,
2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe