TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2023/98 K. 2023/193

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1527

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

İlgili AVK maddeleri: AVK Madde 5, AVK Madde 136, AVK Madde 154
[ÖZET] * Şikâyetli Avukatın kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü nedeniyle avukatlığa kabul şartlarını kaybettiği anlaşıldığından itirazın reddi ile Baro Disiplin Kurulu kararının düzeltilerek onanmasına, Avukatlık Kanunu’nun 154.maddesindeki haklarında meslekten çıkarma cezası verilen avukatların işten yasaklanmalarının zorunlu olduğu hükmü gereğince şikâyetli Avukatın tedbiren işten yasaklanmasına karar vermek gerekmiştir.
(Av. Yas. m.5/1-a, 136/1, 154/1, İYUK m.28)

[KARAR METNİ] Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi’nin 18.01.2023 günlü yürütmenin durdurulması isteminin reddine kararının Kurulumuza intikali üzerine dava dosyası incelendi:
Baro Disiplin Kurulu kararından “Meslekten Çıkarma/Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi Ve Avukatlık Unvanının Kaldırılmasına” ibareleri çıkartılmak ve yerine “Meslekten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Şikâyetlinin “Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılması” Baro Yönetim Kurulu’nun yetki ve görevinde olduğundan, bu konuda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA dair 23.04.2022 günlü kararımızda ısrar edilmesine ilişkin; 24.07.2022 gün ve 2022/644 esas, 2022/721 karar sayılı Kurulumuz kararının iptali istemiyle açılan davada; Ankara 12.İdare Mahkemesinin 22.11.2022 gün ve 2022/2004 esas sayılı kararı ile;

Uyuşmazlık konusu olayda; adı geçen avukat hakkında mahkumiyet kararı verilen ‘Resmi Belgede Sahtecilik’ suçu için zamanaşımı süresinin suç tarihi olan 19.01.2008 tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1 -e maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, anılan Kanunun 67/4. maddesinde de zamanaşımını kesen işlemlerle bu sürenin en fazla 12 yıla kadar uzayabileceğinin hükme bağlandığı, adı geçen avukatın resmi belgede sahtecilik suçuna konu eylemi bakımından, mahkeme kararında eylem tarihi olarak gösterilen 19.01.2008 tarihinden itibaren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 66/1-e ve 67/4. maddesinde öngörülen 12 yıllık disiplin ceza zamanaşımı süresinin dolduğu ve davacının eylemi yönünden disiplin kovuşturma veya ceza zamanaşımının gerçekleştiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
” gerekçesiyle “dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına” karar verildiği,
Anılan karar üzerine Kurulumuzun 21.01.2023 gün ve 2022/1135 esas, 2023/95 karar sayılı kararı ile; Ankara 12.İdare Mahkemesinin 22.11.2022 gün ve 2022/2004 esas sayılı yürütmenin durdurulması kararına
UYULMASINA
, Kurulumuzun, 24.07.2022 gün ve 2022/644 esas, 2022/721 karar sayılı ısrar kararının
KALDIRILMASINA
, Adalet Bakanlığı’nın 06.07.2022 günlü geri gönderme gerekçesine uyularak, Şikâyetli Avukatın itirazının kabulüne; Baro Disiplin Kurulu’nun
“Meslekten Çıkarma/Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılmasına”
ilişkin kararının
KALDIRILMASINA,
şikâyetli hakkında yürütülen
DİSİPLİN DAVASININ ZAMANAŞIMI NEDENİYLE DÜŞÜRÜLMESİNE
karar verildiği,
Yürütmenin durdurulması kararına Kurumumuz tarafından yapılan itiraz üzerine; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi’nin 18.01.2023 günlü kararı ile;
“İdare Mahkemesince, davacının eylemi bakımından disiplin kovuşturma veya ceza zamanaşımının gerçekleştiği belirtilerek karar verilmiş ise de, yukarıda anılan Avukatlık Kanunu’nun 136. maddesinde yer alan ‘5 inci maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır’ hükmüyle disiplin işlemlerinden ve disiplin zaman aşımından bağımsız olarak avukatlık mesleğine alınma yeterliliğini kaybeden avukatın meslekten çıkarılması düzenlenmiştir. Dava konusu olayda da ısrar kararının temelini oluşturan … Barosu Disiplin Kurulunca verilen karar adı geçen avukatın, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü nedeniyle avukatlığa kabul şartlarını kaybettiğinden bahisle verilmiş olup olayda ‘Resmî Belgede Sahtecilik’ suçundan kesinleşmiş mahkumiyeti bulunduğu çekişmesiz olan avukatın meslekten çıkarılmasına ilişkin kararda ısrar edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.”
gerekçesiyle davalı idare itirazının
KABULÜNE,
yürütmenin durdurulması talebinin
KABULÜNE
yönelik olarak Ankara 12. İdare Mahkemesince verilen 22/11/2022 günlü kararın
KALDIRILMASINA;
davanın bu safhasında 2577 sayılı Yasanın 27. maddesinde öngörülen koşulların birlikte gerçekleşmediği gözetilerek yürütmenin durdurulması hakkındaki davacı isteminin
REDDİNE
karar verildiği görülmüştür.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi’nin 18.01.2023 günlü yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair karar ile birlikte dava dosyası yeniden incelendi:
Şikâyetli avukat hakkında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 23.11.2009 günlü “Olur”u ile; “Suç işlemek için örgüt kurmak, CD’lerle şantaj yaparak zorla senet imzalatmak, oto kiralama işinde aldıkları senetlerin üzerine yüksek meblağlar yazarak sahte senet düzenlemek suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/2460 sayılı evrakı üzerinden haklarında soruşturma yürütülen Z.Ö., M.Ç. ve V.Ö. tarafından düzenlenen alacaklısı M.Ç.’nin gayri resmi olarak birlikte yaşadığı A.K. olan, borçlusu yurtdışında yaşayan ve Z.Ö.’nün halasının gelini olan Y.E., alacak miktarı 346.000 yeni Türk lirası olan, keşideci imzası taklit edilmiş ve gerçekte böyle bir borcun olmadığı sahte senede istinaden, alacaklı A.K. vekili sıfatıyla, borçlu Y.E. hakkında … 1. İcra Müdürlüğünün 2008/314 sayılı dosyası üzerinden takip başlattığı gibi, gerçekte yurt dışında yaşayan borçlunun adresini, M.Ç. ile işbirliği içerisinde hareket ederek M.Ç.’nin ikametgah adresi olan ‘…’ olarak göstermek ve tebligat memuru E.G.’yi bu adrese şahsî otomobili ile götürüp, borçlunun yurt dışından kısa bir süreliğine geldiğini, sarışın genç bir bayan olduğuna ikna ederek tebligatın, M.Ç.’nin gayri resmî olarak birlikte yaşadığı ve sahte senette alacaklı olarak gösterilen A.K.’ya yapılmasını sağlayarak takibi usulsüz bir şekilde kesinleştirerek borçlu adına kayıtlı gayrimenkulün satılmasını talep ettiği” iddiası ile kovuşturma izni verilmesi üzerine başlatılan  disiplin davasında, eylem sabit görülerek meslekten çıkarma cezası tayin edilmiştir.
Şikâyetli avukat savunmasında; “Müvekkil A.K.’nın alacaklı olduğu bir senet tarafıma icra takibi yapmam için verilmiş ve masrafları karşılanmıştır, yapılan takip dosyası borçlusunun yurt dışına çıkma ihtimali olduğu ve ikamet değiştirme olasılığının bulunması nedeniyle bir an önce yapılması yolunda tarafıma bilgi verilmiş APS yapılması hususunda masrafı karşılanmıştır. … Adliyesi postanesinde tebligat için APS formu dolduracağım sırada görevli memurun acil tebligatları istenirse elden de yapılabileceğini söylemesi üzerine … Sanayi Posta Müdürlüğüne yönlendirmesi neticesinde senette yazılı olan adresin posta dağıtımını yapan E.G. ile görüşmemde bugün müsait olmadığını yarın gelir isem birlikte gidip tebliği yapabileceğini söylemiştir, dediği gün gidip kendisini alıp kendi tarifi üzerine adresteki yere gidilmiş kendisi tebliğ için -adrese yönelmiş tebliği yapıp geri dönmüş tebligatı yaptığını söylemiştir. Bu esnada ben kendisinin yanında değildim. E.G. savcılık soruşturması esnasında tebligatı kimlik sormadan yaptığını beyan etmiş daha sonra tekrar ifade verdiğinde avukatın kendisine tebliğ alacak kişiyi tarif ettiğini beyan etmiş ve kendi açısından suçun hafifleyeceği veya kalkacağından bahisle bu şekilde ifade vermiştir. Kendisi hakkında açılan davada ve benim de tanık olarak dinlendiğim … 1. Asliye Ceza Mahkemesindeki dosyada kendisi tebligatı yaptığını bu esnada kimlik sormadığını beyan etmiş ve benim de kendisine tebligatı alacak kişiyi tarif ettiğimi içerir bir ifadede bulunmamıştır. Savcılık dosyasında bulunan ifadeleri tamamen kimlik sormama nedeninin benim tarifimle olduğunu beyan ederek hakkında dava açılmamasını sağlamak amaçlı’ olduğu aşikardır nitekim hakkında dava açıldıktan sonra beyanında kendisine tebligatı alacak kişiyi tarifim olduğu konusunu söylememiştir. Adalet bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün yazısında belirtildiği gibi bir ikna söz konusu değildir zira tebligatı APS yapmaya hazırlanırken Posta Müdürlüğünde görevli memurlarca ikna edilerek tebligatı elden yaptırdım dolayısıyla tebligatı yapmak için posta dağıtıcısına kendimin bir ricası olmamıştır ki tebligatı alacak kişinin kim olduğuna ikna edeyim bu savcılık dosyasında ve posta dağıtıcısı E.G.’nin de yargılandığı dosyada açıktır. Savcılık ve dava dosyasında beni suçlayıcı tek ifade posta dağıtıcısı tarafından savcılık makamında avukatsız olarak verilmiş ifadedir ve bu ifade daha sonra mahkemede tekrarlanmamıştır. Tarafıma tebliğ edilen Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün düşünce örneğinde belirtildiği gibi posta dağıtıcısını yanlış yönlendirip ikna etmek yönündekini düşüncesini kabul etmiyorum.” demiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 15.02.2010 günlü toplantısında, şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/187 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 09.12.2011 günlü ve 2011/432 sayılı kararı ile sanık şikâyetli avukatın, eylemine uyan “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan TCK’nın 204/1, 62/1.maddeleri uyarınca neticeten 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği,  kararın TCK’nın 53.maddesi bakımından temyizde düzeltilerek onama ile 02.03.2016 günü kesinleştiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın CMK’nın 308.maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurduğu, Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesi’nin 25.05.2016 tarihli 7842-4701 sayı ile, itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığı’na gönderilen dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02.06.2021 günlü kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının reddine karar verildiği,
Mahkemenin; “Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen davaya konu iddianame öncelikle görevi kötüye kullanma suçundan tanzim edilmiştir, sanık avukat olarak görev yapmaktadır, … Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/2460 sayılı soruşturma dosyasında haklarında soruşturma yürütülen Z.Ö., M.Ç. ve V.İ. mevcut olup, bu kişiler hakkındaki iddia örgüt kurmak, CD’lerle şantaj yapmak, zorla senet imzalatmak, oto kiralama işinde aldıkları senetlerin üzerine yüksek meblağlar yazarak sahte senet düzenlemektir. Bu kapsamda olmak üzere alacaklısı M.Ç.’nin gayri resmi birlikte yaşadığı kişi olan A.K. olan borçlusu yurt dışında yaşayan ve Z.Ö.’nün halasının gelini olan Y.E. olan 346.000 TL’lik keşideci imzası taklit edilmiş gerçekte böyle bir borcun olmadığı sahte senede istinaden A.K. vekili sıfatıyla borçlu Y.E. hakkında … İcra Müdürlüğünün 2008/314 sırasında takip başlatılmış ve borçlunun olduğu belirtilen adrese tebligat memuru sanık E.G., sanık tarafından şahsi arabası ile götürülmüş ve M.Ç.’nin de evde olduğu bir saatte kapıya çıkan A.K.’ya Y.E. olduğu belirtilerek icra dosyasına ait tebliğ yapılmıştır. Mahkememizin kabulü bu yöndedir.
… Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/42 esas, 201 1/33 karar sayılı dosya içerisindedir, her ne kadar bu karar kesinleşmese de kararın gerekçe bölümünün 1 nolu olay olarak belirtilen bölümünde davamızdaki tebligat işlemi anlatılmakta ve bu işlem nedeniyle de sanıkların cezalandırılmış olduğu belirtilmektedir. Karardan bir suret dosyamız arasında bulunmaktadır.
Bu kapsamda üzerinde tartışılacak hususlar söz konusudur. Öncelikle … İcra Müdürlüğünün 2008/314 sırasında bulunan dosyadaki senet sahte bir senettir. Bu hususa ilişkin olarak … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ve dosyamız kapsamında bulunan 2009/138-111 sayılı iddianamenin olay 1 nolu olayı dava konumuzla ilgilidir. Bu iddianamede özetle Y.E.’nin 2003 yılından beri Türkiye’ye giriş yapmadığı, yurt dışında yaşadığı, Türkiye’de mal varlığının olduğu, şüphelilerin Müşteki Y.E.’yi borçlu, M.Ç.’nin kız arkadaşı olan şüpheli A.K.’yı alacaklı olarak gösterdikleri, tebligat adresinin M.Ç.’nin … Mahallesindeki evini bildirdikleri, PTT görevlisi E.G.’nin olaya konu adrese giderek A.K.’ya Y.E.’ymiş gibi tebligat yaptığı, olaya ilişkin senedin …  İcra Müdürlüğünün 2008/314 esas sayılı dosyası üzerinden tahsile konulduğu, icra dosyası ile ilgili bir tebligatın ise şüpheli H.K. tarafından müşteki yerine imzalandığının, şüpheli H.K.’nın beyanından anlaşıldığı, dosyanın incelenmesinde ödeme günü 15.11.2006 olan 346 TL’lik senet olduğunun anlaşıldığı belirtilmekte olduğu anlaşılmıştır.
Sanık bu dosyada yani icra dosyasında A.K.’nın avukatıdır, dosyada dinlenen sanık ve tanık beyanları önem kazanmaktadır. Dava dışı olan A.K. … Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği 23.04.2008 tarihli ifadesinde Y.E.’yi tanımadığını, tebligatı kendisinin aldığını, M.Ç.’nin kendisini aradığını, avukata öyle vekalet verdiğini, bu vekaletnameyi M.Ç.’nin ayarladığını, M.Ç.’nin kendisini alarak eve gittiğini ve avukatı arayarak bir şeyler konuştuğunu, M.Ç.’nin bir müddet sonra evden ayrıldığını, avukatla görüşeceğini söylediğini, yarım saat sonra eve geldiğini ve birazdan kapı çalacak, kapıyı açacaksın, postacı gelecek, sana uzattığı kağıdı al dediğini, M.Ç.’nin bunu söyledikten 20 dakika sonra evin camından baktığında avukatın arabasının evin önünde durduğunu, PTT görevlisinin indiğini, evin kapısının çaldığını, M.Ç.’nin kendisine kapıyı aç dediğini, kendisinin de gidip kapıyı açtığın, postacının kağıdı uzattığın, imzala dediğini, postacının kendisinden kimlik ve isim sormadığını belirtmiştir, yine aynı ifadesinde senedin sahte olduğunu bildiğini de belirtmiştir.

Yukarıda anlatılan tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde tanık S.Ç’nin ve tanık R.Ş.’nin beyanları da göz önüne alındığında sanığın dava dışı olan ve …’da aynı eylemin diğer bölümü nedeniyle yargılanan M.Ç. ile tanışıklığı olduğu, A.K.’nın beyanlarına göre avukata verilecek olan vekaletnamenin dahi M.Ç. tarafından hazırlandığı ve avukatla ilişkinin M.Ç. tarafından sağlandığı, olay günü de M.Ç.’nin sanık avukat ile telefonla görüştüğü, evden dışarı çıkıp görüştüğü, akabinde eve geldiği ve A.K.’ya tebligatı almasını söylediği, sanığın müvekkili olması nedeniyle tanığı M.Ç.’nin evini bildiği, müşteki Y.’yi hiç tanımadığı, müşteki Y.’nin 2003 yılından beri Türkiye’ye gelmediği, buna rağmen gidilen evin M.Ç.’nin evi olduğunu bildiği, kapıya çıkacak kadını sarışın bir bayan olarak tarif ettiği, bu hali ile kapıya çıkacak kişinin A.K. olduğunu bildiği, PTT memurunu da bu yönde güven duygusu oluşturarak kimliğe bakmasını engelleyecek surette ikna ettiği tüm dosya kapsamından, A.K.’nın beyanından ve … Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar içeriğinden anlaşılmış olup sanığın bu eyleminin sahte tebliğ evrakı tanzim ettirmek olduğu, bu amaca yönelik M.Ç. ile birlikte hareket ettiklerinin sabit olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Sanığın bu eyleminin Tebligat Kanunu’nun 55. maddesinde belirtilen suçu oluşturmayacağı, çünkü kendisi hakkında tebliğ memuruna yalan beyanda bulunma gibi bir durumun söz konusu olmadığı, bu hali ile maddenin eylemle karşılık bulmadığı, sanığın eyleminin icra müdürlüğü dosyasındaki takibi kesinleştirmek amacıyla hiç tanımadığı ve görmüş olmadığı Y.E. adına olan tebligatı aslında orada oturmadığını bildiği halde adresin müvekkili olan M.Ç.’nin evi olduğunu bildiği halde PTT memurunu adrese götürmek suretiyle sahte evrak ve tebliğ yapılmasını sağlamak olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Bu hali ile eylemin ağırlığı, amaçlanan hedef gözetilmek suretiyle sanık hakkında alt sınırdan ayrılarak ceza tayini yoluna gidilmiştir.” gerekçesiyle hüküm kurduğu,
Baro Disiplin Kurulu’nca “… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 1-2651 sayı ve 22.07.2009 tarihli ihbarı üzerine … Barosu Başkanlığı’nın 15.02.2010 tarih ve 2010/20sayılı kararı ile kurulumuza sevki yapılan şikâyetli avukat hakkındaki disiplin dosyasının yapılan yargılaması neticesinde;
1136 sayılı Yasanın ‘Avukatlığa engeller’ başlıklı 5/a maddesinin “Taksirli suçlar hariç, kesinleşmiş bir kararla 2 yıldan fazla hapis cezası almış olanların Avukatlığa kabul edilmeyeceği hüküm altına alınmakla, şikâyetlinin Avukatlığa kabul şartlarını kaybettiği kanaatine ulaşılmakla;
Şikâyetlinin, 1136 sayılı Yasanın 135/5 maddesi hükmü gereğince “meslekten çıkarma/avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasına” karar verildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli Avukatın 12.04.2022 kayıt tarihli itirazında; suç tarihinin 19.01.2008 olduğunu, TCK’nın 204/1.maddesi için öngörülen 12 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolduğunu, belirterek hakkında açılan disiplin davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Tüm dosaya kapsamı, taraf anlatımları, dosya içindeki bilgi ve belgeler aşamalarda öne sürülen deliller bir bütün değerlendirildiğinde;
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/187 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 09.12.2011 günlü ve 2011/432sayılı kararı ile sanık şikâyetli avukatın, eylemine uyan “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan TCK’nın 204/1, 62/1.maddeleri uyarınca neticeten 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, kararın TCK’nın 53.maddesi bakımından temyizde düzeltilerek onama ile 02.03.2016 günü kesinleştiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın CMK’nın 308.maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurduğu, Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesi’nin 25.05.2016 tarihli 7842-4701 sayı ile, itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığı’na gönderilen dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmiş Kurulun 02.06.2021 günlü kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının reddine karar verildiği ve son tahlilde kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Baro Disiplin Kurulu’nca “Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Baro Levhasından Silinmesine, Avukatlık Unvanının Kaldırılmasına, Baro Sicilinden Silinmesine” karar verilmiş ise de; Avukatlık Yasası’nın 74. maddesi “Cezai veya disipline ilişkin bir karar sonunda meslekten çıkarılanlarla 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi Baro Yönetim Kurulunca geri alınarak iptal ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinir. Bu işlerin uygulanması, kararın kesinleşmiş olmasına bağlıdır.” hükmü gereği ruhsatnamenin geri alınarak iptali, avukatın baro levhasından silinmesi Baro Yönetim Kurulu’nun yetkisinde ve görevinde olduğundan bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Bu gerekçelerle Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi’nin 18.01.2023 gün ve 2023/28 YD İtiraz nolu yürütmenin durdurulması isteminin reddine kararına uyularak, Kurulumuzun 21.01.2023 günlü kararının kaldırılmasına, Şikâyetli Avukatın kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü nedeniyle avukatlığa kabul şartlarını kaybettiği anlaşıldığından itirazın reddi ile Baro Disiplin Kurulu kararının düzeltilerek onanmasına, Avukatlık Kanunu’nun 154.maddesindeki haklarında meslekten çıkarma cezası verilen avukatların işten yasaklanmalarının zorunlu olduğu hükmü gereğince şikâyetli Avukatın tedbiren işten yasaklanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi’nin 18.01.2023 günlü yürütmenin durdurulması isteminin reddine kararına
UYULMASINA
,
2-Kurulumuzun 21.01.2023 gün ve 2022/1135 esas, 2023/95 karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA
,
3- Şikâyetli Avukatın itirazının reddine; Baro Disiplin Kurulu’nun
“Meslekten Çıkarma/Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılmasına”
ilişkin kararından
“Meslekten Çıkarma/Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi Ve Avukatlık Unvanının Kaldırılmasına”
ibareleri çıkartılmak ve yerine
“Meslekten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ibaresi eklenmek suretiyle kararın
DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4-Avukatlık Kanunu’nun 154.maddesi uyarınca Şikâyetli avukatın
TEDBİREN İŞTEN YASAKLANMASINA,
Tedbiren işten yasaklama kararları, Avukatlık Kanunu’nun 153/3-4.maddeleri gereğince; karar verildiği tarihte yürürlüğe gireceğinden ve Baro Başkanlığı tarafından yargı organları ile sair mercilere derhal duyurulacağından gereği için kararın bir örneğinin Baro Bakanlığı’na
GÖNDERİLMESİNE,
5-Şikâyetlinin
“Avukatlık Ruhsatnamesinin Geri Alınarak Avukatın Adının Baro Levhasından Silinmesi ve Avukatlık Unvanının Kaldırılması”
Baro Yönetim Kurulu’nun yetki ve görevinde olduğundan, bu konuda
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
6-Meslekten çıkarma cezası verilmesine ve tedbiren işten yasaklamaya ilişkin kararlar, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Bakanlık onayına tabi olduğundan; kararın onay için Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
7-Kurulumuz kararının Adalet Bakanlığı’nca onaylanması halinde işbu kararımızın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere; Adalet Bakanlığınca bir daha incelenmek üzere geri göndermesi halde; sonrasında Kurulumuzca verilecek kararın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere;
Oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 25 Şubat 2023
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!