Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1481
Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.
(Av. Yas. m. 5/1-a, 136/1, 154) [KARAR METNİ] İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:
… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02.05.2017 günlü yazısı ile Şikâyetli avukat hakkında; “FETÖ/PDY Terör Örgütüne Üye Olmak” suçundan kamu davası açıldığı hususunun Baro Başkanlığı’na bildirilmesi üzerine re’sen başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek meslekten çıkarma cezası tayin edilmiş, şikâyetlinin tedbiren işten yasaklanmasına karar verilmiştir.
Şikâyetli Avukat savunmasında özetle; hakkında verilen gözaltı, tutuklama, tutuklamanın devamı ve hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, Türkiye’de hukuk devleti ve hukuk güvenliği ilkelerini aşındıran bağımsız ve tarafsız yargıya gölge düşüren uygulamalar olduğunu, alçak darbe girişiminde fiilen yer almayan, darbeyi onaylamayan hatta lanetleyen binlerce ordu mensubu, emniyet ve yargı mensubu ile işadamı, ayrıca on binlerce vatandaş ile kamu çalışanının ihraç, gözaltı ve tutuklama uygulamasına maruz bırakıldığını, siyasi tercihini CHP’den yana kullanarak parti teşkilatına üye olduğunu, sonrasında AKP’li … Belediye Başkanı ile bir dava nedeniyle tanışmasından sonra anılan belediyenin sözleşmeli avukatlığını yaptığını, kriminal bir obje haline gelmeden başarıları devlet büyüklerince takdir edilen FETÖ okullarına çocuklarını gönderdiğini, … savunma heyetinde yer aldığını ve hükümle birlikte tahliyesinde büyük emek ve katkısının olduğunu, yalnızca birikimlerini kâr payı hesabıyla Bank Asya’da değerlendirdiğini, 17/25 Aralıktan sonra 1 kuruş para yatırmadığı gibi parasını bu bankadan çektiğini, FETÖ’nün itibarlı bir cemaat olduğu dönemde yalnızca Bank Asya müşterisi ve öğrenci velisi olduğunu, son derece ağır ve onur kırıcı bir suçlamayla karşı karşıya kaldığını, somut hiçbir bilgi ve belge olmadan aylarca tutuklu kaldığını, ByLock kullanıcısı olduğu iddiasında olan MİT tespit raporunda basit şüphe bulunduran sinyal bilgisi dışında hiçbir delilin bulunmadığını, hakkında bu konuda Yargıtay’ın aradığı kriterlerde hiçbir tespitin yapılmadığını, duyuma dayalı tanık ifadeleriyle hakkında ceza mahkemesince karar verildiğini, cemaate her yıl 250-300 bin TL yardım ettiği iddiasının soyut olduğunu, ispat edilemeyen bir iddianın mahkumiyet hükmüne gerekçe yapılmaması gerektiğini, aksi halde dünyada suçlanmayan ve ceza almayan insan kalmayacağını belirterek ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesini, kovuşturmanın lehine sonuçlanmasını ve incelemenin duruşmalı yapılmasını talep etmiştir.
Şikâyetli vekili sözlü savunmasında; “müvekkilim halen infaz süresini doldurmaktadır. Savunmasını da bizzat yapmak istemektedir. Müddetnamesinde 06.09.2022 tarihi yazılıdır. Duruşmanın bu tarihten sonraki bir güne bırakılması halinde savunmasını bizzat yapacaktır. Müvekkilim hakkında verilen ceza haksız ve yersizdir. Kendisinin herhangi bir mesleki disiplin suçu ve eylemi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmıştır. Müvekkilimin bu hain yapı ile iltisaklı veya irtibatlı olması söz konusu değildir. Müvekkilimin daha önceki sicili de göz önünde bulundurularak hakkında ceza tayinine yer olmadığına karar verilmesini talep ederim.” demiştir.
İncelenen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 30.05.2018 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında Avukat Kanunu’nun 34. maddesi ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi gereğince disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması istemiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/438 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 24.09.2020 günlü ve 2020/176 sayılı kararı ile sanık şikâyetli avukatın eylemine uyan TCK’nın 314/2, Terörle Mücadele Kanunu’nun 5(/1 temyizde düzeltme), TCK’nın 62/1. maddeleri gereğince neticeten 8 Yıl 9 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyizde düzeltilerek onanarak 07.12.2021 günü kesinleştiği,
Mahkemenin; “…Sanığın kendi adına kayıtlı …. ve … numaralı hatlar üzerinden FETO/PDY isimli silahlı terör örgütünün gizli haberleşme ağı olan ByLock isimli programı yüklediği ve kullandığı her ne kadar ByLock içerikleri gelmemiş ise de Bilgi Teknolojileri ve İletişim kurumu kayıtlarının da bu durumu doğruladığı, mahkememizce alman bilirkişi raporu ile sanıkların üzerlerine kayıtlı hat ve tespit yapılan IMEI numaralı cep telefonunda ByLock isimli programı kullandığı ve bu şekilde sanığın ByLock isimli programı kullandığı teknik verilerle sabit olduğu, sanığın ilk savunmalarında da bu programın Osman isimli bir kişi tarafından telefonuna yüklendiğini ikrar ettiği, dinlenen tanık beyanlarında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün … Bölgesi Avukat Abisi olduğu, örgüt adına sohbet ve toplantılar düzenlediği, kendine bağlı illere giderek oradaki faaliyetleri denetlediği, kendisine bağlı il mesullerinin de zaman zaman toplantı için sanığın yanına geldikleri, her yıl örgüte 250-300 bin TL yardım ettiğinin iddia edildiği ve bu şekilde örgüt hiyerarşisine içerisinde olduğu sabit olduğundan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu sonucuna varılmış olup bu eylem nedeniyle kendisini alacağı cezadan kurtarmaya matuf bulunan savunmasına itibar edilmeyerek, sabit olan eylemine uyan 5237 sayılı TCK 314/2 , 63, 53, 54 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ByLock iletişim sistemini kullandığı, bir dönem FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün … Bölgesi Avukat Abisi olduğu anlaşılmakla sanığın örgüt içerisinde yönlendirici nitelikte etkili bir konumda faaliyette bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde takdiren alt sınırdan uzaklaşılmıştır.
Sanığa verilen cezada 3713 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılmış olup, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilmiş olup sanık hakkındaki hapis cezasında 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesince takdiren 1/6 oranında indirim uygulanmıştır.” gerekçesiyle hüküm kurduğu,
Baro Disiplin Kurulu’nca talep gibi incelemenin duruşmalı yapıldığı, şikâyetli Avukatın 15 sayfa savunma dilekçesi vermiş olduğu ve dosyada bulunduğu, ayrıca vekilinin de duruşmada hazır olduğu anlaşılmakla bu aşamada erteleme talebinin reddi ile “Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile kesinleşen ceza mahkemesi kararı incelendiğinde; şikâyetli avukatın, Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenen ‘Avukatlığa Kabule Engeller’ başlığı altında (a) bendinde sayılan ‘anayasal düzene karşı suçlardan’ işlediği sabittir.
Avukatlık Kanunu’nun 136/1. maddesinde; ‘5.maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanacağı’ hükme bağlanmıştır.
Kurulumuzca, dosya kapsamına ve yukarıda sayılan gerekçelere dayanarak şikâyetli avukatın, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle şikâyetli hakkında ceza tayin edildiği,
Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli avukat vekilinin 05.09.2022 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, müvekkilinin önceki savunmalarını tekrarla, kararda müvekkilinin savunma sunmadığı, 17.06.2022 tarihli duruşma tutanağında ise savunma dilekçesinin dosya içerisinde olduğu hususunun belirtildiğini, bu nedenle kararın eksik inceleme ile verildiğini, 06.09.2022 tarihinde müvekkilinin serbest bırakılacağı ve savunmasını bizzat yapmak istediği duruşmada beyan edilmesini rağmen bu talepleri reddedilerek savunma hakkının kısıtlandığını, disiplin cezası tayininin dayanağının ceza mahkemesi kararı olduğunu, müvekkilinin söz konusu atılı suçun faili olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ByLock uygulamasını hiçbir zaman indirmediğini, müvekkilinin dini bir takım rükünlerini yerine getirmeye dikkate eden bir insan olması nedeniyle Bank Asya’da hesabının bulunduğu tarihte anılan bankanın silahlı terör örgütünün finans organı olduğu şeklinde bir olgunun söz konusu olmadığını, söz konusu okullara çocuklarını göndermesi sebebiyle terör örgütü üyesi olduğu şeklinde bir çıkarım yapılamayacağını, … ilindeki bir avukatın etkin pişmanlık kapsamındaki iftira niteliğindeki beyanlarının hiçbir araştırma yapılmadan suçlamaya elverişli görülmesinin kabul edilemez olduğunu, hayatının hiçbir aşamasında müvekkilinin bu ilde bulunmadığı gibi avukatlık da yapmadığını, müvekkilinin yanında avukatlık stajını yapan kişinin husumet nedeniyle tanık olarak alınan beyanlarının resmi evrak ile çürütüldüğünü ve yalan beyan olduğunun ortaya çıktığını, yargılama sürecindeki savunmaları da dikkate alındığında müvekkilinin meslekten çıkarılmasını gerektirecek bir durumda ve konumda olmadığının anlaşılacağını, Barosuna ve mesleğe olan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren müvekkilinin avukatlık mesleği ile bağdaşmayan hiçbir eylemde bulunmadığını belirterek Baro Disiplin Kurulu kararının itirazen kaldırılmasını/bozulmasını talep ettiği,
Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.
Şikâyetli avukatın … Ağır Ceza Mahkemesinin 24.09.2020 gün ve 2019/438 esas, 2020/176 sayılı kararı ile 8 Yıl 9 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyizde onanarak 07.12.2021 günü kesinleştiği dosya kapsamı ile tartışmasızdır.
Şikâyetli avukatın yargılandığı ve cezalandırıldığı eylemin, Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a maddesinde düzenlenen “…kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, …” kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Avukatlık Kanunu’nun 136/1.maddesinde, Avukatlık Kanunu’nun 5.maddesinin a bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde, meslekten çıkarma cezası uygulanacağı; yine Avukatlık Kanunu’nun 154/1.maddesinde haklarında meslekten çıkarma cezası verilen avukatların işten yasaklanmalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu nedenlerle, Baro Disiplin Kurulu tarafından yapılan hukuksal değerlendirme isabetli bulunmuş, itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli Avukat vekilinin itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin
“Meslekten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına”
ve
“Tedbiren İşten Yasaklanmasına”
ilişkin kararının
ONANMASINA,
2-Meslekten çıkarma cezası verilmesine ve tedbiren işten yasaklamaya ilişkin kararlar, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Bakanlık onayına tabi olduğundan; kararın onay için Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
2-Kurulumuz kararının Adalet Bakanlığı’nca onaylanması halinde işbu kararımızın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere; Adalet Bakanlığınca bir daha incelenmek üzere geri göndermesi halde; sonrasında Kurulumuzca verilecek kararın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere;
Oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe