TBB Disiplin Kurulu Kararı – E. 2017/444 K. 2017/863

Kaynak: Türkiye Barolar Birliği. Bu karar metni TBB tarafından yayımlanan kaynak metinden aktarılmıştır: barobirlik.org.tr/DisiplinKararlariDetay/1153

Güncel metin için TBB’deki kaynak sayfa esas alınmalıdır. Bu karar idari niteliktedir; yargı kararı değildir ve mahkemeler açısından bağlayıcı içtihat oluşturmaz.

[ÖZET] * Avukatın, şikâyetçi ile ortaklık sözleşmesi yaptığı, sözleşmenin içeriği dikkate alındığında ortaklık değil iş getirme sözleşmesi niteliğinde olduğu, şikâyetlinin sözleşme ve sonrası eylemlerinin kamu hizmeti ve serbest meslek olan avukatlık mesleğinin özüne ve amacına aykırı olması nedeniyle, eylem disiplin cezasını gerektirir.
(Av. Yas. m.1, 2, 34, 48 TBB Mes. Kur. m. 2, 3, 4, 8)

[KARAR METNİ] Şikâyetli avukat hakkında, “Şikâyetçi ile çıkar karşılığı iş getirme sözleşmesi yaptığı” iddiası üzerine başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.
Şikâyetli önceki savunmasında özetle; şikâyete konu 10.10.2013 tarihli “ortaklık sözleşmesini ofis kurmak için gerekli masrafları temin etmek üzere imzaladığını, şikâyetçinin yeni büro açılmasına ilişkin masraflar konusunda tarafına yardımcı olduğunu ve sağladığı maddi katkıyı güvence altına almak için de anılan sözleşmenin imzalandığını, sözleşme imzalandıktan sonra bu tip bir sözleşmenin ekonomik ve hukuki açıdan sorunlu olduğunu fark etmesi üzerine, şikâyetçiye de bu durumu ve ofis kurulumuna ilişkin masrafları ödeyeceğini bildirerek derhal sözleşmeyi sonlandırdığını, bunun üzerine şikâyetçinin söz konusu sözleşmeyi “hukuki şantaj” aracı olarak kullandığını, 13.05.2015 tarihinde imzalanan tutanağın tarafının özgür iradesini yansıtmadığını, bu tutanaktan bir süre sonra şikâyetçinin hiçbir alacağı olmadığının e-posta yoluyla bildirildiğini, kendisinden 1.000.000-TL gibi fahiş bir bedel talep edildiğini, şikâyetçinin tarafına tek bir iş dahi getirilmiş olmadığını, baroya yapılan işbu şikâyetin de “şantaj” faaliyetlerini yoğunlaştırma amaçlı olduğunu, sözleşmenin asıl amacının ofis kurulumu ve giderlerinden ibaret olduğunu, şikâyetçi ile aralarındaki alacak ilişkisinin hukuk mahkemelerinin görev alanında olduğunu; şikâyete konu sözleşmenin esasen “ortaklık” değil “iş getirme sözleşmesi” niteliğinde olduğunu, “etkin pişmanlık” hükümleri doğrultusunda şikâyetçi tarafından getirilen hiçbir işin kabul edilmediğini ve Avukatlık Yasası’nın 48. maddesine aykırı hareket etmekten gönüllü olarak vazgeçtiğini, hayata geçirilmeyen sözleşme nedeniyle sorumluluğu bulunmadığını beyan etmiştir.
Şikâyetli vekili önceki savunmalarında özetle; şikâyetçiye ödenecek %40 oranındaki payın ödeme nedeninin edinimlerden kalan hasılat paylaşımı olmadığını, kaldı ki sözleşmenin gerek Avukatlık Yasası, gerekse TBK’nın 27/1.maddesi gereğince kesin hükümsüz olduğunu, şikâyetçiye ödeme yapmasını gerektirecek bir durum da olmadığını, Şikâyetlinin Avukatlık Yasası’nın 48.maddesindeki düzenlemeye aykırı bir sözleşmeyi mesleki deneyimsizliği ve o günkü ekonomik sorunların baskı ve ürküntüsüyle yaptığını, bunun etik bir suç olduğunu öğrendiğinde sözleşmeye dayalı olarak şikâyetçinin getirdiği hiçbir işi kabul etmediğini, vekâletname almadığını, şikâyetlinin önceki savunmalarında sözleşmeyi sona erdirdiğini ve sözleşmeyi bu yolla işlevsiz hale getirdiğini açıklamasının anlamının bu olduğunu, şikayetli hakkında ceza tayinine yer olmadığına karar verilmesini, aksi durumda Avukatlık Yasası’nın 135.maddesinde yazılı cezalardan 136. maddede belirtilen ilke doğrultusunda değerlendirme yapılmasını talep etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından; Şikâyetlinin şikâyetli avukata ile 10.10.2013 tarihli, “ortaklık sözleşmesi” başlıklı, avukatın alacağı işlerden kaynaklanan ve ayrıca … A.Ş. bünyesinde avukatın yaptığı diğer hukuki işlerden kazanılan edinimlerin paylaşılması ve elde edilen kazançtan vergi ve giderler düşülerek kalan tutarın %40’ının avukat tarafından “ortak” sıfatıyla şikâyetçiye ödenmesine dair sözleşme imzalandığı, sözleşme tarihinden itibaren şikâyetlinin avukat davalar aldığı ve sözleşmeler imzaladığı halde, anılan sözleşme uyarınca şikâyetçiye ödeme yapılmadığı, bu hususta şikâyetliye ihtarname keşide edilmesi üzerine kısmen ödemede bulunulsa da, bakiye alacağın şikâyetçiye ödenmemesi nedeniyle … 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/329 esasına kayıtlı alacak davasının açıldığı, avukatın imzaladığı sözleşmenin gereklerini yerine getirmediği iddiası üzerine soruşturma başlatıldığı,
Baro Yönetim Kurulu’nun 05.10.2016 günlü toplantısında; şikayete konu eylemin 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 1, 2, 34 ve 48. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 2, 3, 4 ve 8. maddelerine aykırı olduğu kanaatiyle şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,
Baro Disiplin Kurulu tarafından “…Dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde; şikayete konu ortaklık sözleşmesinin avukatın alacağı işlerden kaynaklanan ve ayrıca … A.Ş. bünyesinde avukatın yaptığı diğer hukuki işlerden kazanılan edinimlerin paylaşılmasına ilişkin olduğu, şikayetçinin aynı sözleşmeye göre ortak sıfatını haiz olduğu, sözleşme konusu edinimlerin kazanılmasını teminen gerekli gayreti gösterme yükümlülüğünün bulunduğu, şikayetçinin şikâyetliye göndermiş olduğu 30 Aralık 2014 ve 21 Nisan 2015 tarihli ihtarnameler sonrasında tarafların imza altına aldıkları 13.05.2015 tarihli tutanağa göre şikâyetli avukatın, şikayetçinin “ortaklık sözleşmesi”nden doğan payını kabul ederek buna ilişkin hesap sunma taahhüdünde bulunduğu, yine şikayet dilekçesi ekinde sunulan dekont suretlerine göre şikâyetli avukat tarafından şikayet edene 22.03.2015 tarihinde bizzat ve 29/05/2015 tarihinde Av. A.A. aracılığıyla ödemelerde bulunduğu görülmüş olup sözleşmenin sonra erdiğine dair beyana rağmen yazılı herhangi bir belge sunulmadığı gibi var olan belgeler karşısında sözleşmenin hayata geçirilmeden sonlandırıldığına ilişkin şikayetlinin savunmasına da itibar edilmemiştir…” gerekçesiyle karar verildiği,
Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,
Şikâyetli vekilinin 03.05.2017 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; önceki tüm savunmalarını aynen tekrarla, uyarma cezasını gerektiren yasal unsurların gerçekleşmediğinden bahisle müvekkili hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.
Avukatlık Yasası’nın 1. maddesi,  “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.”
Avukatlık Yasası’nın 2. maddesi, “Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.
Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.”
Avukatlık Yasası’nın 34.maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
Avukatlık Yasası’nın 48. maddesi, “Avukat veya iş sahibi tarafından vaad olunan veya verilen bir ücret yahut da herhangi bir çıkar karşılığında avukata iş getirmeye aracılık edenler ve aracı kullanan avukatlar altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 2. maddesi, “Mesleki çalışmasında avukat, bağımsızlığını korur; bu bağımsızlığı zedeleyecek iş kabulünden kaçınır.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür.”
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 8. maddesi, “Avukat kendine iş sağlama niteliğindeki her davranıştan çekinir.” hükümlerini amirdir.
Bu kurallar karşısında şikâyetli avukatın, şikâyetçi ile ortaklık sözleşmesi yaptığı, sözleşmenin içeriği dikkate alındığında ortaklık değil iş getirme sözleşmesi niteliğinde olduğu, şikâyetlinin sözleşme ve sonrası eylemlerinin kamu hizmeti ve serbest meslek olan avukatlık mesleğinin özüne ve amacına aykırı olduğu, şikâyetlinin eylemlerinin yukarıda açıklanan Yasa ve Meslek Kuralları hükümleri karşısında disiplin suçu oluşturduğundan Baro Disiplin Kurulu tarafından yapılan hukuksal değerlendirme yerinde olup itirazın reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Gereği düşünüldü:
1-Şikâyetli avukatın itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun
“Uyarma Cezası Verilmesine”
ilişkin 12.01.2017 günlü ve 2016/248 Esas, 2017/14 Karar sayılı kararının
ONANMASINA
,
2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,
Katılanların oy birliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 13 Ekim 2017
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!