T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
6. HUKUK DAİRESİ
Dosya No : 2021/1041
Karar No : 2025/419
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
Başkan : … (…)
Üye : … (…)
Üye : … (…)
Katip : … (…)
İncelenen Kararın
Mahkemesi : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi : 09/03/2021
Numarası : 2018/382 Esas – 2021/237 Karar
Davacı : …
Vekili : Av. …
Davalı : …
Vekili : Av. …
İhbar Olunan : …
Vekili : Av. …
Davanın Konusu : Tazminat (Ayıplı Araç Satımından Kaynaklanan)
İstinaf Talep Tarihi : 30/04/2021
İstinaf Karar Tarihi : 24/03/2025
Kararın Yazım Tarihi : 24/03/2025
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09/03/2021 tarih ve 2018/382 Esas – 2021/237 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkil şirketin 02.06.2014 tarihinde sıfır model … marka araç satın aldığını, bakımlarını düzgün yaptırdığını, ancak 26.04.2016 tarihinden itibaren aracın ön alt kısmından ses geldiğini, 28.11.2016 11.04.2017 22.01.2018 03.08.2018 tarihlerinde servise aynı sorunla gidildiğini, problemin çözülmediğini, bu sebeple Adana 6. Sulh Hukuk Mahkemesinden delil tespiti yaptırdığını, delil tespiti raporunun kendilerini doğruladığını, bu sebeple arabanın alım tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte şimdilik 50,00 TL maddi tazminatın karşı taraftan tahsilini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilinin satıcı ve yetkili servis olduğunu, aracı imal veya ithal eden firma olmadığını, bu nedenle müvekkilinin husumet ehliyetinin bulunmadığını, aracın 20/06/2014 tarihinde satışının yapıldığını, garanti süresinin 2 yıl ve 60.000 km olduğunu, …’nin T.K.H.K’da öngürüldüğü şekilde bir garanti olmayıp araç değişim, bedel iadesi içermediğini, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, iki yıllık garanti süresinin 02/06/2014 tarihinde dolmuş olduğu, buna göre bu tarihten sonra meydana gelen arızanın garanti süresinden sonra meydana geldiğinin anlaşıldığını, davacı tarafından araçta bir ayıp yada yada olduğuna ilişkin süresinde yapılmış bir ihbarının bulunmadığını, aracın ayıplı olmadığını, davaya konu aracın servis geçmişi incelendiğinde aaracın 4 yıldır sorunsuz olarak kullanıldığının görüldüğünü, dava konusu olayda garanti süresi içinde bir yıl içinde meydana gelen 4 arıza yada yine yasal garanti süresi içinde meydana gelmiş 6 arıza bulunmadığını, tazminat talebinin hak ve menfaatler dengesine uygun olmadığını, bir an için araçtaki arızaların üretim hatasından kaynaklandığı farz edilse dahi davacının yine talebini kabul edilemeyeceğini, davacının garanti süresinin içinde ve dışında meydana gelen arızalarda onarım talep ettiği, talebi gibi işlem yapılarak aracın davacıya teslim edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğunu, her arıza sonrasında onarım talep eden davacının tazminat talep edemeyeceğini, zira seçimlik hakkını onarım hakkı olarak seçilip tüketildiğine göre ve ayıp onarım suretiyle giderildiğine göre davacının diğer seçimlik haklarını kullanmasının mümkün olmadığını, davanın husumet, zamnaaşımı ve süresinde ayıp ihbarı yapılmaması nedeniyle usluden, esasa girilmesi halinde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
1-Davanın Kabulü ile, 54.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
DAVALI VEKİLİ 30/04/2021 TARİHLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE;
Yerel mahkemenin, davacının usul ve yasaya tamamen aykırı tam ıslah talebini kabul ettiğini, davacının 13/01/2021 tarihli tam ıslah nedeni ile dava dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini, savunma haklarının kısıtlandığını, tam ıslahın özel yetki gerektirdiğini, davacının vekaletnamesinde davayı tam ıslah edebileceğine dair özel yetki bulunmadığını, mahkemenin geçersiz bir işleme geçerlilik tanıdığını, davacının tam ıslah talebini kabul etmemekle birlikte, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının davasını 50,00 TL bedel üzerinden belirsiz alacak davası şeklinde ikame ettiğini, tam ıslahı kabul anlamına gelememekle birlikte dava tarihi göz önüne alındığında davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, mahkemece ayıp gizli kabul edilerek zamanaşımı defilerinin reddi kararının yerinde olmadığını, aracın davacı tarafından 02/06/2014 tarihinde satın alındığını, davanın satış tarihinden 4 yıl geçtikten sonra 15/05/2018 tarihinde açıldığını, davacının ayıbın hile ve ağır kusur ile gizlendiği yönünde bir iddiası olmadığı gibi, bilirkişinin kök raporunda açıkça hile ve ağırla ayıbın gizlenmediğini bildirdiğini, bilirkişinin ek raporunda şanzıman arızasının 144.498 km’de ortaya çıktığını beyan ettiği, dolayısıyla şanzıman arızasının garanti süresi içinde meydana gelmediği, bu konuda garanti süresi içinde servise başvuru yoluyla dahi ihbar bulunmadığının açıklık kazandığını, davanın TTK. Hükümlerine tabi olduğu, süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, tarafların ikisini tacir olması nedeniyle Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağının kesin olduğunu, dosyadaki belgelerden araçtaki arızanın şanzıman arızası olduğu, yetkili servisin arızayı 28/01/2018 tarihinde tespit ettiği, davacı tarafından herhangi bir işlem yaptırılmadığı, 12/04/2018 tarihinde aracın kontrol amacıyla servise getirildiği ve araç şanzımanının titreme sorununun iş emrinde bildirildiği, bu rağmen herhangi bir ayıp ihbarı yapılmadığının görüldüğünü, TBK.223 maddesi uyarınca yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını, tacir olan davacının ayıp ihbarında bulunması mümkün olmadığı gibi, ayıp ihbarını da tanıkla ispat edemeyeceğini, araçtaki arızanın üretim kaynaklı olduğu şeklindeki tespitin son derece yanlış olduğunu, bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, direksiyon kutusu arızasının kullanıcı kaynaklı olduğunu, bu nedenle de kullanım kitapçığında açıkça garanti kapsamı dışında tutulduğunu, şanzıman arızasının 141.000,00 km ve kötü kullanım koşullarında şanszıman içerisinde yer alan parçalar üzerine etki eden yüklerden, yağlama problemlerinden (bakım) yada hatalı vites geçişleri gibi kullanım kaynaklı nedenlerle, üretim hatasından bağımsız şekilde meydana gelebilecek arızalardan olduğunu, bu nedenle bilirkişinin arızanın kullanım kaynaklı olamayacağına ilişkin tespitinin yerinde olmadığını, yargıtay kararlarında servise başvurunun ihbar olarak kabul edildiği doğru olmakla birlikte, bu başvurunun garanti süresi içerisinde olması gerektiğini, raporunda ayıbın ağır kusur ve hile ile gizlenmediğini de bildiren bilirkişinin, şanzımanla ilgili başvurunun garanti süresinden sonra araç 4 yaşındayken yapıldığını kabul etmesine karşılık, davacının şanzıman ile ilgili talepte bulunabileceği yönündeki görüşüne katılmanın mümkün olmamasına rağmen yerel mahkemenin bilirkişi raporuna geçerlilik tanımış olmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının usule aykırı tam ıslah dilekçesinin kabul edilmesi, zamanaşımı itirazlarının göz ardı edilmiş olmasının ve diğer tüm nedenlerle yerel mahkeme kararının usul, yasa ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu belirterek,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı beyanda bulunmamıştır.
DELİLLER : İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
02/06/2014 tarih ve … sayılı irsaliye faturasının incelenmesinde; Düzenlenin … Paz. Dış Tic. A.Ş. Oldğu, lehine düzenlenenin … . Ltd. Şti. Olduğu, aracın 2014 model … olduğu, aracın toplam bedelinin 98.581,31 TL olduğu anlaşılmıştır.
Adana Emniyet Müdürlüğü’nün 28/05/2018 tarih ve … sayılı yazıl cevaplarından … plaka sayılı aracın 06/06/2014 tarihinde tescilinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Adana 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/9 D.İş sayılı dosyasının incelenmesinde; talep edenin … Otomotiv LPG Petrol Ürünleri Ltd. Şti olduğu, davalını hasımsız olduğu, talep konusunun … plakalı tespite konu araçta, beyan edilen arızaların olup olmadığı, bu durumun üretim hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti olduğu, 12/03/2018 tarihli bilirkişi raporuna göre, keşif tarihi itibariyle aracın 109.251 km yapmış olduğu, yapılan yol testinde Diferansiyel dişlilerinden ses geldiği, bazen norma devirde iken (manuel vitesli araçların düşük devirde yaptığı gibi) silkeleme yaptığının tespit edildiği, söz konusu aracın halen mevcut olan bu arızaların tamiri için ilk defa 26.04/2016 tarihinde 52.833 km’de henüz garanti kapsamında iken 4 defa yetkili servise onarıma götürüldüğü, iş emri açılarak onarım yapılmış olduğunu, ancak arızanın giderilmediği, halen devam ettiğinin tespit edildiğini, araçtaki bu arızanın giderilmesi için şanzımanın sökülerek Diferansiyel içerisindeki dişli, bilya ve keçelerin takım olarak değiştirilmesi gerektiğini, işçilik dahil 5.000,00 TL harcama gerektiğinin belirtildiği, araçtaki arızanın kullanıcı hatasından kaynaklanmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Dava, … A.Ş.’ye ihbar edilmiş, ihbar olunan vekili tarafından beyan dilekçesi sunulmuştur.
Mahkemece araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dr. Öğretim Üyesi …’n 23/12/2019 tarihli raporuna göre, Aracın şanızman ve direksiyon kutusunda meydana gelen arızanın ayıp niteliğinde olduğu, ayıbın oluşumunda kullanıcı hatası bulunmadığı, üretim hatası bulunduğu, arızanın kullanılmaya başlandıktan sonra zamanla ortaya çıkması ve satın alınırken uzman olmayan bir kişi tarafından gözle veya basit bir muayene ile tespit edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle davacının mevcut ayıbı aracı alırken fark etme şansının bulunmadığını, dolayısıyla mevcut olan ayıbın gizli ayıp niteliği taşıdığı, ayıbın ağır kusun veya hile ile gizlenmediği, davacı tarafın dava konusu araçtaki ayıbı öğrenince 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 223. Maddesinin ikinci fıkrasına uygun şekilde servise hemen onarım talebiyle başvurarak ayıbın davalı tarafa bildirdiği, şanzıman ve direksiyon kutusundaki mevcut arızaların servis tarafından eksiksiz ve tam olarak giderilememesi nedeniyle arızanın tekrarlayarak süreklilik arzettiği ve kullanıcının makul olarak beklediği faydaları ve değerini önemli ölçüde azalttığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesinde belirtilen ayıplı mal tanımı gereğince ayıplı mal kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, aracın garanti süresi içerisinde direksiyon kutusunun arızalandığı ve alıcının onarım hakkını kullandığı, fakat aynı arıza garanti süresi içerisinde tekrarladığı için 13/06/2014 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan ve yürürlüğe giren Garanti Yönetmeliğine göre, diğer seçimlik hakların kullanılabileceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 227. Maddesinin ikinci bendi uyarınca satılanın alıkonulup ayıp oranında satış bedelinde indirim bedelinde indirime karar verilmesi durumunda davalı tarafın sorumlu olduğu ayıp bedelinin 54.000,00 TL olacağının belirtildiği anlaşılmıştır.
TBK’nun 219. maddesi “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik ve niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerinin ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi ve hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” şeklindedir.
Maddi ayıp, malın taraflarca kararlaştırılmış örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması, ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımaması, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliği aykırı olmasıdır.
Hukuki ayıp, satılan mal üzerinde, alıcının ondan yararlanmasını veya onun üzerinde tasarruf eetmesini engelleyen, malın değerini veya ondan beklenen faydayı etkileyen kamu hukukundan doğan sınırların bulunmasıdır.
Ekonomik ayıp ise, alıcının maldan beklediği yararlanma ve kullanma olanağını azaltan ve ekonomik değerini düşüren ayıplardır.
TBK.’nun 223. maddesi “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
TBK.’nın 227. maddesi “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı aşağıdaki seçimlik haklarından birini kullanabilir.
1-Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
2-Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
3-Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasının isteme,
4-İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme,
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.”
Şeklindedir.
TBK On Yıllık zamanaşımı başlıklı 146. maddesi” Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her bir alacak on yıllık zamanaşımına tabidir’ şeklindedir.
TBK’nun 219. maddesi Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik ve niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerinin ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi ve hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Davaya konu aracın alım-satımına ilişkin sözleşme taraflar arasında yapılmıştır. Bu nedenle davalının davada taraf sıfatı bulunmaktadır.
Taraflar arasındaki hukuki ilişki alım satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. TBK. 146 maddesine göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça sözleşmeden kaynaklanan tüm alacaklar 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Alım-satımdan kaynaklanan alacaklar bunun aksine bir düzenleme bulunmadığından davalının zamanaşımı itirazı yerinde değildir.
Bilirkişi raporlarına göre, satışa konu aracın şanzıman ve direksiyon kutusundaki ayıpların gizli ayıp olduğu, ayıbın ortaya çıkmasıyla ayıbın giderilmesi için davacının ayıbın giderilmesi için onarım hakkını kullandığı, arızaların tekrarlaması nedeniyle davacı diğer seçimlik haklarını kullanmıştır. Araçtaki ayıp kullanıcı hatasından değil, imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıptır.
İlk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı ve gerekçesi yerindedir.
Davalının istinaf talebi yerinde değildir.
Sonuç itibariyle; 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince davalı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince davalı vekili İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine,
2-Davalıdan alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı 3.688,74 TL olmakla, peşin alınan 59,30 TL ile 862,88 TL’nin mahsubu sonrası bakiye 2.766,56 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD OLARAK KAYDINA,
3-İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir KAYDEDİLMESİNE,
4-İstinaf masraflarının, başvuran davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4.maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/03/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanununa göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe