Adana BAM, 1. HD., E. 2020/692 K. 2020/1386 T. 24.12.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 237
İlgili maddeler: TMK Madde 716, TMK Madde 683

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

MERSİN 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVACI:

K1
– N1

VEKİLİ:

Av. K2

DAVALI:

K3
– N2 – A1

VEKİLİ:

Av. K4 – A2

DAHİLİDAVALI:

K5
– N3 – A1
VEKİLİ
:

Av. K4 – A2

DAVANIN KONUSU :

Elatmanın Önlenmesi (Elatmanın Önlenmesi Ve Tazminat Ve Ecrimisil)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Müvekkili ile davalının Mersin ili, Mezitli ilçesi, A3 Mahallesi, 481 parselde bulunan 13.950 m2 miktarındaki tarlada hissedar olduklarını, Müvekkilinin 3/4 oranında hissesi ve bu hisseye isabet eden 10.462,5 m2 yerinin mevcut olduğunu, davalı K3’in ise bu parseldeki hisse miktarının 1/4 olduğunu, bu hisseye isabet eden yerin de 3.487,5 m2 olduğunu, ancak davalı K3’in tarlanın tamamını işgal ettiğini, armut, zeytin ve erik ağacı diktiğini ve kullandığını, davalıya defalarca bu taşınmazdaki müdahalelerini sonlandırması ve hissesi oranında yerin tarafına teslimi talep edildiğini, ancak bu güne kadar bir sonuç alınamadığını, davalı ile müvekkili arasında hiçbir hukuki sözleşmede bulunmadığını, davalının işgalinin haksız ve yersiz olduğunu, tüm bu nedenlerle ecrimisil talebine yönelik haklarının saklı kalması kaydıyla haklı davanın kabulü ile davalının müvekkiline ait 3/4’lük mülkiyet hissesi bulunan Mersin ili, Mezitli ilçesi, A3 Mahallesi, 481 parseldeki 10.462,5 m2 miktarındaki taşınmaza ilişkin müdahalesinin men’ine, bu kısımdaki ağaçların kal’ine ve bütün yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı K3 vekilinin ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;

Haksız ve kötü niyetli davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Dava, El Atmanın Önlenmesi ve Kâl davasıdır.

Davacı vekili, müvekkili ile davalının hissedar oldukları Mersin ili, Mezitli ilçesi, A3 Mahallesi, 481 parsel sayılı taşınmazın davalı K3 tarafından tamamının işgal edildiğini iddia ederek müvekkiline ait hisseye davalı tarafça yapılan müdahalesinin men’ine, bu kısımdaki ağaçların kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, davalı vekilinin delil listesinde 18/02/2008 tarihli adi senet sunduğu, davacının babası tarafından düzenlenen senette ” kendisine ait Mersin ili,
A3
Köyü,
A4 mevki, 481 parsel numaralı 13950 m2 miktarındaki taşınmazın 3/4 hissesinin adına kayıtlı olduğu, bu taşınmazın 6000 m2’sini 50.000,00 TL bedelle
K5
‘e sattığını, parasını tamamen ve nakden aldığını, zilyetliğini devrettiğini
” beyan ettiği ve davacının bu senet altında tanık olarak imzasının bulunduğu, yine Mersin 10. Noterliğinin 12/05/2009 tarih ve 028531 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmeyi dava dışı K6’un yine dava dışı K7 adına vekil sıfatıyla imzaldığı, sözleşmede ”

Mersin ili,
A3
Köyü,
A4 mevki, 481 parsel numaralı 13950 m2 tarla niteliğindeki gayrimenkuldeki hak ve hissesinin tamamını
K5
‘e 2.000,00 TL bedel mukabilinde satmayı taahhüt ettiğini, satış bedelinin tamamını peşin aldığının
” düzenlendiği görülmüş olup, bu sözleşmeyle zilyetliğin davalı K5 tarafından kullanıldığı, davalı K5’in taşınmazın bedelini ödeyerek satın aldığı, her ne kadar dava konusu taşınmazın 3/4’ü tapu kaydında davacının adına kayıtlı ise de, az yukarıda belirtildiği üzere davalının gayrimenkul satış sözleşmesi uyarınca davaya konu taşınmazı satın aldığı, bu haliyle davacının bu davada hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine, yönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle;

Müvekkili ile davalı K3 Mersin ili Mezitli İlçesi A3 Mahallesi 481 Parselde bulunan ve 13.950 m² miktarındaki tarlada hissedar olduklarını, müvekkili K1’ın bu taşınmazda 3/4 oranında hissesi diğer davalı K3’in bu taşınmazda 1/4 oranında hisseye sahip olup, diğer davalı K5’in bu tarlanın tamamını işgal etmiş, armut-zeylin ve erik ağacı dikmiş ve rızamız dışında kullanmakta olduğunu, ayrıca davalı taraf ile müvekkili arasında hiçbir hukuki sözleşme de bulunmadığını, davalının işgali haksız ve yersiz olduğunu, hukuki ve fiili durum böyle iken mahkemece hukuki değeri kalmayan 2009 tarihli satış vaadi sözleşmesi tapu kaydına üstün tutulmuş olduğunu, satış vaadi sözleşmelerinin hukuki değeri 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup davalı K5’in satış vaadi sözleşmesini tapuya işletmediğini, tapuya işletilmeyen satış vaadleri şahsi hakka dönüşeceğini ve hiçbir şekilde tapu üstünde talep hakkı sağlanamayacağını, hukuki durum böyle iken müvekkili tapu maliki olduğu halde hakkının teslim edilmemiş olmasının açık bir bozma nedeni olacağını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı 24/11/2017 tarihinde K8-K9-K10-K11-K12 ve K13’dan satın alındığını, mahkemece davaya red gerekçesi yapılan Mersin 10. Noterliği’nin 12/05/2009 tarih ve 028531 yevmiye nolu satış vaadi tarafı K7 ile K5 olduğu, Ayrıca yapılan ve tapuya şerh edilmeyen bir satış vaadi müvekkilinin tapusundan üstün tutulamayacağını, müvekkili K1’ın tapu kaydından görüldüğü gibi Mersin ili, Mezitli İlçesi, A3 Mahallesi, 481 Parselde bulunan ve 13.950 m² miktarındaki taşınmazda 3/4 oranında hissedar olduğu, Hissedar olduğu miktarın 9.341,52 m² olduğu açık kesin ve net olduğunu, mahkemece tapu kaydına dayanarak davalıların müdahalelerinin men’ine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf incelemesinin duruşmalı yapılarak Mersin 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/255 Esas 2020/36 Karar ve 6.2.2020 tarihli Kararının bozularak kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Dava dosyası, 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir.

Davacı vekili, müvekkilinin kayden maliki olduğu dava konusu taşınmaza davalıların tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı K5 taşınmazda eşi K3’nın 1/4 hisse sahibi olduğunu kalan kısımların , taşınmazda harici satış ve Noterden alınan satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazın davacının babası K7’dan taşınmazın satın alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava; elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, her ne kadar el atma davası açılmış ise de, davalının 08/02/2008 tarihli adi senet sunduğu, davacının babası tarafından düzenlenen senette ” kendisine ait Mersin ili, A3 Köyü, A4 mevki, 481 parsel numaralı 13950 m2 miktarındaki taşınmazın 3/4 hissesinin adına kayıtlı olduğu, bu taşınmazın 6000 m2’sini 50.000,00 TL bedelle K5’e sattığını, parasını tamamen ve nakden aldığını, zilyetliğini devrettiğini
” beyan ettiği ve davacının bu senet altında tanık olarak imzasının bulunduğu, yine Mersin 10. Noterliği’nin 12/05/2009 tarih ve 028531 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmeyi dava dışı K6’un yine dava dışı K7 adına vekil sıfatıyla imzaldığı, sözleşmede ”

Mersin ili, A3 Köyü, A4 mevki, 481 parsel numaralı 13950 m2 tarla niteliğindeki gayrimenkuldeki hak ve hissesinin tamamını K5’e 2.000,00 TL bedel mukabilinde satmayı taahhüt ettiğini, satış bedelinin tamamını peşin aldığının
” düzenlendiği görülmüş olup, bu sözleşmeyle zilyetliğin davalı K5 tarafından kullanıldığı, davalı K5’in taşınmazın bedelini ödeyerek satın aldığı, her ne kadar dava konusu taşınmazın 3/4’ü tapu kaydında davacının adına kayıtlı ise de, az yukarıda belirtildiği üzere davalının gayrimenkul satış sözleşmesi uyarınca davaya konu taşınmazı satın aldığı, bu haliyle davacının bu davada hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine, yönelik karar verilmiş ise de, Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde de bir şeye malik olan kimsenin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi belirtilmiş, malikin malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava konusu edebileceği hüküm altına alınmıştır.

Davalı K5’nin çekişme konusu taşınmazda kayda ve mülkiyete dayalı bir hakkının bulunmadığı, tapu kaydındaki muhdesat şerhinin ilgililerine şahsi hak tanıyacağı, bu durumda ayni hak niteliğinde olan mülkiyet hakkına üstünlük tanımak suretiyle davalının haksız müdahalesinin önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile elatmanın önlenmesi isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.

Dava, müdahalenin meni, karşı iddia satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213.(237) maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706. ve Noterlik Kanunu’nun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu’nun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2018/8929 Esas, 2018/12109 Karar sayılı ilamı; “Dava, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.

Dosya kapsamından, dava konusu 112 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin davacı, 16/128 hissesinin davalı, diğer hisselerin dava dışı kişiler adlarına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.

Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.

Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.), Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.

Mahkemece, her ne kadar el atma davası açılmış ise de, davalının 08/02/2008 tarihli adi senet sunduğu, davacının babası tarafından düzenlenen senette ” kendisine ait Mersin ili, A3 Köyü, A4 mevki, 481 parsel numaralı 13950 m2 miktarındaki taşınmazın 3/4 hissesinin adına kayıtlı olduğu, bu taşınmazın 6000 m2’sini 50.000,00 TL bedelle davalı K5’e sattığı, parasını tamamen ve nakden aldığı, zilyetliğini devrettiğini
” beyan ettiği ve davacının bu senet altında tanık olarak imzasının bulunduğu, yine Mersin 10. Noterliğinin 12/05/2009 tarih ve 028531 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmeyi dava dışı K6’un yine dava dışı K7 adına vekil sıfatıyla imzaldığı, sözleşmede ”

Mersin ili, A3 Köyü, A4 mevki, 481 parsel numaralı 13950 m2 tarla niteliğindeki gayrimenkuldeki hak ve hissesinin tamamını K5’e 2.000,00 TL bedel mukabilinde satmayı taahhüt ettiğini, satış bedelinin tamamını peşin aldığının
” düzenlendiği görülmüş olup, bu sözleşmeyle zilyetliğin davalı K5 tarafından kullanıldığı, mahkemece toplanan delillere göre davacının babasının ölümü ile bilirkişi raaporu ve tapu kaydına göre diğer mirasçılardan hisse alarak 3/4 hisseye sahip olduğu, davalının babadan kalan hisse ile 1/4 hisseye malik olduğu, dava konusu taşınmazın
13950 m2 tarla olup 9.000 m2 lik kısmın davacı hissedar K3’nın eşi tarafından tel çekilmek ve bahçe haline getirilmek sureti ile kullanıldığı, diğer kısmın 4.950 m2’lik kısmın boş olduğu kullanılmadığı, davalı K5’in 2008 tarihli harici satış sözleşmesi ile bedelini ödeyerek satın aldığı, 6000 m²’lik kısım ve Mersin 10. Noterliği’nin 12/05/2009 tarih ve 028531 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı K6’un yine dava dışı muris K7 adına vekil sıfatıyla imzaldığı, sözleşme ile 481 parsel numaralı 13950 m² tarla niteliğindeki gayrimenkuldeki hak ve hissesinin tamamını K5’e 2.000,00 TL bedel mukabilinde satmayı taahhüt ettiği, satış bedelinin tamamını peşin aldığının düzenlendiği anlaşılmakla;bu satış sözleşmelerine dayalı tescil yada alacak talebi ile dava açıp açmadığının taraflardan sorulması, yine taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası sonucu satış memurluğunca satılıp satılmadığının araştırılması, güncel tapu kaydının istenilmesi, taşınmaz satış vaadinin alacaklı lehine şahsi hak kazandıracağından, ayni hakka üstünlük tanınması gerektiği bilinmekle bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde eksik inceleme ve hukuki niteleme ile karar verilmesi hatalı olup davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-6 bendi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Mersin 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06/02/2020 tarih ve 2018/255 Esas, 2020/36 Karar sayılı kararına karşı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-6 bendi uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılanistinaf peşin karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/12/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!