Adana BAM, 2. HD., E. 2019/2358 K. 2020/80 T. 14.1.2020

İlgili maddeler: TMK Madde 166, TMK Madde 175

İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU
: Boşanma
Dairemizin 22/10/2019 tarih ve 2019/3011 Esas 2019/10487 Karar sayılı kararının, taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 22/10/2019 tarih ve 2019/3011 Esas 2019/10487 Karar sayılı kararıyla kısmen onanması, kısmen bozulması üzerine dosya incelendi. Gereği düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 01/09/1997 tarihinde evlendiklerini, bir kız çocuklarının bulunduğunu, evliliğin ilk yıllarında tarafların Almanya’da yaşadığını, davalının çalışmadığını ve müvekkiline çalışıp kendisine para getirmesi gerektiğini söyleyerek ekonomik şiddet uyguladığını, son 1 yılda davacı ve davalının ortak hayatının olmadığını, davalının müvekkiline fiziksel ve sözlü şiddet uyguladığını, bu sebeplerden müvekkilinin davalı hakkında koruma kararı aldırdığını, davalının gayrimenkuller aldığı zamanlarda gerekli olmamasına rağmen 3 ayda bir para götürme bahanesiyle Türkiye’ye gelip gittiğini ve müvekkilinin bu duruma aldatma şüphesi ile yaklaştığını, tarafların müşterek olarak Türkiye’ye en son geldiklerinde de davalının izin süresince ailesini Silifke’de bırakıp, kendisinin Mersin’de kaldığını, bu durumun da müvekkilinin şüphesini artırdığını, bu nedenle Almanya’ya döndüğünü, davalının evlilik birliğinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müşterek çocuğun da bu durumlardan psikolojik olarak etkilendiğini, müvekkili ile müşterek çocuğun Berlin’de hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarını ve ihtiyaçlarının fazla olduğunu, tüm bu nedenlerle tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin müvekkiline verilmesine, müşterek çocuk ve müvekkili lehine 1.500’er TL nafakaya hükmedilmesine ve 50.000’er TL maddi-manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin de davacıdan boşanmak istediğini, kusurun tamamen davacıda olduğunu, müvekkilinin davacıyı aldatmasının hayal ürünü ve gerçek dışı olduğunu, davacının çok kıskanç olduğunu ve yerli yersiz tepkileri nedeniyle müvekkilini rencide ettiğini, davacının evliliğin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ev içindeki yemek, bakım, temizlik gibi yükümlülüklerini yapmadığını, davacının müvekkiline ve müvekkilinin ailesine karşı saygı ve özen konusunda ihmalkar davrandığını, müvekkilinin ailesine karşı her zaman negatif bir tutum içerisinde olduğunu ve gelen misafirleri eve dahi almadığını, tarafların sürekli tartıştıklarını ve davacının müvekkiline küfürler ettiğini, müvekkili hakkında alınan koruma kararının da asılsız iddialara dayandığını, müvekkilinin ekonomik durumunun oldukça kötü olduğunu ve davacının aylık ortalama 850 Euro gelirinin olduğunu, tüm bu nedenlerle tarafların boşanmalarına, müvekkili lehine 30.000’er TL maddi-manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin yargılama başladıktan sonra tarafların barıştığı ve eylemlerin affedilmiş olduğuna dair kanaatin hatalı olduğunu, evlilik birliğinin davalının kusurlu davranışlarıyla sarsıldığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ve müşterek çocuk için takdir edilen nafakanın az olduğunu belirterek kararın kaldırılması ve davanın talepleri doğrultusunda karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ GEREKÇESİ ve ÖZETİ:

Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde; tarafların 1997 yılında evlendikleri, bu evlilikten 1999 doğumlu bir çocuklarının olduğu, davacının davalı aleyhine, fiziksel ve sözlü şiddet, eşi ve çocuğu ile ilgilenmeme, aldatma iddialarına dayalı olarak boşanma, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat talep eder dava açtığı, davalının iddiaları kabul etmediği, boşanmak istediği, davacının aşırı kıskanç olup, olur olmadık yerlerde tartışma çıkarttığını, davalıyı rencide ettiğini, olmamış olayları olmuş gibi gösterdiğini, evlilik birliğinin yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediğini, davalıya ve ailesine saygı göstermediğini, küfür ve hakaret ettiğini, Almanya’da alınan koruma kararından sonra tarafların birlikte yaşadıklarını, davacının cinsel birliktelik yaşamayı istemediğini, kusurun davacıda olduğunu belirterek tarafların boşanmalarına, davacının nafaka ve tazminat istemlerinin reddine, 30.000 TL maddi 30.000 TL manevi tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep ettiği , yapılan yargılama sonucunda, şikayetten vazgeçme dilekçesini af anlamına geldiği ve tarafların dava sonrasında barıştıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, gerekçeli karar yazılma aşamasında şikayetten vazgeçme dilekçe tarihinin mahkemece tercüme tarihi ile karıştırıldığının anlaşıldığı ancak kısa kararın değiştirilmesinin mümkün olmadığını, bu şekilde hüküm oluşturulduğu, karara karşı davacı tarafın kararın kaldırılması ve talepleri doğrultusunda boşanmaya karar verilmesi talebiyle istinaf konun yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır.

Dairemizce yapılan istinaf yargılaması sonucunda, Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile; Mersin 4. Aile Mahkemesinin 28/12/2017 tarih ve 2014/684 Esas, 2017/884 Karar sayılı ilamının tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına,6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden, davacı K1 tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile, Mersin ili Silifke ilçesi A1 köyü, Cilt No: 32, Hane No:71 Birey Sıra No:40’ta nüfusa kayıtlı Zeynel ve Fatma kızı 01/05/1967 Silifke doğumlu, N1 TC.Kimlik no’lu K1 ile aynı yer birey sıra no:17 nüfusa kayıtlı K2 ve K3 oğlu 01/01/1971 Silifke doğumlu N2 TC.Kimlik no’lu K4’in TMK.’nun 166/1 maddesi gereğince evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, müşterek çocuk 08/03/1999 doğumlu K5 yargılama sırasında reşit olduğundan velayet talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,14/05/2015 tarihlicelsede müşterek çocuk için hükmedilen aylık 400 TL tedbir nafakasının müşterek çocuğun reşit olduğu, 08/03/2017 tarihine kadar devamına, davacı kadın için tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla dava tarihi olan 22/10/2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 400 TL tedbir nafakasının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aynı miktar nafakanın karar kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası olarak devamına, takdir edilen nafakanın karardan sonra gelecek her yıl TUİK tarafından belirlenecek olan ÜFE oranında artırılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 20.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminatın kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

İLERİ SÜRÜLEN TEMYİZ SEBEPLERİ:

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının davacıya uyguladığı, fiziksel, sözlü ve ekonomik şiddet ile davacıyı aldatması göz önünde bulundurulduğundan mahkemece takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük kaldığını, takdir edilen nafaka ile hayatı idame ettirmesinin imkansız olduğunu belirterek kararın maddi-manevi tazminat ve nafakaya yönelik bozulması talebiyle temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği tüm hususlardan dolayı davalıyı affettiğini, davalının sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediğini, evliliğin sonlanmasında davacı tarafın daha ağır kusurlu olduğunu, kusurlu olan tarafın nafaka, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini aksinin kabulü halinde hükmedilen nafaka ve tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek kararın bozulması talebiyle temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

YARGITAY BOZMA İLAMI:

Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 22/10/2019 tarih ve 2019/3011 Esas 2019/10487 Karar sayılı ilamıyla, davacı kadının çalıştığı ve yargılama aşamasında emekli olduğu, düzenli ve sürekli gelirinin bulunduğu, tarafların sosyal-ekonomik durumlarının birbirlerine denk olduğu, TMK.’nun 175. Maddesi koşullarının gerçekleşmediği belirtilerek davacı kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddi gerekirken kadın yararına yoksulluk nafakası takdirinin doğru görülmediğini yine tarafların tespit edilen sosyal-ekonomik durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarının az olduğu, TMK.’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile TBK.’nun 50 ve 51.maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdiri gerektiğinden bahisle yoksulluk nafakası ve tazminatlar yönünden hükmün bozulmasına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise onanmasına karar verildiği görülmüştür.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN BOZMA SONRASI KARARI ve GEREKÇESİ:

Dairemizce Yargıtay bozma ilamı taraflara tebliğ edilmiş, dairemizce bozma sonrası yapılan duruşmada; davacı vekili bozma ilamına maddi ve manevi tazminat yönünden uyulmasına, davalı vekili ise, bozma ilamına nafaka talebinin reddi yönünden uyulmasına karar verilmesini talep etmiş, dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 22/10/2019 tarih ve 2019/3011 Esas 2019/10487 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.

Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, dairemizin 21/02/2019 tarih ve 2018/618 Esas 2019/218 Karar sayılı ilamıyla tarafların boşanmasına ve tedbir nafakalarına yönelik verilen karar Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 22/10/2019 tarih ve 2019/3011 Esas 2019/10487 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı kadının çalıştığı, yargılama aşamasında emekli olduğu, tarafların sosyal-ekonomik durumlarının birbirine denk olduğu, TMK.’nun 175.maddesinde belirtilen yoksulluk nafakası talep etme şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine yine tarafların tespit edilen sosyal-ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut , beklenen menfaat, TMK.’nun 4.maddesinde belirtilen hakkaniyet ilkesi ile TBK.’nun 50 ve 51.maddeleri dikkate alınarak davacı kadın yararına 30.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat takdirine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Dairemizin 21/02/2019 tarih, 2018/618 Esas ve 2019/218 Karar sayılı ilamı ile tarafların boşanmasına ve tedbir nafakalarına yönelik verilen kararYargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22/10/2019 tarihli, 2019/3011 Esas ve 2019/10487 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına,

2-
Davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine,

3-
Davacı kadının maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 30.000,00.TL maddi, 20.000,00.TL manevi tazminatın davalı erkekten alınarak, davacı kadına verilmesine, alacaklara boşanma kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

4-
Davacı kadının temyiz nedeniyle yapmış olduğu, temyiz kanun yoluna başvurma harcı 218,50 TL’ nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-
Davalı erkeğin temyiz nedeniyle yapmış olduğu, temyiz kanun yoluna başvurma harcı 218,50 TL, dosyanın Yargıtay’a gidiş -dönüş masrafı 30 TL, 2 adet tebligat gideri 24,5 TL, yargılama masrafı 42 TL olmak üzere toplam 315 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6

Taraflarca yatırılan temyiz gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

7-
Kararın taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, asillerin yokluğunda, 6100 sayılı HMK.’nun 361.maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi.14/01/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!