T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:
DÖRTYOL 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACI :
K1
– N1 A1
VEKİLİ:
Av. K2 – A2
DAVALILAR :1-
K3
-N2 A3
2-
K4
-N3 A4
3-
K5
–
N4 A5
4-
K6
-N5 A6
5-
K7
-N6 A7
6-
K8
-N7 A8
7-
K9
-N8 A9
VEKİLİ:
Av. K10 – A10
DAVA :
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
20/10/2020
Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/05/2019 tarih ve 2018/186Esas, 2019/443 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların müvekkilini darp ettiklerini, Ceyhan 3. ASCM’nin 2012/308 Esas – 2017/88 Karar sayılı dosyasında davalıların yargılanıp cezalandırıldıklarını, müvekkilinin hayati tehlike geçirip yüzünde sabit iz kaldığını ve maddi manevi büyük zarara uğradığını beyan ederek 50.000,00 TL manevi tazminatın suç tarihi olan 24/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müşterek müteselsil olarak davalılardan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; fiil tarihi olan 24/09/2011 tarihi gözetilerek davanın zamanaşımına uğradığını, olayın oluşumuna sebebiyet verenin davacı olduğunu, davacı ve ailesinin davalılara yönelik husumet güttüğünü, Ceyhan 3. ASCM’nin dosyasında 900,00 TL geliri olduğunun tespit edildiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil tahsili ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili süresi içerisinde verdiği istinaf dilekçesinde; davalıların müvekkilini darp etmesi sonucunda müvekkili K1’un hayati tehlike geçirdiğini, yüzünde derin izler kaldığını, davalıların korku ve tehdidi yüzünden müvekkilinin çalıştırmış olduğu değirmen işini de kaybettiğini, müvekkilinin çok büyük manevi zarara uğradığını, bu nedenle Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu, ayrıca davalılar lehine hükmedilen red vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğini, bu nedenle mahkemece belirlenen vekalet ücretini de hatalı olduğunu, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalılar vekili süresi içerisinde verdiği istinaf dilekçesinde; mahkemece yeterli araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, davacının zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıllık süre içerisinde davasını açmak zorunda olduğunu, davacının zararını 24/09/2011 tarihinde öğrendiğini, davacıyı 28/02/2015 tarihinde açtığını, bu nedenle davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, mahkemece hükmolunan manevi tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu, tarafların ekonomik ve sosyal durumuna uygun olmadığını, olayın meydana gelmesine davacının davranışlarının sebebiyet verdiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf eden taraf sıfatı ile istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Davalılar vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Olay tarihinde yürürülükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 60. maddesinde de “ Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ıttılaı tarihinden itibaren bir sene ve herhalde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsî davaya da o müruru zaman tatbik olunur.” hükmüne yer verilmiştir. Zaman aşımının oluşması için zararın ve tazminat sorumlusunun birlikte öğrenilmesi gerekir.
Davalıların davacıya yönelik eylemi yaralama niteliğinde olduğundan ceza kanununda ön görülen uzamış zaman aşımı süresinin dikkat alınması gerekecektir. Yine olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 86. ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zaman aşımı süresi dikkate alınmalıdır.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davalılar tarafından davacının yaralanmasına konu olan eylemin 24/09/2011 tarihinde meydana geldiği, bu tarihten itibaren Borçlar Kanunun 60/2 maddesi ve 5237 Sayılı TCK’nun 86-66 maddelerine göre 8 yıllık uzamış zamanaşımının 24/09/2019 tarihinde dolduğu, eldeki davanın ise zamanaşımı süresi dolmadan 28/02/2018 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davalılar vekilinin zamanışımına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
2019 yılı asgari ücret tarifesinin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesi ”
Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
” hükmü karşısında, davacı dava dilekçesinde gerçekleşen haksız fiil nedeni ile 50.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Buradan hareketle davanın reddedilen kısmı için davalılar lehine, davacı için hükmedilen vekalet ücretinin geçmemek üzere vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgı bir değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hatalı olduğu kanaatine varılmakla davacı tarafın vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı ve davalılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Bilindiği üzere, 6098 Sayılı TBK 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Aynı kanunun 56. Maddesi ise ” Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.” şeklindedir
Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Ceyhan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/308 Esas – 2017/88 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacıya yönelik yaralama suçundan dolayı davalılardan K5’nın, K9, K4, K8, K3’nın kesinleşmiş 2 yıl 6 ay hapis cezası aldığı, K6, K7’nın kesinleşmiş 4 yıl 2 ay hapis cezası aldığı anlaşılmış ve hükümde sanıklar adına haksız tahrik indirimi yapılmadığı görülmüştür. Ceza dosyasının içerisinde yer alan ATK raporunda ise davacının yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde olduğu, hayat fonksiyonlarını orta derecede etkileyecek nitelikte olduğu, yüzünde sabit iz olduğu ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olmadığı olayın meydana gelmesinde davacıdan kaynaklı herhangi bir davranış olmadığı bu kapsamda davalılar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı anlaşılmış olup davalı vekilinin olaya davacının sebebiyet verdiği yönündeki istinaf sebebi de kabul edilmemiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, davalıların kastının yoğunluğu, davalıların davacıyı birlikte darp etmiş olmaları , olay ve davanın tarihi, paranın satın alma gücü, davacıdaki yaralanmanın niteliği ve TMK 4 maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, davacı lehine hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu bir miktar yükseltilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu itibarla davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddi davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE;
1-
HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/05/2019 tarih ve 2018/186 Esas, 2019/443 Kararsayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere
KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
2-
DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
-35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 2.390,85 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 170,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.220,07 TL karar ve ilam harcının davalılardan müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve manevi tazminatın kabul edilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 5.250,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili iledavacıya ödenmesine,
5-
Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve manevi tazminatın reddolunan kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca belirlenen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
6-
Davacı tarafça bu dava için harcaması yapılan 465,38 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 325,76 TL’sinin davalılardan müteselsilen tahsili iledavacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7
–
HMK’nın333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri bakımından;
8-
İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-
Kesin olan iş bu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
10-
Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 2,390,85 TL istinaf karar harcından, davalılar tarafından peşin yatırılan 341,55 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 2.049,30 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
11-
Davalılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
12-
Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
13-
Davacı tarafından harcaması yapılan 41,40 TL tebligat giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 28,98 TL’sinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.20/10/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe