TBK Madde 551 Ticari vekil

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 551, ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin işletmesini yönetmek veya bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir; bu yetki işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar, ancak ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça ödünç olarak para alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açıp açılmış davayı takip edemez.

Resmi Metin

Ticari vekil

Madde 551- (1) Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.

(2) Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Ticari vekil ile ticari temsilciyi karıştırmak, uygulamada pahalıya mal olan bir hatadır. Ticari temsilci (TBK m.547-548), açık veya örtülü yetkilendirmeyle işletme adına geniş temsil yetkisine ve kambiyo taahhüdü yetkisine sahipken; tescil bu yetkinin kurucu şartı değil, sicil düzeni ve üçüncü kişilere açıklık bakımından önem taşıyan bir yükümlülüktür. Ticari vekilin yetkisi ise yalnızca işletmenin alışılmış işlemleriyle sınırlıdır. Bir kişiye ödünç para almak, çek-senet gibi kambiyo taahhüdünde bulunmak veya işletme adına dava açıp takip etmek yetkisi vermek istiyorsanız, bunu vekâlette açıkça yazmanız gerekir; aksi halde bu işlemler işletme sahibini bağlamaz ve karşı taraf yetki yokluğu riskiyle karşılaşır. Karşı tarafta iseniz, imzalayan kişinin sıfatını ve yetki belgesinin kapsamını mutlaka teyit edin; alışılmışın dışına çıkan bir işlemde ticari vekilin özel yetkisini aramadan sözleşme kurmak sonradan geçersizlik itirazına açık kapı bırakır. Yetki tanımını baştan net ve yazılı tutmak, hem işletme sahibini hem de iyiniyetli üçüncü kişiyi korur.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 551. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarını karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 551 inci maddesinde, ticari vekil düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Diğer ticaret vekilleri” şeklindeki ibare, Tasarıda, “B. Ticari vekil” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, “bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi” şeklindeki ibare, “ticari işletme sahibi” şeklinde kısaltılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 453 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde kullanılan “muhakeme ve murafaada bulunamaz.” şeklindeki ibare, Tasarıda “dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde ifade edilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.551 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2025/4269 K. 2025/6977 Bozma

Genel yetkili ticari vekilin temsil yetkisi işletmenin yalnız olağan (mutad) işleriyle sınırlıdır; olağanüstü nitelikteki işlemleri yapabilmesi için işletme sahibinin özel yetki vermesi gerekir. Bu nedenle taşınmaz alım satımı, ipotek tesisi ve tüm resmî dairelerde işletmenin idaresi için gerekli işlemleri kapsayan geniş yetkilerle donatılan kişi ticari vekil değil, ticari temsilci sayılır.

Detaylı özeti gör

Alacaklı şirket, borçlu limited şirket aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatmış; 31.05.2024 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine 04.06.2024 tarihinde borçlu şirket adına bir kişi itiraz etmiştir. Alacaklı icra mahkemesine başvurarak itiraz edenin şirket yetkilisi olmadığını, vekaletnamede adli işlemlere ilişkin yetki bulunmadığını ve vekaletnamenin ortaklıktan ayrılmadan önce düzenlendiğini ileri sürerek takibin durdurulmasına dair 13.06.2024 tarihli müdürlük kararının kaldırılmasını istemiştir. İcra mahkemesi şikayeti reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu kabul ederek şikayetin kabulüne karar vermiştir. Daire, 23.06.2021 tarihli vekaletnamede taşınmaz ve araç alım satımı, ipotek tesisi, ahzu kabz ve tüm resmi dairelerde şirketin idaresi için gerekli işlemler gibi kapsamlı yetkiler verildiğini, bu kişinin ticari temsilci sayılacağını ve borca itirazın geçerli olduğunu belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2022/5711 K. 2024/3206 Bozma

Ticari vekilin temsil yetkisi için ticaret siciline tescil ve ilan öngörülmemiştir; bu nedenle tescil ve ilan yapılmamış olması işletme sahibinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Yetki sınırları içinde hareket eden vekil tarafından işletme adına düzenlenen senetlerden işletme sahibi sorumlu olup, ticari vekilin şahsi sorumluluğu bulunmaz.

Detaylı özeti gör

Davalı şirket, 25.000,00 TL bedelli 15 adet bono ile bakiye fatura alacağı nedeniyle toplam 548.683,24 TL üzerinden iki kişi aleyhine icra takibi başlatmış; borçlular, senetlerin keşidecisinin dava dışı anonim şirket olduğunu, şahsen borçlu ya da kefil olmadıklarını ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. Alacaklı şirket ise bonoları imzalayanın şirketi temsil yetkisi bulunmadığını, bu nedenle şahsen sorumlu olduğunu ileri sürerek birleşen davada 375.000,00 TL istemiştir. İlk derece mahkemesi, imzalayanın yetkili temsilci sıfatıyla hareket ettiğini kabul ederek menfi tespit davalarını kabul etmiş, alacak davasını reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise 01.04.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla verilen senet keşide yetkisinin sicilde ilan edilmediğini, imzalayanın yetkisiz sayılıp TTK'nın 678. maddesi uyarınca şahsen sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Daire, TBK'nın 547 ve 551. maddeleri uyarınca senetlerden işletme sahibi şirketin sorumlu olduğunu belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2023/117 K. 2023/6350 Bozma

Ticari vekil, kendisine açıkça yetki verilmedikçe işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunamaz; şirketin yalnız bazı işleri için ticari vekil olarak atanan kişiye verilen vekâletnamede şirket nam ve hesabına çek düzenleme yetkisi yer almıyorsa, bu kişinin attığı imza nedeniyle şirket kambiyo senedinden sorumlu tutulamaz.

Detaylı özeti gör

Alacaklı, çek nedeniyle borçlu şirket hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatmış; borçlu, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresinde icra mahkemesine başvurarak çekteki imzanın şirket yetkilisi tarafından atılmadığını ileri sürmüştür. Alacaklı imzanın şirketin ticari temsilcisine ait olduğunu savunmuş, bilirkişi raporunda imzanın şirket yetkilisi eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi, 23.01.2018 tarihli geniş yetkili noter vekaletnamesiyle imzayı atan kişinin ticari mümessil sayılacağı gerekçesiyle imza itirazını reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmiştir. Daire, limited şirkette ticari mümessil atanması için TTK uyarınca genel kurul kararı bulunmadığını, ana sözleşmede müdürlere böyle bir yetki tanınmadığını ve vekaletnamede çek düzenleme yetkisi yer almadığını saptayarak, imza itirazının kabulü ile takibin durdurulması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2022/2047 K. 2022/8147

Ticari vekil, kendisine açıkça yetki verilmedikçe işletme sahibi adına dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez; bu nedenle yalnızca muhasebe işlerine yönelik vekâletnameyle yetkilendirilmiş sınırlı yetkili ticari vekilin haciz sırasında şirket adına ileri sürdüğü istihkak iddiası geçerli sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı alacaklı, 8.8.2018 tarihli haciz sırasında üçüncü kişi şirket adına geçerli bir istihkak iddiasında bulunulmadığı halde İcra Müdürlüğünün 09/08/2018 tarihli kararıyla kendisine İİK'nın 99. maddesi uyarınca dava açmak için süre verildiğini belirterek icra memur işleminin iptalini, olmazsa istihkak iddiasının reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi, haciz sırasında iddiayı şirketin muhasebecisinin ileri sürdüğünü, şirket yetkilisince yapılmış bir istihkak iddiası bulunmadığını, bu nedenle alacaklının istihkak davası açmakta hukuki yararı olmadığını belirterek kararı kaldırmış ve davayı HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca usulden reddetmiştir. Daire, temyiz aşamasında sunulan 29.01.2018 tarihli noter vekaletnamesinin incelenmesinde iddiada bulunan kişinin ticari vekil olduğunu, açıkça yetkilendirilmedikçe dava açamayacağını ve istihkak iddiasında bulunamayacağını belirterek üçüncü kişinin temyiz itirazlarını reddetmiş; alacaklının şikayetinin reddi nedeniyle eldeki davayı açmaya zorlandığını gözeterek onun aleyhine vekalet ücreti takdirini hatalı bulmuş ve hükmü düzelterek onamıştır.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.551 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2019/106 K. 2020/403 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Menfi tespit davasında, temsil yetkisi işletmenin olağan işleriyle sınırlı olan ticari vekilin özel yetki verilmedikçe adına hareket ettiği kişiyi kambiyo taahhüdüyle borçlandıramayacağı; vekaletnamede bu yönde açık yetki bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, kambiyo senetlerine dayalı takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, bonoları düzenlemediğini ve imzaların kendisine ait olmadığını; davalı ise senetlerin davacının noterden vekil tayin ettiği kişi tarafından imzalandığını, aynı kişinin imzaladığı önceki senetlerin ödendiğini ve bu nedenle imza itirazının kötü niyetli olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi imzaların davacının eli ürünü olmadığını ve vekaletnamede kambiyo taahhüdü yetkisi bulunmadığını saptayarak davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, vekaletname kapsamına göre imzalayan kişinin ticari temsilci değil ticari vekil olduğunu, özel yetki olmadıkça kambiyo taahhüdünde bulunamayacağını, önceki senetlerin ödenmiş olmasının imza itirazına engel olmadığını belirterek davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!