Adana BAM, 9. HD., E. 2019/106 K. 2020/403 T. 4.6.2020

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 547, TBK Madde 551, TBK Madde 548

DAVACI :

K1-T.C.N1-A1

DAVALI :

F1LTD.

ŞTİ.
-A2

DAVA :

Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26/06/2018 tarih ve 2015/1486 Esas, 2018/806 Kararsayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

İDDİALARIN ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili aleyhine Adana 14. İcra Müdürlüğü’ne ait 2015/9955 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ancak takibe konu edilen senetlerin müvekkili tarafından tanzim edilmediği ve imza altına alınmadığı ve müvekkili ile davalı arasında hukuki ve ticari hiç bir ilişki bulunmadığını takip alacaklısına hiç bir borcu bulunmadığını belirterek dava konusu senetlerin iptaline ve icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davaya konu bonoların 0769-0800-1647 nolu sipariş formlarında belirtilen mallara karşılık alındığını ve bu malların davacı tarafından alındığını, dava konusu senetlerin davacı K1 tarafından Mersin 8. Noterliği’nde düzenlenen vekaletname ile vekil olarak tayin edilen dava dışı K2 tarafından düzenlenip imzalandığını ve sipariş formlarının da yine K2 tarafından imzalandığını, davacının vekili olan K2 tarafından imzalanan yüzlerce çek ve bononun ödendiğini, davacı ile vekili K2 arasında doğmuş bulunan ihtilaf nedeniyle davaya ve icra takibine konu bonolardaki keşideci imzasına kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26/06/2018 tarih ve 2015/1486 Esas, 2018/806 Karar sayılı kararı ile; taraflar arasında dava konusu senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı hususu tespit edildikten sonra, davalı vekili tarafından davanın başından bu yana takip ve dava konusu senetler üzerindeki imzaların davacının vekili K2’e ait olduğu, vekil K1 tarafından imzalanan yüzlerce senedin ödemesinin yapılmasına rağmen dava konusu senetler hakkında başlatılan takip yönünden eldeki davanın kötüniyetli olarak açıldığına dair savunma karşısında; 6098 Sayılı BK’nun 504/3 fıkrasına göre dava dışı senedi tanzim eden davacının, dava dışı K2 isimli kişiye vekil sıfatıyla kambiyo senedi tanzim etmesi için özel yetki içeren vekaletname verdiğine dair dosya içeriğine göre bilgi ve belge sunulmadığı gibi, senetlerde vekaleten imzalandığına ilişkin ibare de bulunmadığı, dava ve takip konusu senetlerin toplam bedelinin 50.000,00.TL olmasına rağmen icra takibinde toplam 60.000,00.TL asıl alacak olarak belirtildiği ve davanın bu nedenle 60,000,00.TL değeri esas alınarak açıldığı anlaşıldığından, davanın kısmen kabulü ile, Adana 14. İcra Müdürlüğü’nün 2015/9955 Esas sayılı takip nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının sair taleplerinin mahkememiz hükmü içerisinde bir bütün olarak neticeye bağlandığından değerlendirilmelerine yer olmadığına, davanın kısmen kabul edilme sebebinin yukarıda belirtildiği üzere senetler bedeli toplamı olup davacının davasının esas itibariyle tamamen kabul edildiği düşünüldüğünde davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunmasına yer olmadığına ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmolunmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf talebi ile; işbu davanın 60.000,00.TL üzerinden açıldığı ve mahkemece davanın 50.000,00.TL tutarı için kabulüne, kalan tutar için reddine karar verildiğini, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde yargılama giderlerinin sadece davalı tarafa yüklenmesinin ve davalı vekili lehine ret edilen tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama giderlerinin kabul ret oranı üzerinden bölünmesi gerektiğini, mahkemece her ne kadar haksız olarak takibin iptaline karar verilmiş ise de kararın usula ve yasaya aykırı olduğunu şöyle ki, davacı borçlu aleyhine Adana 14. İcra Müdürlüğü’nün 2015/9955 Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla 55.000,00.TL’lik alacak için icra takibine geçildiği bu takibe dayanak olarak davacının borçlu olduğu dava konusu senetlerin kullanıldığını, takip dayanağı senetlerin davacı tarafından yetkilendirilen K2 tarafından imzalanarak müvekkiline temsil edildiğini, daha önce kurulan ticari işlerin ödemesinde de dava dışı K2 imzasıyla davacı adına senet verildiği ve bu senetlerin ödemesinin de davacı tarafından yapıldığını ancak davacı adına yetkilisi tarafından verilen takip konusu senetler ödenmeyince davacı aleyhine icra takibine başlandığını ve davacının kötü niyetli olarak bu takibe konu senetlerde bulunan imzaya itiraz ettiğini, mahkemece her ne kadar K1’in noter aracılığı ile K2’e kambiyo senedi verme yetkisi vermediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin yetkisiz temsil ve kabul hususlarını göz ardı ederek verdiği bu kararın hatalı olduğunu, K2’in davacı tarafından yetkilendirildiğini ve imza yetkisinin de kullanıldığını, tüm bu nedenlerle ve yüksek mahkeme içtihatları ışığında davacı taraf adına temsilcisi K2 tarafından müvekkiline verilen ve davacı tarafından ödenen senetler ile takip konusu senetlerin imzasının uyuştuğu ve davacının K2’in yetkisiz temsiline tahammül gösterdiği hususunun ispatlanması için sunulan cevap dilekçesinde senet ve çeklerdeki imza örnekleri ve takip konusu senetteki imzaların bilirkişi incelemesine tabi tutulmadan eksik inceleme ile ilk derece mahkemesince verilen kabul kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1486 Esas, 2018/806Karar sayılı dosyası.

Adana 14. İcra Müdürlüğü’nün 2015/9955 Esas sayılı dosyası.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

Dava hukuki niteliği itibarıyla “Kıymetli Evraktan Kaynaklanan Menfi Tespit” davasıdır.

Davacı vekili dava dilekçesinde, takibe konulan senetlerdeki imzanın davacının eli ürünü olmadığından bahisle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verildiği, iş bu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Çözümlenmesi gereken sorun, iş bu davanın niteliği itibariyle tanık dinlenmesinin mümkün olup olmadığı, dava dışı senetleri imzaladığı iddia edilen K2’in davacı tarafından yetkilendirilip yetkilendirilmediği ,daha önce K2 tarafından imzalandığı iddia edilen senetlerin ödenmiş olması iddiası karşısında davacının imza itirazında bulunup bulunamayacağı ve davanın kısmen mi yoksa tamamen mi kabul edildiği, davalının yargılama gideri ve vekalet ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.

İlk derece mahkemesince yapılan imza incelemesi neticesinde senetlerdeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.

Mersin 8. Noterliği’nin 07.04.2008 tarih 11214 yevmiye nolu vekaletnamesi ile davacının K2’i vekil olarak tayin ettiği vekaletnamede K2’in davacı adına kambiyo tahhüdünde bulunacağına dair bir yetki olmadığı anlaşılarak, bu vekaletname uyarınca K2’in ticari vekil mi yoksa ticari mümemsil mi olduğunun tartışılması gerektiği anlaşılmıştır.

Türk Hukuku’na ticari mümessillik ile ilgili düzenleme ilk kez 1926 tarihli mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu(BK) ile girmiştir. İsviçre Borçlar Kanunu’nun iktisabı ile bu hukuk sistemindeki ticari mümessillikle ilgili hükümler olduğu gibi hukukumuza girmiştir.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 449/1. maddesinde ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir” şeklinde yapılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçla Kanunu(TBK)’nun 547/1 maddesinde ise ticari mümessil “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Ticari mümessillik; bir sözleşme olmayıp, tek taraflı bir hukuki işlemle verilen temsil yetkisini içerir. Buna bağlı olarak, ticari mümessillik işletme sahibinin iradesine dayanır. Dolayısıyla burada söz konusu olan temsil yetkisi kanuni değil, iradi temsil yetkisidir.

Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz(BK 450; TBK 548).

Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur.(BK. 449/2; TBK. 542/2)

Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim, ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK 449/l’de “…işlerini idare …” ibaresiyle vurgulanmıştır.

Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir.

Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir.

Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür.

İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir.

Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir.

BK 453/lve II’ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir.

Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.”

Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.

Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz:

Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir.

Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir.

Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez.(BK. 453/2; TBK 551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir.

Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez.
(HGK’nın 19/06/2016 tarih ve 2013/12-2 Esas, 2013/866 Karar,
HGK’nın 16/05/2018 tarih ve 2017-19-1652 Esas, 2018/1110 Karar, HGK’nın 20/12/2017 tarih ve 2017-12-1149 Esas, 2017/2029 Karar, HGK’nın 27/04/2016 tarih ve 2014/7-325 Esas, 2016/556 Karar).

Ticari mümessil BK’nun 449 ncı maddesinde, ticari vekil ise aynı Kanun’un 453 ncü maddesinde düzenlenmiş olup, t icari mümessil işletme konusuna giren bütün işlemleri işletme sahibinin kendisi gibi akd ve ifa edebilirken, ticari vekilin yetkisi daha dar kapsamlı olup mutad işlerle sınırlıdır.

Gerek ticari mümessil gerekse ticari vekil, yazılı veya sözlü açık veya zımni olarak tayin edilebilir
.
(11 HD’nin 20/12/2010 tarih ve 2009/6473 Esas, 2010/13016 Karar).

Söz konusu vekaletname ile davacının dava dışı K2’e taşınmaz alım satımına ilişkin yetki verdiği yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere vekaletname kapsamı nazara alındığında dava dışı K2’in ticari vekil olduğu ve davacı adına kambiyo tahhüdünde bulunmak üzere yetkilendirilmediği anlaşılmıştır.

Her ne kadar davalı vekili benzer senetlerin K2 tarafından imzalıp verildiğini ve bu senetlerin ödendiğini iddia etmiş ise de, bu durum dava konusu senetler bakımından imza itirazına engel değildir.

Davanın niteliği itibariyle tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, dava konusu takip dosyasına konu senet bedellerinin toplam 60.000,00.TL olduğu ve bu bedel üzerinden menfi tespit davası olduğu, icra dosyasında ise senet bedellerine işlemiş faiz ve komisyon bedeli eklenerek takibin 66.092,78.TL üzerinden başlatıldığı anlaşılmıştır.

Takip dosyası ve takibe dayanak senetlerin incelenmesinde takibe dayanak senetlerin 30.06.2014 vade tarihli 20.000,00.TL bedelli, 30.07.2014 vade tarihli ve 15.000,00.TL bedelli ve 30.08.2014 vade tarihli 15.000,00.TL bedelli bonolar olduğu, takibe dayanak senet bedelleri toplamının 50.000,00.TL olduğu ancak 20.000,00.TL bedelli bono bedelinin takip talebinde 30.000,00.TL olarak gösterildiği ve buna uygun ödeme emri tanzim edilerek davacıya gönderildiği anlaşılmakla, davacının dava dilekçesinde ödeme emrine konu edilen bono bedelleri nazara alarak dava değerini 60.000,00.TL olarak gösterdiği ve ilk derece mahkemesince 60.000,00.TL asıl alacak bakımından takibe konu edilen icra dosyası bakımından davacının borçlu olmadığının tespitine karar verdiği, bu nedenlerle davanın tam kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı anlaşılmakla bu konuya ilişkin davacı vekilinin istinaf talebi bulunmadığı anlaşılmakla yukarıda açıklanan gerekçelerle davalının 60.000,00.TL olarak başlattığı takip bakımından davanın kısmen kabul edildiği gerekçesiyle vekalet ücreti talep edemeyeceği anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek haküm fıkrasının aşağıdaki şekilde oluşturulması uygun görülmüştür.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1-
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26/06/2018 tarih ve 2015/1486 Esas, 2018/806 Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,

2-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 3.415,50.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 853,87.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 2.561,63.TL’nin davalıdan alınarak
HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

3-
6100 sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine
BIRAKILMASINA
,

4-
6100 sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

5-
6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesince
İADESİNE
,

6-
6100 sayılı HMK’nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine
TEBLİĞİNE
,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerinin 72.070,00.TL’nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere 04/06/2020 tarihinde karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!