Kiracının ölümü hâlinde ölen kiracının ortağının kira sözleşmesini taraf olarak sürdürebilmesi, sözleşmenin kurulduğu tarihte ortak olmasına ya da sonradan doğan ortaklığın mülkiyet hakkı sahibince benimsenmiş olmasına bağlıdır; her iki hâlde de ispat yükü bu sıfata dayanan tarafa aittir, ispat edilemezse kullanım haksız işgal sayılır.
Detaylı özeti gör
Davacılar, boş arsa niteliğindeki taşınmazlarını 01.10.2008 tarihli sözleşmeyle bir kişiye kiraya vermiş; kiracının 08.02.2016 tarihinde ölmesinden sonra taşınmazın davalı tarafından otopark olarak kullanıldığını öğrenerek 10.03.2016 tarihli ihtarnameyle tahliye istemiş, davalı ise 18.03.2016 tarihli cevabi ihtarnamesinde ölen kiracıyla adi ortak olduğunu ileri sürmüştür. Davacılar el atmanın önlenmesi ile aylık 1.250,00 TL üzerinden ecrimisil talep etmiştir. Yerel mahkeme, ortaklığa ilişkin belgeyi ön sözleşme sayarak davayı kabul etmiş ve 440,00 TL ecrimisile hükmetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise tanık beyanları ve vergi levhasına dayanarak davalının ölen kiracıyla uzun süredir adi ortaklık içinde otoparkı işlettiği gerekçesiyle kararı kaldırıp davayı reddetmiştir. Daire, kira sözleşmesinin kurulduğu tarihte ortaklığın bulunmadığını, sonradan doğan ortaklığa maliklerin rıza gösterdiğinin de ispatlanamadığını belirterek kararı bozmuştur.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe