Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/530 K.2024/5433

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 617, TBK Madde 614

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1796 E., 2023/2157 K.

DAVA TARİHİ : 21.01.2022

KARAR : Başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kadırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına

İLK DERECE MAHKEMESİ: … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/45 E., 2023/273 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 82 yaşındaki davacı ile davalı arasında … 3. Noterliğinin 16.12.2021 tarihli 13329 yevmiye numaralı senedi ile ölünceye kadar bakma sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme doğrultusunda davacının maliki olduğu 2438 ada 24 parsel sayılı bağımsız bölümün 1/2 hissesinin davalıya devredildiğini ancak davalı tarafından davacının bakım ve gözetiminin sürekli bir biçimde ihmal edildiğini, sözleşmenin devamının çekilmez hale geldiğini belirterek ölünceye kadar bakım sözleşmesinin feshini, davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından davalıdan cinsel taleplerde bulunulduğunu, davacı tarafın kusuruyla sözleşmenin yerine getirilemediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafından bakım borcunun davalının kusuru ile yerine getirilmediğinin ispat edilemediği, öte yandan tarafların ayrı yaşadıkları ve davalı tarafından bakım borcunun yerine getirilemediğini, davalının bu ifadan kaçınmasının haklı sebeplere dayandığı gerekçesiyle davacının tapu iptal tescil talebinin reddine, davalı yararına kanunda öngörülen irat bağlanması koşullarının oluştuğu gerekçesiyle Türk Borçlar Kanun’un 617/2 maddesi gereğince davacı bakım alacaklısı için ömür boyunca aylık 5.000,00 TL gelir bağlanmasına, bağlanan bu gelirin her yıl TÜFE oranında artırılmasına, hükmedilen bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalı ile davacı arasında bakım ilişkisi bulunsa da aynı zamanda davacı ile davalının imam nikahı ile birlikte yaşadığı, davalının çektiği görüntülerin davacının izni ve rızası olmadan çekildiğinden ve hukuka aykırı olarak elde edildiğinden delil vasfında olmadığı, halihazırda davalının bakım yükümlülüğünü haklı bir neden olmaksızın yerine getirmediğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; CD görüntülerine bakılırsa davalı tarafından bakım borcunun yerine getirildiğinin görüleceğini, dini nikahın kabul edilmemesi üzerine cinsel yönden davalının davacı tarafından rahatsız edildiğini, davacı tarafça kendi kusurlu hareketleriyle sözleşmenin ifasına engel olunduğunu, CD görüntülerinin tarafların rızasıyla çekildiğini, cinsel zorbalığı görüntü altına aldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ve tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Ölünceye kadar bakıp gözetmek sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen, bazı yönleri itibarıyla talih ve tesadüfe, ayrıca şekle bağlı bir sözleşme şeklinde tanımlanabilir. Nitekim, söz konusu sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 611 inci maddesinde; “Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tarif edilmiştir.

Anılan Yasa’nın bu ve devamı maddelerinin açık hükümlerinde belirtildiği gibi; ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile bakım alacaklısı, sözleşmeye konu olan mamelek veya bazı mallarının mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da kural olarak bakım alacaklısını kendi ailesi içerisine alıp, ona ölünceye kadar özenle bakıp gözetmek yükümlülüğü altına girer. Hemen belirtmek gerekir ki, bakım borçlusunun bakıp gözetmek yükümlülüğü, aksi kararlaştırılmadığı sürece bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp, ikâmetini temin etme yanında, besleme, giydirme, hastalığında hekime götürüp gerekli ihtimamı gösterme, manevi yönden her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri de içerisine alır. Kuşkusuz bakım borçlusu yükümlülüklerini yerine getirirken, aldığı malların kıymetine, bakım alacaklısının önceden sahip olduğu sosyal konumuna ve hakkaniyet kurallarına göre hareket etmek zorundadır.

Öte yandan, yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin sonuçları TBK’nın 617 nci maddesinde açıklanmış, sözleşmeden doğan ödevlere aykırılık yüzünden ilişki çekilmez olmuşsa ya da başka önemli nedenlerle ilişkinin sürdürülmesi aşırı ölçüde güçleşmiş veya olanaksız hâle gelmişse taraflardan her birinin tek yanlı olarak sözleşmeyi fesh etme, verdiği şeyi geri alma hatta karşı tarafın kusurlu olması hâlinde tazminat isteme … tanınmıştır. O halde, yükümlülüklerini yerine getirmeyen bakım borçlusuna karşı bakım alacaklısı her zaman fesih hakkını kullanabilmekte, fesih geçmişe etkili olmak üzere sözleşmeyi sona erdirdiğinden verdiği şeyi de geri isteyebilmektedir.

TBK’nın 617 nci maddesinin son fıkrasına göre; “Hâkim, sözleşmenin önel verilmeksizin feshini yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek, bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir.”

Uyuşmazlığın değinilen TBK’nınn 617 nci maddesinin son fıkrası uyarınca çözüme bağlanması, bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilmesi imkânlarının ortadan kalktığı ya da büyük ölçüde sınırlandığı hâller için düşünülmelidir. Bunun yanı sıra, takdir edilecek irat, yanların özel ve ekonomik durumlarına uygun ve adil olmalıdır.

Ölünceye kadar bakma akdinin kaydıhayat ile irat ilişkisine çevrilmesinde, ölünceye kadar bakanın mevcut borcu yerine bu edimlerin para ile değeri geçer. Sözleşmede ölünceye kadar bakanın borcu özel olarak belirlenmediğinden, bu borcun kapsamını belirlemede 6098 sayılı TBK’nın 614 üncü maddesi hükmü esas alınmalıdır. Bu hükme göre alacaklı, borçlunun ev topluluğuna girer; ayrıca borçlu olduğu malların kıymetine ve alacaklının evvelce haiz olduğu sosyal mevkiye göre hakkaniyetin gerektirdiği şeyleri, özellikle münasip gıda ve elbise vermeye, hastalığında gerekli ihtimam ile bakmaya ve hekim getirmeye mecburdur. Bu nedenle mahkemenin tahsis edilecek aylık irat miktarını tespit için bilirkişi marifetiyle, devredilen taşınmazların değerini, getireceği aylık geliri ve alacaklı davacının önceki sosyal mevkilerini göz önünde tutarak hakkaniyet üzere davalının yerine getirmekle yükümlü olduğu birlikte konut, beslenme, giydirme ve görüp gözetme edimlerinin kapsam ve parasal değerini belirlemesi gerekir
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacı tarafından ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereği bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasına dayalı sözleşmenin feshi ve tapu iptali ve tescil isteminde bulunulmuştur. Ne var ki, davacı tarafından bakım borcunun davalının kusuruyla yerine getirilmediği ispatlanamamıştır.

Taraflar arasında gerçekleşen olaylar ve dinlenen tanık beyanlarından, bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilme imkanının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca; tarafların sosyal, ekonomik ve mali durumları araştırılarak Türk Borçlar Kanunu’nun 614 ncü maddesi hükmü uyarınca davacı yararına uygun bir irat bağlanması yönünde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)

K A R Ş I O Y
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun bulunmaktadır. Hükmün bu nedenlerle onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.

  • İlk yayınlanma tarihi: 08 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!