Yargıtay 12.CD E.2023/6266 K.2025/2374

İlgili maddeler: TK Madde 16, TK Madde 32

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

KARAR SAYISI : 2014/971 E., 2016/540 K.

SUÇLAR : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, bilişim sistemine girme, iftira

HÜKÜMLER / KARAR : Beraat, temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yerel Mahkemece verilen ek kararın katılan …, sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan kurulan hükmün katılan … ve katılan …, sanık hakkında bilişim sistemine girme ve iftira suçlarından kurulan hükümlerin katılan … tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında katılan … ve katılan …’e karşı kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca, katılan …’e karşı bilişim sistemine girme ve iftira suçlarından 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, katılan …’in temyiz başvurusu hakkında da ek karar ile 1412 sayılı CMUK’un 315/1. maddesi gereği temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ek kararın kaldırılması ve katılanların temyiz isteklerinin kabulü ile hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Yargıtay 8. Ceza Dairesine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.10.2023 tarihli ve 2021/1194 Esas, 2023/7137 Karar sayılı görevsizlik kararıyla Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan …’in temyiz sebepleri; tebliğ tarihinde gerekçeli kararın tebliğ edildiği adreste oturmadığı ve bu adreste herhangi bir yakını da bulunmadığı hâlde doğrudan “Mernis Adresi” ibareleri çıkarılan ve aynı konutta yakınına teslim şeklinde yapılan tebliğin geçersiz olması nedeniyle hukuka aykırı olan temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddi kararının temyizen incelenerek kaldırılması ve sanığın kendisini cezalandırılmaktan kurtarmaya yönelik soyut savunmasına itibarla dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan beraat kararı verilmesinden dolayı hükmün bozulması istemine ilişkindir.

Katılan …’in temyiz sebepleri; eksik araştırma neticesinde verilen usûl ve kanuna aykırı beraat kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Gökçeada adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan sanık … ile aynı adliyede kadastro mahkemesi hâkimi olan katılan … ve yazı işleri müdürü olan katılan …’in aralarında geçen ve değişik zamanlarda yapılan konuşmaların, sanık … tarafından diğer konuşanların rızası olmadan cep telefonu ile gizlice kaydedilmesi nedeniyle sanık hakkında katılanlar … ve …’e karşı zincirleme şekilde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan kamu davası açılmış ise de görüşme ayrıntıları dökümünü üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanık …’in, katılanlar hakkındaki adlî ve idarî soruşturmaya konu iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmamasından dolayı sanığa yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı, öte yandan, sanık …’in, Adalet Bakanlığı bünyesinde kullanılan haberci isimli “…” sicil numarası ile kullandığı mesajlaşma programına, “…” sicil numaralı ve kullanıcısı … olan haberciden, 17.09.2013 tarihinde saat 08.16’da, “şerefsiz …, sen Atatürkçüsün ve Türksün, bizler ise Kürt ve pekalı. Sana nasıl iftira attık dairece kuyunu kazdık, seni ve aileni pkk öldürecek, bunu sakın yabana atma, bu sözü kötünaltına koyup yatma şerefsiz” içerikli mesaj geldiğinden bahisle şikâyetçi olmasına rağmen soruşturma evresinde toplanan delillere göre söz konusu mesajın kendi kullanımındaki bilgisayardan katılan …’e tahsis edilen habercinin açılması suretiyle gönderildiğinin tespit edilmesi nedeniyle sanık hakkında katılan …’e karşı bilişim sistemine girme ve maddî eser ve delil uydurmak suretiyle iftira suçlarından kamu davaları açılmış ise de sanık …’in atılı suçları işlediğine dair mahkûmiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından dolayı yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kabul edilerek, sanık hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca, bilişim sistemine girme ve iftira suçlarından 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, ayrıca, katılan …’in yokluğunda verilip 27.06.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 14.07.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu gerekçesiyle katılan …’in temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR
A. Sanık Hakkında Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması ile Bilişim Sistemine Girme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden;

Yerel Mahkemece, katılan …’in yokluğunda verilen 27.05.2016 tarihli kararın tebliği için, katılanın duruşmanın 13.03.2015 tarihli üçüncü oturumunda bildirdiği en son adresi esas alınıp, doğrudan “Mernis Adresi” ibareleri ile çıkarılan tebligatın, “Kocası …’e teslim” şeklinde, 27.06.2016 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, katılan tarafından usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 14.07.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu gerekçesiyle temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddine karar verilmiş ise de 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16. maddesinde yer alan; “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” şeklindeki düzenleme ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 25. maddesi uyarınca, kendisine tebliğ yapılacak şahsın tebliğ anında adresinde bulunmadığı hususunun mazbataya yazılmamasından dolayı yapılan tebliğin usûle uygun olmadığı anlaşıldığından, katılan …’in temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddine ilişkin ek kararın hukuka aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca öğrenme üzerine katılan …’in temyizinin süresinde olduğunun kabulüne karar verilmiştir.

Sanığa yüklenen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan yargılama konusu eylemler, 5237 sayılı TCK’nın 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ile 5237 sayılı TCK’nın 243/1. maddesinde bilişim sistemine girme başlıkları altında yaptırıma bağlanmış olup, cezaların türü ve üst sınırlarına göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi uyarınca anılan suçların asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, 5237 sayılı TCK’nın 67/4. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de zamanaşımını kesen en son işlem olan sanığın savunması alınarak sorguya çekildiği 12.12.2014 tarihinden itibaren 8 yıllık asli zamanaşımı süresinin temyiz inceleme tarihinden önce 12.12.2022 tarihinde dolduğu, 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesi kapsamında derhâl beraat kararı verilmesini gerektirir hâllerin de bulunmadığı anlaşıldığından, katılan …’in ve katılan …’in temyiz istekleri bu sebeple yerinde görülmüş olup, hükümlerin, 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Sanık Hakkında İftira Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

Yapılan duruşmaya ve incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan …’in yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Gökçeada adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan sanık …’in, Adalet Bakanlığı bünyesinde kullanılan haberci isimli “…” sicil numarası ile kullandığı mesajlaşma programına, “…” sicil numaralı ve kullanıcısı … olan haberciden, 17.09.2013 tarihinde saat 08.16’da, “şerefsiz …, sen Atatürkçüsün ve Türksün, bizler ise Kürt ve pekalı. Sana nasıl iftira attık dairece kuyunu kazdık, seni ve aileni pkk öldürecek, bunu sakın yabana atma, bu sözü kötünaltına koyup yatma şerefsiz” içerikli mesaj geldiğinden bahisle Gökçeada Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak şikâyetçi olduğunu beyan etmesine üzerine başlatılan adlî soruşturma kapsamında, aynı adliyede yazı işleri müdürü olarak görev yapan katılan …’in, 17.09.2013 tarihinde saat 08:40’da adliyeye geldiğini, kullandığı haberci uygulama hesabının şifresinin “123456” rakamlarından oluştuğunu, üzerinde fazlaca yetki olduğu için birden fazla şifre kullanması gerektiğini ve şifrelerini unutmamak için böyle basit bir şifre kullandığını, şifresini bütün katiplerin bildiğini, zaman zaman bilgisayarının kilitlenmesinden dolayı mahkeme kalemine giderek buradaki personele şifresini verip işlemlerini gerçekleştirdiğini ifade ettiği, kamera kayıtlarının incelenmesinde katılanın o gün adliyeye 08.41’de geldiği belirlendiği gibi, ifadesi alınan zabıt katiplerinin de katılanın beyanını doğruladıkları, ayrıca, mesajın hangi bilgisayardan atıldığının tespitine yönelik Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının 10.03.2014 tarihli cevabi yazısı ekindeki sanığın ve katılanın … kayıtlarına göre katılan …’in haberci uygulama hesabının olay günü ve saatlerinde sanığın kullanımındaki AB01709-0547 numaralı bilgisayardan açıldığının tespit edildiği, toplanan delillere göre sanığın, bilgisayarının başka katipler tarafından kullanılmasından dolayı başkasının kendi bilgisayarından katılan …’in haberci uygulama hesabını açmış olabileceği yönündeki savunmasının soyut aşamada kaldığı, sonuç olarak sanığın, katılan tarafından kendisine hakaret içerikli mesaj gönderildiğine ilişkin şikâyeti ile katılan hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için katılana suç isnadında bulunurken, söz konusu mesajı katılan …’in haberci uygulama hesabından kendi hesabına göndererek, isnat ettiği fiilin maddî eser ve delillerini uydurmak suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 267/1-2. maddesinde düzenlenen iftira suçunu işlediği iddiasına konu olayda;

İddiya konu mesajın ekran görüntüleri incelendiğinde, “…, … ” ibarelerinin altında, “Çevrimdışı – Son çevrimiçi olduğu zaman:08:17:08 …” ve “17 Eylül 2013 Salı” tarih bilgisinin altındaki “şerefsiz guven, sen atatürkcüsün ve türksün bizler ise kürt ve pekalı sana nasıal iftira attık daireece kuyunu kazdık seni ve aileni pkk öldürecek…” ibarelerinin yanında “8:16” saat bilgisinin yer aldığı, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının 10.03.2014 tarihli cevabi yazısı ekindeki sanığın ve katılanın … kayıtlarına göre sanığın haberci uygulama hesabına ilişkin oturumun 17.09.2013 tarihinde, saat 08.02’de açılıp, 08.03’te kapatıldığı, saat 08.04’de açılıp, 08.06’da kapatıldığı, saat 08.10’da açılıp, 08.11’de kapatıldığı, saat 08.13’te ve daha sonra da 15.40’ta açıldığı, katılan …’in haberci uygulama hesabına ilişkin oturumun 17.09.2013 tarihinde saat 07.58’te açılıp, 08.01’de kapatıldığı ve aynı gün 08.06’da açılıp, 08.10’da kapatıldığı, her iki süreçte IP adresinin “10.17.73.45” ve bağlantı kurulan bilgisayarın “AB01709-0547” numaralı bilgisayar olduğu, kolluk görevlilerince düzenlenen 11.03.2014 tarihli arama ve tespit tutanağında, sanığın kullandığı bilgisayarın “AB01709-0547” isimli bilgisayar olduğunun ifade edildiği anlaşılmakta ise de sanığın, “Bir bilgisayardan iki haberci açılamaz aynı bilgisayardan başka bir haberci açmak için haberciyi kapatmak zorunludur. Açık olmayan bir haberciye de mesaj gitmez… Ayrıca Adliyedeki bütün bilgisayarlar ortak kullanıma açıktır” şeklindeki savunması, katılanın “…mesajın sanığın kullanmış olduğu bilgisayardan benim adımla gönderildiği tespit edilmiştir. Ancak ben daha sonra yaptığım kontrolde bilgisayarlar aynı anda açıkken mesajların gidebildiğini, bilgisayarlardan birinden mesaj yazıldıktan sonra bilgisayar kapatılıarak tekrar açıldığından mesajın gitmediğini tespit ettim. Bunun ne şekilde meydana geldiğinin tespitini talep ederim.” şeklindeki beyanı, sanıkla katılan arasında olay öncesine dayanan ve sanığın katılana iftirada bulunmasını ya da katılanın sanığa hakaret etmesini gerektirir herhangi bir husumet bulunmaması, aksine alınan ifadelerin kapsamına göre sanıkla diğer zabıt katipleri arasında 16.09.2013 tarihinde adliyede yapılan toplantıda ve olaydan yaklaşık 10 gün kadar önce zabıt katibi Seçil ile yaşanan anlaşmazlıkların mevcut olması, sanığın kullanımına tahsis edilen bilgisayardan sanıkla katılana ait haberci uygulama hesaplarının açılıp kapatıldığı sabah saatlerinde adliye içerisinde kimin ya da kimlerin bulunduğunu gösteren herhangi bir kamera kaydının bulunmaması, ayrıca, aynı olayla ilgili olarak sanık hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda verilen ve bir örneği kovuşturma evresinde temin edilerek dosya içerisine alınan Çanakkale Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 12.09.2014 tarihli ve 2014/370 sayılı kararındaki; “…Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının 19/06/2014 tarih ve 92515884-703.2-SORUŞTURMA / KOVUŞTURMA-343/3954 sayılı yazısı ile ‘Haberci’ isimli iletişim programından oturum açılmamış bir hesaba mesaj gönderilemeyeceği, bu nedenle kişi yazdığı mesajı gönderdiğini görse de alıcısı kapalı hesap sahibine mesaj teslim edilemeyeceğinin bildirildiği bu haliyle Zabıt Kâtibi …’in, aynı bilgisayarda farklı oturumlar açmak suretiyle kapalı olan haberci hesabına mesaj göndermesi iddiasına dayanan eylemlerin sabit olmadığı, bu hususta kesin ve inandırıcı delillerin bulunmadığı değerlendirilmiştir…” biçimindeki açıklamalar karşısında,
Maddî gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi için sanığın olay tarihi itibariyle iş yerinde kullandığı bilgisayar üzerinde bilişim uzmanı bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak, toplanan delillere göre 17.09.2013 tarihinde saat 08.16’da sanığın haberci uygulama hesabına geldiği iddia olunan mesajın, katılan …’in haberci uygulama hesabından gönderilip gönderilmediği ve aynı bilgisayarda sanığın ve katılanın haberci uygulama hesapları açılarak mesaj gönderilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarını teknik verilerle destekleyecek biçimde rapor düzenlettirilmesi, iddia ve savunmanın doğruluk derecesi açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan …’in temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.03.2025 tarihinde karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 13 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!