T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI :
K1
–
T.C.N1-A1
VEKİLİ:Av.
K2
– A2
DAVALI :
K3
– A3
VEKİLİ:Av.
K4
–
A4
DAVA :
Alacak (Tellallık Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
YAZIM TARİHİ : 23/10/2020
Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17/04/2018 tarih ve 2015/405 Esas, 2018/296 Kararsayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin Düziçi ilçesinde emlakçılık yaptığını, davalı ile 06/12/2014 tarihli emlak alım-satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalı K3’nın dava dışı K5 adına tapuda kayıtlı “A5 Cad. Üzerinde bulunan 716 Ada 10 nolu parsel”in 06/12/2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere satışının davacı aracılığıyla yapılması hususunda anlaştıklarını, sözleşmeye göre taşınmazın değeri azami 325.000,00.TL, asgari 300.000,00.TL olarak belirlenerek aracılık hizmeti karşılığında 18.000,00.TL komisyon ücreti kararlaştırıldığını, tarafların sözleşme tarihi içinde ilgili taşınmazın satışının aracılık hizmeti dışında gerçekleşse dahi tellalın ücrete hak kazanacağının kararlaştırılmış olduğunu, müvekkilinin taşınmazın satışının gerçekleşmesi için www.Galeriaemlak.com sitesinde tanıtım yaptığını, sabır gazetesinde ilanlar yaptığını, mahalli radyoda duyurular yaptığını, taşınmaz arayanları tanıttığını, taşınmaz sözleşme süresi içerisinde satıldığını, emlakçı sözleşmesinin 8. maddesine göre ücreti istemeye kesin olarak hak kazanmış olmasına rağmen davalı ücret ödemek istemediğini, bu nedenle ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının sözleşmeye dayanarak satışını yaptığını iddia ettiği taşınmazın müvekkiline ait olmadığını, davaya dayanak yapılan emlak satım sözleşmesinin davacı tarafından sonradan gerçeği aykırı bir şekilde doldurmuş olduğunu, müvekkilinin dava dışı tapu sahibi K5 adına sözleşme yapma yetkesinin bulunmadığını, müvekkili davacının kendisine ait olan dava konusu dışında başka bir evini satmak konusunda bir gün davalıdan bilgi almak için ofisine uğramış olduğunu, yapılan görüşme sonucunda davalı tarafça müvekkilinden görüşme tutanağına imza atmasını istemiş olduğunu, müvekkilinin kağıdı okumadan imzaladığını, sonrasında evini satma konusunda karar verememiş olduğunu ve davacıdan evinin satışına dair herhangi bir çalışma yapmasını istememiş olduğunu, davaya konu edilen sözleşmenin müvekkile boş olarak imzalatılmış olan sözleşme olduğunu ve sonradan gerçeğe aykırı bir şekilde doldurulmuş olduğunu, dava konusu satışı yapılan yerin müvekkili ile bir alakası olmadığını, davacının söz konusu satıma aracılık ettiğini kendisinin ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17/04/2018 tarih ve 2015/405 Esas, 2018/296 Karar sayılı kararı ile; davanın TBK 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen tellallık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, somut olayda da tarafların 06/12/2014 tarihli Emlak Alım Satım Sözleşmesi imzaladıkları, yapılan bu sözleşmenin yazılı yapılmış olup geçerlilik şartına uygun olduğu, tellallın sözleşmeden dolayı ücrete hak kazanabilmesinin bir diğer şartı da tellalın faaliyeti sonucunda esas sözleşmenin geçerli olarak kurulmuş olduğu, dosya içeriğinden sözleşmeye konu taşınmaz maliki K5’in taşınmazı 19/03/2015 tarihinde sattığına ilişkin resmi senet olduğu ve bu senedin resmi şekle uygun olarak yapıldığı ve esas sözleşmenin böylece geçerli olduğu, ayrıca taşınmazın satışıyla tellalın faaliyeti arasında da bir illiyet bağı da aranacağından dosyaya sunulan belgelerden tellalın taşınmazın satışı için faaliyette bulunduğunun gerek internet çıktılarından gerekse de gazete ilanlarından anlaşıldığı, taşınmazın sözleşme süresi içerisinde satıldığı, tellalın taşınmazın satışı için faaliyetlerde bulunduğu ve sözleşmenin 8. maddesinde sözleşme süresince taşınmaz satıldığı takdirde davalının bu satışa emlakçının herhangi bir katkısının olmadığını ileri süremeyeceği ve sözleşmede belirtilen bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmakla yapılan satışın emlakçının faaliyeti kapsamında olduğunun ve ücrete hak kazandığının kabulü gerektiği, davacı vekili dava dilekçesinde her ne kadar dava konusu taşınmazın eski maliki K5’i tanımadığını ve K5’i temsilen sözleşme imzalamamış olduğunu, söz konusu sözleşmenin açığa imzasının kötüye kullanılmak suretiyle sonradan gerçeğe aykırı bir şekilde doldurulmuş olduğunu iddia etmiş ise de mahkememizce celp edilen nüfus kayıtlarına göre davalı K3 ile dava dışı tapu maliki K5’in yakın akraba oldukları, K5’in davalı K3’nın oğlu K6’nın eşi olup aralarında birinci dereceden kayın hısımlığı olduğunun tespit edildiği, ayrıca davalı taraf açığa imzasının kötüye kullanılmış olduğuna dair dosyaya herhangi bir yazılı delil sunmadığı, bu sebeple davalının savunmalarına itibar edilmediği, tellallık ücretine bakılacak olursa, TBK 522. maddesine göre ücret belirlenmemişse tarifeye göre, tarife yoksa teamüle göre ödeneceği belirtilmiş ve tarafların sözleşme ile 18.000,00.TL ücret kararlaştırmış oldukları anlaşılmakla, davacı tellalın da tüm bu değerlendirmeler sonucunda davalı ile aralarında yapmış oldukları tellallık sözleşmesi gereğince sözleşmede belirtilen taşınmazın satımına aracılık ettiği kabul edildiği, sözleşmede belirlenen ücrete hak kazandığı anlaşılmakla davanın kabulüne, 18.000,00.TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf talebi ile; mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini ancak kararın kaldırılması gerektiğini, taraflar arasında dava konusu taşınmazın satışı konusunda herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, davalının dava konusu taşınmazın sahibi tarafından yazılı veya sözlü olarak yetkilendirildiğine dair bir belge yada bilginin dosyada mevcut olmadığını, hal böyle iken davalının dava dışı taşınmaz malikinin taşınmazını elinde olmayan temsil yetkisi ile davacı ile sözleşme imzalayarak satmasının mümkün olmadığını, davalının, davacı ile kendisine ait evin satışı konusunda bilgi alması karşılığında geçmişe dayanan tanışıklık ve güven duygusu ile imzalaması istenilen sözleşmeyi taşınmaz bilgileri olmaksızın boş olarak imzaladığını, vekil eden davalının evinin satışı konusunda da davacı tarafın herhangi bir emek ve mesai harcamadığını, imzalanan sözleşmenin bir anlamda konusuz kaldığını, davacının davaya konu taşınmaz adına imzalandığı iddia edilen sözleşme tarihi ve satış tarihi itibarıyla davalı ile hiçbir akrabalığı bulunmayan K5 adına kayıtlı bulunan A6 caddesi üzerinde bulunan 716 ada, 10 nolu parseldeki gayrimenkulün satışı üzerine işbu davanın açıldığını, davacı tarafın iddiasının hukuken kabul edilebilir olmadığını, yine dava dışı K5’in nüfus kayıtları incelendiğinde sözleşme tarihinde ve satış tarihinde dava dışı K5’in davalının çocuğu olduğu iddia edilen K6 ile evli olmadığının da anlaşılacağını, davalının dava konusu taşınmaz satışına ilişkin sözleşmeyi dava dışı K5 adına imzaladığına dair bir delil olmadığı gibi dava dışı K5 tarafından vekil eden davalı adına düzenlenmiş bir vekaletname yada yetki belgesi bulunmadığından dava konusu satış sözleşmesi ve satıştan davalının sorumlu olmadığını, sunulan sözleşmede iş sahibi olarak K5 adına K3 yazılmakta ise de yazımın şeklinden ve yazının başlangıcının bir üst satırdan başlamış olması dikkate alındığında sonradan düzenlendiği ve sözleşmeye eklendiğinin açık olduğunu, ayrıca temsil yetkisi hususunda dosyaya herhangi bir belge sunulmamış olmasının dava davacının iddialarının asılsız olduğunu göstermekte olup davacının iddialarının maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olması ile mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olması nedeniyle kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/405 Esas, 2018/296Karar sayılı dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava hukuki niteliği itibarıyla Alacak (Tellallık Sözleşmesinden Kaynaklanan)” davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalıdan tellallık sözleşmesinden kaynaklı alacaklı olduğunu bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Davalının dava konusu tellallık sözleşmesindeki imzaya bir itirazının olmadığı anlaşılmış olup davalı vekilinin istinaf sebepleri bakımından çözümlenmesi gereken sorun sözleşmenin boş olarak imzalanıp imzalanmadığı, davacının sözleşme uyarınca alacak hakkının doğup doğmadığı noktasındadır.
Sözleşmenin geçerlilik tarihinin 06.12.2014-06.12.2015 olduğu, sözleşmeye konu taşınmazın 09.03.2015 tarihinde satıldığı, sözleşme tarihinde sözleşme konusu taşınmazın dava dışı K5 adına kayıtlı olduğu, malik olmayan bir kişinin tellallık sözleşmesi yapmasının mümkün ve geçerli olduğu (
YARGITAY
13.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2015/38262
–
2016/1465
EK sayılı kararı benzer mahiyettedir) davalının sözleşmeyi boş olarak imzalandığını yazılı belge ile ispat edemediği, sözleşmenin geçerlilik süresi içinde, sözleşme konusu taşınmazın satıldığı tüm bu nedenlerle davacının ücrete hak kazandığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen davanın kabulü kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde oluşturulması uygun görülmüştür.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-
Düziçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17/04/2018 tarih ve 2015/405 Esas, 2018/296 Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,
2)-
Davalı tüketici harçtan muaf olduğundan peşin alınan 922,18.TL istinaf karar harcı ve 121,30.TL istinaf başvuru harcının talep halinde iadesine.
3)-
6100 sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde
BIRAKILMASINA
,
4)-
6100 sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
5)-
6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde
İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
6)-
6100 sayılı HMK’nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerinin 72.070,00.TL’nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere 23/10/2020 tarihinde karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe