T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
ADANA 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
VASİADAYI:
K1 – N1
VEKİLİ:
Av. K2- A1
YASALDANIŞMAN:
K3
– N2 -A2
KISITLI:
K4
– N3
VEKİLİ:
Av. K5
DAVANIN KONUSU :
Vesayet
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
VASİ
ADAYI
:
K1 – N1
VEKİLİ
:
Av. K2
TALEP KONUSU :
Mahkeme Kararının Kaldırılması
Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 18/07/2018 tarih ve 2018/567 Esas 2018/1055 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :
Müvekkilinin babası olan K4’un 80 yaşında olduğunu, kulaklarının duymadığını, gözlerinin az gördüğünü, 10 yıldır baston ile yürüyebildiğini, akli melekelerinin yerinde olmadığını, kısıtlı adayının adına kayıtlı gayrimenkulleri olduğunu, müvekkilinin kardeşi K3’un babaları K4’a gereği gibi bakıp ilgilenmediğini, aynı zamanda 2000 yılından bu yana K4’un gayrimenkullerini birer birer yabancının üzerine aktardığını, buna karşın K3’un hiçbir geliri olmayıp bugüne kadar hiçbir işte çalışmadığını, şahsına ait bir malı olmadığını, kısıtlı adayı K4’un kızı K6 , K3’un tüm hakaret ve tehditlerine rağmen babasının evine gidip geldiğini, ancak her gidişinde K3’un bahane çıkartarak K6’ı babasının evinden kovduğunu, bu nedenlerle K4’un kısıtlanarak, müvekkili K1’un da vasi olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
K3
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Babası olan kısıtlı adayına kendisinin baktığını ve babasına kendisinin vasi olarak atanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
“Adana ili Sarıçam ilçesi A3 mah/köyü 91 cilt 21 hane 13 bsn’de nüfusa kayıtlı N3 TC Kimlik Numaralı K4’a, N2 TC numaralı K3’un T.M.K.’ nun 429 maddesi gereğince YASAL DANIŞMAN OLARAK ATANMASINA,” şeklinde karar verildiği görülmüştür.
DAVACI K1 VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
K4, yaşlılığı nedeniyle çabuk etki altına alınabilen iradesi kolayca etkilenebilen biri olduğu, bu itibarla K4’un beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğini, K3, K4’un yasal danışmanı olduğu sürece K4’a ait diğer gayrimenkulleri de kendi adına tescil ettirip hem diğer kardeşlerin mirastan doğan haklarını ihlal edeceği, hem de yaşlı K4’u diğer kardeşlerine karşı kullanmaya devam edeceğini, keşif mahallinde K4, K3’un baskısı ile beyanda bulunduğunu, çünkü keşiften sonra da K3’in evinde kalacağını bilen K4, oğlunun kendisine kızacağını, baskılayacağını bildiği için korkusundan K3’in aleyhinde konuşmaya cesaret edemediğini, K3’un, babası K4’a ait bazı taşınmazları önce üçüncü kişilere devrettiği, kısa bir süre sonra ise işbu taşınmazları kendi üzerine tescil ettirdiğini, bu durumun tapu kayıtlarından anlaşıldığını, K3’nun babasının tarlasını borcu olduğu için sattığını söylerken tapu kayıtlarında tarlanın mülkiyetinin kısım kısım K3’a geçtiği açıkca görüldüğünü, kısıtlı K4’un diğer çocukları hiçbir şekilde K3’un babalarına yasal danışmanlık yapmasını uygun bulmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkeme hükmünün davacı müvekkili lehine ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Yazılı beyanlar ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, vasi atanması istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Vasi adayı K1 babası K4’a yasal danışman olarak atanan K3’un atanmasına itiraz etmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 397. maddesine göre Sulh Hukuk Mahkemesi Vesayet Makamı, Asliye Hukuk Mahkemesi ise Denetim Makamıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 461. ve 488. maddelerine göre Vesayet Makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) kararlarına karşı 10 gün içinde denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemelerine itiraz edilebilir.
Yine vasi atanması kararına yönelik olarak, atanan vasi tarafından veya ilgililer tarafından; TMK’nın 422. maddesindeki “Vasiliğe atanan kişi, bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. İlgili olan herkes, vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir. Vesayet makamı, vasilikten kaçınma veya itiraz sebebini yerinde görürse yeni bir vasi atar, yerinde görmediği takdirde, bu konudaki görüşü ile birlikte gerekli kararı vermek üzere durumu denetim makamına bildirir.” düzenlemesine uygun olarak ancak itiraz yoluna başvurulabilir.
TMK’nın 424. maddesinde ise “Denetim makamı, vereceği kararı vasiliğe atanmış olan kimseye ve vesayet makamına bildirir. Vasiliğe atananın görevden alınması hâlinde vesayet makamı, hemen yeni bir vasi atar.” düzenlemesi bulunmaktadır. Yine TMK’nın 488. maddesine göre, denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesinin itiraz üzerine vereceği kararlar kesindir.
Türk Medeni Kanunun 431. Maddesine göre yasal danışman içinde vasi atanmasına ilişkin kuralların uygulanacağının düzenlenmesine göre;
İstinafa konu olan davada vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi kararında vasinin şahsına yönelik itirazın denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesine yapılarak, Asliye Hukuk Mahkemesince değerlendirilip karara bağlanması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesine itiraz edilmesi yerinde görülmediğinden vasinin istinaf talebinin HMK’nın 352/1-ç md. gereğince reddine dair aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
İstinaf talebinin
HMK’nın 352/1-ç md. gereğince
USULDEN REDDİNE,
2-İtirazın denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesince değerlendirilmesinin sağlanması için dosyanın İlk Derece Mahkemesine
İADESİNE
,
3-Davanın mahiyeti gereği harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf ile ilgili yapılan masrafların istinaf talebinde bulunan üzerinde bırakılmasına,
HMK’nın 352/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu HMK’nın 362/1-b md. uyarınca
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/01/2022
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe