Adana BAM, 5. HD., E. 2018/440 K. 2018/539 T. 30.4.2018

İlgili maddeler: TMK Madde 405, TMK Madde 474

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

AYDINCIK(MERSİN) SULH HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

04/07/2017

NUMARASI :

2017/34 Esas 2017/87Ek Karar

VASİ:

K1
– N1

KISITLI:

K2
– N2

VEKİLİ:

Av. K3

DAVANIN KONUSU :

VESAYET
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
KISITLI
:

K2 – N2

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararının Kaldırılması

İSTİNAF KARAR TARİHİ :

30/04/2018

KARAR YAZIM TARİHİ :

30/04/2018
Aydıncık (Mersin) Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 25/01/2018 tarih ve 2017/34 Esas 2018/87 sayılı ek kararı ile kurulan hüküm nedeniyle kısıtlı K2’nun istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

K2’un, Aydıncık Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/15 esas 2013/35 karar sayılı kararı ile kısıtlanmış olduğunu, Aydıncık Cumhuriyet Başsavcılığınca başka bir dosyadan alınan raporda ceza ehliyetinin tam olduğuna dair rapor düzenlendiğini, kısıtlının akıl sağlığının yerinde olduğunu belirterek, bu nedenle kısıtlılık kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN EK KARARI :

Kısıtlı K2 hakkında verilen kısıtlama kararının kaldırılması talebinin reddi ile K2’un kısıtlılık halinin devamına, karar verilmiştir.

KISITLI TARAFINDAN

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Kendisi tarafından alınan raporda kısıtlanmasının gerekmediğini, fiil ehliyetinin tam olduğu hususlarının tespit edilmesine rağmen Mahkemece bu raporun hiç dikkate alınmadığını, Yerel Mahkemece raporun heyetli olmadığı, raporun tek doktor tarafından verildiğini belirtip itibar edilmemesinin hukuk sistemine aykırı olduğunu, dosya da çelişkili rapor var ise giderilmesi için yeni bir rapor alınması gerektiğini belirtip, Yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Yazılı beyanlar, Aydıncık Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/13 Esas 2013/35 Karar sayılı dava dosyası, Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları hastanesinin 07.11.2016 tarihli raporu, Silifke Devlet Hastanesinden alınan 22.01.2018 tarihli psikiyatri uzmanı tarafından tanzim edilen raporu ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME-GEREKÇE:

Dava, vesayet davasıdır.

İstinaf incelemesi
HMK. 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Kısıtlı K2 hakkındaki Aydıncık Cumhuriyet Savcılığının 31.01.2013 tarihli yazısına istinaden Aydıncık Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.05.2013 tarih ve 2013/13 Esas, 2013/35 Karar sayılı kararı ile Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları hastanesinin 12.03.2013 tarihli raporu doğrultusunda TMK’nın 405. maddesi gereğince kısıtlama kararı verilmiş,K4 vasi olarak atanmış, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 20.02.2014 tarih ve 2013/14695 Esas, 2014/2916 Karar sayılı ilamı ile vesayet kararı kesinleşmiş, 15.12.2015 tarihinde kısıtlılığın devamına dair ek karar verilmiştir.

Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları hastanesinin 07.11.2016 tarihli raporu ile hakaret ve tehdit suçu nedeniyle cezai ehliyetinin tam olduğu belirtilmiş, Kısıtlı K2 vekili Av. K3’nun 27/02/2017 havale tarihli dilekçesi ile, kısıtlılığın kaldırılmasının tekrar talep edildiği, anılan talep üzerine kısıtlının Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine sevk edildiği, anılan Hastanece kısıtlı hakkında düzenlenen 03/03/2017 tarih 3649 sayılı Sağlık Kurulu Raporuyla kısıtlı hakkında hezeyanlı bozukluk tanısıyla, “Vesayet altına alınması uygundur. Medeni haklarını kullanamaz. Başkalarının bakımına muhtaçtır. Mahkemece dinlenmesinde fayda yoktur. 2 yıl sonra kontrolü uygundur.” tıbbi kanaatine yer verildiği bunun üzerine yerel mahkemenin 04/07/2017 tarih, 2017/34 Esas, 2017/87 Karar sayılı kararıyla kısıtlılık halinin devamına, eski vasi K4’ın görevinin sona ermesine, kısıtlıya vasi olarak eşi K1’un atanmasına karar verildiği, anılan karara karşı kısıtlı vekili Av. K3 tarafından 15/09/2017 hakim havale tarihli dilekçe ile istinaf yoluna başvurulduğu, ancak istinaf harcının yatırılmadığı ve kısıtlı K2 tarafından da 28/09/2017 tarihli dilekçe ile istinaf hakkından vazgeçtiğine ilişkin dilekçe sunulduğu, anılan dilekçe üzerine yerel mahkemenin 28/09/2017 tarihli ek kararı ile istinaf masraflarının karşılanmamış olması sebebiyle kararın istinaf edilmemiş sayılmasına karar verildiği, anılan kararın kısıtlı vekiline tebliğ edildiği ancak kısıtlı vekili tarafından anılan karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığı ve bu sebeple Mahkemenin 04/07/2017 tarih, 2017/34 Esas, 2017/87 Karar sayılı kararının 07/11/2017 tarihi itibariyle kesinleştirildiği anlaşılmıştır.

Bu defa kısıtlı K2 tarafından 22.01.2018 tarihli dilekçe ile Silifke Devlet Hastanesinden alınan 22.01.2018 tarihli psikiyatri uzmanı tarafından tanzim edilen raporda aktif psikopatoloji saptanmadığı yönündeki rapora istinaden kısıtlılığın kaldırılması talep edilmiş, yerel mahkemenin 25.01.2018 tarih ve 2017/34 Esas, 2017/87 Karar sayılı ek kararı ile talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı kısıtlı tarafından hakkında tanzim edilen fiil ehliyetinin tam olduğuna dair dikkate alınmadan kısıtlılığın devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, dosyada çelişki varsa giderilmesinin gerektiğinden bahisle yerel mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiş, karardan sonra Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan, aralarında psikiyatrı ve nöroloji uzmanının da olduğu, kısıtlının sağlam olduğuna dair 05/03/2018 tarihli heyet raporu sureti dosyaya eklenmiştir.

Vesayet hususu kamu düzenine ilişkin olup Türk Medeni Kanunun 3. kısmında düzenlenmiş olup, TMK’nın 404-409 maddelerinin vesayeti gerektiren haller ve bilirkişi raporu hususları düzenlenmiş olup, TMK’nın 405. maddesinde akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile vesayet altına alınma hükmü mevcuttur.

Kısıtlı K2 hakkında da TMK’nın 405. maddesine göre vesayet kararı verilmiştir. TMK 470 ve devamı maddelerinde ise vesayeti gerektiren halleri sona erdiren hükümler bulunmaktadır. 472/1. maddesinde vesayetin yetkili vesayet makamının kararı ile sona ereceği ikinci fıkrada ise vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine, vesayet makamının vesayetin sona ermesine karar vereceği aynı maddenin 3. fıkrasında kısıtlı ve ilgililerden her birinin vesayetin kaldırılması talebinde bulunabileceği TMK’nın 474 . maddesinde ise akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olacağının resmi sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi halinde karar verilebileceği hükümleri mevcuttur.

Kısıtlı istinaf dilekçesinde vesayetin devamı yönünde kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiş ve Silifke Devlet Hastanesinden alınan 22.01.2018 tarihli psikiyatri uzmanı tarafından tanzim aktif psikopatoloji saptanmadığı yönündeki rapor ile Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan kısıtlının sağlam olduğuna dair heyet raporunu ibraz etmiştir.

Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince kısıtlı hakkında düzenlenen 03/03/2017 tarih 3649 sayılı Sağlık Kurulu Raporuyla kısıtlı hakkında hezeyanlı bozukluk tanısıyla, “Vesayet altına alınması uygundur. Medeni haklarını kullanamaz. Başkalarının bakımına muhtaçtır. Mahkemece dinlenmesinde fayda yoktur. 2 yıl sonra kontrolü uygundur.” tıbbi kanaatine yer verildiği bunun üzerine yerel mahkemenin 04/07/2017 tarih, 2017/34 Esas, 2017/87 Karar sayılı kararıyla kısıtlılık halinin devamına karar verilmesi nedeniyle, alanında uzman hekimlerden oluşan, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince düzenlenen heyet raporunda hastalığın teşhis edilerek, vesayetin devamı gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.

Hezeyanlı bozukluk veya eski kullanımıyla paranoya sistemli ve değişmez niteliktekinon-bizar hezeyanlarla karakterize bir psikiyatrik tablodur. Klinik görünüm DSM-IV’ e göre hezeyanlı bozukluk tanısı konabilmesi için hezeyanların en az bir ay süreyle devam etmesi şarttır. Hezeyanlar non-bizar, sistemli ve değişmez niteliktedir. İç görü her zaman bozuktur. Genellikle bir tane veya birbirleri ilişkili bir seri hezeyan vardır. Hezeyan ile ilişkili alanlar dışında genellikle fonksiyonellikte belirgin bir bozulma görülmez. Mizaç genellikle hezeyan ile uyumludur. Örneğin grandiyöz tipte hezeyanı olanlarda mizaç öforik, perseküsyon tipinde aşırı şüphecidir. Bazen dışardan ekzantrik, garip bir görüntü çizseler de hekim olmayanlar tarafından anlaşılmaları güçtür. Hayatlarının odağında hezeyanları yer alır. Sürekli iddialarını destekleyen delillerin peşindedirler. Çevresindekileri hezeyanlarına inandırabilirler. İç görü olmadığı için ne tedavi ararlar ne de kendilerine yapılan tedavi telkinlerini kabul ederler. Öz bakımları gayet yerinde, aşırı dikkatli, genellikle mesafeli tiplerdir. Hezeyanları yüzünden başkalarına zarar verme ihtimalleri yüksektir. Zaman zaman depresyona girebilirler. Hezeyanları için yardım aramasalar da depresyon nedeniyle hekime başvurabilirler. Bu nedenle orta yaşın üzerindeki her depresyonda hezeyanlı bozukluk mutlaka sorgulanmalıdır. DSM-IV’ e göre içgörüsü yetersiz obsesif kompulsif bozukuluğu ve vücut dismorfik bozukluğunu hezeyanlı bozukluktan ayırmanın güçlüğüne işaret eder. Bu yüzden iki tanının hezeyanlı bozuklukla birlikte konmasına izin verir
.” İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri, TÜRKİYE’DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR Sempozyum Dizisi No:62 •Mart 2008 S:111-116 Prof. Dr. B. Mert Savrun. Görüldüğü gibi, hezeyanlı bozukluk hastalığı olağan muayene ile teşhis edilemeyen, uzman psikiyatri hekimlerce değerlendirilmesi ve tanısı konabilen bir hastalıktır.

Silifke Devlet Hastanesinden alınan 22.01.2018 tarihli psikiyatri uzmanı tarafından tanzim aktif psikopatoloji saptanmadığı yönündeki rapor ile Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan kısıtlının sağlam olduğuna dair 05/03/2018 tarihli heyet raporu birlikte değerlendirildiğinde, vesayetin devamına dair dayanak yapılan Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince kısıtlı hakkında düzenlenen 03/03/2017 tarih 3649 sayılı Sağlık Kurulu Raporu arasında çelişki olduğu anlaşılmaktadır. Her üç rapor da resmi sağlık kuruluşu tarafından tanzim edilmiştir.

Vesayet, şahsın hukukunu doğrudan ilgilendiren ve titizlikle değerlendirilmesi gereken bir husustur. Dolayısıyla, kısıtlıya ait tüm tıbbi teşhis ve tedavi evraklarının celbedilip, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna sevkinin sağlanarak, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmek suretiyle, kısıtlının kısıtlılığının devamını gerektirir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı olup olmadığı yönünde rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.

Bu nedenle kısıtlının istinaf talebi yerinde olduğundan yerel mahkeme kararının HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ilişkinaşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

1-Kısıtlı K2’nun istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Aydıncık (Mersin) Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 25/01/2018 tarih ve 2017/34 Esas 2018/87 sayılı ek kararının
Esası İncelenmeden
KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, gerekçede bahsedilen eksiklikler giderilerek, deliller toplanarak davanın yeniden görülüp, yeni bir karar verilmesi için mahkemesine
İADESİNE,

3-Vesayet davalarında harç alınamayacağından Kısıtlı K2’dan alınan toplam 134,00 TL istinaf harcının, talep halinde kısıtlıya
İADESİNE,

4-
Kararın tebliği, harç iadesi vb. hususların 6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 30/04/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!