Adana BAM, 4. HD., E. 2022/3542 K. 2023/900 T. 16.10.2023

İlgili maddeler: TMK Madde 640, TMK Madde 734

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : HATAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 20/06/2022

DAVACILAR :

1-
K1
– -N1
:

2-
K2
– -N2

VEKİLİ :

Av.
K3

DAVALI : K4- -N4

VEKİLLERİ :

Av.
K5
Av.
K6

DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Önalım Hakkından Kaynaklanan)

Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20/06/2022 tarih ve 2019/222 Esas 2022/272
Karar sayılı dosyasında verilen karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:

Davacı K2 vekili dava dilekçesinde:
“Müvekkilim Hatay İli Defne İlçesi A4 Mahallesinde kain 205 nolu taşınmazda müşterek maliktir. Aynı parselde 2125/6912 oranda müşterek malik olan dava dışı K7 bu payını,30/05/2019 tarihli ve 6462 Yevmiye sayılı resmi senet ile 75.000,00 TL bedel karşılığında Davalı K4’a satmıştır. Davalı K4 alım işlemi nedeni 1.125,00 TL tapu harcı ödemiştir. Müvekkilim dava konusu taşınmazda elbirliği halinde malik olup, davalının ödediği satış bedeli ile tapu harcını ödeyerek önalım hakkını kullanmak istemektedir. Müvekkilim mahkemenizce verilen süre içerisinde satış bedeli ile tapu harcını ödemeye hazırdır. Dava açılmasından sonra taşınmazın el değiştirmesinin önlenmesi bakımından taşınmaz kaydına ihtiyati tedbir konulmasını, sonrasında ise davamızın kabulüne ve Hatay İli Defne İlçesi A4 Mahallesi 205 nolu parselde davalı K4’ın 30/05/2019 tarih ve 6462 Yevmiye sayılı işlem ile aldığı 2125/6912 oranındaki payının iptaline ve 135-322-598 08 kimlik numaralı müvekkilim K2 adına tesciline, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygı ile dilerim.” demiştir.

Birleşen Hatay 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/140 esas sayılı dava dosyasında davacı
K1 dava dilekçesinde:
“Hatay ili Defne ilçesi, A4 Mah. 205 nolu parselde hissedar olduğunu, davalının taşınmazın diğer hissedarı olan K7’dan 29/05/2019 tarihinde pay satın aldığını, yapılan bu satışa şufa hakkı sahibi olarak muvafakatinin olmadığını belirterek davalının almış olduğu payın kendi adına tescil edilmesini” talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde: ”

Dava konusu Hatay Defne A4 Mah. 205 Parsel nolu ana taşınmaz toplam 5144 m2 alana sahiptir. Davalı davacının ana taşınmazdaki toplam hissesi 501 m2 dir. Bu gayri menkulde fiili taksim mevcuttur. Tüm hissedarlar fiili taksime uygun olarak ana taşınmazı kullanmaktadırlar. Ana taşınmazda davacının toplam hissesi 501 m2 dir. Davacı bu m2 sini kendisine düşen payına ev ve ahır yaptırmıştır, çevrelemiştir. Davacı fiili taksime uygun olarak onlarca yıldır gayrı menkulü kullanmaktadır. Bu durum yapılacak keşif ile tespit edilecektir. Ana taşınmazda olan diğer hissedarlar da benzer şekilde fiili taksime uygun olarak dava konusu taşınmazdaki paylarını kimisi ev olarak kimisi de arsa olarak kullanmaktadırlar. Onlarca yıldır (belki de yüz yıldır) fiili taksime uygun olarak kullanılan ana taşınmazda ki hissedarlar kendi fiili olarak kullandıkları alanları satmışlardır. Müvekkilimin hisse satın almış olduğu K7 ana taşınmazda mirasçı olmayıp yine bu taşınmazı daha önce fiili taksim gereği hissesini kullanan başka bir kişilerden satın almıştır. Bunun gibi başka hissedarlarda kendi paylarını satmışlardır. Bu durum Davacı tarafça bilinmektedir. Müvekkilimin satın almış olduğu hisse de tarla olarak kullanılmakla sınırları bellidir. Davacı kötü niyetle iş bu davayı açmıştır. Davacı Ana taşınmazın fiili taksime uygun olarak kullanıldığını yine dava konusu hisse kendisine teklif edilmesine rağmen satın almaya veya fiili taksime uygun bir şekilde taşınmazı ifraz etmeye yanaşmamıştır. Davacı Kötü niyetli davranarak tapudaki satış bedeli üzerinden dava konusu hisseleri satın almak peşindedir . Davacı her yönü ile kötü niyetlidir . Kanun kötü niyeti hiçbir zaman korumaz . Dava konusu 2125/6912 hisse toplam 1581 m2 alana karşılık gelmektedir. Müvekkilim bu hisseyi toplam 356.000,00 TL bedelle satın almıştır. Müvekkilim ödemeyi aşağıda belirtilen şekilde yapmıştır. K9 adına kayıtlı olan daire 200.000,00 TL, biri 50.000 biri 51.000 Tl olan borçlusu K9 dinçman olduğu iki adet çek ve 55.000 TL nakit ödeyerek satın almıştır. Tapu devri yapılırken Müvekkilim 30/05/2019 tarihinde A5 Mah. 19/1351 arsa payı 8 nolu bağımsız bölüm sayılı daireyi K7 aynı gün devretmiş, iki adet çek toplam 101.000 Tl bedelli satıcıya teslim etmiş ayrıca 55.000 TL nakit bedeli elden teslim etmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi dava konusus hissenin bedeli olarak, 200.000 Tl değerinde ki A5 Mah. 19/1351 arsa payı 8 nolu bağımsız bölüm sayılı daire, 101.000 TL toplam meblağlı iki çek ve 55.000 Tl nakit olmak üzere toplam 356.000 Tl ödenmiştir. Tapuda satış açıkça görüleceği üzere trampa, çek ve nakit ile bedel tamamlanması yapılmıştır. Ancak tapuda trampa yapılmamasının ve satış bedelinin düşük gösterilmesinin nedeni tapu harç ve masraflarının daha az ödenmesinden ibarettir. Ayrıca ödenecek gayrı menkul emlak vergisinin daha az ödenmesidir. Sayın mahkeme tarafından bedel yönünden keşif yapıldığı zaman dava konusu hissenin gerçek bedeli ortaya çıkacaktır. Davacı Kötü niyetli davranarak tapudaki satış bedeli üzerinden dava konusu hisseleri satın almak peşindedir. Davacı her yönü ile kötü niyetlidir. Kanun kötü niyeti hiçbir zaman korumaz. Açıklanan gerekçeler nedeni ile açılmış olan haksız, hukuki dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmesini istemek zorunluluğu doğmuştur. yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetle açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep Ederim” demiştir.

Birleşen Hatay 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/140 esas sayılı dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde: ” dava konusu taşınmazda fiili taksimin mevcut olduğunu, davacının da hissesine tekabül eden kısma ev ve ahır yaptırdığını, diğer hissedarların da fiili taksime uygun şekilde taşınmazı kullandıklarını, uzun yıllardır bu şekilde kullanıldığını, K7’nun ana taşınmazda mirasçı olmayıp bu taşınmazı daha önce fiili taksim gereği kullanan başka kişilerden satın aldığını, bunun gibi başka hissadarların da kendi paylarını sattıklarını, bu durumun davacı tarafça bilindiğini, müvekkilinin satın almış olduğu hissenin de tarla olarak kullanıldığını ve sınırının belli olduğunu, davacının kötü niyetle bu davayı açtığını, dava konusu hissenin bedeli olarak müvekkilinin 200.000 TL değerindeki A5 Mah. 19/1351 arsa payı 8 nolu bağımsız bölüm sayılı daire, 101.000 TL meblağlı iki çek ve 55.000 TL nakit olmak üzere toplam 356.000 TL şeklinde ödendiğini, ancak tapu harç ve masraflarının düşük çıkması için tapuda değerinin düşük gösterildiğini, dava konusu taşınmazın ön alım hakkı talebiyle Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/222 Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını, işbu dava ile aralarında hukuki bağlantı bulunması sebebiyle dosyaların birleştirilmesini ve davanın reddine karar verilmesini” talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

Yerel Mahkeme yaptığı yargılama neticesinde;

1-Davacının davasının KABULÜ ile,

2-Hatay ili Defne İlçesi A4 mahallesi 205 parsel sayılı taşınmaz üzerinde K7 tarafından gerçekleştirilen 29.05.2019 tarihli pay devrinin iptali ile ilgili hissenin asıl dava davacısı K2 ve birleşen dosya davacısı K1 adına eşit oranda haklarını tapuya kayıt ve tesciline,

3-Şufa bedelinin 76.125,00 TL olarak tespitine (Her bir davacı yönünden 38.062,5‬0-TL), tespit edilen bedelin kesinleşmesi halinde davalı tarafa ödenmesine,

4-Taraflarca fazla depo edilen miktarın kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin ve talep olması durumunda davacılara paylar oranında iadesine,” dair hüküm tesis etmiştir.

Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1-
Dava konusu Hatay Defne A4 Mah. 205 Parsel nolu ana taşınmaz toplam 5144 m2 alana sahiptir. Davalı davacının ana taşınmazdaki toplam hissesi 501 m2 dir. Bu gayri menkulde fiili taksim mevcuttur. Onlarca yıldır (belki de yüz yıldır) fiili taksime uygun olarak kullanılan ana taşınmazda ki hissedarlar kendi fiili olarak kullandıkları alanları satmışlardır. Müvekkilimin hisse satın almış olduğu K7 ana taşınmazda mirasçı olmayıp yine bu taşınmazı daha önce fiili taksim gereği hissesini kullanan başka bir kişilerden satın almıştır. Bunun gibi başka hissedarlarda kendi paylarını satmışlardır. Bu durum Davacılar tarafından bilinmektedir. Müvekkilimin satın almış olduğu hisse de tarla olarak kullanılmakla sınırları bellidir. Keşif esnasında dinlenen tanığımız K7, 9. Celsede dinlenen tanığımız K8, 9. Celsede dinlenen tanığımız K9 beyanlarından da görüleceği üzere ana taşınmaz üzerinde fiili taksim mevcuttur. Sayın mahkemece aldırılan 27.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda
”… Taşınmaz halihazırda mevcut ham yol ile ikiye bölünmüş durumdadır.” şeklindeki tespit iddialarımızın haklılığını ortaya koymaktadır. Zira taşınmaz mevcut ham yol ile bölünmüş yani fiili olarak bir taksim mevcuttur. Yerel mahkemece bu hususlar gözetilmeden karar verilmiş olup, işbu sebeple kararın kaldırılması gerekmektedir.

2-
Davacılar kötü niyetli olarak tapu da düşük gösterilen bedel üzerinden dava konusu hisseyi satın almak istemektedir. tmk md 2 gereği bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

3-
Dava konusu 2125/6912 hisse toplam 1581 m2 alana karşılık gelmektedir. Müvekkilim bu hisseyi toplam 356.000,00 TL bedelle satın almıştır. Müvekkilim ödemeyi aşağıda belirtilen şekilde yapmıştır. K9 adına kayıtlı olan daire 200.000,00 TL, biri 50.000 biri 51.000 TL olan borçlusu K9 dinçman olduğu iki adet çek ve 55.000 TL nakit ödeyerek satın almıştır. Tapu devri yapılırken Müvekkilim 30/05/2019 tarihinde A5 Mah. 19/1351 arsa payı 8 nolu bağımsız bölüm sayılı daireyi ;K7’NA aynı gün devretmiş, iki adet çek toplam 101.000 TL bedelli satıcıya teslim etmiş ayrıca 55.000 TL nakit bedeli elden teslim etmiştir. Keşif esnasında dinlenen tanığımız K7 beyanlarında

….ben K9 ile tanıştım kendisi bana taşınmazı satın almak için teklifte bulundu biz de mozaik kolejinin yan tarafında bulunan iki artı bir dairenin bana verilmesi ve 55.000,00-TL nakit 51.000-TL ve 50.000-TL bedelli iki çek karşılığında taşınmazımı K9’ın kardeşi olan K4’a devretmeyi kabul ettim ve tapuda devir işlemini gerçekleştirdik…”9. Celsede dinlenen tanığımız K8 beyanında
”… yaptığımız araştırma sonrasında taşınmazın malikinin
K7 olduğunu öğrendik, taraflar arasındaki anlaşma gereğince
K4 kendisine verilecek 1 daire ve 50.000,00 TL’yi karşı tarafa verecekti, hatta o dönemde
K4
‘ın parası yetmediği ve elinde de hali hazırda çek bulunmadığı için abisinden borç şeklinde bir çek daha yazdırdığını biliyorum,.., …

K4 kendisine ait parselin satışı için 240.000,00 TL’ye anlaştılar,
K9
‘ın devredeceği daire 190.000,00 TL sayıldı ve üstüne 50.000,00 TL nakit ya da çek anlaşıldı,
K4
‘ın davaya konu satın aldığı parsel için ise 350.000,00 TL civarı bir rakam olduğunu hatırlıyorum…”

9. Celsede dinlenen tanığımız K9 beyanında
”…davaya konu parsel için daire (200.000,00 TL değer biçildi) 50.000,00 TL ve 51.000,00 TL çek ile 55.000,00 TL nakit para karşılığında anlaşmaya varıldı…”
Şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Tanık beyanlarından da görüleceği üzere tapuda yapılan satış trampa, çek ve nakit ile bedel tamamlanması ile yapılmıştır. Antakya Tapu Müdürlüğü’nden getirtilen A6 Mah. 3029 Ada 10 Parsel 8 nolu bağımsız bölüme ilişkin resmi senet kayıtları incelendiğinde dava konusu hissenin devredildiği gün K9’ın K7’na daireyi trampa yolu ile devrettiği tarafımızca ispat edilmiştir. Tapuda trampa yapılmamasının ve satış bedelinin düşük gösterilmesinin nedeni tapu harç ve masraflarının daha az ödenmesinden ibarettir. Ayrıca ödenecek gayrı menkul emlak vergisinin daha az ödenmesidir. Sayın mahkemece yapılan keşif ve akabinde düzenlenen bilirkişi raporunda da görüleceği üzere dava konusu hissenin satış bedeli tespit edilmiş ve bu bedel iddialarımızın haklılığını ortaya koymuştur. Ancak yerel mahkemece ispat etmiş olduğumuz bu hususlar dikkate alınmadığı gibi gerekçeli kararda bu konuya ilişkin herhangi bir değerlendirme de yapılmamıştır. Yerel mahkemece verilen karar bu yönüyle de hatalı olup istinaf etmek gereği hasıl olmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Tapu İptali ve Tescil (Önalım Hakkından Kaynaklanan ) davasıdır.

Dava konusu taşınmazın Hatay ili, Defne ilçesi, A4 mahallesi 205 parsel sayılı taşınmazda 30/05/2019 tarihinde davalı tarafından hisse alındığı, bu sebeple önalım hakkını kullanması amacıyla davacılar tarafından eldeki tapu iptali tescil davasının açıldığı, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı tarafından istinaf edildiği görülmüştür.

Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;

Önalım hakkı; paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda payın 3. kişiye satılması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın 3. kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.

Türk Medeni Kanunun 734. maddesi uyarınca önalım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilmeden önce satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini hakim tarafından belirlenen süre içinde hakimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür.

Önalım davasına konu olan payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilerek her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yerin ve bu yere tekabül eden payın bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarih ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemecede kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için, taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşlar tarafından fiilen kullanılan bölümleri olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edilmektedir.

Mahkemece verilmiş olan karar usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Şöyle ki;
1
-Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 tarihli ve 3/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Davaya muvafakat, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca murisin terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı sona ereceğinden davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir. Somut olaya gelince; dosya içerisindeki tapu kayıtlarına göre davacının taşınmaza verasette iştirak halinde elbirliği ile malik olduğu dolayısıyla davacının dayandığı payın elbirliği mülkiyetine tabi olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere, diğer mirasçıların davaya muvafakatlerinin sağlanması, bunun mümkün olmaması halinde terekeye temsilci atanması için davacı tarafa uygun süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

2-
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 13/09/2022 tarih ve 2021/8412 esas, 2022/5118 karar sayılı emsal kararında da açıkça belirtildiği üzere; ”

Dava konusu paya yönelik önalım davasının açıldığı tarih ile önalım bedelinin depo edildiği tarih arasında uzunca bir zamanın geçtiği; bu süre göz önüne alındığında, önalım bedelini zamanında depo etmeyerek kullanması nedeniyle davacının amacı dışında zenginleştirildiği, nemalandırılmayan satış tarihindeki miktarın depo edilmesi nedeniyle enflasyon oranında veya faiz getirisinden mahrum kalınması oranında davalıların da fakirleştiği, bir tarafın diğer taraf zararına azımsanamayacak derecede oransız bir çıkar sağladığı, bu durumun 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olacağı açıktır.

Mahkemelerce; ön inceleme tarihi itibariyle resmi senetteki bedelin, satış masraflarıyla birlikte, vadeli bir mevduat hesabında depo edilmesine karar verilerek yargılama sürecinin uzaması nedeniyle önalım bedelinde meydana gelecek değer kaybının önüne geçilmesi sağlanmış olacaktır.

Bu kapsamda mahkemeler, dava açıldıktan sonraki makul bir süre içinde önalım bedelinin, vadeli bir mevduat hesabına yatırılmasını sağlayarak yargı sürecinin hızlı işlememesinin taraflar üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri asgari seviyeye indirgeyerek mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüğü gerçekleştirmiş olacaklardır.

Davacı önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuş, davalı vekili ise; taşınmazın daha yüksek bedel ile satın aldığını beyan etmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; önalım bedelinin davacı tarafından dava açılırken hazır edilmesi ve mahkemece ön inceleme duruşmasında bedelin vadeli hesapta nemalandırılmak üzere depo edilmesi hususunda karar verilmesi gerekirken;…… Bahse konu tarihten çok sonra söz konusu bedel mahkeme veznesine depo edilmiştir. Ancak önalım bedelinin depo edildiği tarih ile dava tarihi arasında olması gereken makul süre geçmiş, önalım bedeli davalıların kusuru olmaksızın değer kaybına uğramış, satış bedelinin değerinde meydana gelen azalmanın önüne geçilememiş ve taraflar arasında gözetilmesi gereken menfaatler dengesi davalılar yönünden zarar görmüştür.

Mahkemece yapılması gereken; konusunda uzman bilirkişiden denetime elverişli şekilde rapor alınarak, resmi senette yazılı satış bedeli ile tapu masrafı toplamının ön inceleme duruşmasında yatırılması gerektiğinden bu tarihten mahkeme veznesine yatırıldığı tarihe kadar nemalandırılması halinde getireceği nemasının da ön alım bedeline ilave edilmesi ve bankada depo edilmiş olan ön alım bedellerinin tamamının nemalandırılmasına karar vermek gerekecektir.

Tüm bu sebeplerle, davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülerek kararın HMK’nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM/: Gerekçesi Açıklandığı Üzere;

1-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun
KABULÜ ile HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20/06/2022 tarih ve 2019/222 Esas 2022/272 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,

2-
Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine
İADESİNE,

3-
Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının talebi halinde kendisine iadesine,

4-
Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin yeniden yargılama yapacak ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,

5-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair; dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliğiyle HMK 362/1-a maddesi gereği kesin olmak üzere karar verildi. 16/10/2023

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!