Adana BAM, 3. HD., E. 2019/2071 K. 2020/1102 T. 14.9.2020

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 49, TBK Madde 58
İlgili madde: TMK Madde 24

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

MERSİN 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

13/09/2019

NUMARASI :

2018/114 Esas, 2019/296Karar

DAVACI :

K1

N1 A1

VEKİLLERİ:

Av. K2 –
Av. K3 –

DAVALI :

K4
-N2 A2

VEKİLİ:

Av. K5 – A3

DAVA :

Haksız Şikayet Nedeniyle Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ :

14/09/2020
GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH :

15/09/2020
Mersin 9.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13/09/2019 tarih ve 2018/114 Esas, 2019/296 Kararsayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının kendisi hakkında Mersin CBS’ye vermiş olduğu 03/01/2017 tarihli dilekçe ile şikayette bulunduğunu, davalının şikayetinde yaklaşık iki yıl boyunca FETÖ/PDY örgütü tarafından özel hayatının izlendiği, hakkında çekilen gizli görüntülerin FETÖ/PDY örgütüne mensup polisler aracılığıyla sızdırıldığı ve bu eylemler ile şahsı arasında bağlantı olduğu iddialarını ileri sürdüğünü, ancak davalının ileri sürdüğü tape ve gizli görüntülerin ne olduğunun davalı tarafından açıklanmadığını, davalının savcılığa verdiği söz konusu şikayet dilekçesine dayalı olarak şahsı aleyhine Mersin CBS’nin 24/01/2017 tarihli iddianamesi ile “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek, Özel Hayata İlişkin Görüntü ve Sesleri İfşa Etmek” suçlamalarıyla Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/158 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davalının iddialarının kendisi tarafından gerçekleştirildiği yönünde herhangi bir delil olmadığı gibi davalının gizli ve özel hayata ilişkin çekildiği ve sızdırıldığı iddia edilen herhangi bir görüntüye de rastlanmadığını, davalının tüm bu gerçek dışı ve iftira niteliğindeki iddiaları ve asılsız şikayetleri nedeniyle manevi varlığının ve mesleki itibarının zedelendiğini ileri sürerek; 250.000 TL manevi tazminatın davalının şikayet tarihi olan 03/01/2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/21 esas sayılı dosyasında “FETÖ/PDY Terör Örgütüne Üye Olmak Suçundan” yapılan yargılamada cezalandırılması yoluna gidildiğini, söz konusu dosyanın iddianamesinde bahsi geçen örgütün usulsüz dinleme/teknik izleme yaptığının elde edilen özel hayata ilişkin görüntü ve dinlemelerin örgüt tarafından servis edildiğinin belirtildiğini, Cumhuriyet Savcılığının bu iddialar üzerine Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/158 esas sayılı dosyasındaki davayı açtığını, dolayısıyla müvekkilinin kolluk ve Cumhuriyet Savcılığının araştımaları ve bulguları üzerine yapmış olduğu şikayetlerde davacı aleyhine iftira ve suç uydurma niteliğinde herhangi bir eyleminin söz konusu olmadığını ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece, şikayet, hakkın kullanılması niteliğinde olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; yerel mahkemenin gerekçesinde dayandığı kolluk ve savcılık tarafından yapılan tespitlerin uydurulmuş soyut laf olduğunu ve burada hiçbir tespit, delil, emare olmadığını, kötü niyetle hareket eden polisler ve savcı ortada tek bir emare olmadığı ve gerçekte böyle bir olay da yaşanmadığı halde, sırf davalıyı fetö mağduru gibi göstermek için resmen uydurma beyanda bulunduklarını, davalı K4 hiç bir delili, dayanağı veya emaresi olmayan, olmamış, yaşanmamış ve tamamen uydurulmuş, kurgulanmış bir senaryo üzerinden hakkımda şikayette bulunduğunu, davalının ortada her hangi bir görüntü/kayıt olmadan ve bu kaydın olmadığını bile bile ve göre göre ortada olmayan görüntü veya kaydın ifşasının da olmadığını bile bile ve göre göre şikayette bulunduğunu, bunun tam olarak bilinçli ve kötü niyetli bir şikayet olduğunu, yerel mahkemece gerçeğin açığa çıkması ve olayların aydınlanması hususunda davadaki iddiaları kapsamında dinletmek istedikleri tanığın dinlemediğini, mahkemenin toplanması gereken talep ettikleri delilleri toplamadığını, celp edilip incelenmesini istedikleri dosyaları celp etmediklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 50, ve 58. ve TMK 24. maddeleri kapsamında, iftira eylemi iddiasına bağlı haksız fiil nitelğinde manevi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı vekili istinaf etmiştir.

Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “
Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir
” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.

Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasa’nın “
Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği
” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmış, 25. maddesinde kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı, TBK’nın 58. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.

Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Somut olayda; davalının 03/01/2017 tarihli dilekçe ile davalı ve dava dışı K6 hakkında Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/21 esas sayılı dosyasına sunulması ve ek iddianame düzenlenmesi talebi ile “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek, Özel Hayata İlişkin Görüntü ve Sesleri İfşa Etmek” suçlamasıyla şikayette bulunduğu, şikayet dilekçesinin 3. Sayfasında; “.
..Mersin ilinde
K7 olarak bilinen ailenin avukatlığını yapan aynı zamanda damatları olan Avukat
K4 isimli şahsı ve K7 ailesini istihbarat taktik ve metodları ile takip edip Av.
K1 isimli şahsa aktardığı,
K1 isimli şahsın da Av.
K6 isimli şahıs aracılığı ile Av.
K4 isimli şahsın gidip geldiği eve gizli kamera yerleştirerek Av.
K4 isimli şahsın çıplak seks görüntülerini çektirdiği, bu görüntüleri/kayıtları Av.
K6
‘tan alan Av.
K1
‘ın
K8 isimli şahsa,
K8 isimli şahsın da
K9 isimli şahsa verdiği…
” davalının söz konusu şikayetinin dayanağının Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/21 esas sayılı dosyasının 02/12/2016 tarih, 2016-32752/1440/1531 esas ve iddianame nolu 87. ve 88. sayfasındaki ifadeler olduğu, soruşturma sonucunda savcılık tarafından 24/01/2017 tarihinde iddianame düzenlendiği ve Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/158 E sayılı dosyası ile dava açıldığı, mahkemece 23/05/2018 tarih ve 2018/450 sayılı kararla sanıkların atılı suçu işlediklerine dair şüpheden uzak delil bulunmadığından CMK’nın 223/2.e maddesi gereğince beraatlerinekarar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.

Tüm dosya birlikte incelendiğinde davalının şikayet dilekçesindeki iddialarının yargılamalarda ortaya çıkan durumlardan (iddianamedeki ifadelerden) kaynaklandığı, dolayısıyla da davalının şikayetinin haklı nedenlere dayandığı, tamamiyle temelsiz olmadığı, davacı hakkında davalı tarafından yalan, iftira ve bilerek suç atma yahut suç olmayan bir iddiaya dayalı şikayette bulunma gibi bir tutum ve eylemde bulunulduğundan söz edilemeyeceği, davalının şikayetinin Anayasal şikayet hakkı sınırları kapsamında bulunduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

Yine her ne kadar davacı tanık dinlenmesini talep etmiş ise de, dosyaya celp edilen dosya ve soruşturma evrakları incelendiğinde davanın temelinin şikayet hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı olup dosya kapsamı ile bu sorunun tespiti mümkün olduğundan ve tanık dinlenmesinin dosyaya katkı sağlamayacağı kanaatine varılmıştır. Dosya arasına Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/158 E sayılı dosyası, Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/21 E sayılı dosyası, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/370 ve 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 E dosya örnekleri de dosya arasına alınmıştır. Esasen davaya dayanak dosya Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/158 E sayılı dosyası ve Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/21 E sayılı dosyası olup bu dosyaların örnekleri dosyada mevcut olmakla davacının delillerin toplanmadığına yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir.

HMK’nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

Açıklanan neden ve içtihatlar doğrultusunda, ilk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalının şikayetinin Anayasal şikayet hakkı sınırları kapsamında bulunmasına göre, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 44,40 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 10,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-
Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

5-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY’A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.14/09/2020
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!