İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA :
Tazminat (Manevi Tazminat)
Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23/05/2019 tarih ve 2018/96 Esas ve 2019/233 Kararsayılı kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı K1’ın K2 vekili olarak, Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017 / 57 E sayılı davasında K3 aleyhine ve 2017 / 80 E sayılı davasında K2 vekili olarak K5 aleyhine, Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017 / 38 E sayılı davasında K4 aleyhine
“ Davaya bakan hakimin, fetönün etkisinde kalarak karar verdiği” gerekçesiyle yargılamanın iadesi talep ettiğini, kendisinin bu davalarda K3, K4 ve K5 vekili olarak katıldığını, yerel mahkeme, yapılan yargılama sonunda haksız ve yersiz olarak açılan her üç davanın reddine dair karar verdiğini, davacı K2 ile davalı K4, K3 ve K5 arasında görülmekte olan bu davalarda, taraf olmadığını, duruşmalara sadece vekil sıfatıyla katıldığını, buna rağmen, davalı K1’ın Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/38 E sayılı dosyasına ayrı ayrı sunmuş olduğu 3 adet temyiz dilekçelerinde kendisini yersiz gerekçelerle suçlamış, hakaret etmiş ve davayla hukuki ilgisi bulunmayan beyanlarda bulunduğunu, yine davalının Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/57 E ve 2017 / 80 E sayılı dosyasına ibraz ettiği 02.02.2018 tarihli dilekçesinde yine aynı şekilde kendisine haksız ve yersiz gerekçelerle suçlamış, hakaret etmiş ve davayla hukuki ilgisi bulunmayan beyanlarda bulunduğunu beyan ile Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/38 E sayılı sayılı yargılamanın iadesi talepli dava dosyasına ibraz ettiği 28.12.2017- 29.12.2017 ve 02.02.2018 tarihli 3 ayrı temyiz dilekçesinde ( 3 dosyaya ibraz ettiği toplam 5 dilekçede ) davayla ilgisi bulunmamasına rağmen, bana yönelen küçük düşürücü beyanlarla kişilik haklarıma yönelen ağır saldırıları nedeniyle, davalı üzerinde caydırıcı etkisi olması bakımından 2.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına ödenmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Davanın kabulü ile, 2.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekilinin süresi içerisinde vermiş olduğu istinaf dilekçesi ile; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabule dair verilen kararın usule ve kanuna aykırı olduğunu, davalı müvekkilinin Yargıtayın onama ile kesinleşmiş kararına karşı iadeyi muhakeme yoluyla bozma talebinde bulunduğunu, bu talebin yargıtayın ilgili daire tarafından yerinde görülerek iadeyi muhakemenin kabulüne karar verildiğini, iadeyi muhakeme talebinin yüksek Yargıtaydan talep edilirken davacı vekilinin kanuna aykırı olarak Yargıtay görevlilerini etkilememesine dikkate çekmek üzere Av. K6’in hakkında verilmiş olan bir ceza kararının delil olarak sunulduğunu, bu delilin Yargıtayca kabul edildiğini, müvekkilinin Av. K6’in fiil hareketleri hakkında herhangi bir ilavesi olmadığını, Hatay 4. Asliye hukuk Mahkemesinin kararının Yargıtaya sunulmasında ne gibi manevi zarar meydana geldiğini açıklamaya muhtaç olarak kararlaştırıldığını, davacı Av. K6 manevi zarara uğramış ise delil olarak sunulan ağır ceza mahkemesinin kararındaki müşteki ve müdahillerin davacı olması gerekirken ilgili kararı Yargıtaya sunan Av. K1’a karşı kötü niyetle açtığı davanın reddinin gerektiğini, Yargı kararlarının yine yargı makamlarına sunmasının manevi zarar ve tazminat gerektirmeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Cevap dilekçesi sunulmamıştır.
UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususların manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Sosyal ve ekonomik durum araştırması, Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/80 Esas sayılı dosya sureti, vs.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49, 50 ve 58 ile TMK 24. maddeleri kapsamında, kişilik haklarına saldırı niteliğindeki eylemine bağlı manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.
Hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “
Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir
” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “
Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği
” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için kesin bir ıspata da ihtiyaç yoktur. Hak arama özgürlüğünü haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde, hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. ( Yargıtay 4. Hukuk dairesi 2018/5137 esas ve 2019/3793 karar)
Somut olayda; tüm dosya kapsamına göre tarafların fiilen avukatlık meslekini icra ettikleri, davalının Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/57 esas ve 2017/80 esas sayılı dava dosyaları ile Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/38 esas sayılı dava dosyasına ibraz ettiği 02/02/2018 tarihli dilekçelerinde davacı hakkında sarf ettiği, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/61 esas sayılı dosyasında yargılanan davacı hakkında bu ceza davasına gönderme yaparak “57 kişilik rüşvet çetesine 58. sanık olarak katıldığı
“, ”
Yargıda rüşvetten mahkum edilen avukat
K6″, “… rüşvet veren davalının yiğeni Avukat
K6 hilenin rüşvetin sonuçlarına alırken iade mahakeme talebimizin ….” yönündeki ifadeler kullanıldığı uyuşmazlık dışıdır.
Dava dilekçesinde ayrıntısı belirtilen diğer ifadelerin iadeyi muhakeme istenen dosyalardaki dava konusu ile ilgisinin bulunmadığı, her ne kadar davacının Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/61 esas ve 2015/210 karar sayılı dosyasında yargılanıp ceza almış ise de; davacının bu dosyada davalının beyan ettiği gibi rüşvet suçundan değil, yargı görevini yapanı etkileme suçundan dolayı ceza aldığı, üstelik davalının beyan ettiği gibi rüşvet suçundan ceza alsa dahi yargılamanın iadesi istenilen Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/57 esas ve 2017/80 esas ile Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/38 esas sayılı dava dosyaları ile davacının yargılandığı ceza dosyası ile aralarında, davaya konu temyiz dilekçesinde bahsi geçen ifadelerin kullanılmasını gerektirecek hukuki veya fiili bir bağlantı bulunmadığı, başka bir ifade ile savunma hakkının yani hak arama özgürlüğünü bu şekilde kullanılmasını haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığımevcut değilken, davalının beyanlarının davacının yaptığı meslek de göz önüne alındığında kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Açıklanan sebeplerle, dosya içeriği, tarafların dayandığı ve davanın niteliği gereğince toplanan deliller, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçe ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre mahkeme kararında HMK 355. maddesine göre istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemelerde ve HMK 355. maddesi gereği kamu düzenine yönelik olarak yapılan incelemelerde kararda usul ve esas yönünden yasaya herhangi bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK 352/1-b-1. maddesi gereğince, davalının tüm istinaf sebeplerinin reddi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalının vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 136,62 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 44,40-TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 92,22TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-
Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi
.
22/06/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe