İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA :
Tazminat (Kişilik Haklarına Saldırı Nedenli)
Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/05/2019 tarih ve 2018/680 Esas, 2019/216 Kararsayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların anne ve oğul tarafından 08/07/2016 tarihli C. Savcılığına vermiş oldukları suç duyurusu dilekçesi ile şikayetçi olduklarını, davacı hakkında Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/633 Esas sayılı dosyası ile tehdit suçundan dava açıldığını, davacı hakkında açılan davadan beraatine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacının hiçbir görüşmesinin ve irtibatının bulunmadığı davalılar tarafından davacının sahip olduğu sosyal ve ekonomik durumun kıskanılması nedeniyle davacının itibarının zedelenmesi ve onlara gözdağı verilmesi için soyut bir iddia ile haksız ve hukuksuz olarak olmayan bir tehdit suçundan suç duyurusunda bulunduklarını, şikayet hakkının kasten ve bilerek yapıldığını bildirerek davanın kabulüne 10.000,00.-TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faizi ile kabulüne karar verilmesi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesi ile haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece davalıların şikayetini haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa var olduğunun kabulü gerektiği kanaatine varılmakla koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı asil
K1 süresi içerisinde verdiği istinaf dilekçesinde; kendisinin annesi ile birlikte göz altına alındığını, yakın ve uzak tüm çevresinin bu durumu öğrendiğini, söz konusu suçu işlemediğinin ceza yargılaması sırasında ortaya çıktığını, delil yetersizliğinden beraat ettiğini, mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, delillerin eksik ve hatalı olarak değerlendirildiğini, ilk derece mahkemesinin BAM kararına uymuş ise de gizli şekilde direndiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde; somut olayda müvekkillerinin bizzat maruz kaldıkları bir olayı şikayet konusu yaptıklarını, tanık olarak dinlenen K2’nın şikayet konusu olayları doğruladığını, davaya konu olayın özellikleri, gelişim biçimi göz önüne alındığında şikayet hakkının kullanılması bakımından yeterli emarenin bulunduğunu belirterek davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR:
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususların davalıların davacıyı şikayetinin manevi tazminatı gerektirip gerektirmediği, şikayet hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/663 Esas sayılı dosyası, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmaları, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/45134 Soruşturma 2016/16788 Esas ve 2016/13576 iddianame numaralı iddianamesi
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarının zedelenmesinden dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili davalıların haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini iddia ederek manevi tazminata hükmedilmesini istemiş, davalılar ise davaya konu şikayetin haksız olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasanın 36. Maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle Yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Nitleliği ” başlığını taşıyan 12.maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka 17.maddesinde de, herkesin yaşama maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. TMK’nın 24.maddesinde kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, TBK’nın 58.maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; Hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alınması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığını kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasını uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olayda;
Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/633 Esas 2017/270 Karar sayılı kararının incelenmesinde, katılanın K4 ve K5 olduğu, sanığın K1 ve K3 olduğu, suçun tehdit olduğu, 24/03/2017 tarihli karar ile sanıkların atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyete yeterli somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanıkların beraati karar verilmiş, verilen kararın istinaf edilmediğinden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar Mahkemece verilen red kararının haksız olduğunu, davalıların şikayet hakkını kötüye kullandıkları ve şikayet hakkının kötüye kullanılması nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini belirterek kararı istinaf etmiş ise de, tanık beyanları, davalıların şikayetini haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıfta olsa var olduğu dikkate alındığında mahkemece koşulları oluşmayan manevi tazminat davasının reddine karar verilmesinde herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/05/2019 tarih ve 2018/680 Esas, 2019/216 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı asil K1 tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 44,40 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 10,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-
Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy çokluğu ile karar verildi.15/06/2020
MUHALEFET ŞERHİ
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından her ne kadar manevi tazminatın koşulları oluşmadığından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de;
Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarının zedelenmesinden dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili davalıların haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini iddia ederek manevi tazminata hükmedilmesini istemiş, davalılar ise davaya konu şikayetin haksız olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekili, süresi içinde yukarıda yazılı sebeplerle istinaf isteminde bulunmuştur.
Somut olayda;
Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/633 Esas 2017/270 Karar sayılı kararının incelenmesinde, katılanın K4 ve K5 olduğu, sanığın K1 ve K3 olduğu, suçun tehdit olduğu, 24/03/2017 tarihli karar ile sanıkların atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyete yeterli somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanıkların beraati karar verilmiş, verilen kararın istinaf edilmediğinden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ise de, şikayet hakkının kullanıldığından söz edilebilmesi için ilk derece mahkemesinin gerekçesinde belirtildiği gibi şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığının kabulü gerekmektedir. Dosyamız davacısının yargılanmış olduğu Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/633 Esas 2017/270 Karar sayılı dosyası ve söz konusu dosyaya konu Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/45134 Soruşturma numaralı dosyası incelendiğinde dosyamız davalılarının dosyamız davacısı hakkında davacının ve annesinin kendilerini ölüm ile tehdit ettiğinden bahisle şikayetçi olmuşlardır. Şikayet dilekçesi içeriğinde dosyamız davacısının K6’un evine gidip K4’in davacının annesi ile ilişkisi olduğu, eşinin parası aldığı, bu paraya iş yeri ve araba satın aldığı, iş yerinde adamları tarafından takip ettirdiğini ve kendilerini öldürteceği şeklinde şikayette bulunmuşlardır. Aynı şekilde 30/06/2016 tarihinde A1’taki iş yeri olan standa gelerek oradaki insanları rahatsız ettiklerini, iftiralar attıklarını, kendilerini dövüp hastanelik ettiklerini, akıllanmazsak öldüreceklerini söylediklerini, bu nedenle çok korktuklarını, yine K6’u cep telefonundan arayarak tehdit içerikli konuştuklarını ifade etmişlerdir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmada ismi geçen K6 tanık sıfatı ile dinlenilmiştir. Dinlenen tanık K6 dosyamız davalısı K4’in kız kardeşi, K5’ın teyzesi olup davalı K1 ise tanığın dayısının oğludur. Bu tanık Cumhuriyet başsavcılığına vermiş olduğu ifadesinde dosyamız davacısı ile uzun süredir görüşmediğini, adresini nereden bulduğunu bilmediğini, ancak davacı ve annesinin kendisinin evine gelerek davacının annesi K3’in “K4 Hanım kocam ile beraber, benim kocamın parasını yiyor. 80.000,00 TL paramızı yedi.” dediğini, davacı K1’in ise “Ben K5’ı öldürürüm. Dövdürürüm. Ben mafyayım. Git ona söyle.” diyerek evinden ayrıldıklarını, akabinde 04/07/2016 günü kendisine ait N1 nolu telefonundan bilmediği bir numaranın kendisini aradığını, sesinden arayan kişinin K1 olduğunu tanıdığını, K1’in kendisine ” Hala K5 çalışıyor mu? Ben K5’ı dövdürürüm. Öldürürüm. Vurdururum. Ben mafyayım. K5’ı öldürüp annesinin önüne atacağım. ” dediğini ve kendisinin hemen telefonu kapattığını ifade etmiştir.
Davalı K4’in kardeşi olan tanığın, bu şekildeki ifadelerine rağmen Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilgililerin telefon kayıtlarının celp edilmediği, iş yerinde bulanan ifadede adı geçen tarafsız kamu tanıkların dinlenmediği, tarafsız tanık araştırılmadığı, buna rağmen bu tanığın beyanı ile dosyamız davacısı hakkında ceza davası açıldığı anlaşılmıştır. Tanık K6 ise mahkemedeki ifadesinde davacının tehdit sözlerini duymadığını, sadece davalı K4’in kocası ile ilişkisi olduğu şeklinde sözler söylendiğini, başkada bir tehdit hakaret sözü duymadığını ifade etmiştir.
Tanığın beyanındaki bu çelişki üzerine mahkemece çelişki giderilmeye çalışılmış, ancak tanığın ceza mahkemesindeki beyanı esas alınarak davacımız hakkında beraat kararı verilmiştir. Tüm bu tespitlere göre dosyamız davacısı hakkında tehdit suçundan kaynaklı olarak taraflar ile akrabalığı bulunan tanık K6’nin beyanı dışında somut hiçbir delil olmaksızın davalıların suç duyurusunda bulundukları, davalıların tehdit iddiasına ilişkin herhangi başka bir delil sunmadıkları, tanık gösteremedikleri anlaşılmış olmakla davalıların hak arama özgürlüğü kapsamında olan şikayet hakkının kullanıldığından söz edilemez. Bu nedenle dosyamız davalıları hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği halde hatalı değerlendirme ile davanın tümden reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun duruşma yapılmadan bu yönüyle kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan Dairemizin sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe