İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA :
Tazminat (Maddi-Manevi Tazminat)
Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 31/01/2019 tarih ve 2018/99 Esas, 2019/49 Kararsayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalının evli olduğu K1’le 1997 yılında fiilen ayrıldığını, 2002 yılında müvekkili K2’le imam nikahıyla evlendiklerini, tarafların görücü usulü ile tanışıp evlendiklerini, imam nikahının tarafların ikamet ettikleri A1 köyünde davalının abisinin evinde kıyıldığını, nikahtan bu yana tarafların, dava dilekçesinde belirtilen konutta ikamet ettiklerini, 2002 yılında müvekkili ile resmi nikah vaadiyle imam nikahı kıydıran davalının, aradan geçen 16 yıllık süre boyunca müvekkille resmi nikahlanmadığı gibi müvekkiline ağır hakaret ve kötü davrandığını, evlenme vaadiyle müvekkiline imam nikahıyla birlikte olan davalının, aradan geçen 16 yıl boyunca müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin davalının aşağılayıcı ve rencide edici tutum ve davranışlarına maruz kaldığını, davalının bu davranışları ev içerisinde çalışanların, çocukların, müvekkilinin ailesinin yanında yaptığını, anlatılan nedenlerle davanın kabulü gerektiğini beyan ederek, 100,00 TL maddi tazminatın, 1.000.000,0 TL manevi tazminatın dava tarihi itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Müvekkili ile davacının yaklaşık 16 yıldan bu yana imman nikahlı olarak birlikte yaşadıklarını, birlikte yaşamaya başladıkları günden bu yana da müvekkilinin K1 ile resmi nikahlı olarak evli bulunduklarını, davacının bu resmi nikahtan haberdar olduğunu, bu durumu bilerek, kabul ederek ve de isteyerek kendisinden 25 yaş büyük müvekkili ile ilişki kurduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacının birlikteliğin başladığı tarihte 40 yaşında olup reşit durumda olduğunu, yaşı ve hayat tecrübesi gereği giriştiği ilişkinin şartlarını kavrayacak durumda olduğunu, resmi nikahlı bir şeklide evli olan davalının bu evliliğinin ölene kadar devam edeceğinin kendisine bildirilmesine rağmen davacının resmi nikah vaadinde bulunduğu iddiasının tamamen asılsız ve mesnetsiz olduğunu, 40 yaşında fiil ehliyetine haiz bir kişinin, bu kadar uzun süre evlenme vaadiyle kandırıldığını iddia edebilmesinin, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının maddi anlamda hiçbir şeyden mahrum kalmadığını, üstelik müvekkilinin davacının emekli olabilmesi için Bağ Kur Sigortasını yaptırdığını, Ekim 2010 döneminden bu yana primlerini ödediğini, müvekkilinin davacının tehditlerinden kurtulmak ve biraz huzura kavuşmak için Yumurtalık İlçesinde bulunan 200.000,00 TL değerindeki yazlık evin mülkiyetini davacıya devrettiğini, davacının önceki evliliğinden olan oğlu K3’na da her türlü maddi ve manevi desteği sunduğunu, oğlunun eğitim masraflarını karşıladığını, davacının müvekkili tarafından kendisine sağlanan tüm maddi imkanlara rağmen, fahiş oranda bir tazminat talep etmesinin tek gerekçesinin de bu beklentisini gerçekleştirmek istemesi ve ” ne koparırsan kar” mantığı ile hareket ettiğini, hiçbir hukuki gerekçesi olmayan bunun da ötesinde, akla, mantığa ve vicdana sığmayan, tamamen soyut ve mesnetsiz iddialarla, müvekkilinden haksız kazanç elte etmeye yönelik bu davanın reddedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, d avanın kısmen kabulüne,
30.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat istemi ile fazlaya dair manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada müvekkilinin maddi zararına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı gibi bu hususta delillerin de toplanmadığını, manevi tazminat yönünden de verilen kararın hatalı olduğunu, hükmedilen miktarın müvekkilinin kişilik haklarına yapılan saldırının nitleiği ve yoğunluğu dikkate alındığında hakkaniyete aykırı olduğunu, hükmedilen miktarın tarafların sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında oldukça düşük bir miktar olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı vekili; davacının ve yanlı beyanlarda bulunan tanıklarının yargılama süresince beyan ettiği, müvekkili tarafından kendisine hakaretler ettiği yönündeki iddiaların tamamen asılsız ve gerçek dışı olduğunu, davacının bu şekilde haksız ithamlarda bulunarak haksız davasında haklı konumuna gelmeye çalıştığını ve müvekkilini kusurlu gösterme çabasında olduğunu,müvekkiline karşı her türlü hakareti, tehdidi ve küçük düşürücü eylemleri gerçekleştiren davacının müvekkilinden 30.000,00 TL manevi tazminat almasının usul ve kamu vicdanına aykırı olduğunu, gerekçeli kararda tazminat miktarının belirlenmesinde davalının ekonomik durumunun göz önünde bulundurulmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı cevap vermemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hususların hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olup olmadığı, reddolunan maddi tazminat kararının yerinde olup olmadığı hususları olduğu anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Tanık beyanları, Ceyhan Tapu Müdürlüğü yazı cevabı, Akbank yazı cevabı, Gelir İdaresi Başkanlığı yazı cevabı, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yazı cevabı, Ceyhan Belediye Başkanlığı yazı cevabı, İlçe Emniyet Müdürlüğü yazı cevabı, Göksun Tapu Müdürlüğü yazı cevabı, Kadirli Tapu Müdürlüğü yazı cevabı, Yumurtalık Tapu Müdürlüğü yazı cevabı, Seyhan Tapu Müdürlüğü yazı cevabı, Ceyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü yazı cevabı, Ceyhan İlçe Jandarma Komutanlığı yazı cevabı, Kırıkkale 6. Noterliği yazı cevabı, Yumurtalık Cumhuriyet Başsavcılığı yazı cevabı, Yumurtalık Asliye Ceza Mahkemesi yazı cevabı, Göksu Cumhuriyet Başsavcılığı yazı cevabı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kişilik haklarına saldırı nedenli maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup kararı davacı vekili tarafından maddi tazminat talebinin kabulünün gerektiği ve manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ve davalı vekili ise davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf etmiştir.
Maddi tazminat yönünden yapılan incelemede;
Davacı vekili her ne kadar maddi tazminat yönünden delillerinin toplanmadığını belirtmiş ise de davacı dava dilekçesinde ve aşamalarda maddi zararının hangi sebepten kaynaklardığını belirtmediği gibi, delil listesinde tanık, sosyal ekonomik durum araştırması, taşınmaz kayıt bilgileri, bilirkişi ve keşif deliline dayanmıştır. Davacının bildirdiği deliller toplanmıştır. Davacı maddi zararının hangi sebepten kaynaklandığını açıklayıp ispat etmediğinden ve tüm deliller toplandığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Manevi tazminat yönünden yapılan incelemede ;
Davacının resmi nikah yapılmaması nedeniyle manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamından, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, davacının davalının önceki eşi ile resmi nikahlı olduğunu bildiği ve bu durumu bilerek birlikte yaşamayı kabul ettiği anlaşılmaktadır. Resmen evli olan ve henüz boşanmamış olan bir kişi ile bilerek düğün yapıp gayrı resmi birlikteliğe rıza gösteren reşit kişi bunun sonuçlarına katlanmalıdır. Davacı, davalı ile birlikte olduğunu ileri sürdüğü dönemde reşit ve mümeyyizdir. Evlilik dışı cinsel birlikteliğin sonuçlarının ne olabileceği davacı tarafından gözetilmesi gereken bir durumdur. Davacı, davalının başkası ile evli olduğunu bildiği halde kendisiyle birlikte olmayı kabul etmiştir. Gerçekleşen sonuç, davacı tarafından öngörülen sonuçtur. Bu tür bir yaşam tarzı, davacının kişisel tercihidir. Buna rağmen evlilik vaadi ile kandırıldığı iddiası ile manevi tazminat isteminde bulunamaz. Bu nedenle, bu nedene dayalı manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi yerindedir. (Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2012/5971 E – 2013/5135 K; 2015/13890 E — 2016/4530 K sayılı kararı vb kararları)
Kişilik haklarına saldırı nedenli manevi tazminat yönünden yapılan incelemede;
Dava konusu uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan davacının manevi tazminat istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca; kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkını verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda, davalı ile davacının 16 yıldır imam nikahlı olarak evli oldukları, daha sonra aralarının bozulduğu, bu sebeple davalının
“gerizekalı, manyak, seni sokaktan aldım
” gibi, ayrıca davalının davacıya davacıya ait yazlıktaki eşyaları davacının gizlice götürmesi üzerine, davalının
“Yazlıktaki eşyaları niye götürüyorsun, onları orospuluk yaptında mı aldın” diyerek hakaret ettiği anlaşılmıştır. Bu sebeple tarafların kusur durumu ile ekonomik ve sosyal durumu, olayın gelişimi ve oluşu ile yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı fazladır.Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda belirtilen hususlar kapsamında, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayların gelişimi dikkate alındığında, verilen hükmür sair yönlerden usul ve yasaya uygun olduğu ancak davalı için hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğu kanaatine varılmış, Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi dikkate alınarak tazminatın bir miktar indirilmesi gerektiği kanaatine varılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, istinaf kanun yolu başvurusunun duruşma yapılmadan bu yönüyle kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABUL – KISMEN REDDİ ile,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere
Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin
31/01/2019 tarih ve 2018/99
Esas
,
2019/49
Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA
,
3-Davanın
KISMEN KABULÜ ile,
5
.000,00TL manevi tazminatın
14.03.2018 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının maddi tazminat istemi ile fazlaya dair manevi tazminat istemlerinin reddine,
5-Davacı tarafça yatırılan 17.079,21 TL karar ve ilam harcından, alınması gerekli 341,55 TL’nin mahsubu ile bakiye kalan fazla yatan 16.737,66 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından harcaması yapılan 112,00 TL tebligat masrafı, 30,90 TL müzekkere masrafı, 212,00 TL talimat ücreti olmak üzere toplam 354,90 TL yargılama giderinin davanın kabul-ret oranına göre hesap edilen 58,95 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından harcaması yapılan 56,00 TL yargılama giderinin davanın kabul-ret oranına göre hesap edilen 46,70 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT’nin 10. maddesi uyarınca tespit edilen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Reddedilen manevi tazminat yönünden, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT’nin 10. Maddesi uyarınca tespit edilen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Reddedilen maddi tazminat yönünden, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca tespit edilen 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-HMK’nın333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;
12-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 44,40 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 10,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
13-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
14
–
İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
15-Davalı vekili tarafından yatırılan 34,50 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
16-Davacı vekili tarafından yatırılan masrafın üzerinde bırakılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY’A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.10/03/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe