İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU : İcra Takibine İtiraz (Borca İtiraz)
Tarsus İcra Hukuk Mahkemesi’nin 17/01/2019 tarih ve 2018/244 Esas 2019/22 Karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davacılar K1 ve K2 Vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
DAVA:Davacılar
K3 ve K2
Vekili dava dilekçesinde özetle;
Tarsus İcra Müdürlüğü’nün 2018/15199 Esas sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü takibin öncelikle zamanaşımı yönünden iptali gerektiğini, müvekkillerinin 2000 yılından önceki bir tarihte davalıdan alışveriş yaptıklarını, karşılığında da bu senedi boş olarak imzalayıp verdiklerini, borçlarını ödemelerine rağmen davalı tarafın senedi kendilerine iade etmediğini, senedin verilmesinden 20 yıl sonra davalının senette boşta kalan kısımlara tanzim tarihine 01/01/2017, vade tarihine 01/01/2018 yazarak senedi doldurduğunu, imzalar incelendiğinde bu imzaların solmuş, neredeyse kaybolmaya yakın bir durumda olduğunun görüldüğünü, bonolardaki damga vergisinin ortadan kaldırıldığını, 2003 yılından sonra düzenlenen senetlerde pul yapıştırılmayacağının gayet açık bir şekilde kanun hükmü ile belirlendiğini buna rağmen 01/01/2017 tanzim tarihli senede pul yapıştırıldığını, senetteki pulun 1990 yıllarında kullanılan ve tedavülden kaldırılan bir pul olduğunu, müvekkilinin 01/01/2017 tarihinde senedi imzalamasının mümkün olmadığını, çünkü o tarihte cezaevinde bulunduğunu, 01/02/2003 tarihinde cezaevine giren müvekkili K2’in 01/01/2017 tarihinde cezaevinden çıkarak söz konusu senedi imzalamasının mümkün olmadığını, ayrıca bir suçtan dolayı 5 yıl ve üzeri ceza alan bir şahsın hukiki işlem yapma yeteneğinin kanunca kısıtlandığını beyan ederek, takibin iptali ile borca itiraz davalarının kabulüne, müvekkillerinin mağduriyetlerinin önlenmesi için takibin durdurulmasına, kötü niyetle takip başlatıldığından davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının görüş günlerinde senedi imzalayıp vermiş olabileceğini, bu hususun gözardı edilmemesini talep ettiklerini, imzanın davacı asile ait olduğunu, müvekkili K4’nin vefat ettiğini, mirasçılarının da vekili olduğunu , karşı tarafın ödemeye ilişkin olarak HMK gereğince ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, senede karşı senetle ispat kuralı olduğunu, karşı tarafın borcun varlığını kabul ettiğini, ancak ödediğini ispat edemediğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Mahkemece, senet üzerindeki imzanın keşide tarihi olan 01/01/2017 tarihinde atıldığının kabulü gerekeceğinden bonolara uygulanması gereken 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, o tarihte de davacının cezaevinde olması yahut senet üzerinde 1990 tarihli pul olmasının senedin geçerliliğine herhangi bir etkisinin olmayacağı, vade tarihi olan 01/01/2018 tarihinin aksi yazılı bir delille ispatlanamadığından keşide tarihinden sonraki bir tarih olduğu, takibe konu senedin zorunlu unsurlarının tam olduğu ve kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, ayrıca davacı vekili tarafından açıkça imzaya itiraz edilmediği aksine, dava dilekçesinde senedin alacaklıya boş olarak imzalanıp verildiğinin belirtildiği, davacı tarafın borca itiraz olgusunu kanıtlayamadığı belirtilerek, borca itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar K3 ve K2 Vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararını istinaf edeceklerini, bu süre içerisinde süre tutum dilekçesini ibraz ettiklerini beyan etmiştir.
GEREKÇE:
Alacaklı vekili tarafından bir adet bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte, borçlular vekili senedin 2000 yılından önceki bir alış veriş nedeniyle boş olarak imzalanıp verildiğini, ödeme yapılmasına rağmen senedin iade edilmediğini ,boşta kalan tanzim tarihinin sonradan 01.01.2017 olarak doldurulduğunu, bononun zamanaşımına uğradığını, imzaların soluk olduğunu , davalı tarafın doldurduğu diğer yazıların ise okunaklı olduğunu bu kısımların yeni bir tarihte yazıldığının açık olduğunu, senette pul yapıştırılı olduğunu, oysa 2003 yılından sonra ve tanzim tarihi olarak yazılan 01.01.2017 tarihinde pul yapıştırılma zorunluluğunun olmadığını, pulun 1990’lı yıllarda kullanılan sonradan tedavülden kalkan bir pul olduğunu , bunun da zamanaşımının gerçekleştiğini gösterdiğini, borçlu K2’in kısıtlı olduğunu 01.02.2003 tarihinde cezaevine girdiğini tahliye tarihinin 01.12.2025 olduğunu, 01.01.2017 tarihinde cezaevinden çıkarak senedi imzalamasının mümkün olmadığını, kısıtlının tüm işlemlerini vasinin yapacağını ,senette vasi tarafından borçlandırma olmadığını, belirterek takibin iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi üzerine borçlular vekili tarafından süre tutum dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuş olup gerekçeli karar tebliğine rağmen gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmamıştır. a-) Borçlu K2 hakkında verilen hüküm bakımından yapılan incelemede;
Hukuki işlemlerde tarafların fiil ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup, bu hususun mahkemece re’sen dikkate alınması zorunlu olduğu gibi, taraflarca anılan hususa ilişkin yapılacak şikayette süreye tabi değildir.
6102 sayılı TTK.nun 1-(1). maddesine uyarınca ; “Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır.” TTK.nun 670. maddesine göre ise; “Sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir.” TMK.’nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; 10. maddeye göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.
16. maddeye göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.
Somut olayda; borçlu K2’in Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 12.11.2004 tarih ve 2004/364 E. 2004/982 K. sayılı kararı ile TMK.nun 407. maddesi uyarınca kısıtlandığı, aynı mahkemenin 28.03.2013 tarih ve 2013/57 E. 2013/348 K. sayılı ilamı ile vasi değişikliği yapıldığı, Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin Dairemize gönderdiği 10.06.2020 tarih ve 2013/57 E. sayılı müzekkereye göre vesayet kararının 01.01.2017 (bononun tanzim tarihi) tarihi de dahil olmak üzere halen devam ettiği,
Bolu F Tipi YGKCİK Müd.nün 24.10.2018 tarih ve 2018/8742 sayılı yazısı ekindeki müddetnameye göre K2’in cezaevine giriş tarihinin 01.02.2003, şartla tahliye tarihinin 01.12.2025 olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda , bononun tanzim tarihinde borçlu K2 kısıtlı olduğundan ,TTK.nun 1 ve 670. maddesi, TMK.nun 14. ve 16. maddesi gereğince kambiyo senedi düzenleyemeyeceğinden ve avalist olamayacağından anılan borçlu hakkındaki takibin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi isabetsizdir. Bu nedenlerle istinaf sebebi bildirilmediğinden , borçlu K2 hakkındaki istinaf başvurusunun reddine, fiil ehliyetinin kamu düzenine ilişkin olduğu gözönüne alınarak HMK.nun 355/1, 353/1-b-2 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, borçlu K2 hakkındaki şikayetin kabulü ile söz konusu borçlu hakkındaki takibin iptaline karar vermek gerekmiştir. b-) Borçlu K1 hakkında verilen hüküm bakımından yapılan incelemede,
Borçlu vekilinin süre tutum dilekçesiyle istinaf başvurusunda bulunduğu , gerekçeli karar 23.02.2019 tarihinde kendisine tebliğ edilmesine rağmen gerekçeli istinaf dilekçesi sunmadığı, süre tutum dilekçesinde istinaf sebebi bildirmediği, anlaşılmıştır.
HMK’nun 355. maddesindeki; “inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir” şeklindeki düzenleme karşısında somut olayda istinaf başvuru sebepleri gösterilmediğinden, borçlu K1 hakkında verilen kararda kamu düzenine aykırı bir hususta tespit edilmediğinden borçlu K1 bakımından istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM; gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacılar (borçlular) vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,
2- Tarsus İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/244 Esas, 2019/22 Karar sayılı kararının HMK.nun 355/1, 353-1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, a-Davacı(borçlu) K1’in davasının REDDİNE, b-Davacı (borçlu) K2’in şikayetinin KABULÜNE, Tarsus İcra Müdürlüğü’nün 2018/15199 E. sayılı dosyası ile borçlu K2 hakkında yapılan takibin İPTALİNE,
İlk derece yargılaması açısından; c- Alınması gereken 54,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90 TL nin mahsubu ile bakiye 18,50 TL harcın davacı K1’den alınarak hazineye GELİR KAYDINA, d- Davacı K1 tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı K1 üzerinde BIRAKILMASINA, e-Davacı K2 ve davalılar tarafından ilk derecedeki yargılama safhasında masraf yapılmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f- Davacı K2 kendisini vekili ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ne göre belirlenen 1.130,00 TL vekalet ücretinin alacaklı mirasçısı davalılardan alınarak davacı K2’e VERİLMESİNE, g- Alacaklı mirasçısı davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ne göre belirlenen 1.130,00TL vekalet ücretinin davacı K1’den alınarak alacaklı mirasçısı davalılara VERİLMESİNE,
İstinaf yargılaması açısından;
3- Alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL’nin mahsubu ile bakiye 10,00 TL harcın davacı K1’den alınarak hazineye GELİR KAYDINA,
4-Davacı K1 tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı K1 üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kararın yerel mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda İİK’nun 364.maddesi gereğince miktar itibariyle
KESİN olmak olmak üzere 16/06/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe