Adana BAM, 10. HD., E. 2019/2436 K. 2020/1747 T. 25.11.2020

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 367, TBK Madde 374

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU : İstihkak (Taşınır Mal Haczinden Kaynaklanan)

Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/655 Esas 2018/115 Karar sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna davacı 3. Kişi, davalı borçlu ve davalı alacaklı tarafından başvurulması üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisinde bulunan tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Adana 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/11570 sayılı dosyası ile başlatılan takipte yapılan haciz işlemine karşı ileri sürdükleri istihkak iddiasına davalı alacaklının itiraz etmesi üzerine Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/595 Esas sayılı dosyası ile takibin iptali istemi ile açtıkları davada mahkemece 2016/595 Esas, 2016/524 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiğini, bu nedenle iş bu davayı açma zaruretinin doğduğunu, dosya borçlusu K1’ın yeğeni olan alacaklı lehine bono düzenlemek suretiyle muvazaalı olarak kendisini borçlandırdığını, Adana 6. Noterliğinin 20/02/2013 tarih, 04979 yevmiye numaralı sözleşmesi ile istihkak iddiasına konu Adana ili, Yüreğir ilçesi, 2. Bölge A1 Köyü, 5 Pafta, 10 Ada, 70 parselde kayıtlı gayrimenkul üzerinde bulunan borçlu K1’ın hak ve hisselerini davacının kiraladığını, kira sözleşmesinin devam ettiğinin borçlu K1’a Adana 4. Noterliğinin 01/03/2016 tarih ve03829 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile bildirildiğini, borçlu K1’ın kira sözleşmesinin feshini içerir ihtarnamesinin TMK 2 Madde hükmü gereği iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacının haciz yapılan bahçede kiracı ve zilyet konumunda olduğunu, haczi yapılan ürünlerin davacıya ait olduğunu, borçlunun senelerdir yurtdışında yaşadığı ve hiçbir zaman çiftçilik ile uğraşmadığını, hacze konu meyvelerin davacı tarafından feri zilyet sıfatı ile yetiştirildiğini, davacının bu bahçeleri yetiştirirken F1 A.Ş.den 1010482096 sözleşme hesap numaralı elektrik aboneliğini kullandığını, davanın kabulünü, kötü niyetli ve muvazaalı olarak haciz yapan davalıların dava değerinin %15’inden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı borçlu cevap dilekçesinde özetle;

Davacı K2 tarafından açılan davanın haksız olduğunu, haczedilen meyvelerin bulunduğu gayrimenkulde kendisinin 50 dekar payının bulunduğunu, kendisinin Almanyada yaşaması sebebi ile devlet tarafından verilen ÇKS ve destekleme işlemlerini takip edemediğinden kardeşi olan davacıya formaliteden kira sözleşmesi yaparak gayrimenkulü 2013 yılından başlayarak 20/02/2016 tarihine kadara kiraya vermiş olarak gözüktüğünü, daha sonra kira sözleşmesini sonlandırdığını, davacının bu gayrimenkul ve üzerindeki ağaç ve meyvelerde hiçbir hakkı bulunmadığını, kendisinin K3’e borcunun olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.

Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde özetle;

Haciz yapılan gayrimenkulün 50.000 m2’sinin davalı borçluya ait olduğunu, haciz işleminin 50.000 m2’lik alandaki ağaçların meyvelerine yapıldığını, taşınmazın üzerindeki ağaçların ve meyvelerin taşınmazın mülkiyetine tabi olduğunu, davacının iddiasının doğru olmadığını, davacı ile borçlu arasındaki kira sözleşmesinin 20/02/2016 tarihinde takip taleplerinden önceki bir tarihte sona erdiğini, davalı borçlunun müvekkiline ait olan borcunu ödememesi sebebiyle dava konusu takip dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattığını ve takibin kesinleştiğini, taşınmaz üzerindeki ağaçların ürünlerinin haczine geçildiğinde davacının istihkak iddiasında bulunmasının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle müvekkili aleyhine açılan istihkak davasının reddini, davacının haczedilen malların değerinin %20′ sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi, davanın kabulüne, Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2016/11570 E sayılı dosyasında 07/09/2016 tarihli haciz tutanağında haczedilen mandalinaların davacı 3. Kişi K2’a ait olduğunun tespitine, Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2016/11570 E sayılı dosyasında 07/09/2016 tarihli haciz tutanağında haczedilen mandalinalar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, davacı tarafın tazminat taleplerininreddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı borçlu K1 istinaf dilekçesinde özetle;

Yerel mahkeme kararının her yönü ile hukuka aykırı olduğunu, kendisinin davalı alacaklıya olan borcunun gerçek bir borç olduğunu, haciz yapılan gayrimenkulün ve üzerindeki ağaçların meyvelerinin kendisine ait olduğunu, davacı kardeşinin bu gayrimenkul üzerinde hiçbir hakkının bulunmadığını, bu gayrimenkulü kendisine daha önce kiraya verdiğini ancak 2016 yılında kira sözleşmesinin sona erdiğini, bu nedenle davacı K2 lehine verilen kararın haksız olduğunu, usul ve yasaya aykırı olan bu kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı alacaklı K3 vekili istinaf dilekçesinde özetle:

Müvekkili K3 tarafından borçlu K1 aleyhine Adana 1. İcra Dairesi 2016/11570 Esas sayılı dosyası ile toplam 360.000 TL tutarında kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığını, takibin kesinleşmesi üzerine 50 dekarı borçluya ait olan Adana ili Yüreğir İlçesi, A1 köyü, 5. Pafta, 10. Ada 70 parselde bulunan narenciye bahçesi üzerindeki ürünlerin haciz ve muhafaza işlemlerinin yapıldığını, bu aşamadan sonra 3. Kişi K2’ın haciz uygulanan ürünler üzerinde haksız olarak istihkak iddiasında bulunduğunu, bu iddiasının Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/595 Esas, 2016/524 Karar sayılı ilamı ile kabul görmediğini, bunun üzerine istihkak iddia eden üçüncü kişinin bu dosya kapsamındaki istihkak davasını açtığını ve yerel mahkemenin davayı kabul ettiğini ve kabulün usul ve yasaya aykırı olduğunu; zira borçlu ve üçüncü kişi arasında düzenlenen kira sözleşmesinin belirli süreli olduğunu, kiracı ve kiralayan arasında kira sözleşmesinin devamı konusunda herhangi bir anlaşma olmaması nedeniyle kira sözleşmesinin 2016 yılı Şubat ayında sona erdiğini, davacının halihazırda taşınmazı haksız olarak işgal ettiğini ve bu haksız işgali nedeniyle herhangi bir hakka sahip olmasının mümkün olmadığını, üçüncü kişinin zilyetliğinin tamamen hukuka aykırı olduğunu, aboneliklerin üçüncü kişi adına olma nedeninin, aboneliklerin üçüncü kişinin kiraladığı dönemde alınmış olması olduğunu, bu aboneliklerin de hiçbir şekilde üçüncü kişiye mülkiyet hakkı vermediğini, kambiyo senetlerinde soyutluk ilkesinin geçerli olduğunu, takip konusu bononun alacağı ispatladığını, borçlunun önce menkul mallarına haciz konulmasının nedeninin varsa öncelikle çekişmesiz taşınırların haczedilmesi gereğinden kaynaklandığını, derdest olan icra dosyası nedeniyle borçlu K1’ın vekilliğinin bu dosyada alınmadığını, K1 vekilliğinin başka bir dosyada söz konusu olduğunu, tüm dosya kapsamına göre mülkiyet karinesinin İİK 97/A hükmü gereğince borçlu lehine olduğunu, istihkak dayanağını üçüncü kişinin ispat edemediğini, bu nedenle haksız davanın istinaf incelemesi sonunda reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

Davacı üçüncü kişi (K2 vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacaklı K3 ile borçlu K1’ın; dayı yeğen olduklarını, dosya kapsamındaki tapu kayıtlarına göre K1 adına çok sayıda taşınmaz bulunduğunu, ancak davalının tahsilat imkanı daha kolay ve fazla olmasına rağmen borçlunun taşınmazları üzerinde haciz uygulamadığını, borçlu adına davaya konu menkul haczi dışında başkaca haciz işleminin de uygulanmadığını, ayrıca Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/412 Esas sayılı dava dosyasında borçlu K1’ın vekilinin Orhan Toklu olduğunu; buna karşın davaya konu icra takip dosyasında aynı vekilin alacaklı K3 vekili olarak borçlu K1 aleyhine takip yaptığını, bu nedenle taraflar arasındaki işlemlerin muvazaalı olduğunu, tanık anlatımlarıyla da sabit olduğu üzere K2’ın çiftçilik yaptığı, dosyaya sunulan tarımsal sulama aboneliğinin Şerafettin’e ait olduğu, Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/412 Esas sayılı meni müdahale dosyasında da söz konusu taşınmazın müvekkili Şerafettin ile kardeşi K4 tarafından kullanıldığının ikrar edildiğini, yerel mahkemenin şartları oluşmadığı gerekçesiyle % 15’ten aşağı olmamak üzere talep ettikleri kötü niyet tazminatı taleplerini kabul etmediğini, ancak müvekkilinin teminat yatırmasına neden olan borçlunun kötü niyetli olduğunu ve kötü niyet tazminatının taraflardan müştereken ve müteselsilen alınmasını talep ve dava etmiştir.

GEREKÇE:

Dava üçüncü kişinin İİK’nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

Adana 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/11570 Esas sayılı dosyasında, alacaklı K3 tarafından borçlu K1 aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığı ve 07/09/2016 tarihinde borçluya ait olduğu bildirilen A1 Mahallesi 5. Pafta 10. Parsel 70 sayılı taşınmazda bulunan narenciye ürününün istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin yokluğunda haczedildiği, istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi K2 vekilinin; müvekkilinin haciz işleminden 26/09/2016 tarihinde haberdar olduğunu belirterek, davalı borçlu ile müvekkili arasında ürün kirası sözleşmesinin bulunduğunu, ürünlerin istihkak iddia eden üçüncü kişi K2’a ait olduğunu, alacaklı ve borçlu arasındaki işlemlerin muvazaalı olduğu iddia edilerek istihkak iddiasının kabulüne karar verilmesinin talep ve dava edildiği, mahkemece davacı 3. Kişinin istihkak iddiasının kabulü ile yukarıda belirtilen icra takip dosyası ile hacizli narenciye ürünü üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesi kararına karşı davanın tüm taraflarınca istinaf talebinde bulunulması üzerine dairemizin 15.11.2018 tarih ve 2018/1274 Esas, 2018/1467 Karar sayılı ilamı ile tarafların istinaf talepleri hakkında yapılan inceleme sonunda; davalı borçlu vekili ile davalı alacaklı vekilinin istinaf talebinin esastan kabulü ile HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı 3. kişinin istihkak iddiasının reddine, davacı 3. kişinin tazminata yönelik istinaf talebinin reddine karar verildiği, dairemizin anılan kararına karşı davacı 3. Kişi tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 8. HD.nin 03.07.2019 tarih ve 2019/1516 Esas, 2019/6909 karar sayılı kararı ile davaya konu haczin gerçekleştirildiği taşınmaz üzerinde yer alan ağaçların kendisi tarafından yetiştirildiği iddiası ile dava dışı paydaş K4 tarafından açılan Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2016/424 Esas, 2018/88 Karar sayılı muhdesat tespiti dosyasında davanın kabulüne karar verildiği, anılan karara karşı borçlu tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 11.07.2018 tarihli ve 2018/242 Esas, 2018/238 Karar sayılı kararı ile; taşınmaz üzerinde yer alan ağaçların dava dışı K4 tarafından dikildiğinin sabit olduğu, ancak ağaçların dikilmesinden sonra borçlu tarafından hisse satın alındığı, satın alma işleminin taşınmaz üzerindeki muhdesat ile birlikte gerçekleştiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle borçlunun istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve yapılan UYAP sorgulamasına göre kararın henüz kesinleşmediği, bu bilgiler ışığında, muhdesat tespiti davasının sonucunun istihkak davasının sonucuna etki edecek mahiyette olduğu ve bu doğrultuda davanın sonucunun istihkak dava dosyası için bekletici mesele yapılması gerektiği gerekçeleri ile dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının bozulmasına karar verilerek dairemize gönderilmekle bozma ilamına uyularak bozma kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılmıştır.

Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2016/424 Esas, 2018/88 Karar sayılı kararına karşı borçlu tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 11.07.2018 tarihli ve 2018/242 Esas, 2018/238 Karar sayılı kararı ile; taşınmaz üzerinde yer alan ağaçların dava dışı K4 tarafından dikildiğinin sabit olduğu, ancak ağaçların dikilmesinden sonra borçlu tarafından hisse satın alındığı, satın alma işleminin taşınmaz üzerindeki muhdesat ile birlikte gerçekleştiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle borçlunun istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararının Yargıtay 8. HD.nin 29.09.2020 tarih ve 2018/13734 Esas, 2020/5502 karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.

Davalı borçlu K1’ın istinaf taleplerinin incelenmesinde:

Davacı 3. kişinin taşınmazda hiçbir hakkı bulunmadığını, 2016 yılı Şubat ayında kira sözleşmesinin sona erdiğini, taşınmazdaki meyveler üzerinde davacı 3. kişinin hiçbir hakkı bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmektedir.

Davacı üçüncü kişi istihkak iddiasına dayanak olarak noterlikçe onaylı kira sözleşmesini gösterdiği, davalı K1’ın ise kira süresinin bitimi nedeniyle sözleşmesinin yenilenmeyeceği yönünde davacı üçüncü kişiye 22/02/2016 tarihli ihtarname keşide ettiği anlaşılmaktadır.

TBK m. 367/1 fıkrası gereğince belirli süreli kira sözleşmesi sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise ürün kirası sözleşmesinin devam etmesi için tarafların örtülü olarak sözleşmeyi devam ettirme iradelerinin bulunması gerekir.

Somut olayda; kiraya veren tarafından davacı 3. kişiye 22/02/2016 tarihinde kira sözleşmesinin yenilenmeyeceği ve taşınmazın tahliyesi talebini içeren ihtarnamenin noter marifetiyle gönderildiği anlaşılmaktadır. Ürün kirasına tabi belirli süreli kira sözleşmesinin uzayabilmesi; taraflardan birinin kira sözleşmesi süresi içinde ya da dava açma süresi içinde sözleşmeyi yenilemeyeceğine ilişkin ihtarname göndermemiş olması, kiracının kiralananda oturmaya devam etmesi ve kira bedelinin de alınmış olmasına bağlıdır. (6.HD’nin, 27/10/2016 gün, 2015/10625 Esas, 2016/6209 Karar).

TBK m. 374/1 fıkrası gereğince tarımsal taşınmazın kiracısı kira sözleşmesinin sona erdiği anda henüz devşirilmemiş ürünler üzerinde bir hak ileri süremez. Bu halde aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince kiracı, ürünün yetişmesi için yapmış olduğu tarım giderlerinin hakim tarafından belirlenecek miktarını kiraya verenden tazminat olarak isteyebilir. Bu durumda isteyebileceği mahrum kaldıkları zirai ürün geliri olmayıp ancak hasılat toplamak amacıyla fesih tarihine kadar yaptıkları ziraat masraflarıdır (14.HD. 16/12/2010 gün, 2010/11672 Esas, 2010/14112 Karar)
01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu m. 374’te yer alan açık hükümlere göre yetiştirilen ürünlere ilişkin mülkiyet karinesinin kiraya veren K1 lehine olduğu anlaşılmakla davacı üçüncü kişi K2’ın istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerekirken, somut olaya uymayan 21. HD’nin 2003/8174 sayılı kararı emsal gösterilerek üçüncü kişi-kiracının yetiştirdiği ürünün maliki olacağı ve bu ürünün kiralayan tarla sahibinin borcundan dolayı haczedilemeyeceği yönünde ilk derece mahkemesi kararının yerinde olmadığı anlaşılmakla davalı borçlu vekilinin istinaf talebinin esastan kabulü ile HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı 3. Kişinin istihkak iddiasının reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı alacaklı K3 vekili istinaf başvurusunun incelenmesinde:

Borçlunun mülkiyetinde bulunan narenciye bahçesinde mülkiyet karinesinin borçlu lehine olduğu, 3. Kişinin malı ne suretle iktisap ettiğini, malı elinde bulundurması gereken hukuki ve fiili sebepleri göstermesi gerektiğini, davacı üçüncü kişinin taşınmazda haksız işgal eden durumunda olduğunu, borçlu ile aralarındaki borç ilişkisini ellerinde bulunan kambiyo senedi ile ispatladıklarını, öncelikle menkul mallarına haciz konulmasının, öncelikle çekişmesiz mallarda haciz işlemi uygulanması nedeniyle olduğunu, kendisinin; borçlunun meni müdahale davasında vekili olduğunu ve bu dosyada menfaatleri çatışan kişilerin vekilliğini üstlenmediğini belirterek istinaf incelemesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiş olup; taşınmazın borçlu K1’a ait olması ve onun tarafından belirli süreli kira sözleşmesinin yenilenmeyeceği yönünde noter ihtarnamesi keşide edilmiş olması nedeniyle sözleşmenin kendiliğinden keşide tarihinde son bulduğu, TBK m. 374/1 fıkrası gereğince tarımsal taşınmazın kiracısı kira sözleşmesinin sona erdiği anda henüz devşirilmemiş ürünler üzerinde herhangi bir hak ileri sürmesinin de mümkün olmadığı dikkate alındığında, davalılar K3 vekilininistinaf talebinin esastan kabulü ile HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı 3. Kişinin istihkak iddiasının reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı 3. kişi K2 vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde:

Dayı-yeğen olan alacaklı ve borçlunun, borçlunun başka taşınmazları da bulunmasına rağmen ürün haczi istemiş olmalarının, borçlunun teminat yatırmış olmasının, alacaklı-davalı vekilinin Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında davacı vekili olarak icra takip dosyası borçlusunun vekkilliğini üstlenmiş olmasının davalı tarafın kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ve mahkemece davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının tazminat talebinin reddine ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş ise de; TBK 367/1 fıkrası gereğince belirli süreli kira sözleşmesinde sürenin dolmasıyla sözleşme kendiliğinden sona erer. Bu halde borçlunun kira bedelini alması ve kiracının kiralananda oturmaya devam etmesi ve taraflardan birinin kira sözleşmesi süresi içinde ya da dava açma süresi içinde sözleşmeyi yenilemeyeceğine ilişkin ihtarname göndermemesi halinde kira ilişkisi devam edecektir. Ancak somut olayda davalı K1 tarafından kira sözleşmesinin bitimi nedeniyle 22/02/2016 tarihinde ihtarname keşide edilmiştir. Bu durumda, kira sözleşmesinin sona erdiği kabul edilmelidir. İİK 97/15 maddesi gereğince borçlular aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için istihkak davasının sabit olması gerekir. Somut olayda istihkak iddiası sübuta ermediğinden davacı lehine tazminata hükmedilemeyeceğinden davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Dairemizce yapılan değerlendirmeler neticesinde; HMK.nın 355.maddesine göre istinaf incelemesinin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun resen nazara alınabileceği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu dikkate alındığında, yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında kira sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren davacı üçüncü kişinin TBK 374/1 maddesi gereğince henüz devşirilmemiş ürünler üzerinde herhangi bir hakkı bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece 3. Kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerekir iken istihkak iddiasının kabulüne ilişkin mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı görülmekle davalı alacaklı ve davalı borçlunun istinaf talebinin esastan kabulü ile HMK.’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı 3. Kişinin istihkak iddiasının reddine, davacı 3. Kişinin istinaf talebinin ise esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı 3. kişi vekilinin istinaf talebinin
ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı K1 ile davalı K3 vekilinin istinaf taleplerinin
KABULÜNE,
Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 22/02/2018 gün, 2016/655 Esas 2018/115 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA,
Davacı 3. Kişinin istihkak iddiasının
REDDİNE,
Davanın reddi nedeni ile başlangıçta alınan 2.630,79 TL harçtan alınması gereken 54,40 TL harcın mahsubu ile arta kalan 2.576,39 TL’nin davacı-3.kişiye
İADESİNE,
Davacı tarafından İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde
BIRAKILMASINA,
Davalı K3 kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ne göre belirlenen 18.584,75 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı K3’e
VERİLMESİNE,

3-İstinaf başvurusu kabul edildiğinden yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıranlara
İADESİNE,

4-Davalı K1 tarafından istinaf aşamasında yatırılan 2.791,10 TL harcın davalı K1’a
İADESİNE,

5-Davalı K1 tarafından istinaf aşamasında yapılan 84,00 TL posta ve tebligat giderinden oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı K1’a
VERİLMESİNE,

6-Davalı K3 tarafından istinaf aşamasında yatırılan2.693,00 TL harcın davalı K3’e
İADESİNE,

7-Davalı K3 tarafından istinaf aşamasında yapılan 39,00 TL posta ve tebligat giderinden oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı K3’e
VERİLMESİNE,

8-Davacı-3.kişi tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davacı-3.kişi üzerinde
BIRAKILMASINA,

9-HMK 333. madde gereğince kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana
İADESİNE,

10-Kararın taraflara
TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere 25/11/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!