Adana BAM, 10. HD., E. 2017/13 K. 2017/11 T. 7.11.2017

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 88, TBK Madde 120

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI : K1

VEKİLİ : Av. K2

DAVALI : F1 A.Ş –

VEKİLLERİ : Av. K3

Av. K4
Av. K5

DAVANIN KONUSU : Şikayet (İcra Memur Muamelesi)

Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 22/09/2017 tarih, 2017/473 esas ve 2017/611 karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davalı tarafça istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

DAVACI (BORÇLU)VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;

Müvekkili hakkında kredi kartından doğan borç nedeni ile ilamsız takip başlatıldığını ve takip tarihinde kredi kartından doğan borçlara uygulanacak faiz oranının istendiğini , müvekkilinin bu orana itiraz etmediğini, ödeme emrinde faiz oranının belirtildiğini, artması halinde artacak oranın talep edileceğinin yazıldığını, faiz oranı artarsa artan oranın, azalırsa azalan oranın uygulanacağının Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, icra müdürlüğüne başvurarak değişen oranlara göre dosya hesabının yapılmasını talep ettiklerini, bu istemlerinin icra müdürlüğünce reddedildiğini, kredi kartı borcu için talep edilebilecek azami faiz oranlarının Merkez Bankası tarafından belirgin aralıklarla açıklandığını ve yürürlüğe girdiğini, bu nedenle icra müdürlüğü tarafından faiz hesaplamasının bu oranlara göre yapılması gerektiğini belirterek şikayetlerinin kabulü ile Adana 14. İcra Müdürlüğü’nün 2017/3877 esas sayılı dosyasından verilen 09/08/2017 tarihli kararın kaldırılarak faiz hesabının Merkez Bankası tarafından belirlenen oranlar üzerinden yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI (ALACAKLI)VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;

Davacı tarafın itiraz etmeyerek kesinleştirmiş olduğu ödeme emrine ,şimdi itiraz etmesinin hukuki olmadığını, davanın, mahkemenin görevi dahilinde bulunmadığını, davacı tarafın sunmuş olduğu Yargıtay kararında 5464 sayılı yasanın uygulanması gerektiği ve TBK. ‘nun uygulama alanı dışında bırakılacağı , faiz oranı artarsa artan oran azalırsa azalan oranın uygulanacağı belirtilmiş ise de, 5464 sayılı yasanın ilgili maddesine bakıldığında buna yönelik herhangi bir ibarenin yer almadığının görüleceğini, ilgili maddelerde hesap kesim tarihinden sonra asgari tutarın altında ödeme yapıldığında temerrüt faizinin uygulanacağının, ödeme asgari tutarın üzerindeyse akdi faizin uygulanacağının açıklandığını, uygulanacak faizin tutarına yönelik herhangi bir ibarenin bulunmadığını, davaya konu olayda ise davacı tarafın borcunun asgarisini dahi vaktinde ödemediğini, bu nedenle alacaklı bankanın kanuna uygun olarak temerrüt faizi üzerinden hesaplama yaptığını,davacı tarafın satışın yapılmasına iki gün kala açmış olduğu davanın icra dosyasındaki satışı uzatmaya yönelik kötü niyetli bir girişim olduğunu, TMK.nun 2. maddesinin hakkın kötüye kullanılamayacağını açıkça belirttiğini, her ne kadar kişilerin dava açma hakları mahfuz olsa da kötü niyetli olarak bu hakkın kullanılmayacağının açıklandığını, 2012 yılında başlatılmış ve hiçbir şekilde itiraz edilmemiş olan takibe 5 yıl sonra itiraz edilmesinin hukuki olmadığını, beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER
; Adana 14. İcra Dairesi’nin 2017/3877 esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; Alacaklısının (davalı) F1 Aş, borçlusunun (davacı) K1 olduğu, takibin kredi kartı borcundan kaynaklanan (örnek 7) ilamsız takip olduğu, ödeme emrinin borçluya 15/10/2012 tarihinde tebliğ edildiği, takibin itirazsız kesinleştiği ,takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde “takip tarihinden borcun tamamen tahsiline kadar yukarıda belirtilen kredi/krediler için yukarıdaki hesap tablosu/tablolarında belirtilen oran/oranlardan işleyecek temerrüt faizi/faizlerinin” istendiği, üst kısımda kat tarihine kadar işlemiş faiz ve işlemiş temerrüt faizi(%34,08 temerrüt faizi)nin istendiği, borçlu vekilinin 09/08/2017 tarihinde icra müdürlüğü’ne başvurarak takip tarihinden sonra kredi kartı takipleri için faiz oranının düştüğünü açıklayarak 5464 sayılı yasa hükümleri de dikkate alınmak suretiyle borcun yeniden hesap edilmesini talep ettiği, icra müdürlüğü’nün aynı tarihli kararı ile “takibin itiraz edilmeden kesinleştiği, takip talebinde %34,08 oranında faiz talebinde bulunulduğu, buna göre ödeme emri tanzim edildiği ve bu hali ile takibin kesinleştiği, takibin ilamsız takip olması ve itiraz edilmeden kesinleşmiş olması borçlu vekilince belirtilen oranlarda faiz uygulanması isteminin yargılamayı gerektirir nitelikte olması ve icra müdürlüğünün taleple bağlı olması nedeni ile borçlu vekilinin bu yöndeki talebinin reddine” karar verildiği, kararın borçlu vekiline tebliğ edilmediği görülmüştür.

DAVALI (ALACAKLI) VEKİLİ İSTİNAF BAŞVURU DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;

Davacı borçlunun 2012’den beri hiçbir şekilde borca itiraz etmediğini, bu borçla alakalı olarak satışa çok az bir süre kala haksız olarak faize itiraz ettiğini, duruşma yapılmaksızın kendilerine herhangi bir tebligat yapılmadan savunma hakları kısıtlanarak karar verildiğini, HMK’nın 27. Maddesine göre hukuki dinlenilme haklarının açıkça ortadan kaldırıldığını, hükmün sonucunda hangi kanuna istinaden karar verildiğinin açıklanmadığını, kabul etmemekle birlikte her ne kadar mahkemece takip dosyasında Merkez Bankası tarafından belirlenen faiz oranlarına aykırı bir şekilde hesaplama yapıldığına istinaden hüküm kurulmuşsa da Merkez Bankası tarafından belirlenen faiz oranları ile icra dosyasında hesaplanan faiz oranının ne olduğuna dair herhangi bir bilginin gerekçede bulunmadığını, , dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edilmesi gerekirken alelacele hüküm kurulduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur” düzenlemesine yer verilmiştir.

TTK’nun 8. maddesine göre; ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenebileceğinden TBK’nun 88. ve 120. maddelerinde aktî ve temerrüt faizi ile ilgili sınırlamaların ticari işler bakımından uygulanabilirliği bulunmamakta ise de, anılan hükümlerle getirilen kısıtlamaların ticari nitelik taşımayan işler bakımından uygulanması zorunludur.Çünkü TBK’nun 88 ve 120. Maddelerinin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, bu hükümlerin emredici nitelik taşıdığının kabulü gerekir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, takip talebinde istenen faiz oranının türünün belirtilmesi ya da istenen faiz oranının o tarihte uygulanan yasal veya ticari faiz oranlarından birine denk gelmesi durumunda, o cins faiz oranının istendiğinin kabulü gerekeceğinden ödeme emrine yasal sürede itiraz edilmemiş olsa dahi, faizin, istenen faiz türüne göre ve değişen oranlarda hesaplanması gerekir. Ancak, takipte talep edilen ve itiraz edilmeyerek kesinleşen işleyecek faizin türünün gösterilmemesi ve oranının yasal ya da ticari faiz oranlarından birine denk gelmemesi halinde aynı sonuca varılamaz.

Somut olayda, alacaklı tarafından 09.10.2012 tarihinde başlatılan takipte, takip sonrası için istenen faiz oranının (% 34,08) , takip tarihinde geçerli olan ticari veya yasal faiz oranına denk gelmediği görülmektedir. Bu durumda, alacaklının talebinin ticari faiz olduğu sonucuna varılamaz. Takip tarihinden itibaren işin ticari nitelikte olmadığı da dikkate alınarak, anılan Kanun’un 120. maddesinde öngörülen sınırlamalar gözetilerek faiz hesaplaması yapılması gerekir.

Öte yandan, İİK’nun 18/3. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir…” hükmü yer almaktadır. Buna göre, borçlunun icra mahkemesine başvurusu İİK’nun 16. maddesi kapsamında şikayet niteliğinde olup, aynı Yasa’nın 18/3. maddesi gereğince şikayetin incelenmesi konusunda duruşma yapılmasına gerek olup olmadığı hususu icra mahkemesinin takdirine bırakılmış ise de, işin niteliği göz önüne alındığında, icra mahkemesi, takdirini duruşma açılması yönünde kullanmalı, taraflar duruşmaya davet edilip, varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmelidir.

O halde mahkemece, öncelikle kredi kartı sözleşmesi celp edilerek ve yukarıda belirtilen kurallar göz önünde bulundurularak , HMK.nun 266/1. maddesi koşullarında , konusunda uzman ehil bir bilirkişiye dosya tevdii olunarak denetime elverişli rapor alınmak ve duruşma açılarak tarafların bilirkişi raporuna karşı beyanları tespit edilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

HÜKÜM; gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-a(6) maddesi uyarınca KABULÜ ile,

2-
Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 22/09/2017 gün, 2017/473 Esas, 2017/611 Karar sayılı kararın
KALDIRILMASINA,

3-
Dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine iadesine,

4-
İstinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına

5-
İstinaf kanun yolu giderinin ilk derece mahkemesince yeniden kurulacak esasa ilişkin hükümde gözetilmesine,

6-
HMK 333. madde gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/11/2017

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!