T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
ADANA 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILAR:
1 -K1 – N1 – A1
VEKİLİ:
Av. K2 – A2
:
2 -K3 – N2 – A3
DAVALI:
F1
ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLLERİ:
Av. K4 – A4
Av. K5 – A5
MÜTEVEFFA:
K6
– N3
DAVANIN KONUSU :
Mirasın Hükmen Reddi
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacıların miras bırakanı olan K6’nun 28/08/2018 tarihinde vefat ettiğini, ölümünden öncesinde murisi ile çok sık görüşmediklerini, ölümünden aylar sonra borcunun olduğunu öğrendiklerini belirterek murisinin terekesinin borca batık olduğunun tespit edilerek, mirasın hükmen reddi ile mirası red edildiğinin tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını süresi içerisinde açmadığını, davacının davasının ve iddialarının tamamen haksız olduğunu belirterek davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Muris K6’nun ölüm tarihi olan 28/08/2018 tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğu anlaşılmakla 4721 sayılı TMK’nın 605/2. maddesi uyarınca murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak; Davanın KABULÜ ile 28/08/2018 tarihinde vefat eden N3 T.C. Kimlik Numaralı K7 oğlu, 01/01/1959 doğumlu K6’nun ölümü tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli olduğu ve resmen de tespit edildiğinden 4721 sayılı TMK 605/2 maddesi gereğince terekesinin borca batık olduğunun ve mirasının davacılar K3 (T.C: N2 ve K1 (T.C:N1 tarafından hükmen reddedildiğinin TESPİTİNE, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme gerekçeli kararda yazılı nedenlerle davanın kabulüne karar vermiş ise de dava MK m.605 gereğince belirtilen 3 aylık hak düşürücü sürede açılmamış olduğundan davanın reddi gerektiğini, ayrıca bu davanın açılabilmesi için ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılacağını, mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılıkta bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespiti istenebileceğini, Kanun hükmü bu yöndeyken davacıların dava dilekçesi ekinde bu koşulların oluştuğuna dair herhangi bir delil ve emare sunulmadığını, taraflarınca sunulan delil ve emarelerde dikkate alınmadığını, nitekim davaya konu Adana 2. İcra Müdürlüğü 2006/5503 E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılan 837,27 TL’lik borç tutarına ilişkin icra takibinde tahsilat için 2006 yılından bu yana bir çok işlem yapıldığını, muris’in terekesinin borca batık olup olmadığının tespiti için eksik işlem yapılmış olup mirasın hükmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, iş bu sebeple ve resen nazara alınacak sebeplerle; istinaf başvurularının kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine ve davanın reddine, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün davacılar aleyhine bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesin karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, TMK. 605/2. maddesi uyarınca açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.
TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.
Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, Türk Medeni Kanununun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.
Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayı p murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.
Uygulamada gerçek red mi, hükmen red mi olduğu karıştırılan bu tür davalarda görevli mahkeme belirlenirken, terekenin borca batıklığının ileri sürülüp sürülmediği hususuna dikkat etmek gerekecektir.
Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek
, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.
Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır
(TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz.
Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür
. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)
Yine mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklıların, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılması, maktu harçtan davalı tarafın değil davacı tarafın sorumlu tutulması ve davacı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.
(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin
2017/427
2016/7818 Esas,
2017/9145
Karar sayılı ilamı)
Somut olayda; davacılar, murisleri K6’nun 28/08/2018 tarihinde vefat ettiği, 4721 sayılı TMK’nın 605/2. maddesi uyarınca murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğunun tespitine karar verilmesi talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda murisin terekesinin borca batık olduğunun tespitine,mirasının davacılar tarafından hükmen reddedildiğinin Tespitine karar verildiği, verilen kararın davalı tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de; eksik inceleme ve davanın esasını etkileyecek nitelikteki deliller yeterince araştırılmadan ve taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği, davalı F1 A.Ş.’nin alacaklı olduğu Adana 2.İcra Dairesinin 2006/5503 Es.sayılı dosyanın murisin ölüm tarihi itibariyle borcun ne kadar olduğu açıklığa kavuşturulmadığı, yine dava dışı Çukurova Vergi Dairesi, Seyhan Vergi Dairesi ve Beşocak Vergi Dairesine murisin borçlarının bulunduğu, bu kurumların davaya dahil edilmediği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca
; Mahkemece murisin terekesinde alacaklı olarak görülen Çukurova Vergi Dairesi, Seyhan Vergi Dairesi ve Beşocak Vergi Dairesi davaya dahil ettirilip taraf teşkili sağlanmalı, murisin ölüm tarihi olan 28/08/2018 tarihi itibariyle murisin vergi dairelerine borçlarının ne kadar olduğu açıkça araştırılmalı, davalı F1 A.Ş.nin alacaklı olduğu 2006/5503 Es. Sayılı dosyanın halen açık olup olmadığı ve murisin ölüm tarihi itibariyle borcunun ne kadar olduğu ilgili icra dairesinden sorulmalı, murisin ölüm tarihi itibariyle terekenin borca batık olup olmadığının tespit edilmeli, bu eksiklikler tamamlandıktan sonra esasa dair karar verilmesi gerekir.
Bu nedenlerle istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4 ve 6 bentleri uyarınca, kabul edilerek kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Adana8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 29/01/2018 tarih ve 2018/567 Esas, 2020/18 Karar sayılı kararına karşı, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-4 ve 6. bentleri uyarınca KABULÜNE,
2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-
İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılanistinaf peşin karar harçlarının talepleri halinde kendilerine iadesine,
5-
İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe