Adana BAM, 1. HD., E. 2020/657 K. 2020/1380 T. 24.12.2020

İlgili maddeler: TMK Madde 747, TMK Madde 748

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

Geçit Hakkı Kurulması
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekili, davalı K1 vekili ile dahili davalı F1 Sebze Meyve Taşımacılık Komisyonculuk Hayvancılık Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; davacının, Mersin İli, Erdemli İlçesi A1 Mah. 103 ada, 485 numaralı parsel maliki olduğunu, taşınmazına ait yolun olmadığını ileri sürerek, öncelikle 466, 470, 544 ve 472 parsel numaralı komşu parsellerden geçit hakkı tesis edilmesini, bundan daha az masraflı başkaca güzergahın olması halinde o güzergah üzerinden parsele geçit hakkı tesis edilmesini talep etmiştir.

Davalı
K1 vekili, davalı
K2 vekili ve davalı
F1
Sebze Meyve Komisyon. İth.İhr.Ltd. Şti. vekili ilk derece mahkemesine verdikleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; alternatif seçenekler arasından birinci seçeneğin uygun olduğunu gerekçe olarak belirtip davanın davalılar K2 ve K4 bakmından pasif husumet nedeniyle reddine, davalılar K3, K1, F1 Sebze meyve Taşımacılık Komisyonculuk Hayvancılık Taahhüt sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve K5 yönünden davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde
; dosyaya raporu sunan fen ehlinin krokisini mahalline tatbiki için serbest çalışan harita mühendisini götürüp tatbikini yaptırdığını, harita mühendisinin yapmış olduğu incelemede raporun fiilen kullanılan yola ait olmayıp, bir kısım parselden duvarın yıkılması ile bir kısım parselde ise bekçi kulübesinin yıkılması ve bir de elektrik direğinin kaldırılması ile uygulanabileceğini gördüğünü, krokide kulübenin olduğu yerin tam 90 derecelik olduğunu ve vasıtanın dönme imkanı bulunmadığını, mahkeme dosyasına verilen rapora bağlı krokinin mahalline uygulanma imkanı bulunmadığını, krokinin tanziminde mevcut fiili yola aykırı olarak teknik hata yapıldığını ve duvarın yıkılması, kulübenin kaldırılması gibi nedenlerle fiilen imkansız hale geldiğini ileri sürerek, kararın kaldırılıp mahallinde keşif yapılıp ehil bir harita mühendisi ile güzergah tayinine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı
K1 vekiliistinaf dilekçesinde özetle; zorunlu geçit hakkının söz konusu olması için mevcut bir zorunlu ihtiyaç halinin bulunması gerektiğini, davacı tarafın böyle bir zorunluluk halinin mevcut olmadığını, aksine geçit hakkı talebinin bir olasılık iddiasına dayandırıldığını, geçit hakkının genel bir yola ulaşmak için hiçbir yolu bulunmayan ya da geçidi yetersiz olan bir taşınmaz sahibinin, komşu taşınmaz sahibine ödeyeceği bir para karşılığında onun taşınmazından geçerek genel yola çıkan bir geçidi kullanma hakkı olduğunu, davacı tarafın bu eldeki dava ile Mersin ili, Erdemli ilçesi, A1 mahallesi, 103 ada, 485 nolu parselde geçit hakkı talebinde bulunduğunu, davacı tarafın bu yöndeki talebinin haksız ve yersiz olduğunu, geçit hakkının söz konusu olması için mevcut bir ihtiyaç halinin bulunması gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesini, dosya kapsamındaki beyanları ve delillerinin incelendiğinde böyle bir zorunluluk halinin mevcut olmadığını aksine, geçit hakkı talebinin bir olasılık iddiasına dayandırıldığını, yani; davacının gelecekte işlerini büyütebilme ihtimaline binaen mevcut yolun kendisine yetmeyeceği olasılığından hareketle bu eldeki davayı açma cihetine gittiğinin anlaşıldığını, arsa niteliğindeki bir taşınmaz hakkında geçit hakkı ile ilgili olarak zorunluluk durumunun sonradan ortaya çıkabileceğini, geçit hakkının yük altına alınacak olan taşınmazın ekonomik ve geometrik bütünlüğünü bozucu bir şekilde bölünerek kurulmaması gerektiğini, davacı tarafın henüz geçit zarureti yetersizliği mevcut olmadan geçit hakkı iddiasında bulunduğunu, müvekkiline ait arazi üzerinde geçit hakkı kurulması ihtimalinde müvekkilinin zararı ile davacının elde edeceğini iddia ettiği fayda arasında çok ciddi oransızlık bulunduğunu, yerel mahkemenin geçit hakkı tesis edilebilmesi için öncelikli dikkat edilmesi gereken bu hususu göz ardı ederek yasal mevzuata ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırı karar verdiğini, davaya konu ada ve parsel üzerinde hak sahibi bulunan müvekkili K1’ın arazi üzerinde 08.12.2015 tarihinde 10 yıllığına %100 hisse sahibi bulunduğu F2 Gıda Tarım Hay. Dan. Turiz. Tekn. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti firmasına üst hakkı tanıdığını, F2 Gıda Tarım Hay. Dan. Turiz. Tekn. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti. firmasının davaya konu parselde 04.03.2016 tarih 53/54 ve 55 nolu ruhsatlar ile toplam proje bedeli 2.600.000 TL olan toplam 124 başlık 49 sağmal inek kapasiteli süt üretim çiftliği ruhsatı aldığını, proje çalışmasının yapılmış olduğunu, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Desteklem Kurumunun 33-101-1-1-00001-03-16. başvuru numarası ile proje başvurusu yapıldığını, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Ipard 21. çağrı döneminde projenin değerlendirildiğini ve başarılı projeler arasında ilan edilerek müvekkilinin sözleşmeye davet edildiğini, tüm bunların sonucunda toplam 2.618.935,92 TL değerindeki proje için 1.860.596,09 TL hibe kazanıldığını ve bu kapsamda olmak üzere müvekkili ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu arasında sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin proje çalışması biten Mersin İli, Erdemli İlçesi, A1 Mahallesi A2 Mevkiinde bulunan 103 ada, 472 parsel sayılı taşınmaz üzerindeproje kapsamında yapılar inşa ettirdiğini ve bu dosyaya sunmuş oldukları yapı kullanma izin belgesinden de açıkça görüleceği üzere bu yapılara ilişkin yapı kullanım iznini de aldığını, davacı tarafın talep ettiği, bilirkişi heyetinin de uygun görüş bildirdiği ve yerel mahkemenin de bu yönde karar verdiği 3 metrelik alana yönelik geçit hakkı verilmesi halinde müvekkilinin taşınmazı içerisinde yapılan idari binalara yönelik 3 metrelik çekme payı kaybedileceğini, bu nedenle anılan projeye uygun olarak yapı da tamamlanmış olduğu nazara alındığında müvekkiline ait taşınmaz yönünden herhangi bir geçit hakkı verilmesinin yapılan yapılar yönünden (proje, ruhsat ve yapı kullanım izin belgesi kapsamında değerlendirildiğinde) mümkün görülmediğini, bilirkişi raporunun alternatifli güzergah belirlemesine rağmen yerel mahkemece müvekkilinin uğrayacağı zararın büyüklüğü göz ardı edilerek diğer alternatiflerin değerlendirilmediğini, müvekkilinin davacı K6 tarafından açılmış dava tarihinden çok önce söz konusu arsa üzerinde projeler ortaya konulmuş inşaat ruhsatı alındığını, söz konusu durum dikkate alındığında davacının henüz mevcut bir zararı bulunmamaktayken geçit hakkı tanınması halinde müvekkilinin çok ciddi manada ve miktarda zararlara uğrayacağını, mimari proje ve inşaat ruhsatından da anlaşılacağı üzere arazi üzerinde geçit hakkı kurulması ihtimalinde müvekkilinin zararı ile davacının elde edeceğini iddia ettiği fayda arasında çok ciddi oransızlık bulunacağının aşikar olduğunu, henüz proje planı dahi bulunmayan gelecekte gerçekleşmesi kuşkulu olan bir durumdan dolayı müvekkilinin mağduriyetinin söz konusu olacağını, davacı tarafın ikrar ettiği üzere mevcut 3 metre genişlik, zorunlu geçit hakkı için yeterli olduğunu, henüz ortaya çıkmış zorunlu bir durumun söz konusu olmadığını, yerel mahkemece müvekkili lehine hükmedilen geçit bedelinin fahiş derecede düşük olduğunu, geçit hakkı tesis edildiğinde müvekkilinin 2.618.935,92 TL değerindeki projesinin zarar göreceğinin aşikar olduğundan bu miktarın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın zorunlu geçit hakkı istemini kabul etmemekle birlikte bir an için aksini düşünecek olursak dahi müvekkiline ödenmesine karar verilen geçit bedelinin fahiş derecede düşük olduğunu, TMK 747. maddesinin “Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir” şeklinde olduğunu, kanun maddesinin açık ve net olduğunu, geçit hakkı tanınabilmesi için geçit bedelinin tam karşılığının ödenmesi gerektiğini, yerel mahkemece belirlenen geçit bedelinin oldukça düşük olmakla birlikte, belirlenen bedel üzerinden müvekkiline ayrılan payın ise fahiş derecede düşük olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılıp davanın ve geçit hakkı isteminin reddine yönelik karar verilmesini talep etmiştir.

Dahili davalı F1 Sebze Meyve Taşımacılık Komisyonculuk Hayvancılık Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde;

Mersin İli, Erdemli İlçesi A1 Mah.103 ada, 485 numaralı parsel maliki olduğunu, taşınmazına ait yolun olmadığını, öncelikle 466, 470, 544 ve 472 parsel numaralı komşu parsellerden parsele geçit hakkı tesis edilmesini, bundan daha az masraflı başkaca güzergahın olması halinde o güzergah üzerinden parsele geçit hakkı tesis edilmesini talep ve dava ettiğini, ilgili davada keşif raporundan sonra müvekkilinde davaya dahili davalı olarak eklendiğini, ancak kendilerinin davaya dahil edilmelerinden önce yokluklarında yapılan keşfe istinaden düzenlenen raporun halen mevcut durumu yansıtmadığı belirtilerek yeniden keşif yapılması ve rapor alınması talep edilmesine rağmen bu taleplerinin karşılanmaksızın dosyada hatalı (ve yanlış ölçümler içeren) ve mevcut gerçek durumu göstermeyen rapora dayanılarak davanın kabulüne karar verildiğini, keşfin müvekkilinin yokluğunda yapılmış olduğunu, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, söz konusu davanın davacı tarafından 25/05/2017 tarihinde 103 ada 466 parsel sahibi K4’un 103 ada 470 ve 544 parsel sahibi Özhan Olcoy ve 103 ada 472 parsel sahibi K1’a karşı açıldığını, müvekkili şirketin 18/07/2019 tarihinde dahili dava dilekçesi ile davaya dahil edildiğini, bu tarihe kadar müvekkilinin davadan haberi olmadığını, müvekkili şirkete dahili dava dilekçesinin tebliğinden sonra 29/07/2019 tarihli cevap dilekçesi verdiğini, soğuk hava deposu projesinin olduğu söz konusu projenin yapım aşamasında olduğunu ve projeye ilişkin inşaat yapı ruhsatının 27/06/2019 tarihinde onaylanmış olduğunu, projeye başlandığının belirtildiğini, yerel mahkemeden TKDK’DEN (Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu IPARD Programı) 103 ada, 474 parsel numaralı yerde bir projelerinin olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, ancak yerel mahkemenin keşif ve bilirkişi raporu alınması taleplerini yerine getirmediğini, mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi rapor ve krokisinin 28.03.2013 havale tarihli olduğunu, buna ilişkin keşif 07.03.2013 tarihinde yapıldığını, birleştirilen dosyanın dava dilekçesinin ise 05.12.2013 tarihinde yani keşiften sonraki bir tarihte verildiğini, davalıya bu dava dilekçesinin 23.12.2013 tarihinde tebliğ edildiğini, asıl dava dosyasında da davalı H. B. hakkında verilen dahili dava dilekçesinin tarihinin 30.09.2013 olduğunu, hükme esas alınan keşfin davalı H. B.’ın yokluğunda hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilerek yapıldığından yöntemince yapılmayan bu keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulamayacağını, müvekkil şirketin 103 ada, 474 parsel numaralı yerde TKDK destekli ve yüzölçümüne göre projesinin onaylandığını, soğuk hava deposu inşaatının bulunduğunu, TMK 747. maddesinde; bu hakkın ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesinin önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılacağını, zorunlu geçitin iki tarafın menfaati gözetilerek belirleneceğini, taraflarınca alınan yeni tarihli özel uzman raporunda; alternatif 1 numaralı yoldan geçit hakkı verilmesinin doğru olmadığını, bu yer için ölçümlerin hatalı yapıldığını ve diğer alternatiflerin daha uygun ve az zarar vereceği şeklinde harita mühendisi tarafından mütaala verildiğini, bilirkişilerce yapılan alternatifin yol seçimleri dışında da uygun alternatiflerinin mevcut olduğunu, davacı tarafın kötüniyetinin korunması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmaması konusunda herhangi bir kusuru bulunmayıp kendisini de vekille temsil ettiğini, bu tür davalarda davalının kusursuzluğunun söz konusu olup davalının kendisini vekille temsil etmesi durumunda lehine vekalet ücreti verilmesi gerekliliğinin belirtildiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılıp davanın reddine yönelik karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Geçit Hakkı Kurulmasıistemine ilişkindir.

Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir.

Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.

Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.

Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.

Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.

Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.

Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
(
Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2011/5274
Esas,
2011/6669
Karar sayılı ilamı)

Somut olayda
; dava konusu 485 numaralı parselin genel yola bağlantısının olmadığı ileri sürülerek davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı tesisine kararın verilmesinin talep edildiği, mahkemece alınan rapor doğrultusunda 1 numaralı alternatiften geçit hakkı tesisine yönelik kararın verildiği, davalılar K1, davalı K2 ve davalı F1 Sebze Meyve Komisyon. İth. İhr.Ltd. Şti. vekillerinin kararı istinafa taşıdıkları görülmektedir.

Davacı tarafın geçit hakkı tesisinde bulunurken geniş ve uzun araçların geçeceğini belirterek 5 metre genişliğinde geçit hakkı tesisine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece geçit olarak tesis edilen yerin tamamının 5 metre genişliğinde tesisinin olayın özelliği ve geçecek araçların niteliğine göre mümkün değilse de geçit hakkı tesis edilen yerde bulunan virajlarda araçların dönüşünü kolaylaştırmak amacıyla 3 metreden daha geniş geçit tesisinin mümkün olduğu,
(Bknz.

Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2014/8409
Esas,
2014/13991
Karar sayılı ilamı,
Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2012/6146
Esas,
2012/7292
Karar sayılı ilamı)
, mahkemece bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmadan 3 metre eninde geçit hakkı tesisine yönelik kararın verildiği, dosyada mevcut kroki içeriğine göre araçların dönüş yapması gereken yerlerin olduğu görülmektedir.

Ayrıca davalı Gökben ve davalı Tamözler vekillerinin istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri şekilde bu davalılara ait taşınmazlarda kurulan işletmeler ile ilgili olarak kurulacak geçit hakkının işletme ruhsatlarını olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği hususlarının araştırılmadığı anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece yapılması gereken iş, konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle mahallinde yeniden keşif yapılarak tarafların dosyaya yansıyan itiraz ve savunmaları da dikkate alınarak geçit hakkı tesis edilebilecek en uygun güzergahı belirleyip ihtiyaca uygun geçit hakkı tesisine yönelik karar verilmesinden ibarettir. Eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir.

Bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının, 6100 Sayılı HMK. nın 353/1-a-6 bendi uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Erdemli 3. AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 19/12/2019 tarih ve 2017/157 Esas, 2019/443 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurularının,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-6 bendi uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılanistinaf peşin karar harçlarının talepleri halinde kendisine iadesine,

5-
İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/12/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!