Adana BAM, 1. HD., E. 2020/551 K. 2020/783 T. 9.7.2020

İlgili madde: TMK Madde 369

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI:

K1

VEKİLLERİ:

Av. K2
Av. K3

DAVALILAR:

1 -K4

2 -K5

ÇOCUK:

K6

DAVANIN KONUSU :

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesinde düzenlenen ev başkanının sorumluluğu esasına dayalı Manevi Tazminat
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle;
15/05/2014 tarihinde müvekkilinin yanına gelen davalıların oğlu K6’ın “deli şu binada kaç kat var“ diyerek hakaret ettiğini, müvekkilinin ise “kaç kat olduğunu görmüyor musun” cevabını verdiğini, bunun üzerine davalıların çocuğunun sinirlenerek müvekkilini darp ettiğini, darp neticesinde müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını ve burnunun kırıldığını, olaydan sonra Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda olayı gerçekleştiren K6 hakkında Osmaniye 4.Asliye Ceza Mahkemesinde 2014/286 Esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını ve K6’ın suçlu bulunarak cezalandırılmasına karar verilidiğini, ev başkanının sorumluluğu hükümleri gereğince davalıların olay tarihinde velayetleri altında bulunan çocuğun gerçekleştirmiş olduğu eylem sonucu ortaya çıkan zarardan kusursuz da olsa sorumlu olduklarını, meydana gelen olay ve daha öncesinde de çocuğun başka bir suçtan da ceza almış olması dikkate alındığında davalıların çocukları üzerinde gerekli gözetim ve bakım ödevini yerine getirmediklerinin anlaşıldığını belirterek müvekkilinin uğradığı manevi zararın biraz olsun giderilmesi için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ilk derece mahkemesindeki duruşma sırasındaki beyanlarında özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davanın manevi tazminat davası olduğunu, ev başkanının sorumluluğuna dayanılarak açıldığını, söz konusu sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğunu, TMK.nın 369. maddesinde düzenlendiğini, ev başkanının ev halkından olan küçüğün kısıtlının, akıl hastası bulunan kişinin verdiği zarardan alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onun gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engellemeyeceğini ispat etmedikçe sorumlu olduğu hükmünün yer aldığını, ev başkanını ev halkından başkalarına zarar gelmesini önlemek adına sorumlu olup gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğunu, buradaki sorumluluğun olağan sebep sorumluluğu olduğunu, kurtuluş karinesi getirilmesi halinde sorumluluktan kurtulmanın mümkün olduğunu, yani ev başkanının gerekli dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engellemeyeceğini ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulabileceğini, davaya konu dosyada oluşan yaralama olayını yaşı küçük çocuk K6’ın 15/05/2014 tarihinde işlediğinin Osmaniye 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/286E 2014/530K sayılı ilamı ile sabit görüldüğünü, mahkemece verilen hükmün temyizde onama sonucu 21/09/2017 tarihinde kesinleştiğini, davalıların olayın gerçekleşmemesi için gereken tüm tedbirleri aldıklarını ve gözetim ve denetim görevini en iyi şekilde yerine getirdiklerini, buna rağmen yaralama olayının gerçekleştiğini ispat edemediklerini gerekçe olarak belirtip davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Osmaniye 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/286-530 sayılı kesinleşmiş dosyasının celp edildiğini, dosya kapsamında müştekinin meydana gelen yaralama neticesinde basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek düzeyde yaralandığını, yaralama fiilinin gerçekleştiği sırada müştekinin %75 engelli olduğunu, epilepsi hastası olduğunu, bu nedenle beden ve ruh sağlığı açısından kendisini savunamayacak durumda olduğunun anlaşıldığını ve sanık K6’ın hakaret ve kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırıldığının görüldüğünü, tüm bu incelemeler ile birlikte 10.000 TL manevi tazminat taleplerinin 4.000 TL’lik kısmının kabul, 6.000TL’lik kısmının reddedilmesinin hakkaniyete aykırı düştüğünü, epilepsi hastalığı ve %75 engeli olan müvekkilinin yaralanması nedeniyle meydana gelen üzüntü, kederin, iyileşme sürecindeki çektiği acı ve azabın bundan çok daha fazla olduğunu, müvekkilinin meydana gelen haksız fiilin etkisini üzerinden atamadığını, bu nedenle sık sık epilepsi nöbeti geçirdiğini belirtip kararının kaldırılılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesinde düzenlenen ev başkanının sorumluluğu esasına dayalı Manevi Tazminat istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Sorumluluk” başlığını taşıyan 369. maddesinde aynen; “Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur. Ev başkanı, ev halkından akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunanların kendilerini ya da başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Zorunluluk halinde gerekli önlemlerin alınmasını yetkili makamdan ister.” hükmünü içermektedir.

Görüldüğü üzere, ev başkanı ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.

Maddenin açık ifadesinden de anlaşıldığı gibi, üçüncü kişilere verdikleri zararla ev başkanını sorumluluk altına sokanlar; küçük, kısıtlı ve akıl hastalığı veya akıl zayıflığı olan kimselerdir. Eş söyleyişle ev başkanının MK.369/1’den doğan bu sorumluluğu, her şeyden önce şahıs itibariyle sınırlı olup, sadece küçük ve kısıtlıların haksız davranışları ile başkalarına verdikleri zararlardan sorumludur.

Bu nedenledir ki, ev başkanı özen ve gözetim görevini yerine getirmemesinden dolayı üçüncü kişilerin uğradığı zararı tazminle sorumludur ve bu sorumluluk hukuksal nitelikçe kusursuz sorumluluktur. Dolayısıyla, ev başkanının bu sorumluluktan kurtulabilmesi ancak, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle küçüğü gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmesi ile mümkündür.

Tüm bu açıklamalar göstermektedir ki, ev başkanının sorumluluğu yasal dayanağını Türk Medeni Kanunu’nun Aile Hukukunu düzenleyen ikinci kitabında yer alan 369. maddeden almakta; aynı zamanda hukuksal nitelikçe de aile hukuku hükümleriyle sıkı sıkıya bağlantılı bulunmaktadır.
(Bknz.

Yargıta y
3.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2016/13188
Esas,
2018/741
Karar sayılı ilamı)
“..Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca; reşit olmayan küçüğün haksız eylemi nedeniyle açılan davanın Aile Mahkemesinde görülebilmesi için davanın 4721 sayılı TMK’nun 369.maddesine dayalı olarak açılması gerekmektedir.” (
Yargıta y 17
.

Hukuk
Dairesi
‘nin
201
5
/1
9
1
95
Esas,
2018/
11539 Karar sayılı, 29.11.2018 tarihli ilamı)

Somut olayda da dava dilekçesinde TMK 369. maddesine dayanıldığından davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması isabetlidir.

Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.(6098 sayılı TBK. md. 56)Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
(Bknz.

Yargıtay
17.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2019/3385
Esas,
2020/2422
Karar sayılı ilamı)

Somut olayda
; 15/05/2014 tarihinde davacı K1 ile davalıların çocukları dava dışı K6 arasında yaşanan tartışma sonrası dava dışı K6’ın davacıya hakaret edip davacıyı darp ettiği, bu eylem sonucunda davacının basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek şekilde yaralandığı, bu eylemleri sonucunda dava dışı K6’ın hakaret suçundan 1.160 TL, kasten yaralama suçundan ise 7.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kararın verildiği, davacının davalılardan bu olay nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunduğu, davalıların dava dışı K6’ın anne ve babası olduğu dosyada mevcut bilgi, belge ve delillerden anlaşılmaktadır.

Davalılar ev başkanı olarak MK. 369. maddesi kapsamında dava dışı K6’ın davacıya yönelik bu haksız davranışından sorumludurlar.

Yukarıda belirtildiği şekilde ev başkanı özen ve gözetim görevini yerine getirmemesinden dolayı üçüncü kişilerin uğradığı zararı tazminle sorumludur ve bu sorumluluk hukuksal nitelikçe kusursuz sorumluluktur. Dolayısıyla, ev başkanının bu sorumluluktan kurtulabilmesi ancak alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle küçüğü gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmesi ile mümkündür. Somut olayda sorumluluğu ortadan kaldıracak bir hal gerçekleşmemiştir.

Davacının hakaret ve kasten yaralanma olayı sonucunda yaşadığı fiziksel ve ruhsal sıkıntılar, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmamakla beraber, manevi tazminata hükmedilirken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesinin amaç edinilmesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutulduğunda takdir edilen manevi tazminat miktarında hak ve nesafet kuralları çerçevesinde usul ve yasaya aykırı bir durumun olmadığı ortadadır.

Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar yerinde değildir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Osmaniye 2. Aile Mahkemesi’nin 19/04/2018 tarih ve 2016/43 Esas, 2018/291 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-
Davacının istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,
3

İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, HMK.nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.09/07/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!