Adana BAM, 1. HD., E. 2020/521 K. 2020/1240 T. 30.11.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 237
İlgili madde: TMK Madde 571

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU:

Tapu İptali Ve Tescil (Muris Muvazaası Nedeniyle)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Miras bırakan K1’ün müvekkilinin babası olduğunu, babası adına kayıtlı Hatay İli, Antakya İlçesi, A1 Mahallesi, 171, 418, 431 ve 716 nolu taşınmazları diğer çocukları davalılar K2, K3, K4, K5 ve K6’a devrettiğini, müvekkilin miras bırakanın kız çocuğu olduğunu, miras hakkından yoksun bırakma nedeniyle devirlerin yapıldığını, tapu müdürlüğünden yapılan düzenleyici işlem sonrasında parsel numaralarında değişiklik olduğunu, devri yapılan taşınmazları değerinden düşük bedeller gösterilerek devirlerin yapıldığın beyan ile dava konusu davalılar adına kayıtlı olan taşınmazların müvekkilin hissesi oranında iptali davacı müvekkil adına kayıt edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde ve yargılama sırasındaki beyanında özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların gerçeği yansıtmadığını, yapılan işlemin muvazalı olmadığını, mal kaçırmak maksadı ile yapılmış bir devir olmadığını, satış işleminin gerçek satış ve alım satım olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. duruşmada ve verdiklerin cevap dilekçelerinde özet ile açılan davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Dosyaya ibraz edilen veraset ilamına göre davacıların muris K1’ün mirasçıları oldukları anlaşılmıştır.

Davanın Muris Muvazası nedeniyle tapu iptal ve tescil ve tenkis talebine ilişkin olduğu anlaşıldı.

Dava konusu taşınmazın mahallinde keşif yapılmış, yapılan keşif sonrası bilirkişi raporlarını dosyaya sunmuşlardır.

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve taraf beyanlarına göre, davanın muris K1’ün davaya konu taşınmazları çocukları oğulları K2, K3, K4, K5 ve K6’a devir yapması nedeniyle diğer mirasçı davacının muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olduğu, miras bırakanın temlik tarihinde mal satmaya ihtiyacının olmadığı gibi, davalıların da satış bedelinin ödendiğine ilişkin bir belge ibraz edilmediği, miras bırakanın temlik tarihinde gelirinde bir artış bulunmadığı, tüm taşınmazlarını sadece erkek çocuklarına devrettiği ve davalılardan K4 dışındakilerinin tapu iptal tescil yönünden kabul beyanlarının bulunmuş olduğu da gözetildiğinde, miras bırakan tarafından davalılara yapılan temliki işlemin mirasçıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu, aslında bağışlama kastıyla hareket ettiği bu nedenle yargıtay içtihatı birleştirme kararında vurgulandığı üzere satış irade fesatlığından bağış ise şekil şartını uymadığından geçersiz olduğu, murislerden davacılara verilen yer olmadığı, bu haliyle murislerin paylaştırma amacı da gütmedikleri, raporun davacının iddialarını desteklediği anlaşıldığından davalılar aleyhine açılan tapu iptal tescil davasının KABULÜNE; dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptaline, davacının veraset ilamındaki hisseleri oranında adlarına tesciline; davacının 418 ve 716 nolu parseller ile ilgili murisin 3.şahıslardan davalılara yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile ilgili tenkis talebinin ise hak düşürücü süre bakımından reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı
K36 vekili dilekçesinde özetle;

Muvazaa nedeni ile iptal talebi dışında ileri sürülen ve bağımsız olarak 3. kişilerden satın alınmak sureti ile davalı K2 adına muris tarafından yapılan sağlararası kazandırmanın tenkisi talebimiz mahkemece
“davacının 418 ve 716 nolu parseller ile ilgili murisin 3. sahıslardan davalılara yaptıgı karsılıksız kazandırmalar ile ilgili tenkis talebinin ise hak düsürücü süre bakımından reddine” gerekçesi ile reddedilmiştir. Davaya konu karaali 418 ve 716 nolu taşınmazlar yönünden davalı K2 lehine, miras bırakan tarafından yapılan kazandırmalar; Antakya A1 418 ve 716 nolu parsellerde miras bırakan tarafından, davalı K2 lehine davalı henüz yaklaşık 1 yaşında iken velayeten 14.10.1960 tarih ve 3459 yevmiye numaralı işlemle 3. Kişilere bedel ödemek suretiyle kazandırma yapılmıştır. İşbu kazandırmalarla müvekkilin saklı payları ihlal edilmiştir. Bu nedenle davalı lehine yapılan kazandırmalar tenkise tabidir. Miras bırakan, (A1 eski adı 418, yeni adı 139 ada 2 nolu parselde) 17.397 metrekare olan taşınmazın ¼’ü ile (A1 eski adı 716, yeni adı 149 ada 12 nolu parselde) 1.455 metrekare olan taşınmazın 1/3’ünü 14.10.1960 tarih ve 3459 yevmiye numaralı işlemle 3. kişilerden satın alarak davalı K2 adına tescil etmiştir. Miras bırakan tarafından bedel verilerek satın alınan taşınmazlarda tasarruf konusu alınan taşınmaz değil 3. kişilere verilen bedeldir. Davalı K2 lehine yapılan tenkise tabi kazandırmalarda, davaya konu taşınmazlarda 3. Kişilere miras bırakan tarafından yapılan bedel ödemesi murisin ölüm tarihine uyarlanarak tespit edilmelidir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.06.2004 tarih ve 2004/4111 Esas 2004/7705 Karar sayılı ilamı) Miras bırakanın davalı K2 lehine yaptığı işbu kazandırmalar alınan taşınmazların bedeli olduğundan murisin ölüm tarihinde ulaştığı değerleri tenkis hesabında aktife eklenmelidir. (YHGK 30.11.2005 tarih ve 2005/2.581 Esas 2005/672 Karar sayılı ilamı) Zira müvekkil saklı payların ihlaline miras bırakan babalarının vefatından sonra ancak dava tarihinde vakıf olmuştur. Davalıya yapılan kazandırmalar müvekkil daha hayatta değilken ve bilmesinin olanaksız olduğu bir tarihte yapılmıştır. Müvekkil bu hususların tümüne dava tarihinde vakıf olmuştur. Müvekkil şehir dışında Mersin ilinde yaşamaktadır. Son olarak işbu dava zaten ancak miras bırakanın vefatından sonra ikame edilebilir niteliktedir. Bu hususta mevzuat düzenlemeleri açıktır. Ayrıca yerel mahkeme ilamında maddi hata niteliğinde olan ve ilamın infazında sorun oluşturabilecek nitelikte bir soyadı düzeltmesi yapılmalıdır. Örnek oluşturmak amacıyla aşağıda kısmi alıntı yapılan ilam bilgisinde de görüleceği üzere müvekkilin soyadı K7 olması gerekirken K8 olarak belirtildiği için kararın infazında tapu sicil müdürlüğünde sorun yaşanmaması adına istinaf incelemesinde işbu kısımların K7 olarak düzeltilmesi, ayrıca yine verilen hükmün 1-a bendinde örnek olarak belirtildiği şekilde müvekkil adına ilam metninde yazılan taşınmaz iptal oranı doğru olmakla birlikte diğer davalıları da kapsayacak şekilde grafik olarak verilen paylaştırma hatalı olup diğer davalılar yönünden tescilde sorun yaşanmaması adına düzeltilmesi gerekmektedir. Zira verilen grafikte müvekkil adına iptal edilen pay doğru olmakla birlikte; bazı taşınmazlarda davalılara da hak etmedikleri şekilde (davalı pozisyonda oldukları için) pay verilmiş olacaktır. Sayın mahkemenin davacı dışında; malik olan davalıların mülkiyet oranları her taşınmaz için eşit şekilde belirlenmiş olacaktır ki bu durum mevcut durum ile çelişki yaratacaktır. Bazı taşınmazlar yönünden bazı davalılara olmadığı halde malik sıfatı kazandırılmış olacaktır ki bu durum ilamın infazı açısından da hatalı olacaktır. yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle; istinaf gerekçelerimiz doğrultusunda yerel mahkemenin kısmen ret kararının kaldırılmasına/davanın kabulüne, ayrıca ilamda yer alan maddi hatalarında istinaf yoluyla düzeltilmesine dair karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.

İstinaf yoluna başvuran davalı K9 dilekçesinde özetle;

Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hakkını ihlal ettiğini savunmalarının dikkate alınmadığını 2 dava açıldığını tenkis ve muvazaa davası olduğunu, her iki davanın ayrı görülmesi 571 maddesi uyarınca 1 yıllık zaman aşımından reddedilmesi gerektiğini, 418 ve 716 parsellerde 1960 yılında küçük iken baba annesine mehir olarak verilmesi nedeni ile erkek çocuk olduğu için adına yazıldığını bu dava ile ilgisinin olmadığını, bu parsellerde davacının hakkı olmadığını ,daha sonra kalan kısımları satın aldığını, muvazaa olmadığını şartlarının oluşmadığını özetle belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Davada, 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir.

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedelin tenkis istemine ilişkindir.

Davacı vekili,dava muvazaaya dayalı hissesine göre tescil ve tenkis talep etmiş, davalı Ahmet Akgöl duruşmada davacı taraf malını istiyorsa malını vereceğim bir diyeceğim yoktur şeklinde beyanda bulunduğu, davalı Nauf Düzen tercüman vasıtasıyla beyanında ben davacı taraf malını istiyorsa malını vereceğim şeklinde beyanda bulunduğu, davalı K9 ben babamdan bana devir edilen taşınmazlar yönünden davacıya taşınmaz vermeyi kabul ediyorum ancak babamın amcasından kalan ve tenkis iddiasına konu olan kısım yönünden açılan davayı kabul etmiyorum şeklinde beyanda bulunduğu, davalı K5 ben davacı taraf malını istiyorsa malını vereceğim bir diyeceğim yoktur şeklinde beyanda bulunmuşlar, davalı K4 davanın reddini talep etmiştir.

Mahkeme devrin muvazaalı olduğundan davanın kabulüne, murisin davalı K2’a 418 ve 716 nolu parseller ile ilgili murisin 3.şahıslardan davalılara yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile ilgili tenkis talebinin ise hak düşürücü süre bakımından reddine karar verilmiştir.

İstinaf yoluna taraflar başvurmuştur.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01/04/1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini mümkün değilse tazminat isteyebilirler.

Bilindiği üzere; mirasçılık ve mirasın geçişi mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s. Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17). Mirasbırakan 1.1.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 1.1.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir.

Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur.

Tenkis davası, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre çözülür. Çünkü miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır.(TMK. m. 575/1, eMK. m. 517/1) Mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 s. YürürlükK. m. 17)

Saklı pay sahibi mirasçılar ve saklı pay oranları, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre tespit olunur. Davanın zamanaşımına mı, yoksa hak düşürücü süreye mi tabi olduğu, yine bu tarihe göre saptanır. Davanın açıldığı tarihin (usul hükümleri hariç) uygulanacak maddi hukuk kuralları bakımından birönemi yoktur.

Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK.nun 562/1. maddesinde; “Mirasbırakan, tasarruf edebileceği kısmı aştığında, saklı payı zedelenen mirasçı, iflâsı hâlinde iflâs dairesinin veya mirasın geçtiği tarihte kendisine karşı ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıların ihtarına rağmen tenkis davası açmazsa, iflâs idaresi veya bu alacaklılar, alacaklarının elde edilmesi için gerekli olan oranda ve mirasçıya tanınan süre içinde tenkis davası açabilirler.” hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü gibi, yasada belirtilen ihtar koşuluna uyulmak suretiyle alacaklılar veya iflas halinde iflas idaresi, saklı payına tecavüz edilen mirasçıya tanınan süre içerisinde tenkis davası açabilirler.

Öte yandan TMK.nun 571/1. maddesinde; “Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.” hükmü düzenlenmiştir. Bu hükme göre bir yıllık süre, vasiyetname ile yapılan ölüme bağlı tasarruflarda vasiyetnamenin açıldığı tarihten itibaren, sağlararası teberruda ise, mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Yasada öngörülen bu süre hak düşürücü nitelikte olup, davalı tarafından ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınır.

Somut olayda; Mahkemece toplanan delillere ve taraf beyanlarına göre, muris K1’ün davaya konu taşınmazları çocukları oğulları K2, K3, K4, K5 ve K6’a devir yapması nedeniyle diğer mirasçı kızı davacının muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil talep ettiği, miras bırakanın temlik tarihinde mal satmaya ihtiyacının olmadığı gibi, davalıların da satış bedelinin ödendiğine ilişkin bir belge ibraz edilmediği, davalıların kısmi kabullerinin olduğu davacıya genel olarak payını vermeyi kabul ettikleri , bu durumda davalıların 4 tanesinin davaya diyeceklerinin olmadığını beyan ettikleri murisin tüm taşınmazlarını sadece erkek çocuklarına kızı K6’a devrettiği davacı kızına geçen mal varlığı olmadığı devrin muvazaalı ve mal kaçırmaya yönelik olduğu sabittir.

Murisin Hatay ili, Antakya İlçesi, A1 mahallesi 171 (179 ada 12) parsel sayılıtaşınmazı 1/3 hisse ile oğulları K3, K4, K5’e 2001 yılında devrettiği, murisin kendisine ait olan Hatay ili, Antakya İlçesi, A1 mahallesi 431 (139 ada 1) parsel sayılı taşınmazı 1963 yılında edindiği, 2001 yılında K6’a devrettiği, murisin Hatay ili, Antakya İlçesi, A1 mahallesi 418 (139 ada 2) parsel sayılı taşınmazı 1960 yılında 1/4 hissesini K2, 2001 yılında ise diğer 3 oğluna devrettiği, murisin Hatay ili, Antakya İlçesi, A1 mahallesi 716 (149 ada 12) parsel sayılı taşınmazda 1960 yılında 1/3 hisseyi K2 ve 2/3 hisseyi kendi adına edindiği, 2/3 hisseyi 2002 yılında K2’a devrettiği tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bunların yanında hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir (HMK m. 26/1) Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Mahkemece Hatay ili, Antakya İlçesi, A1 mahallesi 716 (149 ada 12) parsel, Hatay ili, Antakya İlçesi, A1 mahallesi 418 (139 ada 2) parsel, Hatay ili, Antakya İlçesi, A1 mahallesi 431 (139 ada 1) parsel sayılı taşınmazlarda tapu malikleri üzerinde davacı payı çıktıktan sonra tapu maliki üzerinde İPKA olarak bırakılarak, muristen geçen payın davacının miras hissesine karşılık gelen kısmın tesciline, ret edilen 139 ada 2 parsel, 149 ada 12 parsellerde muristen davalı K2’a geçen 1/4 ve 2/3 payın muristen geçtiği anlaşılmakla bu paylar üzerinden hesaplama yapılması, 139 ada 1 parselde K6’a 2001 yılında muris tarafından devir yapıldığı, 179 ada 12 nolu parselde 2001 de muristen 1/3 er hisse geçtiği anlaşılmakla muristen geçen payda verasete göre davanın payına yönelik tescil kararı verilmesi, parselde malik olmayan davalılara tapuda hisse verilmemesi gerekir iken uygulamaya elverişli olmayan ve tapuda tescili infazı mümkün olmayacak, çelişki oluşturacak şekilde tescil kararı hatalı olup, bu husus Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurur.

Belirtilen nedenler ile tarafların itirazlarını da karşılar şekilde tapu kayıtlarına, satış ve devirlerdeki hisselere, mirasçılık belgesine göre tapucu bilirkişilerden ek rapor alınmak sureti ile ek rapor alınması gerekir ise kayıtların incelenmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabul edilip kararın kaldırılmasına karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26/09/2019 tarih ve 2017/231 Esas, 2019/390 Karar sayılı kararına karşı, tarafların istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-6bendi uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılanistinaf peşin karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine,

5-
İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/11/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!