Adana BAM, 1. HD., E. 2020/302 K. 2020/990 T. 7.10.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 50
İlgili madde: TMK Madde 725

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU :

Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil, Temliken Tescil
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı-karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı-karşı davalı vekili ilk derece mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait 24 numaralı parsele davalının bekçi kulübesi yapmak ve yol geçirmek suretiyle haksız olarak müdahalede bulunduğu ileri sürülerek elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisile yönelik karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın reddine karar verilmesini, karşı dava olarak açtıkları temliken tescil davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davanın asıl dava yönünden;taşınmaza yapılan müdahalenin önlenmesi, ecrimisil, bekçi kulübesinin yıktırılması, karşı dava yönünden ise zilyetliğin tespiti, bekçi kulübesinin bulunduğu kısmın tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesine ilişkin olduğunu, davaya konu Mersin İli, Tarsus İlçesi, A1 mah 123 ada 24 numaralı parselin davacı adına tapuda kayıtlı olduğunu, davacının taşınmazına davalı tarafça yol olarak kullanma, foseptik çukuru açma ve ağaç dikimi suretiyle el atıldığını, davaya konu taşınmazın tapuya kayıtlı bir taşınmaz olması itibariyle davalının bu durumu bildiğinin mahkemece kabul edildiğini, karşı davacının kullanımında olan bekçi kulübesinin karşı davalının taşınmazı sınırları içerisinde bulunmadığını gerekçe olarak belirtip asıl dava yönünden; ecrimisil talebinin kabulüne, 10.812,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, müdahalenin önlenmesi talebinin kabulüne, davacının bekçi kulübesinin yıktırılması talebinin reddine, karşı dava yönünden ise davanın reddine yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaz üzerinde bulunan yol, foseptik çukuru ve ağaçların sitenin yapıldığı tarih olan 1988 yılından beridir kullanıldığını, bu hususun raporlar ve mahkeme gözlemi ile tespit edildiğini, taşınmazın müvekkilinin de kullanımında olan alanı 2-B yasasında kullanıcı olduğunu iddia ederek davacı-karşı davalı tarafından 20.02.2017 tarihinde mülkiyetine alındığını, bu işlemin yapılabilmesi için davacının parselin kullanıcısı olması gerekmekte iken davacı-karşı davacı hukuka aykırı bir şekilde buranın mülkiyetini aldığını, davacının iddiaları aksine söz konusu taşınmazın 30 yıldır kullanıcısının müvekkili olduğunu, bu hususun davacı-karşı davalı tarafından da kabul edildiğini, müvekkilinin kullandığı bu yerin tapusunun dahi olmadığını, dolayısıyla el atmanın önlenmesi talebinin kabulünün mümkün olmaması gerektiğini, müvekkilinin kullanmaya başladığında taşınmazın maliki hazine olduğundan dolayı müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, bu nedenlerle el atmanının kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu taşınmazdaki müdahalenin menine karar verilse dahi ecrimisil bedeline hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaza uzun yıllardan beri (S.S. X1 Konut projesinin yapımından itibaren) nizasız ve fasılasız olarak müvekkilinin zilyet olduğunu, bu sitenin ana yol bağlantısının bu taşınmaz üzerinden sağlandığının mahalinde yapılan keşif ile sabit olduğunu, kadastro yapılırken söz konusu taşınmazın müvekkilinin kullanımında olduğunu, fakat çalışmaların bu kullanım göz önünde bulundurulmadan tamamlanıp davalı adına tapu tescili yapıldığını, bu nedenle öncelikle davacı-karşı davalının kullanıcı olmamasına rağmen kullanıcıymış gibi davranarak aldığı parselin tapusunun iptal edilmesi ve müvekkili kooperatifin kullanıcı olarak beyanlar hanesine yazılması gerektiğini, dosya içerisinde bulunan Tarsus Kaymakamlığı Milli Emlak Müdürlüğünün 15/05/2019 tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere taşınmazın 2010 yılında davacı tarafından kullanıldığının tespit edildiğinin belirtildiğini, lakin o tarihte ve dahi öncesinde taşınmazın kullanıcısının müvekkili olduğunu, buna rağmen davacının yanlış beyan verip sanki kullanıcıymış gibi taşınmazı satın aldığını, işlemin kökü hatalı olduğundan tapunun iptal edilmesi gerektiğini, hem devletin zarar ettiğini, hem de gerçek kullanıcının mağdur olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak asıl dava yönünden davanın reddine, karşı davanın kabulüne yönelik karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil, Temliken Tescilistemine ilişkindir.

Yargıtay kararlarında da belirtildiği şekilde; elatmanın önlenmesi davası, mülkiyet hakkına dayanan ve kaynağını TMK’nın 683. maddesinden alan bir dava türüdür. Müdahalenin men’i davasında amaç, mülkiyet hakkına olan saldırının veya müdahalenin ortadan kaldırılmasıdır. Böylelikle malına haksız olarak müdahalede bulunulan malik, içinde bulunduğu durumdan kurtulmuş olur. Bahsi geçen müdahale maddi olabileceği gibi farklı şekillerde de ortaya çıkabilmektedir.

El atmanın önlenmesi davası açabilmek için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu dava bir eda davası olup taşınmaza haklı bir sebep olmadan kişi el atmış ya da tecavüz etmiş olmalıdır. Davacı olan mutlaka malın maliki ya da zilyeti konumunda olmalıdır.

Müdahalenin men’i davası hukukumuzda geniş bir yere sahiptir. Haksız el atmanın önüne geçebilmek için değişik sebeplerle el atmanın önlenmesi davası açmak mümkündür. Bunlardan bazılarını; malikin, malik olduğu taşınmaza karşı yapılan el atmanın önlenmesi için açılan dava, malikin sahip olduğu malı haksız olarak elinde bulunduran ya da ona saldıran kişiye karşı açılan el atmanın önlenmesi davası, malikin maliki olduğu şeyin doğal ürünlerine karşı yapılmış olan el atmanın önlenmesine karşı açılan dava, malikin karşılaşabileceği sınır tecavüzlerine karşı açabileceği el atmanın önlenmesi davası, malikin arazi kayması nedeniyle vaki el atmalara karşı açabileceği dava, malikin zilyetliğe saldırı olması nedeniyle açabileceği dava ve malikin geçit hakkı sebebiyle el atmalara karşı açabileceği dava, şekilde sıralayabiliriz. Davaların isimleri farklı olsa da hepsinin açılmasının ortak nedeni haksız el atmanın ve tecavüzün ortadan kaldırılmasıdır ve böylece malikin mülkiyet hakkının muhafaza edilmesidir.

Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08/03/1950 tarih 22/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25/02/2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25/05/1938 tarih ve 29/10 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nun 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.

Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
(Bknz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2016/18332 Esas, 2017/7471 Karar sayılı ilamı)

Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK’nın 684/1 ve 718/2 maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. TMK’nın 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş, bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.

Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.

Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.

Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.

TMK’nın 725. maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;

a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.

TMK’nın 725. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur.

Bu kural, taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.

İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)

b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşılan arazi parçasının değerinden açıkça fazla olmasıdır.

TMK’nın 725. maddesinde “durum ve koşulların haklı kılması” şeklinde ifade edilen husus uygulama ve doktrinde inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının karşılaştırılması şeklinde değerlendirilmektedir. Kastedilen değer sadece taşılan arazinin değerinden ibaret değildir. Bu değerin içinde arazi sahibinin taşılan kısım dışında kalan arazisinin uğrayacağı değer kaybı da vardır. Arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybı uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle TMK’nın 4., TBK’nın 50. maddesi uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi önleyecek biçimde dava tarihine ve objektif esaslara göre tespit ve takdir edilmelidir. (Objektif koşul)

c) Üçüncü koşul ise taşkın inşaat yapanın, taşınmaz malikine bu bedeli ödemesidir.

Taşkın inşaatın yıkılması gerekmiyorsa, mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda belirlenecek bedel arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmelidir.

d)Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, mahkemece iptal ve tescile karar verilebilmesi için taşkın yapının zeminindeki arazi parçasının ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
(Bknz.

Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2016/485
Esas,
2
018/5565
Karar sayılı ilamı)

Somut olayda
; asıl dava yönünden tapu maliki davacının taşınmazına yönelik müdahale nedeniyle elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil talebinde bulunduğu, karşı dava yönünden ise karşı davacının 6292 Sayılı yasa hükümleri uyarınca yapılan satış işleminin kökünün hatalı olduğunu, söz konusu parselin uzun yıllardır zilyetliğinin müvekkili kooperatifte olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil talebinde bulunulduğu, mahkemece asıl davanın kabul edilerek karşı davanın reddedildiği, davalı-karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.

Dosyaya yansıyan deliller itibariyle karşı davacı kooperatif iyi niyetli değildir. Davacıya ait dava konusu parsele el atıldığı sabittir. Mahkemece ecrimisil hesabının davacının taşınmazı satın aldığı 20/02/2017 tarihten, 12/10/2017 dava tarihine kadar hesaplatılarak ecrimisil talebinin kısmen kabul kısmen reddine yönelik karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisile hükmedilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Bu husus dışında davalı-karşı davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar yerinde değildir.

Satın alma tarihinden dava tarihine kadar 7 ay 22 gün söz konusu yer davalı-karşı davacı tarafından haksız olarak kullanılmıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen miktarlar dikkate alındığında bu süre için davalı-karşı davacı tarafından ödenmesi gereken ecrimisil miktarı 1.805,51 TL.dir.
6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-2 maddesinde; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzeltilerek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir.

Bu nedenlerle davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun kısmen kabul edilip, 6100 Sayılı HMK. nın 353/1-b-2 bendi uyarınca, kararın kaldırılıp ecrimisile yönelik gerekli düzeltmenin yapılarak yeniden kararın verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

I-
Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10/09/2019 tarih ve 2017/167 Esas, 2019/282 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA, yerine aşağıda hükmün tesisine:

A-
Asıl dava yönünden;

1-a)

Müdahalenin önlenmesi talebinin kısmen
KABULÜNE
, davalı-karşı davacının davacı-karşı davalının A1 mahallesi, 123 ada, 24 nolu parsele foseptik çukuru, ağaç ekimi ve yol olarak kullanımı nedeniyle yaptığı
MÜDAHALENİN ÖNLENMESİNE
, müdahalenin foseptik çukurunun kapatılması, ağaçların davalının mülkiyetindeki yere sökülerek taşınması ve yolun kapatılması suretiyle önlenmesine, davacının bekçi kulübesinin yıktırılması talebinin
REDDİNE,

b)

Ecrimisil talebinin kısmen
KABULÜNE,
1.805,51 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyece yasal faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin
REDDİNE,

2-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.582,61 TL karar harcından dava açılırken peşin alınan 85,39 TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 1.217,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.279,96 TL’nin davalı-karşı davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3

Davacı – karşı davalı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.’ne göre davacı-karşı davalı lehine 9.521,12 TL nispi vekalet ücreti takdirine, davalı-karşı davalıdan alınarak davacı-karşıdavalıya verilmesine,

4-
Ret edilen ecrimisil miktarı yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalı-karşı davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T ne göre 3.400,00 TL nispi vekalet ücreti takdirine, davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşıdavacıya verilmesine,

5-
Davacı-karşı davalı tarafından yapılan 31,40 TL başvurma harcı, 738,57 TL karar harcı ile 2.193,90 TL keşif, bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 3.527,95 TL yargılama giderinden kabul ret oranı dikkate alınarak 3.110,37 TL yargılama giderinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı-karşıdavalı üzerinde bırakılmasına,
B-Karşı dava yönünden;

1-
Davanın REDDİNE,
2

Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 54,40 TL harçtan, dava açılırken peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,00 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3

Karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,

4-
Davacı – karşı davalı kendisini vekille temsil ettiğinden, davacı – karşı davalının istinafının olmaması nedeniyle aleyhe hüküm verme yasağı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.’ne göre davacı-karşı davalı lehine 2.725,00 TL nispi vekalet ücreti takdirine, davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşıdavalıya verilmesine,
C-
Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan fazla gider avansının HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, iadeye ilişkin masrafın avanstan karşılanmasına,
II-
Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebi kısmen kabul olunduğundan peşin yatırılan 1.300,00 TL istinaf nispi karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde iadesine,
III-
Davalı-karşı davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf başvuru harcının davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,
IV

Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
V-
Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK’nın 361/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde,
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere
, oy birliğiyle karar verildi.07/10/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!