İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU :
Geçit Hakkı
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı K1 tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu dava konusu 7 parsel sayılı taşınmazın umumi yola bağlantının olmadığını belirtilerek 6 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı
K3 ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının geçit hakkı talep ettiği yerde dikili ceviz ağaçlarının olduğunu, maddi zarara uğrayacağını, tarlasının üst kısmında K2 isimli bir kişinin evine gidecek yolu olduğunu, bu yolun tarlasının üstten sıfır geçtiğini, davacının ikinci bir yol hakkı istemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zaten tarlasına giden bir yolun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davacıya ait taşınmazın yola sınırının bulunmadığını, davacıya ait taşınmaz ile yol arasında davalılara ait taşınmazın bulunduğunu, en uygun yerin 2 nolu güzergah olduğunu gerekçe olarak belirtip davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı
K1 istinaf dilekçesinde özetle; mahallinde taşınmazın başında keşif icra edildiğini, 11/07/2019 havale tarihli bilirkişinin krokili raporunda kendilerine ait 119 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan incelemesinde ve hesaplanmasında; 19.659,50 TL masraf gerektiğini (2 nolu güzergah için) kavak ve söğüt ağaçlarının bulunduğunun belirtildiğini, 3 nolu güzergahda ise 32.244,00 TL’lik bir masrafın gerektiğinin belirtildiğini, komşu parsel 119 ada 8 parsel sayılı taşınmazda ise birinci güzergah olarak belirtilerek çitle çevrili olup kendisine komşu sınırda mevcut yol bulunduğunu ve bu güzergahda hiçbir ağaç fidanı bulunmadığının gösterilerek buranın maliyetinin 8.207,10 TL olarak belirtildiğini, bu yolun da şu an aktif olduğunu, kendisine ait 119 ada 6 parselden maliyeti yüksek yerden geçit hakkı verilmesinin uygun olmadığını, en uygun yerin ise bilirkişi krokili raporunda gösterilen ve 1. güzergah olarak belirtilen K2’e ait 119 ada 8 parsel olduğunu, bu durumda kendisine ait yerden geçit hakkı verildiğinde 119 ada 6 parsel ile komşu K2’e ait 119 ada 8 parseldeki her iki yolun komşu durumuna düşeceğini, bitişik durumda kalacağını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Geçit Hakkıistemine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir.
Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
(
Yargıtay
14.
Hukuk
Dairesi
‘nin
2011/5274
Esas,
2011/6669
Karar sayılı ilamı)
Somut olayda
; dava konusu 7 numaralı parselin davacıya, komşu 6 numaralı parselin ise davalılar K3 ve K1’ye ait olduğu, davalı K4’in dava konusu 6 numaralı parselde hissesinin bulunmadığı, davacı tarafça kendisine ait 7 parsel numaralı taşınmazın yolunun bulunmadığı gerekçesiyle 6 numaralı parselden geçit hakkı tesisine kararın verilmesinin talep edildiği, mahkemece davanın kabulüne yönelik kararın verildiği, davalı K4’in hissedar olmamasına karşın davalı K4 hakkında karar verilmediği dosyada mevcut bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Bilirkişilerin dava konusu 7 numaralı parsele geçit hakkı tesisi için 4 farklı alternatif sundukları, bu alternatiflerden 1 numaralı geçit hakkına konu yer ile ilgili olarak İnşaatçı ve Ziraatçı bilirkişilerin raporlarına göre, toplam 11.191,50 TL geçit hakkı bedelinin ödenmesinin gerektiği, 2 numaralı alternatifte İnşaatçı raporuna göre zemin bedelinin 7.584,50 TL, zeminin doldurulması için davacı tarafından yapılması gereken masrafın 12.075,00 TL, geçit hakkı tesis edilecek yerde bulunan ağaçların bedelinin 2.811,39 TL olarak belirtildiği, mahkemece davacının zemin düzletilmesi için yapacağı masraf gözetilmeksizin yerin zemin bedeli ve ağaçların bedeli toplamı 10.395,80 TL’nin depo ettirilerek 2 nolu yerden geçit hakkı tesisine yönelik kararın verildiği, 3 ve 4 nolu alternatiflerde ödenmesi gereken geçit hakkı bedelinin 1 ve 2 numaralı yerlerden çok fazla olduğu görülmektedir.
Mahkemece 2 nolu alternatiften geçit hakkı tesisine karar verilirken davacı tarafın yapacağı 12.075,00 TL dikkate alınmadığı gibi davalıya ait kesilecek ağaçların olması da dikkate alınmamıştır. 1 nolu alternatif bulunduğu yerde zeminde farklı kişiler tarafından kullanılan yol bulunmaktadır. Bu yolun olması, davacının ek bir masraf ödemeyecek olması ve 8 nolu parsel maliklerine ödenecek geçit hakkı bedelinin 2 nolu alternatif için ödenecek geçit bedelinden sadece 795,61 TL fazla olması ve 1 numaralı alternatifin bulunduğu yerde herhangi bir ağacın olmaması ve Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmesi hususları dikkate alındığında, 1 nolu alternatifin en uygun güzergah olduğu dikkate alınarak bu parsele ait tapu kaydı getirtilerek parsel maliklerinin davaya katılımlarının sağlanarak, delilleri toplanıp bu parsel üzerinden geçit hakkı tesisine karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususu ayrıntılı olarak değerlendirilmeden 1 numaralı alternatife göre davacının daha fazla aleyhine olacak şekilde 2 numaralı parselden geçit hakkı tesisine karar verilmesi isabetli değildir.
Bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK. nın 353/1-a-4, 6 bentleri uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1
–
Tufanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27/11/2019 tarih ve 2018/303 Esas, 2019/416 Karar sayılı kararına karşı d avalı K1’in istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-4, 6 bentleri uyarınca
KABULÜNE,
2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-
Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,
5-
Davalı tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-
Kararın, yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.01/07/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe