Adana BAM, 1. HD., E. 2019/1211 K. 2019/1274 T. 5.12.2019

İlgili HMK madde: HMK Madde 316
İlgili madde: TMK Madde 609

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

MERSİN 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ

DAVACI:

K1
– N1 – A1

MİRASBIRAKAN:

K2
– N2 – A2

DAVANIN KONUSU :

Mirasın Gerçek Reddi

KARAR YAZIM TARİHİ :

05/12/2019
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; annesi K2’den intikal eden mirası kayıtsızşartsız reddettiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

UYAP sisteminden çıkartılan nüfus kaydında; murisin Mersin ili, Yenişehir ilçesi, A3 Mah. nüfusuna kayıtlı K3 ve K4’den olma, 01/03/1958 doğumlu,
25/12/2018 tarihinde ölen
K2 olduğunu, davacının murisin mirasçısı olduğunu, davanın 25/01/2019 tarihinde açıldığını
, davanın 3 aylık yasal süre içinde açılmadığını gerekçe olarak belirtip davanın reddineyönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran d avacı dilekçesinde özetle; annesi K2’in 25/12/2018 tarihinde vefat ettiğini, 25/01/2019 tarihinde ise kayıtsız şartsız mirasın reddi talebinde bulunduğunu, Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce 3 aylık yasal süresi içinde başvurunun yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, zamanında gerekli işlemleri yaptığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Dava, Mirasın Gerçek Reddi istemine ilişkindir.

Yasal koşulların gerçekleşmesi halinde mirasçılar Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesine dayalı dava açabilecekleri gibi, Türk Medeni Kanununun 605/2 maddesine dayalı dava da açabilirler.

Gerçek ret, mirasçıların sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanı ile yapılır. (TMK m. 609) Yasal mirasçıların murisin ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirası reddetmeleri gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir.

Böyle bir davada sulh hukuk mahkemesi hakiminin görevi reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir.

Mirasın kayıtsız ve şartsız reddine ilişkin beyan sulh hukuk mahkemesine ulaştıktan sonra bu beyandan tek taraflı olarak dönülemez.Mirasın gerçek reddi beyanı mahkemeye ulaştıktan sonra ret beyanından, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebilir.
(Bknz.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2017/6234 Esas, 2018/6090 Karar sayılı ilamı)

Yukarıda belirtildiği şekilde dava, mirasın gerçek reddi istemine ilişkindir. HMK’nın 316/1. maddesine göre basit yargılama usulüne tabidir. 6100 sayılı HMK’nun “Ön İnceleme ve Tahkikat” başlıklı 320.maddesinde göre;
”(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.
(2) Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
(3) Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.” düzenlemesi ile basit yargılama usulünde öninceleme ve tahkikat aşamasının ne şekilde yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Kural olarak hakim tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hüküm veremez (HMK md.27). Yasanın bu hükmü yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve davanın sonuçlandırılabilmesi için konulmuştur. Bu nedenle, taraf teşkilinin sağlanması ve davalının savunma hakkını kullanması kamu düzeni ile ilgili olmakla mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde “Hukuki dinlenilme hakkı” düzenlenmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.’nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı)

HMK’nın 297/1-c bendine göre mahkemelerin gerekçeli kararlarında, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi ile sabit görülen vakıalar ile bunlardan çıkarılan sonuçlar ve hukuki sebeplerin bulunması gerekir. Bunun için de tarafların duruşmaya davet edilip, dinlenmeleri gerekir.

Her ne kadar HMK’nın 320/1. maddesinde, taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar vereceği belirtilmiş ise de; bunun ancak ön inceleme aşamasında ve mümkün olan hallerde olduğu belirtilerek uygulama alanı dar bir çerçeve ile belirlenmiştir.

Basit yargılama usulünde de, dilekçeler teatisi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamaları mevcuttur. Ancak bunlar yazılı yargılama usulünde olduğu gibi kesin şekilde birbirinden ayrılmamıştır.

Basit yargılama usulünde ön inceleme aşaması kabul edilmiş ve ön incelemede yapılacak işlemlerin basit yargılamada da gözetilmesi ve yargılamanın ön incelemedeki tespitler çerçevesinde yürütülmesi esası benimsenmiştir. Basit yargılamada ön incelemenin usulü HMK’nın 320. maddesinde gösterilmiştir.
(Bknz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2016/6209 Esas, 2016/9963 Karar sayılı ilamı)

Somut olayda; davacının, murisine ait mirası kayıtsız şartsız reddettiğini ileri sürerek 25/01/2019 tarihinde Antalya 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açtığı, ilgili mahkemece yetkisizlik kararı verildiği ve dosyanın yetkisizlik kararı sonrasında Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderildiği, mahkemece tensiben davanın 3 aylık süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile reddine yönelik kararın verildiği, dosyada mirasçılık belgesinin bulunmadığı ancak davacının murisin mirasçının olduğunun nüfus kaydından anlaşıldığı, murisin vefat ettiği 25/12/2018 tarihi ile davanın açıldığı 25/01/2019 tarihi dikkate alındığında 3 aylık sürenin dolmadığı, mahkemece sehven 3 aylık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine yönelik kararın verildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıdaki Yargıtay kararları içerikleri dikkate alındığında, mahkemece davacı taraf duruşmaya davet edilerek basit yargılama usulündeki şartlara uygun şekilde yargılama yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosya üzerinden 3 aylık sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-a-6 bendi uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 01/07/2019 tarih ve 2019/841 Esas, 2019/902 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvurusunun
, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-6 bendi uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın kaldığı yerden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
İstinaf eden tarafındanyatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde istinaf eden tarafa iadesine,

5-
İstinaf eden tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.05/12/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!