Adana BAM, 1. HD., E. 2018/694 K. 2018/809 T. 11.9.2018

İlgili TBK madde: TBK Madde 237
İlgili madde: TMK Madde 706

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

DÖRTYOL 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

28/02/2018

NUMARASI :

2014/148 Esas, 2018/143Karar

DAVACI:

K1 – N1 – A1

VEKİLİ:

Av. K2 – A2

DAVALILAR:

1 -K3 – N2 – A3

VEKİLİ:

Av. K4 – A4

2 -K5 – N3 – A5

3 -K6 – N4 – A6

4 -K7 – N5 – A6

5 -K8 – N6 – A7

6 -K9 – N7 – A1

VEKİLLERİ:

Av. K4 – A8
Av. K10 – A9

7 -K11 – N8 – A10
VEKİLLERİ
:

Av. K4 – A8
Av. K10 – A9
Av. K12 – A11

DAVANIN KONUSU :

Tapuda kayıtlı taşınmazın tapu dışı yolla satın alınması nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde satış bedelinin iadesi davası

DAVA TARİHİ :

07/03/2014

DAİRE KARAR TARİHİ :

11/09/2018

KARAR YAZIM TARİHİ :

11/09/2018
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’ nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Davacının davalıların murisi K13’ın eniştesi olduğunu, davacının Muris K13’ın kayın pederi olmasına güvenerek, 1996 yılında K13 adına kayıtlı bulunan Yeniyurt Köyü A12 mevkii, 588 parseldeki 1.000 metrekare hisse ile Yeniyurt köyü, A13 mevkii, 720 Parseldeki 1730 metrekare hisseleri satın aldığını, tarafların tapuda hemen devir yapamamaları nedeniyle kendi aralarında sözleşme yaparak senet tanzim ettiklerini, güvence olması açısından kök muris K13’ın davacıya tarihsiz, üzerinde bedel yazılmayan boş bir bonoya imza atarak verdiğini, bu bonoya davalılardan K6 ile K7’ın da kefil olduklarını, bononun arka yüzüne, davaya konu taşınmazların satıldığının, tapuda devir edilmediği takdirde bu senedin işleme konulacağının belirtildiğini, bu yazının altınının ise yine kök muris K13’ın imzaladığını, davalılardan K5, K11 ve K3’ın ise kefil olarak imza attıklarını, bononun unsurlarının eksik olması nedeni ile geçersiz olduğu düşünülebilir ise de, bu bonunun ön ve arka yüzü birlikte değerlendirildiğinde, tarafların iradelerinin taşınmaz satışı olduğunun anlaşıldığını, tarafların akrabalık derecesi gözetildiğinde HMK.nın 203. maddesi gereğince senetle ispat zorunluluğu olmadığını, tarafların imzaları ve iradeleri bulunan bu belgenin aynı zamanda yazalı delil başlangıcı olduğunu, davacının taşınmazı satın alır almaz taşınmazın zilyeliğinide teslim aldığını, taşınmaz içerisine ağaçlar dikerek bahçe haline getirildiğini, ev yaptığını, davacının kendisine ayrılan hissedeki ağaçların bakımını yapıp ürünlerinden istifade ettiğini, yaptığı evde oturduğunu, hisselerin devrinin sağlanması için davalılara müracaat edilse dahi davalılar buna bir türlü yanaşmadıklarını belirterek, davaya konu Yeniyurt Köyü, A12 mevkii, 588 parseldeki 1.000 metrekare hisse ile Yeni Yeniyurt köyü, A13 mevkii, 720 Parseldeki 1730 metrekare hisselerin iptali ile davacı adına tesciline, tapu iptal ve tescil talepleri uygun görülmez ise davalıların sebepsiz zenginleşmeleri nedeni ile oluşan alacaklarının 1.000,00 TL kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Bir kısım davalılar ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; tanıkların ifadesi değerlendirildiğinde, A13 mevkiindeki taşınmazın alımında tarafların birlikte davrandığı fakat hangi tarafın diğerine ne kadar borçlu olduğuna dair belirli bir miktar belirtilmediği, A12 Mevkiindeki taşınmaza ise K1 ve eşinin akrabaların yardımıyla ev yapıldığının belirtildiği, mahalli bilirkişinin beyanında bu taşınmazın K13’a babasından kaldığının belirtildiği dikkate alınıp tüm tanık beyanları da incelendiğinde davacının davalıdan sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak maddi değere ilişkin bir bulguya rastlanmadığı, davacının davasının dayanağı olan bononun taşınmaz satış vaadine ilişkin olduğu fakat resmi geçerlilik şartı olan noterde yapılmadığı ancak noterde yapılıp üzerinde belirli bir bedel olması halinde davacının bu bedeli talep edebileceği, sebepsiz zenginleşme alacağı için bir bedelin verilmiş olması ve bunun ispatlanmış olması gerekeceği, tüm dosya kapsamı incelendiğinde davacının vermiş olduğu bedeli ispat edemediği, herhangi bir yazılı delil sunmadığı, davasını ispat edemediği gerekçe olarak belirtilip davanın reddine yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usül ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların şahidi olarak dinlenen K14’ün beyanlarından taşınmazların K1 tarafından bedeli ödenerek satın alındığını ancak davalıların murisi K13 ve davalılarca, davacının kandırılarak aralarındaki akrabalık bağından dolayı davacının iyiniyetinden faydalanılarak, satın aldığı taşınmazın tapusunun verilmediğini, mahkemece keşif yapılıp taşınmazların değerinin tespit edildiğini, bu değer üzerinden harcın tamamlaması için davacıya süre verildiğini, davacının harcı tamamladığını, şekle aykırılığın hukuki işlemin hüküm doğurmasına olanak vermez ise de şekil noksanlığının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, aktin ifa edilmemesinden doğan müspet zararın giderilmesinin istenebileceğini, adalet duygusunun bir gereği olarak buna önem atfetme zorunluluğu olduğunu, şekil noksanı nedeniyle bir sözleşmenin ifa edilmiş olmasa dahi bir kimsenin şeklin gerçekleşmesine kendi yararı için veya yanıltıcı hareketlerle engel olması, sözleşmenin sonradan kendi yararına olmadığını görünce ondan kurtulmak istemesi ahlaki duyguları rencide ediyorsa veya şeklin koruyucu etkisinden yoksun kaldığı için değil, aksine sırf kendi borçlarını yerine getirmekten kaçınma amacıyla şekilsizliği bir sebep olarak kullandığı anlaşılıyorsa, yine taahhütlerini mutlaka ifa edeceğini, sözleşmenin yapılmasından sonra teyit etmiş ve diğer tarafın sözleşmeye karşı beslediği güveni sebepsiz ve haksız olarak kuvvetlendirmiş ise, artık sözleşmenin şekil yönünden geçersizliğini ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması anlamını taşıyacağını, davacının aralarında hiç belge düzenlenmeden davacı karşı tarafın eşinin ailesi olması nedeniyle bu taşınmazı almak için bedel ödediğini, daha sonra ise karşı tarafın davacının kendine itimat etmesini sağlamak için davaya konu taşınmazların satışının yapıldığını belgelendirmek için bir bononun arkasına bu iradesini belirtiğini, yine güven duyulsun diye açık senet verdiğini, bu durumda mahkemece öncelikle taşınmazların tapusunun iptali ile tarafların aralarında yaptıkları miktar kadar taşınmazın davacı adına tesciline ya da dava konusu taşınmazların keşifte belirlenen değeri üzerinden davalılara bir bedel ödemesi hususunda davanın kabulüne karar vermesi gerektiğini belirterek, kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına ve yerel mahkemece yeniden yapılacak yargılamada davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, tapuda kayıtlı taşınmazın tapu dışı yolla satın alınması nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde satış bedelinin iadesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin davalıların murisi K13’dan dava konusu Yeniyurt Köyü A12 mevkii, 588 parseldeki 1.000 metrekare hisseyi ve Yeniyurt köyü, A13 mevkii, 720 Parseldeki 1730 metrekare hisseyi satın aldığını, davalıların tapuda devir işlemini yapmadıklarını belirterek hisselerin iptali ile davacı adına tesciline, tapu iptal ve tescil talepleri uygun görülmez ise davalıların sebepsiz zenginleşmeleri nedeni ile oluşan alacaklarının 1.000,00 TL kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Bir kısım davalılar, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

Mahkemece, davanın reddine yönelik karar verilmiş, İstinaf Yoluna davacı vekili başvurmuştur.

Kural olarak, tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmazın haricen satışı Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesi ve Tapu Kanunu’nun 26. maddesi hükümleri karşısında geçerli değildir.

Somut olayda, davalıların murisi K13’ın dava konusu Yeniyurt Köyü A12 mevkii, 588 parseldeki 1.000 metrekare hisse ile Yeniyurt köyü, A13 mevkii, 720 Parseldeki 1730 metrekare hisseyi davacıya haricen sattığı ileri sürülmektedir. Davacı, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre, satıcı K13 bakımından üçüncü kişi konumundadırlar. Böyle bir satış, haricen satan ve devralan kişiye herhangi bir hak bahşetmez. Ancak harici satış nedeniyle taraflar vermiş oldukları değerleri geri isteyebilirler. Öyle ise davacı vekilinin, kademeli olarak açtığı davada iptal ve tescil isteği yerinde görülmediği takdirde satış bedelinin uyarlanması suretiyle davalı taraftan bedelin alınmasını istediğine göre, denkleştirici adalet ilkesi gereğince satış parasının uyarlama kuralları çerçevesinde dava tarihindeki karşılığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekecektir. (Bknz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2013/22599 Esas, 2014/17375 Karar sayılı kararı)

Davacının haricen satın aldığını ileri sürdüğü hisselerin bedelini ödediği ispat edilememiştir. Davacının dayandığı senedin arkasında yer alan metinde bedelin alındığı veya satış yapıldığına ilişkin her hangi bir ifade bulunmamaktadır. Bu yönden mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 30/091988 gün, 1987/2 E. ve 1988/2 K. sayılı kararında; “Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilmeyeceğine; bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine göre hakimin M. K. nun 2. maddesini gözeterek açılan tescil davasını kabul edebileceği” belirtilmiştir.

Somut olayda; dava konusu taşınmazlar evveliyatında ve dava tarihi itibarıyla tarla vasfındadır. Saptanan olgular karşısında davacı vekilinin yukarıda zikredilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satın almadığı, tapu kaydında tarla vasfıyla kayıtlı taşınmazdan haricen hisse satın aldığı iddiasını ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Davacı tarafın temliken tescil talebi de bulunmamaktadır. Bu husus dava dilekçesinden ve ayrıca davacı vekilinin 21.06.2017 tarihli dilekçesi içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır.

O halde, davaya konu uyuşmazlık hakkında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 30/09/1988 gün, 1987/2 E. 1988/2 K. sayılı kararının, dolayısıyla TMK’nun 2. maddesinde yer alan objektif iyi niyet kuralının uygulanma yeri yoktur. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler yerinde değildir. (Bknz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2016/9163 Esas, 2017/15780 Karar sayılı kararı)

Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 28/02/2018 tarih ve 2014/148 Esas, 2018/143 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı tarafın istinaf başvurusunun
6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,

2-
Harçlar Yasası’na göre alınması gereken harç başlangıçta alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-
Talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK’nun 361/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde,
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.11/09/2018

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!